6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İade faturasına dayalı menfi tespit ve istirdat davasında ispat yükü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1414 E. 2022/1432 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İstirdat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir iade/reklamasyon faturasına konu malların karşı tarafa teslim edildiğinin ispatında, sevk irsaliyesinin karşı tarafın çalışanı tarafından imzalanmış olması, içeriği malların teslim edildiği hususunda karine oluşturur; karşı taraf bu imzaya açıkça itiraz etmemişse ve teslimin aksini ispatlayamamışsa, irsaliye ve fatura içeriğinin örtüşmesi teslim olgusunu kanıtlar. Ticari defter ve eki niteliğindeki belgeler (fatura, iade faturası) dava dilekçesinde delil olarak gösterilmişse ve mahkemece ibraz için kesin süre verilmemişse, bu belgelerin sonradan ibrazı usule aykırı sayılmaz; zira bu belgeler mahkemece re'sen incelenebilir. Buna karşılık, ayıplı mal teslimi iddiası gibi bir hukuki iddiayı ileri süren taraf, bu iddiayı ispat yükü altındadır; malı ibraz edememesi ve yemin deliline dayanmaması halinde iddiası ispatlanamamış sayılır ve bu fatura yönünden talep reddedilir.

Ele alınan sorunlar

15/09/2015 tarihli iade faturasına konu malların teslim edildiğinin ispatı → kabul

İddia: Davalı vekili, 15/09/2015 tarihli faturaya ilişkin irsaliye suretinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, hiçbir ürünün iade edilmediğini, salt irsaliye tesliminin fatura teslimi anlamına gelmeyeceğini ve reklamasyon faturasının kesilme nedeninin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: 15/09/2015 tarihli iade faturası içeriği malın aynı tarihli sevk irsaliyesi ile SGK kayıtlarına göre davalının çalışanı olduğu anlaşılan kişinin imzasına teslim edildiği, davalının bu sevk irsaliyesindeki imzaya ilişkin açıkça bir itirazının bulunmadığı, sevk irsaliyesinde iade edildiği belirtilen mallar ile iade faturasında belirtilen malların miktar ve cins itibariyle örtüştüğü tespit edilmiştir. Sevk irsaliyesinin teslim alan kısmının davalı çalışanı tarafından imzalanmış olması, içeriği malların davalıya iade edildiği hususunda karine oluşturmaktadır ve davalı tarafından bu teslim olgusunun aksi ispat edilememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Delillerin kanuni süresinden sonra ibraz edildiği itirazı → ret

İddia: Davalı vekili, faturaların davalıya teslim edildiğini ispata yarayan delillerin dosyaya 11/12/2017 tarihinde, kanuni süresinden sonra ibraz edildiğini ve bunun HMK'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı dava dilekçesinde ticari defterleri, fatura ve iade faturalarını delil olarak göstermiş olup mahkemece ibraz için kesin süre verilmemiştir. Ayrıca ticari defter ve eki niteliğinde olan belgelerin mahkemece re'sen incelenmesi mümkün olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

09/07/2015 tarihli reklamasyon faturasına konu ayıp iddiasının ispatı → ret

İddia: Davacı vekili, 09/07/2015 tarihli 18.003,60-TL bedelli reklamasyon faturasına davalı tarafça süresinde itiraz edilmediğini, bu nedenle bu fatura yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Dairenin kaldırma kararından sonra davacı, davalı tarafça teslim edilen malzemenin ayıplı olduğunu ileri sürmüş; ancak bu hususta ispat yükü kendisinde olan davacı, ayıplı mal teslimi iddiasını usulünce ispatlayamamıştır (kumaşları ibraz edememiş, yemin deliline de dayanmamıştır). Bu nedenle bu fatura yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sevk irsaliyesinin karşı tarafın çalışanı tarafından imzalanmış olmasının teslim karinesi oluşturduğu ve bu karinenin aksinin ispatlanmadığı sürece geçerli sayılacağı yönündeki değerlendirme, ticari uyuşmazlıklarda mal teslimi ispatı bakımından emsal niteliktedir. Ayrıca ticari defter eki belgelerin ibrazı için kesin süre verilmemişse sonradan ibrazının usule aykırı olmayacağı ve bu belgelerin re'sen incelenebileceği yönündeki tespit de usul hukuku bakımından emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit istirdat ispat yükü sevk irsaliyesi reklamasyon ticari defter kesin süre karine ayıplı mal teslimi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 31HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1414

KARAR NO 2022/1432

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/11/2021

NUMARASI 2021/599 Esas - 2021/1046 Karr

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/10/2022

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili aleyhine Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkilinin ... bank'daki hesabına haciz konulması sonucunda takipten haberdar olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan kumaş alımı yaptığını, davalı ile aralarındaki ticari ilişki bulunduğunu, davalıdan satın aldığı 275.130,43-TL tutarındaki kumaşlardan 69.110,58-TL'lik kısmını davalıya iade ettiğini, buna ilişkin 4 adet iade faturası düzenlediğini, iadelerin davalı şirketin sigortalı işçisi ...'e imza karşılığı yapıldığını, ayrıca müvekkilinin davalıya 4 adet çek ile 188.600-TL ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya 17.419,85-TL tutarında borcunun bulunduğunu ileri sürerek takip nedeniyle müvekkilinin davalıya 32.592,56-TL borçlu bulunmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında 26.02.2015 tarihinde sonuncusu 20.06.2005 tarihinde olmak üzere iplik satımı konusunda imzalanan toplam 13 adet sipariş teyit yazıları sonucunda ticari ilişkinin oluştuğunu, davacının sözleşme gereği üzerine düşen ödemeleri tam olarak yerine getirmediği için icra takibi yapıldığını, davaya konu olan icra takibinin 03.03.2016 tarihinde borcun icra dairesine ödenmesi sebebiyle sona erdiğini, bu tarihten sonra ikame edilen menfi tespit davasının usulden reddinin gerektiğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacı tarafın müvekkiline 50.012,41-TL borçlu olduğunun tespit edilebileceğini, davacı tarafın iade ettiğini iddia ve ifade ettiği kumaşlar ile reklamasyon faturalarının müvekkili tarafından kabul edilemez olduğunu, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında kumaş satımına ilişkin ticari ilişki bulunmadığını, sözleşmenin konusunun iplik olduğunu, bu nedenle kumaş iadesinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ilk olarak 28/11/2018 tarihinde, davalı alacaklının takip tarihi itibariyle davacıdan 185.550,41-TL tutarında alacaklı olduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının 152.957,85-TL borçlu olduğu, defterler arasındaki farkın davacı tarafından davalıya düzenlenen iade faturasından kaynaklandığı, 09.07.2015 ve 15.09.2015 tarihli iade faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, irsaliyeli faturalardaki ürünlerin davalı çalışanı ...'e teslim edildiği, tarafların ticari defterlerindeki takip tarihi itibariyle alacak ve borç miktarının 152.957,85-TL olduğu, takipten sonra 01.12.2015 tarihinde davacı tarafından 135.000-TL'lik ödeme yapıldığı, dava tarihi itibariyle davacının 17.957,85-TL borcunun kaldığı gerekçesiyle, icra dosyasına konu olan borcun tamamının davacı tarafından yatırıldığından fazla ödenen 32.054,56-TL'nin davalıdan istirdadına, %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararın istinafı üzerine Dairemizin 03/06/2021 tarihli 2019/859-2021/844 sayılı kararıyla 09/07/2015 tarihli 18.003,60-TL bedelli reklamasyon faturasına süresinde itiraz edilmesi nedeniyle mahkemece HMK 31.madde kapsamında hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü gereğince 09/07/2015 tarihli faturadaki reklamasyonun kaynağının davacıya açıklattırılması, reklamasyonun haklı olup olmadığının, haklı olması halinde davalıya yansıtılan bedelin doğru olup olmadığının, gerçek tutarın ne kadar olması gerektiğinin araştırılması gerektiğinden bahisle kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davacıya 09/07/2015 tarihli faturadaki reklamasyonun kaynağına ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı tarafından kumaşların bozuk çıktığından bahisle bu faturanın düzenlendiğini beyan ettiği, ancak kumaşları ibraz edemediği, yemin deliline de dayanmadığı, bu fatura bakımından ayıp iddiasını kanıtlayamadığı, 15.09.2016 tarihli fatura bakımından fatura içeriği malın aynı tarihli sevk irsaliyesi ile SGK kayıtlarına göre davalının çalışanı olduğu anlaşılan ...

imzasına teslim edildiği, davalının bu sevk irsaliyesindeki imza ile ilgili açıkça bir itirazı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından davacının 14.003,96-TL borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, HMK m.305/A hükmü gereğince verilen 18/05/2022 tarihli ek kararında, davacı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin kabulüne, 10.11.2021 tarihli kısa karara ve gerekçeli kararın 1. bendine "bu miktarın davalıdan istirdadına" ibaresinin eklenmesine, "Davacının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından davacının 14.003,96-TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktarın davalıdan istirdadına" hükmün bu hali ile tamamlanmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin davalıya toplamda 17.419,85-TL borcu bulunduğunu, 09/07/2015 tarihli 18.003,60-TL bedelli reklemasyon faturası düzenlediğini, faturaya süresinde itiraz edilmediğini, bu fatura yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 15/09/2015 tarihli fatura yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de bahse konu faturaya ilişkin irsaliyenin suretinin okunaklı ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davacı tarafın ibraz ettiği delilleri karşı tarafın okuyabileceği ve anlayabileceği şekilde sunması gerektiğini, davacı tarafından müvekkiline iade edilen hiç bir ürün bulunmadığını, yargılama sırasında da bu yöndeki itirazların açıkça beyan edildiğini, salt irsaliye tesliminin fatura teslimi anlamına gelmeyeceğini, 15/09/2015 tarihli irsaliyenin bağlı olduğu reklemasyon faturasının müvekkiline teslim edilmediğini, davacının 15/09/2015 tarihli reklemasyon faturasını ne için kestiğini ispat etmesi gerektiğini, dosyada alınan her iki bilirkişi raporunda da davacının davalıya takip tarihi itibariyle borçlu olduğu tespit edilmişken davanın kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, ayrıca faturaların davalıya teslim edildiğini ispata yarayan herhangi bir delil bulunmadığı halde dosyaya 11/12/2017 tarihinde yeni delil ibraz edilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece ilk olarak, 09.07.2015 ve 15.09.2016 tarihli iade faturalarının davalının çalışanı ...'e teslim edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya 32.054,56-TL fazla ödeme yaptığı, dava tarihi itibariyle davacının 17.957,85-TL borcunun kaldığı gerekçesiyle, icra dosyasına konu olan borcun tamamının davacı tarafından yatırıldığından fazla ödenen 32.054,56-TL'nin davalıdan istirdadına, %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararın istinafı üzere Dairemizce 09/07/2015 tarihli iade faturası nedeniyle davacı tarafından ileri sürülen reklemasyon iddiasının araştırılmasının gerekmesi nedeniyle kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmiş, mahkemece yeniden yapılan yargılamada davacının 09/07/2015 tarihli iade faturasına konu olan reklemasyon iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle 15/09/2015 tarihli fatura bakımından davacının 14.003,96-TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktarın davalıdan istirdadına karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 15/09/2015 tarihli 14.558,96-TL bedelli iade faturası ve 09/07/2015 tarihli 18.003,60-TL bedelli reklamasyon faturasından kaynaklanmakta olup bahsi geçen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Dairemizin önceki kararında da belirtildiği üzere, davacı tarafından düzenlenen 15/09/2015 tarihli 14.558,96-TL iade faturası içeriği malın aynı tarihli sevk irsaliyesi ile SGK kayıtlarına göre davalının çalışanı olduğu anlaşılan ... imzasına teslim edilmiş olup, davalı bu sevk irsaliyesindeki imza ile ilgili açıkça itirazda bulunmamıştır. 15/09/2015 tarihli sevk irsaliyesinde iade edildiği belirtilen mallar ile 15/09/2015 tarihli iade faturasında belirtilen mallar miktar ve cins itibariyle örtüşmektedir.

Sevk irsaliyesinin teslim alan kısmının davalı çalışanı tarafından imzalanmış olması içeriği malların davalıya iade edildiği hususunda karine oluştumakta olup davalı tarafından teslim olgusunun aksi ispat edilememiştir. Davalı tarafça, davacının dayanağı delillerin dosyaya kanuni süresinden sonra 11/12/2017 tarihinde ibraz edildiği ileri sürülmekte ise de davacı dava dilekçesinde ticari defterleri, fatura ve iade faturalarını delil olarak göstermiş olup mahkemece ibraz için kesin süre verilmediği gibi ticari defter ve eki niteliğinde olan belgelerin mahkemece re'sen incelenmesi mümkün olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan davacının dayandığı 09/07/2015 tarihli 18.003,60-TL bedelli reklemasyon faturası ile ilgili Dairemizin kaldırma kararından sonra davacı, davalı tarafça teslim edilen malzemenin ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de, bu hususta ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ayıplı mal teslimi iddiası usulünce ispatlanamadığından bu fatura yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Alınması gereken 956,60-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 786,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 170,04-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/94075 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.