Sicil müdürlüğünün davalı gösterildiği ihya davasının çekişmesiz yargıya tabi olmaması ve terkin öncesi ilanla yetinilen ihtarın usulsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1061 E. 2023/950 K. · · İlk derece: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım ve davalı olarak yer aldığı şirket ihyası davası çekişmesiz yargıya tabi olmadığından, bu davada verilen BAM kararı kesin değildir ve temyiz edilebilir. Esas yönünden, terkin öncesi öngörülen ihtar şirkete veya yetkilisine tebliğ edilmeksizin yalnızca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanla yapılırsa usulsüz olup, tebliğ işlemlerini yerine getirmeyen sicil müdürlüğü ihya davasında yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulur.
Ele alınan sorunlar
İhya davasında verilen BAM kararının kesin (çekişmesiz yargı) olup olmadığı → kabul
İddia: Davalı, ihya davasının çekişmesiz yargı işi ölçütlerinden hiçbirine ve basit yargılama usulüne girmediğini, dolayısıyla BAM kararının kesin olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ticaret sicil müdürlüklerinin TTK geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre açılan ihya davasında yasal hasım olması ve davada müdürlüğün davalı olarak gösterilmesi sebebiyle dava çekişmesiz yargıya tabi değildir; bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kesin nitelikte olmayıp temyiz edilebilir. Kesinlik gerekçesiyle temyiz istemini reddeden ek karar yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Terkin öncesi ihtarın usulsüzlüğü ve davalının yargılama gideri ile vekâlet ücretinden sorumluluğu → kabul
İddia: Davalı, terkin öncesi öngörülen ihtarı yaparak usuli işlemleri yerine getirdiğini, ihya davasının geç açıldığını ve yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin öncesi öngörülen ihtarın, öncelikle şirkete ya da şirket yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırıdır; davalı terkin öncesi tebliğ işlemlerini yerine getirmediğinden davacı yararına vekâlet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İhya davasının çekişmesiz yargıya tabi olmaması nedeniyle temyiz edilebilirliği ve terkin öncesi ilanla yetinilen ihtarın usulsüzlüğü yönünden emsal.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası↗ çekişmesiz yargı↗ kesinlik↗ yasal hasım↗ terkin öncesi ihtar↗ yargılama gideri sorumluluğu↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1061 E. , 2023/950 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1800 Esas, 2022/1733 Karar
DAVA TARİHİ 14.05.2022
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/454 E., 2022/734 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince 12.01.2023 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket hakkında Bakırköy 18. İş Mahkemesinde 2013/209 E. sayılı dosya ile dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, taraf ehliyetinin sağlanması gerektiğini ileri sürerek sicilden terkin edilen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi gereğince işlem yapıldığını, dava dışı şirketin incelenen dosyasına göre vergi kaydının terkin edildiği ve sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı hususlarının belirlendiğini, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesi gereğince re'sen terkin edildiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddi ile aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı, ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ihyası istenen şirkete ve şirket yetkilisine ihtarnamenin tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin istenilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, sicil müdürlüğünün yukarıda belirtilen hükümler uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarı yaparak usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği, terkin işleminden önce davacı tarafından terkin edilen şirket aleyhine dava açıldığı, derdest dava dosyası varken re'sen terkin işlemi yapılamayacağı, usulüne uygun bir terkin işlemi bulunmaması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık sürenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, sicilden re'sen terkin edilen dava dışı şirketin tüzel kişiliğinin Bakırköy 18.
İş Mahkemesinin 2013/209 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirket yetkilisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda savunmalarının tartışılmadan ve emsal içtihatlar dikkate alınmadan karar verildiğini, davacının iddiası olmamasına rağmen Mahkemenin müvekkilinin terkin işlemi öncesinde yapması öngörülen ihtarı yapıp usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği hususunun re'sen gözetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihya davasının re'sen terkin işleminden 6 yıl 7 ay sonra ikame edilmesi sebebiyle müvekkilinin aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun müvekkilinin kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtar, öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, davacı yararına vekâlet ücreti ve yargı giderine hükmedilmemesi için davalının terkin öncesi tebliğ işlemlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı temyiz başvurusu ise şirket ihyasına ilişkin kararların 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca çekişmesiz yargı işi olması sebebiyle kesin olduğu gerekçesi ile aynı Kanun'un 366 ncı maddesinin birinci fıkrası atfıyla kıyasen uygulanması gereken 346 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararlarına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya davalarının çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği maddede yer alan ölçütlerden hiçbirinin kapsamına girmediğini, mezkur davanın basit yargılama usulüne tabi davalar kapsamına da girmediğini belirtip ayrıca istinaf dilekçesindeki iddialarını da tekrarlamak suretiyle asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı şirketin sicilden terkin işleminin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, usul ve yasaya aykırı ise şirketin ihya edilmesi hâlinde davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti taktir edilip edilmeyeceğine noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 32 ve geçici 7 nci maddeleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, 366 ve 346 ncı maddelerinin birinci fıkraları.
3.Dairenin emsal nitelikteki 06.12.2021 tarih, 2021/8655 E. ve 2021/6877 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik verilen 05.12.2022 tarihli kararın kesin olduğundan bahisle 12.01.2023 tarihli ek karar ile davalının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre ticaret sicil müdürlüklerinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre açılan ihya davasında, yasal hasım olması ve açılan davada da İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün davalı olarak gösterilmesi sebebiyle dava çekişmesiz yargıya tabi olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince verilen 05.12.2022 tarihli karar kesin nitelikte değildir.
Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ek kararının bozularak kaldırılıp davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 12.01.2023 tarihli ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2022 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936604800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz