6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sicil müdürlüğünün davalı gösterildiği ihya davasının çekişmesiz yargıya tabi olmaması ve terkin öncesi ilanla yetinilen ihtarın usulsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1061 E. 2023/950 K. · · İlk derece: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım ve davalı olarak yer aldığı şirket ihyası davası çekişmesiz yargıya tabi olmadığından, bu davada verilen BAM kararı kesin değildir ve temyiz edilebilir. Esas yönünden, terkin öncesi öngörülen ihtar şirkete veya yetkilisine tebliğ edilmeksizin yalnızca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanla yapılırsa usulsüz olup, tebliğ işlemlerini yerine getirmeyen sicil müdürlüğü ihya davasında yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulur.

Ele alınan sorunlar

İhya davasında verilen BAM kararının kesin (çekişmesiz yargı) olup olmadığı → kabul

İddia: Davalı, ihya davasının çekişmesiz yargı işi ölçütlerinden hiçbirine ve basit yargılama usulüne girmediğini, dolayısıyla BAM kararının kesin olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ticaret sicil müdürlüklerinin TTK geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre açılan ihya davasında yasal hasım olması ve davada müdürlüğün davalı olarak gösterilmesi sebebiyle dava çekişmesiz yargıya tabi değildir; bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kesin nitelikte olmayıp temyiz edilebilir. Kesinlik gerekçesiyle temyiz istemini reddeden ek karar yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Terkin öncesi ihtarın usulsüzlüğü ve davalının yargılama gideri ile vekâlet ücretinden sorumluluğu → kabul

İddia: Davalı, terkin öncesi öngörülen ihtarı yaparak usuli işlemleri yerine getirdiğini, ihya davasının geç açıldığını ve yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin öncesi öngörülen ihtarın, öncelikle şirkete ya da şirket yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırıdır; davalı terkin öncesi tebliğ işlemlerini yerine getirmediğinden davacı yararına vekâlet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

İhya davasının çekişmesiz yargıya tabi olmaması nedeniyle temyiz edilebilirliği ve terkin öncesi ilanla yetinilen ihtarın usulsüzlüğü yönünden emsal.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası çekişmesiz yargı kesinlik yasal hasım terkin öncesi ihtar yargılama gideri sorumluluğu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1061 E.  ,  2023/950 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1800 Esas, 2022/1733 Karar

DAVA TARİHİ 14.05.2022

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/454 E., 2022/734 K.

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince 12.01.2023 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket hakkında Bakırköy 18. İş Mahkemesinde 2013/209 E. sayılı dosya ile dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, taraf ehliyetinin sağlanması gerektiğini ileri sürerek sicilden terkin edilen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi gereğince işlem yapıldığını, dava dışı şirketin incelenen dosyasına göre vergi kaydının terkin edildiği ve sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı hususlarının belirlendiğini, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesi gereğince re'sen terkin edildiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddi ile aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı, ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ihyası istenen şirkete ve şirket yetkilisine ihtarnamenin tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin istenilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, sicil müdürlüğünün yukarıda belirtilen hükümler uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarı yaparak usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği, terkin işleminden önce davacı tarafından terkin edilen şirket aleyhine dava açıldığı, derdest dava dosyası varken re'sen terkin işlemi yapılamayacağı, usulüne uygun bir terkin işlemi bulunmaması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık sürenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, sicilden re'sen terkin edilen dava dışı şirketin tüzel kişiliğinin Bakırköy 18.

İş Mahkemesinin 2013/209 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirket yetkilisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda savunmalarının tartışılmadan ve emsal içtihatlar dikkate alınmadan karar verildiğini, davacının iddiası olmamasına rağmen Mahkemenin müvekkilinin terkin işlemi öncesinde yapması öngörülen ihtarı yapıp usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği hususunun re'sen gözetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihya davasının re'sen terkin işleminden 6 yıl 7 ay sonra ikame edilmesi sebebiyle müvekkilinin aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun müvekkilinin kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtar, öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, davacı yararına vekâlet ücreti ve yargı giderine hükmedilmemesi için davalının terkin öncesi tebliğ işlemlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı temyiz başvurusu ise şirket ihyasına ilişkin kararların 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca çekişmesiz yargı işi olması sebebiyle kesin olduğu gerekçesi ile aynı Kanun'un 366 ncı maddesinin birinci fıkrası atfıyla kıyasen uygulanması gereken 346 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince reddedilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararlarına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya davalarının çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği maddede yer alan ölçütlerden hiçbirinin kapsamına girmediğini, mezkur davanın basit yargılama usulüne tabi davalar kapsamına da girmediğini belirtip ayrıca istinaf dilekçesindeki iddialarını da tekrarlamak suretiyle asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dışı şirketin sicilden terkin işleminin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, usul ve yasaya aykırı ise şirketin ihya edilmesi hâlinde davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti taktir edilip edilmeyeceğine noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 32 ve geçici 7 nci maddeleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, 366 ve 346 ncı maddelerinin birinci fıkraları.

3.Dairenin emsal nitelikteki 06.12.2021 tarih, 2021/8655 E. ve 2021/6877 K. sayılı kararı.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik verilen 05.12.2022 tarihli kararın kesin olduğundan bahisle 12.01.2023 tarihli ek karar ile davalının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre ticaret sicil müdürlüklerinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre açılan ihya davasında, yasal hasım olması ve açılan davada da İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün davalı olarak gösterilmesi sebebiyle dava çekişmesiz yargıya tabi olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince verilen 05.12.2022 tarihli karar kesin nitelikte değildir.

Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ek kararının bozularak kaldırılıp davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 12.01.2023 tarihli ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2022 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936604800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1800 E. 2022/1733 K.

Terkin öncesi tebliğ yapılmayan şirketin ihyasında sicil müdürlüğünün sorumluluğu

Gerekçe özeti

TTK geçici 7. madde kapsamında münfesih sayılan şirketler hakkında re'sen terkin işlemi öncesinde öngörülen ihtarın, şirkete veya yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırıdır ve bu şekilde yapılan terkin işlemi hukuka uygun sayılmaz. Terkin öncesi tebliğ yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamayan sicil müdürlüğü, usule aykırı terkinde kusurlu kabul edilerek ihya davasının yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulur; ticaret sicili işlemlerini tam olarak yerine getirmiş olan idare aleyhine ise yargı giderine hükmedilemez.

Emsal değeri

TTK geçici 7. madde kapsamında re'sen terkin öncesi yapılması gereken ihtarın, şirkete/yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılmasının usule aykırı olduğu ve bu durumda sicil müdürlüğünün terkinde kusurlu sayılarak yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: şirketin ihyası (ek tasfiye) re'sen terkin TTK geçici 7. madde münfesih şirket tebliğ usulüne aykırılık ilanla ihtar yargı gideri sorumluluğu tasfiye memuru

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1800

KARAR NO 2022/1733

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/06/2022

NUMARASI 2022/454 Esas - 2022/734 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/12/2022

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili kurum tarafından sicilden terkin edilen ... San. Ltd. Şti. hakkında Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin 2013/209 Esas sayılı dosyasından dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu, davanın devam edebilmesi ve taraf ehliyetinin sağlanması amacıyla ilgili şirketin tüzel kişiliğinin ihyası için işbu davayı açmanın zorunluluğunun doğduğunu, dava açmakta hukuki yararı bulunan müvekkili kurum adına açılan davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü' nün ... sicilinde kayıtlı ... Limited Şirketi'nin Bakırköy 18. İş Mahkemesi' nin 2013/209 Esas sayılı dosyası ve alacağın icrası bağlamında ihyası ile sicile yeniden tesciline, tasfiye memuru olarak şirket yetkilisi ve ortağı olan ...

T.C kimlik numaralı ...'ın görevlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Ltd.Şti'nin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı TTKnun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında;

"sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı TTK’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih şirketlerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, .Müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığını, şirketin terkin edileceğinin 07.07.2015 tarihli TSG'nde ilan edildiğini, bu durumda terkin öncesi şirkete ilişkin işlemlerin yapılması için şirket ve yetkilisine usulüne uygun şekilde tebligat gönderildiğini, müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde; 480345-0 sicil nosunda kayıtlı ... Limited Şirketi'nin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca ve 30/12/2012 tarih 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan " Münfesih Olmasına ve Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5. Maddesinin 4. Bendine göre resen terkine kapsamına alınarak ihtar ve ilan prosedürlerinin tamamlanmasının ardından" şirketin 09/10/2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, somut uyuşmazlıkta; şirketin aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısını yapmadığı ve TTK'nın geçici 7.

maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ancak ihyası istenen şirkete ve şirket yetkilisine ihtarnamenin tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin istenilmesine rağmen sunulmadığı,sicil müdürlüğünün yukarıda belirtilen hükümler uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarı yaparak usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği,ayrıca terkin işleminden önce davacı tarafından terkin edilen şirket aleyhine dava açıldığı, derdest dava dosyası varken resen terkin işlemi yapılamayacağı, davacının hukuki yararının bulunduğu,usulüne uygun bir terkin işlemi bulunmaması nedeniyle Kanun'da öngörülen 5 yıllık sürenin somut olayda uygulanamayacağı gözetilerek;

davanın kabulü ile davalı Müdürlüğün işleminin kaldırılarak dava dışı resen terkin edilen şirketin ihyasına, terkin sebebi gözönüne alınarak ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için ihyası talep edilen şirketin ortağı ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, davalı sicil müdürlüğünün Kanun'da belirtildiği gibi ilan ve tebligatları yaparak idari sorumluluğunu yerine getirdiğini ispat edemediğinden ve kanunen tasfiyeye girmemesi gereken şirketi tasfiyeye soktuğu hususları gözönüne alınarak davalı sicil müdürlüğü aleyhine vekâlet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, davacı vekilince, ne dava dilekçesinde ne de yargılama boyunca ileri sürülmeyen bir iddianın araştırılarak müvekkil aleyhine yargı giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, gerçekten de, davacı tarafın ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden husus, Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2013/209 E. sayılı dava dosyasının sonuçlandırılmasından, taraf teşkilinin sağlanmasından ibaret olduğunu, davacı tarafça, dava dilekçesinde ve yargılama boyunca anılan husustan başka bir hususa dayanılmadığını ve ileri sürülmediğini, dava konusu şirketin 09.10.2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olmasına, ihya (ek tasfiye) davasının ise 14.05.2022 tarihinde yani 6 yıl 7 ay 5 gün sonra diğer bir ifadeyle, re'sen terkin işleminden 5 yıl geçtikten sonra ikame edilmesi karşısında müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, huzurdaki davanın konusunu, dava konusu şirkete ve yetkililerine tebligat yapılıp yapılmaması oluşturmadığı gibi, dava süreci ve davacı tarafın dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumundan olması bakımından huzurdaki davanın her hâlükarda açılacağı ileri sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ancak ihyası istenen şirkete ve şirket yetkilisine ihtarnamenin tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin istenilmesine rağmen sunulmadığı, sicil müdürlüğünün yukarıda belirtilen hükümler uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarı yaparak usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği gerekçesiyle davalıyı yargı gideri ve davacı yararına vekalet ücreti ile sorumlu tutulmuştur. İhya davası açıldığından mahkemece davalı sicile yazılan tensip zaptı gereği;

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden ihyası istenen şirketin tasfiye olup olmadığı, sicilden terkin edilip edilmediği, var ise tasfiye memurunun kim olduğu ve adresi ile, şirket muamele merkezini gösterir sicil kayıtlarının celbine, (cd ortamına yüklenmeksizin ) eğer geçici 7. madde uyarınca terkini yapılmışsa, şirkete gönderilen tebligat ve tebliğ belgesi ile terkin gerekçesinin de sorulmasına karar verilmiş, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü sicil dosyası ile birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilan metnini göndermiştir. Somut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yada yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı , 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.

maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Ticaret sicili işlemleri tam olarak yerine getirmiş ise aleyhine yargı giderine hükmedilemeyecektir. (Yargıtay 11.HD'nin 15/01/2020 Tarih 2019/5184 Esas 2020/440 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; davacı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmemesi için davalının terkin öncesi tebliğ işlemlerini yerine getirilmediği anlaşılmakla, terkinde kusurlu sayılarak aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yargı giderine resen hükmedileceğinden, davalı tarafça ileri sürülmesine gerek olmadığından, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı kurum tarafından yapılan 44-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/12/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.