Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6005 E. 2023/802 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ dürüstlük kuralı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ bilirkişi incelemesi↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ ihtarname↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/590 E., 2018/163 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004/46218 tescil numaralı "WIC..." ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markanın 10., 25. ve 26. sınıflarda tescilli olduğunu, davalının da müvekkili ile aynı ayakkabıcılık alanında faaliyet gösterdiğini ve 2016/90496 tescil numaralı "..." ibareli markasını 25. sınıfta tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkili markası ile iltibas oluşturduğunu, davalı ile müvekkili aynı sektörde faaliyette bulunduğundan davalının müvekkilinin markasından haberdar olması nedeniyle tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalıya ait markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci, 6 ncı ve 25 inci maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı markasının "..." şeklinde okunurken müvekkilinin markasının "..." şeklinde okunduğunu, her iki markada "..." ibarelerinin ortak olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde "..." ibaresi içeren birçok marka bulunduğunu, davacı markasının piyasada bilinen bir marka olmayıp karıştırılma ihtimalinin de söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda marka hakkının ihlalinin söz konusu olacağı, mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerektiği, somut olayda davacı tarafa ait tescilli "... + şekil" markasının İngilizce bir sözcükten ibaret olup sözlük anlamının sepet örgüsü olduğu, davalı tarafa ait markanın ise "..." ibaresi olup karşılığı olmayan yabancı bir kelime olduğu, her iki marka birlikte dikkate alındığında, yabancı kelimelerden ibaret olup markaların tek ortak yönünün sonlarındaki "..." ibaresi olduğu, bir bütün hâlinde bakıldığında "..." ibaresi dışında markaların söylemlerinin, anlamlarının benzer olmayıp baştaki harf diziliminin farklı olduğu, "..." ibaresinin bir çok spor ayakkabı markasında sonda kullanılan bir ibare olduğu ve baştaki ibareler de bir bütün hâlinde ayırt edici olup ortalama tüketici nezdinde markaların bir bütün hâlinde karıştırılma ve benzerliğinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın ayakkabı sektöründeki kişiler tarafından bilinen bir marka olduğunu, davalının daha önce 2014/19513 tescil numarası ile "WAYKIRS" markasını 25. sınıfta tescil ettirmek istediğini, ancak TPMK'nın reddettiğini, davalının bunun üzerine dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, Mahkemenin bilirkişi incelemesi yapmadan karar vermesinin doğru olmadığını, davalının imalathanesinin Sultangazi'de bulunduğunu, müvekkilinin ilk fabrikasının da aynı ilçede olduğunu, müvekkilinin şu anda Güneşli'de faaliyette bulunduğunu, davalının imalathanesi ile müvekkilinin fabrikası arasında 5-6 km mesafe bulunduğunu, davalıya 08.10.2015 tarihinde ihtarname gönderilmesine rağmen marka tescili yaptırmasının davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, markaların yazılış, okunuş, anlam ve görsel algı yönünden tamamen aynı olduğunu, iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalının müvekkiline ait markasının piyasadaki tanınmışlığından yararlandığını, markaların aynı sınıfta tescilli olduğunu belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait 2004/46218 tescil numaralı "... + şekil" markasının 10., 25., 26. sınıflarda tescilli olduğu, davaya konu "..." markasının ise 25. sınıfta tescilli olduğu, iltibas değerlendirmesi açısından yapılan incelemeye göre taraf markalarının okunuşlarının aynı olduğu, 25. sınıf bakımından her iki tarafın markasının tescilli olduğu, buna göre ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ve iltibas tehlikesinin bulunduğu, öte yandan Türkiye'de "..." sözcüğünün anlamının tüketiciler tarafından bilinmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalıya ait 2016/90496 tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 25. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı markası ile davalı markasının yazılış, okunuş, şekil ve anlam olarak birbirine benzemediğini, iki markadaki ortak kelime olan "..." ibaresi ile ilgili TPMK nezdinde tescilli birçok markanın olduğunu, bu ibarenin tek başına koruma değerinin olmadığını, aynı faaliyet kolunda olsa bile markaların şekil, görsel ve işitsel unsurlar ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı markasının piyasada maruf bir marka olmadığını, tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı markasındaki "WAY" ibaresinin davacı markasına göre okunuşunun farklı olduğunu ve daha geniş yer kapladığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12771 E. 2014/17312 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7426 E. 2022/3768 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… bıcılık alanında faaliyet gösterdiğini ve 2016/90496 tescil numaralı "..." ibareli markasını 25. sınıfta tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkili markası ile «iltibas» oluşturduğunu, davalı ile müvekkili aynı sektörde faaliyette bulunduğundan davalının müvekkilinin markasından haberdar olması nedeniyle tescilinin kötü niyetli old …
… 25. sınıfta tescil ettirmek istediğini, ancak TPMK'nın reddettiğini, davalının bunun üzerine dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, Mahkemenin «bilirkişi incelemesi» yapmadan karar vermesinin doğru olmadığını, davalının imalathanesinin Sultangazi'de bulunduğunu, müvekkilinin ilk fabrikasının da aynı ilçede olduğunu, müvekkilinin şu anda Güneşli'de faaliyette bulunduğunu, davalının imalathanesi ile müvekkilinin fabrikası arasında 5-6 km mesafe bulunduğunu, davalıya 08.10.2015 tarihinde «ihtarname» gönderilmesine rağmen marka tescili yaptırmasının davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, markaların yazılış, okunuş, anlam ve görsel algı yönünden tamamen aynı olduğunu, «iltibas» tehlikesi bulunduğunu, davalının müvekkiline ait markasının piyasadaki tanınmışlığından yararlandığını, markaların aynı sınıfta tescilli olduğunu belirterek yerel …
… cıya ait 2004/46218 tescil numaralı "... + şekil" markasının 10., 25., 26. sınıflarda tescilli olduğu, davaya konu "..." markasının ise 25. sınıfta tescilli olduğu, «iltibas» değerlendirmesi açısından yapılan incelemeye göre taraf markalarının okunuşlarının aynı olduğu, 25. sınıf bakımından her iki tarafın markasının tescilli olduğu, buna göre «ortalama tüketici» nezdinde markaların karıştırılma ve iltibas tehlikesinin bulunduğu, öte yandan Türkiye'de "..." sözcüğünün anlamının tüketiciler tarafından bilinmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalıya ait 2016/90496 tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 25. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve si …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine, «haksız rekabetin» tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile «iltibas» oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine, 15.000,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsil …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine, «haksız rekabetin» tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile «iltibas» oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine, 15.000,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsil …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6005 E. , 2023/802 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/3500 Esas, 2021/1272 Karar
DAVA TARİHİ 01.12.2017
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/590 E., 2018/163 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004/46218 tescil numaralı "WIC..." ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markanın 10., 25. ve 26. sınıflarda tescilli olduğunu, davalının da müvekkili ile aynı ayakkabıcılık alanında faaliyet gösterdiğini ve 2016/90496 tescil numaralı "..." ibareli markasını 25. sınıfta tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkili markası ile iltibas oluşturduğunu, davalı ile müvekkili aynı sektörde faaliyette bulunduğundan davalının müvekkilinin markasından haberdar olması nedeniyle tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalıya ait markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci, 6 ncı ve 25 inci maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı markasının "..." şeklinde okunurken müvekkilinin markasının "..." şeklinde okunduğunu, her iki markada "..." ibarelerinin ortak olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde "..." ibaresi içeren birçok marka bulunduğunu, davacı markasının piyasada bilinen bir marka olmayıp karıştırılma ihtimalinin de söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda marka hakkının ihlalinin söz konusu olacağı, mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerektiği, somut olayda davacı tarafa ait tescilli "... + şekil" markasının İngilizce bir sözcükten ibaret olup sözlük anlamının sepet örgüsü olduğu, davalı tarafa ait markanın ise "..." ibaresi olup karşılığı olmayan yabancı bir kelime olduğu, her iki marka birlikte dikkate alındığında, yabancı kelimelerden ibaret olup markaların tek ortak yönünün sonlarındaki "..." ibaresi olduğu, bir bütün hâlinde bakıldığında "..." ibaresi dışında markaların söylemlerinin, anlamlarının benzer olmayıp baştaki harf diziliminin farklı olduğu, "..." ibaresinin bir çok spor ayakkabı markasında sonda kullanılan bir ibare olduğu ve baştaki ibareler de bir bütün hâlinde ayırt edici olup ortalama tüketici nezdinde markaların bir bütün hâlinde karıştırılma ve benzerliğinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın ayakkabı sektöründeki kişiler tarafından bilinen bir marka olduğunu, davalının daha önce 2014/19513 tescil numarası ile "WAYKIRS" markasını 25. sınıfta tescil ettirmek istediğini, ancak TPMK'nın reddettiğini, davalının bunun üzerine dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, Mahkemenin bilirkişi incelemesi yapmadan karar vermesinin doğru olmadığını, davalının imalathanesinin Sultangazi'de bulunduğunu, müvekkilinin ilk fabrikasının da aynı ilçede olduğunu, müvekkilinin şu anda Güneşli'de faaliyette bulunduğunu, davalının imalathanesi ile müvekkilinin fabrikası arasında 5-6 km mesafe bulunduğunu, davalıya 08.10.2015 tarihinde ihtarname gönderilmesine rağmen marka tescili yaptırmasının davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, markaların yazılış, okunuş, anlam ve görsel algı yönünden tamamen aynı olduğunu, iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalının müvekkiline ait markasının piyasadaki tanınmışlığından yararlandığını, markaların aynı sınıfta tescilli olduğunu belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait 2004/46218 tescil numaralı "... + şekil" markasının 10., 25., 26. sınıflarda tescilli olduğu, davaya konu "..." markasının ise 25. sınıfta tescilli olduğu, iltibas değerlendirmesi açısından yapılan incelemeye göre taraf markalarının okunuşlarının aynı olduğu, 25. sınıf bakımından her iki tarafın markasının tescilli olduğu, buna göre ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ve iltibas tehlikesinin bulunduğu, öte yandan Türkiye'de "..." sözcüğünün anlamının tüketiciler tarafından bilinmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalıya ait 2016/90496 tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 25.
sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı markası ile davalı markasının yazılış, okunuş, şekil ve anlam olarak birbirine benzemediğini, iki markadaki ortak kelime olan "..." ibaresi ile ilgili TPMK nezdinde tescilli birçok markanın olduğunu, bu ibarenin tek başına koruma değerinin olmadığını, aynı faaliyet kolunda olsa bile markaların şekil, görsel ve işitsel unsurlar ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı markasının piyasada maruf bir marka olmadığını, tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı markasındaki "WAY" ibaresinin davacı markasına göre okunuşunun farklı olduğunu ve daha geniş yer kapladığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936542900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz