6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | Çekin iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6077 E. 2023/1416 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin bedelsizliği tasarruf yetkisi çek iptali bloke ihbar olunan lehtar bedelsizlik kira sözleşmesi ikrar ihbar ihtar yargılama gideri esastan ret iflas ihtarname çek yetkisizlik kararı menfi tespit yükleten (shipper) vekalet ücreti ibraz teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/1368 E., 2017/614 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve çek iptali istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka Şehremini Şubesi müşterisi dava dışı ...'ın 05.01.2015 tarihli talimatına istinaden kendisine 170.000,00 TL tutarında, 05.07.2015 vadeli, davalı ... emrine Z5919154 nolu bloke çek düzenlenerek elden teslim edildiğini, dava dışı ... söz konusu çeki davalı ... Gayrimenkul firmasına verdiğini, 15.04.2015 tarihinde davalı ... yetkilisi... ve ...'ın bloke çeki Şehremini Şubesi Operasyon yetkilisine iade edildiğini ve anılan çekin iptal edilmesi talimatını verdiklerini, çekin iptal edildiğini, çekin aslının şubede bulunduğunu, davalı ... ile dava dışı ... arasında ticari ilişkiden dolayı yaşanan gelişmeler sonrasında, davalı ... yetkilisi...'nın şubeye gelerek çek bedeline ilişkin tahsilat yapamadığı iddiasıyla kendisine aynı tutarlı yeni bir bloke çek düzenlenerek verilmesi talebinde bulunduğunu, 170.000,00 TL tutarında, 05.07.2015 vadeli, davalı ... emrine Z5919158 nolu yeni bir bloke çek düzenlendiğini,...'nın çekin üzerine sehven iptal edilen Z5919154 nolu çekin yerine elden teslim aldım ibaresini ekleyip imzaladığını ve çeki teslim aldığını, Z5919158 nolu çekin düzenlenmesine istinaden dava dışı ...'ın müvekkil banka nezdindeki vadesiz TL hesabındaki 170.000,00 TL 15.04.2015 tarihinde bloke çekler hesabına aktarıldığını, dava dışı ... 17.04.2015 tarihli ihtarnamesi ile Z5919154 nolu çekin iade edilmesine rağmen, iradesi dışında blokeli çekin davalı tarafa teslim edilmiş olduğunu, hesabı üzerindeki blokenin kaldırılmasını ve davalı aleyhine çekin hükümsüzlüğüne dair dava açılmasını bildirdiğini ileri sürerek dava konusu bloke çek nedeniyle müvekkil bankanın borçlu olmadığının tespitine, ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesine bloke çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; banka tarafından davalı müvekkili emrine keşide edilen bloke çek üzerindeki tasarruf yetkisinin sadece lehtar konumundaki davalı müvekkili şirkete ait olduğunu, bloke çek üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan dava dışı müşterinin tek taraflı irade beyanı ile çeki iptal eden davacı bankanın kendi kusurundan doğan zararını müvekkiline yansıtamayacağını, bloke çekin hukuki mahiyeti gereği davacı bankanın çek bedelinden sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.İhbar olunan beyan dilekçesinde; davalı şirket yetkilisi ile birlikte bankaya giderek çeki iptal ettiklerini ancak daha sonra davalı şirket yetkilisinin yeniden bankaya giderek haberi ve talimatı olmadığı halde banka görevlileriyle anlaşarak 170.000,00 TL tutarındaki başka bir çeki bankadan aldığını, davacı bankanın hukuka ve bankacılık kurallarına aykırı hareket ettiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın ilk düzenlenen 05.07.2015 tarih Z5919154 nolu çeki davalı şirket yetkilisi ve ihbar olunan ...'ın talimatıyla iptal edildiği halde, hesap sahibi ... olmasına rağmen Z5919158 nolu çekin yalnızca davalı şirket yetkilisi...'nın şifahi beyanıyla düzenlemesinin banka mevzuat ve sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmadığı, konu ile ilgili idari soruşturmada da banka çalışanlarının bu şekilde ifade verdikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'ın ihtarı üzerine işbu davanın ikame edildiğini, hatta ihbar olunan ... tarafından daha sonra, müvekkil Banka aleyhine İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 2015/865 E. sayılı dosyasından, dava konusu bloke çekin hükümsüz kılınması, bloke çekin müvekkili bankadan tahsili amacıyla dava ikame edildiğini, ihbar olunan ... bloke çeke ilişkin olarak davalıya ödeme yaptığını iddia ettiğini, davalının ise kendisine ödeme yapılmadığını belirttiğini, söz konusu kişiler kendi aralarındaki husumet ile ilgili birbirlerine karşı hileli davranışlarda bulunurken müvekkilinin arada kaldığını, dava konusu bloke çekin davalı tarafından ibraz olunduğunu ve çek bedeli 06.07.2015 tarihinde davalıya ödendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve kira sözleşmesinin mahkemece yeterince incelenmediğini, taraflar arasındaki ilişkiden kaynaklı alacak borç ilişkisi hususunda tam bir tespit yapılmadığını, ihbar olunanın haksız olduğunu, davalıya borcunu ödemediğini, nihai olarak blokede bulunan tutarla borcun ödendiğini, ihbar olunan ...'ın söz konusu dava konusu olayla ilgili olarak herhangi bir zararının oluşmadığını, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, müvekkili aleyhine vekalet ücretine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin, dava dışı ...'ın bilgisi ve onayı olmadan düzenlenerek davalıya verildiğinin davacı banka tarafından ikrar edildiği, dava dışı kişi tarafından davalıya yapılmış bir ödeme de bulunmadığından çekin bedelsiz kalmaması nedeniyle iptalinin mümkün olmadığı, çekin bedelsiz kaldığının ispatından sonra ancak çekin iptali husususun değerlendirilebileceği ancak dosyada çekin bedelsiz kaldığına ilişkin delil bulunmadığı, dava tarihi itibariyle davalının çeki kullanmakta haklı olduğu, kararın da dava tarihindeki duruma göre verilmesi gerektiği, davacı bankanın kusurundan kaynaklanan bir zararının olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davaya konu bloke çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, bloke çekin verilmesinde davacı bankanın kusurlu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2259 E. 2014/9321 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6077 E.  ,  2023/1416 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/415 Esas, 2021/737 Karar

DAVA TARİHİ 03.06.2015

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1368 E., 2017/614 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve çek iptali istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka Şehremini Şubesi müşterisi dava dışı ...'ın 05.01.2015 tarihli talimatına istinaden kendisine 170.000,00 TL tutarında, 05.07.2015 vadeli, davalı ... emrine Z5919154 nolu bloke çek düzenlenerek elden teslim edildiğini, dava dışı ... söz konusu çeki davalı ... Gayrimenkul firmasına verdiğini, 15.04.2015 tarihinde davalı ... yetkilisi... ve ...'ın bloke çeki Şehremini Şubesi Operasyon yetkilisine iade edildiğini ve anılan çekin iptal edilmesi talimatını verdiklerini, çekin iptal edildiğini, çekin aslının şubede bulunduğunu, davalı ... ile dava dışı ... arasında ticari ilişkiden dolayı yaşanan gelişmeler sonrasında, davalı ... yetkilisi...'nın şubeye gelerek çek bedeline ilişkin tahsilat yapamadığı iddiasıyla kendisine aynı tutarlı yeni bir bloke çek düzenlenerek verilmesi talebinde bulunduğunu, 170.000,00 TL tutarında, 05.07.2015 vadeli, davalı ...

emrine Z5919158 nolu yeni bir bloke çek düzenlendiğini,...'nın çekin üzerine sehven iptal edilen Z5919154 nolu çekin yerine elden teslim aldım ibaresini ekleyip imzaladığını ve çeki teslim aldığını, Z5919158 nolu çekin düzenlenmesine istinaden dava dışı ...'ın müvekkil banka nezdindeki vadesiz TL hesabındaki 170.000,00 TL 15.04.2015 tarihinde bloke çekler hesabına aktarıldığını, dava dışı ...

17. 04.2015 tarihli ihtarnamesi ile Z5919154 nolu çekin iade edilmesine rağmen, iradesi dışında blokeli çekin davalı tarafa teslim edilmiş olduğunu, hesabı üzerindeki blokenin kaldırılmasını ve davalı aleyhine çekin hükümsüzlüğüne dair dava açılmasını bildirdiğini ileri sürerek dava konusu bloke çek nedeniyle müvekkil bankanın borçlu olmadığının tespitine, ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesine bloke çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; banka tarafından davalı müvekkili emrine keşide edilen bloke çek üzerindeki tasarruf yetkisinin sadece lehtar konumundaki davalı müvekkili şirkete ait olduğunu, bloke çek üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan dava dışı müşterinin tek taraflı irade beyanı ile çeki iptal eden davacı bankanın kendi kusurundan doğan zararını müvekkiline yansıtamayacağını, bloke çekin hukuki mahiyeti gereği davacı bankanın çek bedelinden sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.İhbar olunan beyan dilekçesinde; davalı şirket yetkilisi ile birlikte bankaya giderek çeki iptal ettiklerini ancak daha sonra davalı şirket yetkilisinin yeniden bankaya giderek haberi ve talimatı olmadığı halde banka görevlileriyle anlaşarak 170.000,00 TL tutarındaki başka bir çeki bankadan aldığını, davacı bankanın hukuka ve bankacılık kurallarına aykırı hareket ettiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın ilk düzenlenen 05.07.2015 tarih Z5919154 nolu çeki davalı şirket yetkilisi ve ihbar olunan ...'ın talimatıyla iptal edildiği halde, hesap sahibi ... olmasına rağmen Z5919158 nolu çekin yalnızca davalı şirket yetkilisi...'nın şifahi beyanıyla düzenlemesinin banka mevzuat ve sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmadığı, konu ile ilgili idari soruşturmada da banka çalışanlarının bu şekilde ifade verdikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'ın ihtarı üzerine işbu davanın ikame edildiğini, hatta ihbar olunan ... tarafından daha sonra, müvekkil Banka aleyhine İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 2015/865 E. sayılı dosyasından, dava konusu bloke çekin hükümsüz kılınması, bloke çekin müvekkili bankadan tahsili amacıyla dava ikame edildiğini, ihbar olunan ... bloke çeke ilişkin olarak davalıya ödeme yaptığını iddia ettiğini, davalının ise kendisine ödeme yapılmadığını belirttiğini, söz konusu kişiler kendi aralarındaki husumet ile ilgili birbirlerine karşı hileli davranışlarda bulunurken müvekkilinin arada kaldığını, dava konusu bloke çekin davalı tarafından ibraz olunduğunu ve çek bedeli 06.07.2015 tarihinde davalıya ödendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve kira sözleşmesinin mahkemece yeterince incelenmediğini, taraflar arasındaki ilişkiden kaynaklı alacak borç ilişkisi hususunda tam bir tespit yapılmadığını, ihbar olunanın haksız olduğunu, davalıya borcunu ödemediğini, nihai olarak blokede bulunan tutarla borcun ödendiğini, ihbar olunan ...'ın söz konusu dava konusu olayla ilgili olarak herhangi bir zararının oluşmadığını, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, müvekkili aleyhine vekalet ücretine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin, dava dışı ...'ın bilgisi ve onayı olmadan düzenlenerek davalıya verildiğinin davacı banka tarafından ikrar edildiği, dava dışı kişi tarafından davalıya yapılmış bir ödeme de bulunmadığından çekin bedelsiz kalmaması nedeniyle iptalinin mümkün olmadığı, çekin bedelsiz kaldığının ispatından sonra ancak çekin iptali husususun değerlendirilebileceği ancak dosyada çekin bedelsiz kaldığına ilişkin delil bulunmadığı, dava tarihi itibariyle davalının çeki kullanmakta haklı olduğu, kararın da dava tarihindeki duruma göre verilmesi gerektiği, davacı bankanın kusurundan kaynaklanan bir zararının olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davaya konu bloke çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, bloke çekin verilmesinde davacı bankanın kusurlu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936521800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.