Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/761 E. 2023/1388 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakimin davayı aydınlatma ödevi↗ kaynak kullanımı destekleme fonu (kkdf)↗ davayı aydınlatma ödevi↗ kkdf (kaynak kullanımını destekleme fonu)↗ taksitli ticari kredi↗ tüketici kredisi↗ ticari kredi↗ bsmv↗ müteselsil kefil↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ ifa↗ kefil↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ temerrüt faizi↗ hukuki yarar↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davaya konu icra takibi sebebiyle davalı bankaya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 131 inci maddesi ve aynı Kanun'un kefalete ilişkin 581 inci v.d maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12153 E. 2018/5498 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/761 E. , 2023/1388 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/358 Esas, 2021/1313 Karar
DAVA TARİHİ 22.10.2013
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 20.000,00 TL limitli tüketici kredisini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı banka tarafından başlatılan icra takibiyle müvekkilinden asıl borçlu tarafından kullanılan tüm kredilerden dolayı talepte bulunulduğunu ancak müvekkilinin kefaletinin zikredilen tüketici sözleşmesinden ibaret olduğunu, tüketici sözleşmesinden kaynaklanan borcun ise asıl borçludan yapılan tahsilatlarla sona erdiğini ileri sürerek müvekkilinin dava konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili bankayla dava dışı asıl borçlu arasında 04.10.2006 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesini (GKS) müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, yapılan icra takibinin konusunun bu GKS kapsamında asıl borçluya kullandırılan ticari krediler olduğunu, asıl borçluya tüketici kredisi kullandırılmadığı gibi icra takibini oluşturan kalemler arasında tüketici kredisinden kaynaklanan herhangi bir borcun da bulunmadığını, işbu davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemelerine ait olduğunu, davacının borcunun devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesinin 04.06.2015 tarih, 2013/292 E. ve 2015/592 K. sayılı kararı ile davacının davalı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan tüketici kredi sebebiyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle işbu davayı açtığı ancak her ne kadar takip talebinde borcun sebepleri arasında tüketici kredisi de sayılmışsa da banka tarafından bu krediden kaynaklı alacak talebinde bulunulmadığı, bu hale göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 25.07.2017 tarih, 2016/1597 E. ve 2017/4195 K. sayılı kararı ile " davacının menfi tespit talebinin davalı banka ile asıl borçlu arasında akdedilen hangi sözleşemeye ilişkin olduğunun anlaşılmadığı, bu hususta muğlak beyanlarının bulunduğu, mahkemece, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının talebinin neye ilişkin olduğu belirlenerek gerekirse görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir .
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesinin 25.01.2018 tarih, 2017/573 E. ve 2018/67 K. sayılı kararı ile davacının, işbu davaya ilişkin taleplerinin ticari krediye ilişkin olup tüketici kredisinden kaynaklı bir taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği bu hale göre işbu davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosya, davacı vekilinin talebi üzerine İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı asıl borçlu ile davalı banka arasında GKS ve tüketici kredi sözleşmesi olmak üzere iki adet sözleşme imzalandığı, davacının her iki sözleşmeyi de ayrı ayrı (20.000,00 TL limit dahilinde) müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, takibi oluşturan alacak kalemlerden olan ticari kredili mevduatın GKS'nin 29 uncu maddesi kapsamında asıl borçluya kullandırıldığının anlaşıldığı, keza taksitli ticari kredinin de GKS kapsamında kullandırıldığının tespit edildiği zira tüketici kredilerinde istisna uygulanmayan ancak ticari kredilerde istisna uygulanan kaynak kullanım destek fonunun (KKDF) taksit tutarları içerisinde yer aldığı, davalı banka tarafından kredi takibinin yapıldığı ekran görüntüsünde kredinin taksitli ticari kredi olarak belirtildiği ve dava dışı asıl borçluya kullandırılan tüm kredilerin kaynağı olarak 7315 numaralı GKS'nin gösterildiği, yapılan tahsilatlar neticesinde belirtilen kredilerden kaynaklı asıl alacağın tahsil edildiği ancak bankanın halen temerrüt faizi ve BSMV'den kaynaklı alacağı bulunduğu, davacı yanca, asıl alacağın sona ermesi sebebiyle ferilerinin de sona erdiği savunulmuş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesine göre alacağın ferilerini talep etme hakkının sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulduğu hallerde asıl borç sona ermiş olsa dahi ferilerinin talep edilebileceği, somut olayda icra takibinin hala derdest olduğu gözetildiğinde bankanın alacağın ferilerine ilişkin hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl borçludan yapılan tahsilatlarla asıl alacağın tamamıyla tahsil edildiğini, 6098 sayılı Kanun'un 131 inci maddesine göre asıl borç sona erince ferilerinin de sona ereceğini bu nedenle müvekkilinin borcunun sona erdiğini mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin isabetli olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davaya konu icra takibi sebebiyle davalı bankaya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 131 inci maddesi ve aynı Kanun'un kefalete ilişkin 581 inci v.d maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936427900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz