6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4659 E. 2023/563 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehin ve hapis hakkı takas ve mahsup hakkı tasarruf yetkisi hapis hakkı haciz ihbarnamesi virman takas-mahsup eft delillerin toplanmaması el koyma takas bloke hakkın kötüye kullanılması kısıtlılık iyiniyet rehin cy/cy şerhi üçüncü kişi dürüstlük kuralı muvafakat mahsup sebepsiz zenginleşme protokol kötü niyet ihtar kâr payı esastan ret haciz iflas kötüniyet taşıyan yetkisizlik kararı dava sebebi vekalet ücreti istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 86 · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2020/259 E., 2021/53 K.

Taraflar arasındaki bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.01.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .. ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı banka nezdinde hem şahsi, hem de annesi ... ile ortak hesabı olduğunu, dava dışı alacaklı tarafından annesi aleyhine başlatılan icra takibi sırasında davalı bankaya gönderilen haciz ihbarnamesine, müşterek hesapta para olmasına rağmen ...'in herhangi bir mevduat, hak ve alacağı bulunmadığının bildirildiği, daha sonraki bir tarihte durumdan haberdar olmayan müvekkili ile annesinin ortak hesaptaki parayı çektiklerini, ...'in de çektiği parayı müvekkiline verdiğini ve müvekkilinin de ihtiyaç duydukça kullanmak üzere kendi hesabına yatırdığını, davalı banka tarafından müvekkilinin şahsi hesabındaki 195.000,00 TL'nin bloke edildiğini ileri sürerek bu miktarın haksız el koyma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, haczedilmesi gereken ancak sehven haciz şerhi işlenmeyen tutarın davacı hesabına aktarıldığını, müvekkili bankanın haciz yazısı gereğince borçluya ait hesaplardaki tutarlar üzerine haciz şerhini işleme ve blokeye alınan tutarları icra dosyasına gönderme yükümlülüğü bulunduğunu ve bu tutarı gönderdiğini, müvekkili bankaya herhangi bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını kaldı ki haciz ihbarnamesi gereği davacının uhdesinde olmaması ve icra dosyasına gönderilmesi gereken bu para üzerinde hak iddiasında bulunulmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından yapılan bu işlemin yukarıda belirtilen nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmeye, hukuka ve kanuna uygun olmadığı, dolayısıyla konulan blokenin haksız olduğu, bu nedenle davacının zarara uğradığı, davacının uğramış olduğu zararın tazminini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 195.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hacizli tutar üzerinde zarara uğradığını iddia ederek hak iddiasında bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hacizli tutarı icra dairesine gönderme yükümlülüğü bulunduğunu ve sorumlu tutulamayacağını, esasen haciz kararı verildikten sonra davacının işbu tutar üzerinde hiçbir şekilde tasarrufta bulunamayacağını, ayrıca müvekkilinin davacı hesapları üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde irdelenen olayın gelişim seyri ile ayrıca dava konusu borcun davacıya ait olmaması sebebi ile sözleşmedeki rehin ve hapis hakkına dayanılarak işlem yapılmasının mümkün bulunmaması ile gerekçe içeriğine göre ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

İstinaf dilekçesindeki sebeplere dayanarak temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davalı bankanın işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 86 ncı maddesi

3. Değerlendirme

1. Dava, davacının hesabından çekilen paranın iadesi istemine ilişkindir.

2. Uyuşmazlığın çözümü için taşınır malların haczine ilişkin düzenlemelere değinilmesinde fayda vardır. Taşınır malların haczinin, borçlu bakımından sonuçları ve haciz sonucunda borçlunun tasarruf yetkisinin ne tür bir değişikliğe uğrayacağı, 2004 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; “(I) Borçlu, alacaklının muvafakati ve icra müdürünün müsaadesi alınmaksızın mahcuz taşınır mallarda tasarruf edemez. Haczi koyan memur hilafına hareketin cezai mesuliyeti müstelzim olduğunu borçluya ihtar eder. (II) Haczedilmiş olan taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine dayanarak iyi niyetle iktisabettiği haklar saklıdır. (III) İyi niyet kaidelerine aykırı olarak mahcuz taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın iktisabettiği haklar, alacaklının hacizle o mala taallûk eden haklarını ihlâl ettiği nispette bâtıldır”

3. 2004 sayılı Kanun’un söz konusu hükmünün birinci fıkrasında, borçlunun haczedilen taşınır malları üzerindeki tasarruf yetkisi, ancak alacaklının ve icra müdürünün iznini alması şartına bağlanmıştır. Hükümde esasen borçlunun tasarruf yetkisinin ortadan kaldırılması söz konusu değildir; sadece alacaklıları lehine kısıtlanmıştır. Borçlu, alacaklı ve icra müdürünün iznini almak şartıyla her zaman tasarrufta bulunabilir. Bu izinleri almaksızın tasarrufta bulunduğu takdirde, borçlunun, hangi yaptırımla karşılaşacağı meselesi ise, birinci fıkranın ikinci cümlesinde ele alınmıştır. Buna göre borçlu, hacze konu bir taşınırını, alacaklının muvafakatini ve icra müdürünün iznini almadan bir üçüncü kişiye devrettiğinde, cezaî sorumlulukla karşı karşıya kalır. Bunun dışında, iyiniyetle kazanım imkânı saklı olmak üzere, hacizli malı devralan kimsenin iktisap ettiği haklar, alacaklının o mallar üzerinde kazandığı haklara zarar verdiği ölçüde hükümsüz sayılır. Daha açık bir ifadeyle, borçlu hacze konu malını üçüncü kişiye devretmesine rağmen, haciz koyduran alacaklının o maldan alacağına kavuşma imkânı hâlâ saklı kalmaktadır.

4. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacının davalı banka nezdinde hem şahsi ve hem de annesi ... ile müşterek hesabı bulunmakta olup, dava dışı ...tarafından dava dışı ... aleyhine başlatılan icra takibinde haciz aşamasına gelindiğinde, davalı bankaya gönderilen haciz ihbarnamesine, davacı ile dava dışı ...’in müşterek hesabında para bulunmasına rağmen sehven ...’in banka nezdinde hiçbir hak ve alacağı bulunmadığının bildirildiği, daha sonraki bir tarihte müşterek hesaptaki paranın çekilerek, davacının hesabına yatırıldığı, davalı bankanın kusurlu eylemi sebebiyle İcra Ceza Mahkemesi nezdinde dava açılması üzerine dava dışı ...ile davalı banka arasında protokol yapılarak müşterek hesaptaki paradan ...’in hissesine isabet eden kısmın (195.000,00 TL) icra dosyasına ödenmesinin kararlaştırıldığı, bunun üzerine davalı banka tarafından müşterek hesaptan çekilerek davacı hesabına yatırılan paradan 195.000,00 TL’nin icra dosyasına eft yolu ile yatırıldığı anlaşılmış olup, davacı işbu davada şahsi hesabından çekilen 195.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmektedir.

5. Haciz ihbarnamesinin davalı bankaya tebliğ edildiği tarih itibariyle müşterek hesapta 390.000,00 TL para bulunmakta olup, paranın yarısı 195.000,00 TL dava dışı borçlu ...’e aittir. Aleyhine başlatılan icra takibinde haciz aşamasına gelinen ve bu süreçte takipten haberdar olan borçlu ...’in bankaya gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliği ile bu miktar üzerinde tasarruf yetkisi kısıtlanmış olup ... bankanın hatalı işleminden istifade ederek esasen hacizli olması sebebiyle tasarruf edemeyeceği parayı çekmiş ve kötüniyetli olarak oğlu davacının hesabına yatırmıştır. Davacının gerek borçlu ...’in oğlu olması gerekse müşterek hesapta bulunan ve kendi payına düşen parayı da çekmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, annesi aleyhine başlatılan icra takibinden ve annesinin müşterek hesaptaki parayı çekerek haciz işlemini sonuçsuz bırakma amacından habersiz olduğu düşünülemez. Davacı ve dava dışı ..., müşterek hesapta bulunan tüm parayı çekmek suretiyle hesabın içini boşaltarak, haciz işleminin sonuçsuz kalmasını sağlamak istemişlerdir ki kesinleşen icra takibinde alacaklının hakkına kavuşmasını önleme amacını taşıyan bu kötü niyetli davranış dürüst davranma ilkesine açıkça aykırılık teşkil eder. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

6. Yukarıdaki açıklamalar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne dair hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4659 E.  ,  2023/563 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/613 Esas, 2021/713 Karar

DAVA TARİHİ 19.07.2019

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun 2. Tüketici Mahkemesi

SAYISI 2020/259 E., 2021/53 K.

Taraflar arasındaki bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.01.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .. ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı banka nezdinde hem şahsi, hem de annesi ... ile ortak hesabı olduğunu, dava dışı alacaklı tarafından annesi aleyhine başlatılan icra takibi sırasında davalı bankaya gönderilen haciz ihbarnamesine, müşterek hesapta para olmasına rağmen ...'in herhangi bir mevduat, hak ve alacağı bulunmadığının bildirildiği, daha sonraki bir tarihte durumdan haberdar olmayan müvekkili ile annesinin ortak hesaptaki parayı çektiklerini, ...'in de çektiği parayı müvekkiline verdiğini ve müvekkilinin de ihtiyaç duydukça kullanmak üzere kendi hesabına yatırdığını, davalı banka tarafından müvekkilinin şahsi hesabındaki 195.000,00 TL'nin bloke edildiğini ileri sürerek bu miktarın haksız el koyma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, haczedilmesi gereken ancak sehven haciz şerhi işlenmeyen tutarın davacı hesabına aktarıldığını, müvekkili bankanın haciz yazısı gereğince borçluya ait hesaplardaki tutarlar üzerine haciz şerhini işleme ve blokeye alınan tutarları icra dosyasına gönderme yükümlülüğü bulunduğunu ve bu tutarı gönderdiğini, müvekkili bankaya herhangi bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını kaldı ki haciz ihbarnamesi gereği davacının uhdesinde olmaması ve icra dosyasına gönderilmesi gereken bu para üzerinde hak iddiasında bulunulmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından yapılan bu işlemin yukarıda belirtilen nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmeye, hukuka ve kanuna uygun olmadığı, dolayısıyla konulan blokenin haksız olduğu, bu nedenle davacının zarara uğradığı, davacının uğramış olduğu zararın tazminini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 195.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hacizli tutar üzerinde zarara uğradığını iddia ederek hak iddiasında bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hacizli tutarı icra dairesine gönderme yükümlülüğü bulunduğunu ve sorumlu tutulamayacağını, esasen haciz kararı verildikten sonra davacının işbu tutar üzerinde hiçbir şekilde tasarrufta bulunamayacağını, ayrıca müvekkilinin davacı hesapları üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde irdelenen olayın gelişim seyri ile ayrıca dava konusu borcun davacıya ait olmaması sebebi ile sözleşmedeki rehin ve hapis hakkına dayanılarak işlem yapılmasının mümkün bulunmaması ile gerekçe içeriğine göre ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

İstinaf dilekçesindeki sebeplere dayanarak temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davalı bankanın işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 86 ncı maddesi

3. Değerlendirme

1. Dava, davacının hesabından çekilen paranın iadesi istemine ilişkindir.

2. Uyuşmazlığın çözümü için taşınır malların haczine ilişkin düzenlemelere değinilmesinde fayda vardır. Taşınır malların haczinin, borçlu bakımından sonuçları ve haciz sonucunda borçlunun tasarruf yetkisinin ne tür bir değişikliğe uğrayacağı, 2004 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; “(I) Borçlu, alacaklının muvafakati ve icra müdürünün müsaadesi alınmaksızın mahcuz taşınır mallarda tasarruf edemez. Haczi koyan memur hilafına hareketin cezai mesuliyeti müstelzim olduğunu borçluya ihtar eder. (II) Haczedilmiş olan taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine dayanarak iyi niyetle iktisabettiği haklar saklıdır. (III) İyi niyet kaidelerine aykırı olarak mahcuz taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın iktisabettiği haklar, alacaklının hacizle o mala taallûk eden haklarını ihlâl ettiği nispette bâtıldır”

3. 2004 sayılı Kanun’un söz konusu hükmünün birinci fıkrasında, borçlunun haczedilen taşınır malları üzerindeki tasarruf yetkisi, ancak alacaklının ve icra müdürünün iznini alması şartına bağlanmıştır. Hükümde esasen borçlunun tasarruf yetkisinin ortadan kaldırılması söz konusu değildir; sadece alacaklıları lehine kısıtlanmıştır. Borçlu, alacaklı ve icra müdürünün iznini almak şartıyla her zaman tasarrufta bulunabilir. Bu izinleri almaksızın tasarrufta bulunduğu takdirde, borçlunun, hangi yaptırımla karşılaşacağı meselesi ise, birinci fıkranın ikinci cümlesinde ele alınmıştır. Buna göre borçlu, hacze konu bir taşınırını, alacaklının muvafakatini ve icra müdürünün iznini almadan bir üçüncü kişiye devrettiğinde, cezaî sorumlulukla karşı karşıya kalır.

Bunun dışında, iyiniyetle kazanım imkânı saklı olmak üzere, hacizli malı devralan kimsenin iktisap ettiği haklar, alacaklının o mallar üzerinde kazandığı haklara zarar verdiği ölçüde hükümsüz sayılır. Daha açık bir ifadeyle, borçlu hacze konu malını üçüncü kişiye devretmesine rağmen, haciz koyduran alacaklının o maldan alacağına kavuşma imkânı hâlâ saklı kalmaktadır.

4. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacının davalı banka nezdinde hem şahsi ve hem de annesi ... ile müşterek hesabı bulunmakta olup, dava dışı ...tarafından dava dışı ... aleyhine başlatılan icra takibinde haciz aşamasına gelindiğinde, davalı bankaya gönderilen haciz ihbarnamesine, davacı ile dava dışı ...’in müşterek hesabında para bulunmasına rağmen sehven ...’in banka nezdinde hiçbir hak ve alacağı bulunmadığının bildirildiği, daha sonraki bir tarihte müşterek hesaptaki paranın çekilerek, davacının hesabına yatırıldığı, davalı bankanın kusurlu eylemi sebebiyle İcra Ceza Mahkemesi nezdinde dava açılması üzerine dava dışı ...ile davalı banka arasında protokol yapılarak müşterek hesaptaki paradan ...’in hissesine isabet eden kısmın (195.000,00 TL) icra dosyasına ödenmesinin kararlaştırıldığı, bunun üzerine davalı banka tarafından müşterek hesaptan çekilerek davacı hesabına yatırılan paradan 195.000,00 TL’nin icra dosyasına eft yolu ile yatırıldığı anlaşılmış olup, davacı işbu davada şahsi hesabından çekilen 195.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmektedir.

5. Haciz ihbarnamesinin davalı bankaya tebliğ edildiği tarih itibariyle müşterek hesapta 390.000,00 TL para bulunmakta olup, paranın yarısı 195.000,00 TL dava dışı borçlu ...’e aittir. Aleyhine başlatılan icra takibinde haciz aşamasına gelinen ve bu süreçte takipten haberdar olan borçlu ...’in bankaya gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliği ile bu miktar üzerinde tasarruf yetkisi kısıtlanmış olup ... bankanın hatalı işleminden istifade ederek esasen hacizli olması sebebiyle tasarruf edemeyeceği parayı çekmiş ve kötüniyetli olarak oğlu davacının hesabına yatırmıştır. Davacının gerek borçlu ...’in oğlu olması gerekse müşterek hesapta bulunan ve kendi payına düşen parayı da çekmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, annesi aleyhine başlatılan icra takibinden ve annesinin müşterek hesaptaki parayı çekerek haciz işlemini sonuçsuz bırakma amacından habersiz olduğu düşünülemez.

Davacı ve dava dışı ..., müşterek hesapta bulunan tüm parayı çekmek suretiyle hesabın içini boşaltarak, haciz işleminin sonuçsuz kalmasını sağlamak istemişlerdir ki kesinleşen icra takibinde alacaklının hakkına kavuşmasını önleme amacını taşıyan bu kötü niyetli davranış dürüst davranma ilkesine açıkça aykırılık teşkil eder. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

6. Yukarıdaki açıklamalar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne dair hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı, dava dışı ... ile birlikte 04.04.2016 tarihinde davalı banka nezdinde müşterek hesap açtırarak 390.000,00 TL yatırmışlardır.

Sakarya İcra Müdürlüğünün 2016/3241 E. sayılı dosyasında, dava dışı ...'in davalı bankadaki hesabına haciz konulması amacıyla 10.05.2016 ve 13.05.2016 tarihlerinde haciz ihbarnameleri gönderilmesine rağmen davalı banka tarafından haciz ihbarnamelerinin gereği yerine getirilmemiş, ... payı 195.000,00 TL'na haciz konulmamıştır.

Müşterek hesapta hiçbir kayıt ve takyidatın olmadığı 23.05.2016 tarihinde müşterek hesap sahipleri hesaptaki paranın tümünü davacının hesabına virman yaptırmışlardır.

Yapılan virman ile davacı 395.000,00 TL'nin tamamına malik olmuştur.

Hiçbir takyidatın bulunmadığı hesaptaki paranın davacı hesabına virman edilmesinde, davadışı ...'in payına haciz konulduğunu gerek davacı, gerekse ...'in bildikleri konusunda dosya içeriğinde hiçbir delil bulunmamaktadır.

Davacının kötü niyetli olduğu ispat edilememiştir.

Davacı ile ...'in ana-oğul olmaları, davacının kötü niyetli olduğunu kabule yeterli ve elverişli olmadığı gibi, hesapta, haciz şerhinin bulunmaması nedeniyle ...'in de bu hususu bildiğinin kabulü mümkün değildir.

Hesaptaki paranın, davacı hesabına virman yapılması, davacının paranın tamamına malik olması nedeniyle davalı bankanın bu para üzerinde kendiliğinden işlem yaparak el koyması hukuka aykırıdır.

Davacının kötü niyetinin ispat edilememesi nedeniyle TMK 990 maddesi gereğince davalı bankanın, dava konusu parayı davacıdan istemesi mümkün değildir.

Bu halde, davalı banka, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre icra dosyasına ödediği parayı ancak davadışı ...'ten isteyebilir.

Usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936342700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.