İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5806 E. 2023/361 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi itiraz↗ tefrik↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ bsmv↗ müteselsil kefil↗ genel kredi sözleşmesi↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ çek↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/947 E., 2017/356 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile ... San. Tic. A.Ş. arasında 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların bu sözleşmelerin müşterek borçlu ve müteselsil kefili bulunduklarını, kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle ihtarname keşide edilerek hesabın kat edildiğini, ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalılar ... ve ...'nın tamamen, diğer davalıların ise sadece işlemiş faiz, BSMV ve işleyecek faiz kısmına itiraz ettiklerini, takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin devamı ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ile ... vekilleri cevap dilekçesinde; davacı banka tarafından 4 adet kredi sözleşmesine istinaden müvekkilleri aleyhine icra takibi yapıldığını, sözleşme tutarlarının yüksek olduğunu, aslında kullandırılan kredi tutarlarının altında sözleşme imzaladıklarını ve borçlarının tamamını ödediklerini, kredi sözleşmelerinde kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmediğini, bu nedenle kredi sözleşmelerinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... ile davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında iflasına karar verilen ...San. Tic. A.Ş.’ye ait davanın tefrik edildiği, müşterek borçlu ve müteselsil kefil ... ve ...’nın davalı asıl borçlu şirketin 20.05.2005 tarihli ve 500.000,00 TL limitli kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıkları, ticari artı para kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin ferileri ile kullandırılan çekler nedeniyle diğer davalılar ile birlikte sorumlu oldukları, diğer davalıların ise itiraz ettikleri işlemiş faiz ve BSMV bakımından kendi temerrütleri esas alınarak sorumluluklarının tayin edildiği, temerrüt faizi oranı belirtilmediğinden, kredi türlerine göre faiz oranlarının belirlendiği, BSMV ile ilgili sorumluluk sözleşme ile davalılara yüklendiğinden sorumlu olacaklarının kabul edildiği, alacak likit olduğundan, inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, mahkemece rapora itirazların değerlendirilmediğini, tüm kredi borçlarının devam ettiğini, ödeme nedeniyle sona eren borç bulunmadığını, bilirkişilerin davalılar ... ile ...'nın sadece artı para ve çek bedeli kredisinden sorumlu tutulması gerektiğine dair raporlarının hukuki dayanağının olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9381 E. 2013/13401 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaA.Ş.’ye ait davanın «tefrik» edildiği, müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» ... ve ...’nın davalı asıl borçlu şirketin 20.05.2005 tarihli ve 500.000,00 TL limitli «kredi sözleşmesine» müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıkları, ticari artı para kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin ferileri ile kullandırılan çekler nedeniyle diğer davalılar ile birlikte sorumlu oldukları, diğer davalıların ise itiraz ettikleri «işlemiş faiz» ve BSMV bakımından kendi «temerrütleri» esas alınarak sorumluluklarının tayin edildiği, «temerrüt faizi» oranı belirtilmediğinden, kredi türlerine göre faiz oranlarının belirlendiği, BSMV ile ilgili sorumluluk sözleşme ile davalılara yüklendiğinden sorumlu olacaklarının kabul edildiği, alacak likit olduğundan, «inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar alacak miktarı daha fazla ise de taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren uygulanacak % 21.84 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanarak davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13046 E. 2016/9386 K.
Ortak:kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaA.Ş. arasında 4 adet «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, diğer davalıların bu sözleşmelerin müşterek borçlu ve «müteselsil kefili» bulunduklarını, kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle «ihtarname» keşide edilerek hesabın kat edildiğini, ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalılar ... ve ...'nın tamamen, diğer davalıların ise sadece «işlemiş faiz», BSMV ve işleyecek faiz «kısmına itiraz» ettiklerini, takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin devamı ile alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... ile ... vekilleri cevap dilekçesinde; davacı banka tarafından 4 adet «kredi sözleşmesine» istinaden müvekkilleri aleyhine icra takibi yapıldığını, sözleşme tutarlarının yüksek olduğunu, aslında kullandırılan kredi tutarlarının altında sözleşme imzaladıklarını ve borçlarının tamamını ödediklerini, kredi sözleşmelerinde «kefilin» sorumlu olacağı miktarın belirtilmediğini, bu nedenle kredi sözleşmelerinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
A.Ş.’ye ait davanın «tefrik» edildiği, müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» ... ve ...’nın davalı asıl borçlu şirketin 20.05.2005 tarihli ve 500.000,00 TL limitli «kredi sözleşmesine» müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıkları, ticari artı para kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin ferileri ile kullandırılan çekler nedeniyle diğer davalılar ile birlikte sorumlu oldukları, diğer davalıların ise itiraz ettikleri «işlemiş faiz» ve BSMV bakımından kendi «temerrütleri» esas alınarak sorumluluklarının tayin edildiği, «temerrüt faizi» oranı belirtilmediğinden, kredi türlerine göre faiz oranlarının belirlendiği, BSMV ile ilgili sorumluluk sözleşme ile davalılara yüklendiğinden sorumlu olacaklarının kabul edildiği, alacak likit olduğundan, «inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredinin davacı ve sözleşmenin «kefili» olan dava dışı ... tarafından hiç kullanılmadığı, davacı şirketin 65809, dava dışı ...'in 64770 sayılı ticari artı para hesaplarından geçirildikten sonra davacı yetkilisi ve genel «taahhütname» kefili ... adına 29/09/2011 tarihinde vadeli, 155439 sayılı «mevduat hesabı» açıldığı, kredinin tamamının ...'e ait bu hesaba alacak kaydedildiği, hesaptan sadece taksit tahsilatlarının yapıldığı, hesaba vadeli faiz oranları üzerinden faiz tahakkuk ettirilerek hesap bakiyesine ilave edildiği, tahakkuk ettirilen faiz tutarının gelir vergisinin ise bakiyeden «mahsup» edildiği, bu hesaptan başka hiçbir ödemenin yapılmadığı, böylece söz konusu krediyi davacı şirketin kesinlikle kullanmadığı gibi, hesap sahibi ve kefil olan ... tarafından da kredinin kullanılmadığı, kredinin 11. taksitinin tamamının 155439 sayılı mevduat hesabından karşılandığı, 12. taksitinin ise, 8.304,97 TL'sinin bu hesaptan, 5.108,86 TL'sinin, 65809 sayılı ticari artı para hesabından mahsup edildiği ve ticari artı para hesabından yapılan bu mahsup «sebebi» ile oluşan (-) bakiyenin faizinin de tahsil edilmiş olduğu, 750,00 TL «komisyonun» ise, dava dışı kefil ...'e ait 64770 sayılı ticari artı para kredisinden ödendiği ve böylece davalı bankanın davacı şirketin hiç kullanmadığı kredi için dava dışı ...'ten 750,00 TL, davacı şirketten ise 4.449,37 TL tahsilat yaptığı, davalı bankanın yapmış olduğu bu uygulama sonucunda davacı şirket ve dava dışı ...'in zarar gördüğü ve davalı bankanın bundan sorumlu bulunduğu, davacı şirketin 26/09/2011 tarihli sözleşmeyi ve «rehin sözleşmesini» imzalayarak başlangıçta bu uygulamaya «rıza» göstermesinin herhangi bir zarara uğramayacakları düşüncesi ile olduğu ve davacının hiç kullanmadığı bir kredinin faizine ve komisyonuna katlanmasının söz konusu olamayacağı, diğer davalı banka müdürü ... ... ... yönünden ise, banka müdürü olarak çalıştığı bankayı «temsilen» görev yaptığından, bu çerçevede yaptığı işlemler yönünden kendisine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, anılan davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı banka yönünden kısmen kabulü ile 4.243,57 TL'nin 29/09/2012 tarihi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin sözleşmesi · mevduat hesabı · rehin · eş rızası · mahsup · komisyon · taahhütname · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredinin davacı ve sözleşmenin «kefili» olan dava dışı ... tarafından hiç kullanılmadığı, davacı şirketin 65809, dava dışı ...'in 64770 sayılı ticari artı para hesaplarından geçirildikten sonra davacı yetkilisi ve genel «taahhütname» kefili ... adına 29/09/2011 tarihinde vadeli, 155439 sayılı «mevduat hesabı» açıldığı, kredinin tamamının ...'e ait bu hesaba alacak kaydedildiği, hesaptan sadece taksit tahsilatlarının yapıldığı, hesaba vadeli faiz oranları üzerinden faiz tahakkuk ettirilerek hesap bakiyesine ilave edildiği, tahakkuk ettirilen faiz tutarının gelir vergisinin ise bakiyeden «mahsup» edildiği, bu hesaptan başka hiçbir ödemenin yapılmadığı, böylece söz konusu krediyi davacı şirketin kesinlikle kullanmadığı gibi, hesap sahibi ve kefil olan ... tarafından da kredinin kullanılmadığı, kredinin 11. taksitinin tamamının 155439 sayılı mevduat hesabından karşılandığı, 12. taksitinin ise, 8.304,97 TL'sinin bu hesaptan, 5.108,86 TL'sinin, 65809 sayılı ticari artı para hesabından mahsup edildiği ve ticari artı para hesabından yapılan bu mahsup «sebebi» ile oluşan (-) bakiyenin faizinin de tahsil edilmiş olduğu, 750,00 TL «komisyonun» ise, dava dışı kefil ...'e ait 64770 sayılı ticari artı para kredisinden ödendiği ve böylece davalı bankanın davacı şirketin hiç kullanmadığı kredi için dava dışı ...'ten 750,00 TL, davacı şirketten ise 4.449,37 TL tahsilat yaptığı, davalı bankanın yapmış olduğu bu uygulama sonucunda davacı şirket ve dava dışı ...'in zarar gördüğü ve davalı bankanın bundan sorumlu bulunduğu, davacı şirketin 26/09/2011 tarihli sözleşmeyi ve «rehin sözleşmesini» imzalayarak başlangıçta bu uygulamaya «rıza» göstermesinin herhangi bir zarara uğramayacakları düşüncesi ile olduğu ve davacının hiç kullanmadığı bir kredinin faizine ve komisyonuna katlanmasının söz konusu olamayacağı, diğer davalı banka müdürü ... ... ... yönünden ise, banka müdürü olarak çalıştığı bankayı «temsilen» görev yaptığından, bu çerçevede yaptığı işlemler yönünden kendisine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, anılan davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı banka yönünden kısmen kabulü ile 4.243,57 TL'nin 29/09/2012 tarihi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5806 E. , 2023/361 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
DAVA TARİHİ 15.09.2014
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/947 E., 2017/356 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile ... San. Tic. A.Ş. arasında 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların bu sözleşmelerin müşterek borçlu ve müteselsil kefili bulunduklarını, kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle ihtarname keşide edilerek hesabın kat edildiğini, ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalılar ... ve ...'nın tamamen, diğer davalıların ise sadece işlemiş faiz, BSMV ve işleyecek faiz kısmına itiraz ettiklerini, takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin devamı ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ile ... vekilleri cevap dilekçesinde; davacı banka tarafından 4 adet kredi sözleşmesine istinaden müvekkilleri aleyhine icra takibi yapıldığını, sözleşme tutarlarının yüksek olduğunu, aslında kullandırılan kredi tutarlarının altında sözleşme imzaladıklarını ve borçlarının tamamını ödediklerini, kredi sözleşmelerinde kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmediğini, bu nedenle kredi sözleşmelerinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... ile davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında iflasına karar verilen ...San. Tic. A.Ş.’ye ait davanın tefrik edildiği, müşterek borçlu ve müteselsil kefil ... ve ...’nın davalı asıl borçlu şirketin 20.05.2005 tarihli ve 500.000,00 TL limitli kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıkları, ticari artı para kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin ferileri ile kullandırılan çekler nedeniyle diğer davalılar ile birlikte sorumlu oldukları, diğer davalıların ise itiraz ettikleri işlemiş faiz ve BSMV bakımından kendi temerrütleri esas alınarak sorumluluklarının tayin edildiği, temerrüt faizi oranı belirtilmediğinden, kredi türlerine göre faiz oranlarının belirlendiği, BSMV ile ilgili sorumluluk sözleşme ile davalılara yüklendiğinden sorumlu olacaklarının kabul edildiği, alacak likit olduğundan, inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, mahkemece rapora itirazların değerlendirilmediğini, tüm kredi borçlarının devam ettiğini, ödeme nedeniyle sona eren borç bulunmadığını, bilirkişilerin davalılar ... ile ...'nın sadece artı para ve çek bedeli kredisinden sorumlu tutulması gerektiğine dair raporlarının hukuki dayanağının olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Davacı ...Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936276200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz