Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5618 E. 2023/212 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihdas nedeni↗ sebepten mücerretlik↗ teslim tarihi↗ imza inkarı↗ temsil yetkisi↗ mücerretlik↗ ispat külfeti↗ hakkın kötüye kullanılması↗ satış sözleşmesi↗ kambiyo senedi↗ dürüstlük kuralı↗ kötü niyet tazminatı↗ protokol↗ kötü niyet↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ haciz↗ çek↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1220 E., 2018/1034 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine takip başlatıldığını, haciz baskısı altında bir miktar ödeme yapmak zorunda kaldıklarını; ancak gerçekte davalı tarafa borçları olmadığını, alacağa dayanak yapılan faturanın alacağın varlığını ispata yeterli bulunmadığını, mal teslimi gibi hususların ayrıca ispatı gerektiğini, faturanın tek başına mal teslimini göstermeyeceğini, taraflar tacir olduğuna göre defter kayıtlarında buna ilişkin kayıt bulunması gerektiğini, geçerli bir sözleşme bulunmadığını, takibe dayanak yapılan çekin davacı şirket yetkilisi tarafından ihdas edilmediğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitine davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında otomobil satışından kaynaklanan bir alacak bulunduğunu, takibe dayanak çekin de bu alacağa ilişkin olduğunu, davacı tarafın dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, hem oto satış sözleşmesi hem de çek teslim belgesi bulunduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla alacak kambiyo senedine dayalı olduğundan ispat külfetinin, borçlu olmadığını iddia eden davacıda olduğu, kaldı ki davalının çekin ihdasına neden olan ticari ilişkiyi açıkladığı, Ticaret Sicil kayıtlarına göre çekin ihdas ve teslim tarihi olan 29.09.2016 tarihinde ...'in şirketi temsil yetkisi olduğu, halen de yetkilisi bulunduğu, kısa dönem şirket paylarını devretmiş veya temsilcilik sıfatının sona ermiş olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu kısa dönemlere dayanarak hak iddia etmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı haksız çıkmış ise de eldeki dava sebebiyle takip durdurulmadığı ve davalı zararına durum oluşmadığından tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında faturalandırılmış bir borç ilişkisi bulunmadığı, takibe dayanak çekin müvekkil şirket yetkilisi elinden ihdas edilmediği, söz konusu sözleşmeye dayalı bir borcun olmadığı, takibin haksız ve hukuka aykırı olduğu ayrıca araç satışına ilişkin sözleşme ile protokol arasında çelişkiler bulunduğu, bunun da sözleşmenin icra tehdidi altında imza altına alındığını gösterdiği, çekin araç satışına ilişkin verildiği kabul edilse dahi araç müvekkil adına tescil edilmediğinden satışın geçersiz olduğu ve müvekkilin borçlu olmadığı, yine protokolde 31.01.2017 tarih 100.000,00 TL bedelli çekin müvekkile iade edilmesi gerektiği halde diğer çeklerle birlikte icraya konulduğu, kabul manasına gelmemekle birlikte davalının belirttiği protokole ilişkin olarak 28.02.2017 tarih 100.000,00 TL ve 21.12.2017 tarih 100.000,00 TL bedelli çeki icra vasıtasıyla tahsil ettiğini belirttiği, protokole göre dahi müvekkilin borcu olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra takibinin kambiyo senedine dayalı olduğu, kambiyo senedi sebepten mücerret olup ayrıca borç ilişkisinin faturalandırılmasına gerek bulunmadığı, çek keşide ve teslim tarihinde çekte ve teslim belgesinde imzası bulunan ...'in davacı şirket yetkilisi olduğu, çekin icra tehdidi altında imzalandığına dair bir delil ibraz edilmediği, protokole göre çek araç teslimi nedeniyle verildiğinden araç teslim edilmemiş olsa dahi imzası inkar edilmeyen protokole göre protokolde yer alan çeklerin hasar bedeli olarak kararlaştırıldığı ve protokolde dava konusu çekin, çek bedeli ödendikten sonra iade edileceğinin belirtildiği, davalı tarafından tahsil edilen çeklerin bu dava ile ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Marka iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18779 E. 2015/4506 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla alacak «kambiyo senedine» dayalı olduğundan «ispat külfetinin», borçlu olmadığını iddia eden davacıda olduğu, kaldı ki davalının çekin «ihdasına neden» olan ticari ilişkiyi açıkladığı, Ticaret Sicil kayıtlarına göre çekin ihdas ve «teslim tarihi» olan 29.09.2016 tarihinde ...'in şirketi «temsil yetkisi» olduğu, halen de yetkilisi bulunduğu, kısa dönem şirket paylarını devretmiş veya temsilcilik sıfatının sona ermiş olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu kısa dönemlere dayanarak hak iddia etmenin «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu, davacı haksız çıkmış ise de eldeki dava sebebiyle takip durdurulmadığı ve davalı zararına durum oluşmadığından tazminat şartlarının oluşmadığı …
Benzer bu karardaAncak, mahkemece davanın kabul edilmesine ve davacı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirmesine rağmen davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaAncak, mahkemece davanın kabul edilmesine ve davacı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirmesine rağmen davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5618 E. , 2023/212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/647 Esas, 2021/547 Karar
DAVA TARİHİ 25.09.2017
HÜKÜM
Ret - Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/1220 E., 2018/1034 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine takip başlatıldığını, haciz baskısı altında bir miktar ödeme yapmak zorunda kaldıklarını; ancak gerçekte davalı tarafa borçları olmadığını, alacağa dayanak yapılan faturanın alacağın varlığını ispata yeterli bulunmadığını, mal teslimi gibi hususların ayrıca ispatı gerektiğini, faturanın tek başına mal teslimini göstermeyeceğini, taraflar tacir olduğuna göre defter kayıtlarında buna ilişkin kayıt bulunması gerektiğini, geçerli bir sözleşme bulunmadığını, takibe dayanak yapılan çekin davacı şirket yetkilisi tarafından ihdas edilmediğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitine davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında otomobil satışından kaynaklanan bir alacak bulunduğunu, takibe dayanak çekin de bu alacağa ilişkin olduğunu, davacı tarafın dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, hem oto satış sözleşmesi hem de çek teslim belgesi bulunduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla alacak kambiyo senedine dayalı olduğundan ispat külfetinin, borçlu olmadığını iddia eden davacıda olduğu, kaldı ki davalının çekin ihdasına neden olan ticari ilişkiyi açıkladığı, Ticaret Sicil kayıtlarına göre çekin ihdas ve teslim tarihi olan 29.09.2016 tarihinde ...'in şirketi temsil yetkisi olduğu, halen de yetkilisi bulunduğu, kısa dönem şirket paylarını devretmiş veya temsilcilik sıfatının sona ermiş olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu kısa dönemlere dayanarak hak iddia etmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı haksız çıkmış ise de eldeki dava sebebiyle takip durdurulmadığı ve davalı zararına durum oluşmadığından tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında faturalandırılmış bir borç ilişkisi bulunmadığı, takibe dayanak çekin müvekkil şirket yetkilisi elinden ihdas edilmediği, söz konusu sözleşmeye dayalı bir borcun olmadığı, takibin haksız ve hukuka aykırı olduğu ayrıca araç satışına ilişkin sözleşme ile protokol arasında çelişkiler bulunduğu, bunun da sözleşmenin icra tehdidi altında imza altına alındığını gösterdiği, çekin araç satışına ilişkin verildiği kabul edilse dahi araç müvekkil adına tescil edilmediğinden satışın geçersiz olduğu ve müvekkilin borçlu olmadığı, yine protokolde 31.01.2017 tarih 100.000,00 TL bedelli çekin müvekkile iade edilmesi gerektiği halde diğer çeklerle birlikte icraya konulduğu, kabul manasına gelmemekle birlikte davalının belirttiği protokole ilişkin olarak 28.02.2017 tarih 100.000,00 TL ve 21.12.2017 tarih 100.000,00 TL bedelli çeki icra vasıtasıyla tahsil ettiğini belirttiği, protokole göre dahi müvekkilin borcu olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra takibinin kambiyo senedine dayalı olduğu, kambiyo senedi sebepten mücerret olup ayrıca borç ilişkisinin faturalandırılmasına gerek bulunmadığı, çek keşide ve teslim tarihinde çekte ve teslim belgesinde imzası bulunan ...'in davacı şirket yetkilisi olduğu, çekin icra tehdidi altında imzalandığına dair bir delil ibraz edilmediği, protokole göre çek araç teslimi nedeniyle verildiğinden araç teslim edilmemiş olsa dahi imzası inkar edilmeyen protokole göre protokolde yer alan çeklerin hasar bedeli olarak kararlaştırıldığı ve protokolde dava konusu çekin, çek bedeli ödendikten sonra iade edileceğinin belirtildiği, davalı tarafından tahsil edilen çeklerin bu dava ile ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936121600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz