6102TTK Türk Ticaret Kanunu

3/4 olur sağlanmadan pay devri gerçekleşmezse ödenen bedel iade edilir (TTK 6762/520)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7498 E. 2023/1926 K. · · İlk derece: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Limited şirkette pay devrinin geçerliliği 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca ortakların dörtte üçünün onayına bağlıdır; bu onay sağlanmadığından devir gerçekleşmezse, devir karşılığında ödenen bedelin iadesi gerekir. Aynı sözleşmeyle birden fazla şirketin hisseleri için tek bir toplam bedel kararlaştırılmış ve bunlardan yalnız biri gerçekleşmişse, iade edilecek tutar gerçekleşmeyen devre düşen orana göre belirlenir.

Ele alınan sorunlar

Pay devrinin gerçekleşmemesi ve ödenen devir bedelinin iadesi (TTK 6762/520) → kısmi kabul

İddia: Davalı, kendi edimini (hisseyi noterden devretmeyi) ifa ettiğini, tescilin diğer ortağın muvafakat vermemesi nedeniyle gerçekleşmediğini, kusursuz imkansızlık bulunduğunu ve ödendiği iddia edilen bedelleri almadığını savunmuştur.

Gerekçe: Sözleşmeyle iki ayrı şirketin pay devri kararlaştırılmış; Türkiye'de mukim şirketin pay devri, 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca ortakların dörtte üçünün oluru gerektiğinden ve bu olur sağlanmadığından devir şartları oluşmamış, buna ilişkin tespit davası reddedilerek kesinleşmiştir; pay devri gerçekleşmediğinden karşı tarafın önceden yaptığı ödemeleri iade hakkı doğmuştur; yurt dışındaki şirketin devri gerçekleştiğinden ve kararlaştırılan tek bedel her iki şirket hisseleri için olduğundan, ödenen bedelin gerçekleşmeyen devre düşen yarısına denk gelen kısmın iadesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Limited şirkette pay devri ortakların 3/4 oluru sağlanmadığından gerçekleşmezse ödenen bedelin iade edilmesi ve tek bedelle birden çok şirket hissesi devrinde iade tutarının oranlanması yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket pay devri ortakların 3/4 oluru pay devrinin gerçekleşmemesi ödenen bedelin iadesi kusursuz imkansızlık

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 520

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/7498 E.  ,  2023/1926 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/930 Esas, 2021/992 Karar

DAVA TARİHİ 10.02.2009

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/394 E., 2016/904 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı anlaşılmakla, hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in ...Uluslararası Nak.ve Tic. Ltd. Şti.'nin %50 hisseye sahip ortağı olduğunu, diğer %50 hissenin ...'e ait olduğunu, müvekkilinin davalılar ... ve ... ile ...'nün oğlu olan dava dışı ... arasında 26.04.2008 tarihinde Muammer Hacıoğlunun davalı şirketteki %50 hissesinin tamamının ...'ye satılarak devredileceğine dair bir sözleşme imzalandığını, hisseleri devreden Muammer ile devralan müvekkili ... arasında 04.12.2008 tarihinde bir protokol daha yapıldığını ve hisse bedellerinin nasıl ve hangi vadede ödeneceğinin bu protokolle belirlendiğini, davalının hisse devrinin şirket defterlerine işlenerek ticaret siciline tescil ettirilmesini ihtar ettiğini ancak şirket yetkilileri tarafından gereğinin yapılmadığını, davalının yükümlülüklerine aykırı davrandığını ileri sürerek 26.04.2008 tarihli hisse devir sözleşmesine istinaden davalıya ödenen 130.450 GBP'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının biri İngiltere'de diğeri, Türkiye'de bulunan iki limited şirketin hisselerini satın aldığını, davalı müvekkilinin bu konuda kendi edimini ifa ettiğini, hisse devrinin şirket pay defterine kaydedilmesi hususunda sözleşmeyi imzalayan diğer ortak ...'in devre muvafakat vermediğini ve bundan dolayı kaydın gerçekleşmediğini, davalının ediminin hisseyi noterden devretmekten ibaret olduğunu ve kendi edimini yerine getirdiğini, ayrıca davalının ödendiği iddia edilen paraları almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın tarafları ve dava dışı kişiler arasında 2 ayrı şirketin hisse devrinin kararlaştırıldığı, hisse devir sözleşmeleri ile söz konusu hisseler devredilmiş ise de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesindeki ortakların 3/4 ünün olurunun gerekmesi nedeni ile devir şartları gerçekleşmediğinden tespit davasının reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda pay devrinin ortadan kalktığı gibi buna bağlı olarak karşı tarafın daha önceden yaptığı ödemeleri iade hakkının doğduğu, sözleşmeye göre uyuşmazlığın diğer yönünü oluşturan yurt dışında mukim şirketin hisse devrinin gerçekleştiğini, taraflar arasında kararlaştırılmış bulunan 130.450 GBP bedelin her iki şirketteki mevcut hisseler için kararlaştırıldığı dikkate alınarak ve hisse devri için ödenen 150.000,00 TL'lik bedelin sözleşme ve protokoller kapsamında takriben yarısına denk gelen 65.370,87 GBP'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 04.12.2008 tarihli protokol hükümlerinin geçerli olarak kurulduğunu, Türkiye'de mukim şirketin ortakların 3/4'ünün muvafakatı gerçekleşmediğinden hisse devrinin tescil edilemediğini, kusursuz imkansızlık durumunun ortaya çıktığını, müvekilinin iyi niyetli olduğunu, temerrüt halinin gerçekleşmediğini, sözleşme ve protokolde hisse devrine tekabül eden miktarın taraflarca belirlenmediği belirterek kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 26.04.2008 tarihli hisse devir sözleşmesi kapsamında ödenen hisse bedelinin iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6762 sayılı Kanun'un 520 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936102500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/930 E. 2021/992 K.

Limited şirket pay devrinde ortaklar onayı sağlanamazsa devir geçersiz kalır

Gerekçe özeti

Limited şirkette pay devri, yasada öngörülen pay ve paydaş çoğunluğunun devre muvafakat etmesine bağlıdır; bu muvafakat sağlanana kadar devir askıda kalır ve ortaklarca reddi halinde geçersiz hale gelir. Bu geçersizlik kesinleşmiş bir tespit kararıyla belirlenmişse, devredenin hisse devir borcu ortadan kalkar ve devir bedelini ödeyen tarafın bu ödemeyi geri isteme hakkı doğar. Alacağın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanması halinde, zenginleşen taraf iyi niyetli ise temerrüde düşmesi için bildirim/ihtar şarttır; dava tarihi öncesinde ihtar bulunmuyorsa faiz dava tarihinden itibaren işletilir.

Emsal değeri

Limited şirket pay devrinde ortaklar çoğunluğunun muvafakati sağlanmadan devrin geçersiz kalacağı ve bu geçersizliğin kesinleşmiş bir tespit kararıyla sabit olması halinde devir bedelinin iadesi gerektiği; ayrıca iyi niyetli sebepsiz zenginleşenin temerrüdü için ihtarın şart olduğu yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: limited şirket pay devri ortaklar genel kurulu onayı pay defterine kayıt devrin geçersizliği sebepsiz zenginleşme iyi niyetli zenginleşen temerrüt

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/930

KARAR NO 2021/992

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/12/2016

NUMARASI 2014/394 Esas-2016/904 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2021

Davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasına kayıtlı ... Tic.Limited Şirketinin %50 hisseye sahip ortağı olduğunu,diğer % 50 hissenin ...'e ait olduğunu,müvekkilinin davalılar ... ve ... ile ...'nün oğlu olan dava dışı ... arasında 26.04.2008 tarihinde ...nun davalı şirketteki %50 hissesinin tamamının ...'ye satılarak devredileceğine dair bir sözleşme imzalandığını,davalı ...'in işbu sözleşmeye taraf olmakla şirket hisselerinin ...'ye devredileceğine rıza gösterdiği gibi sözleşmenin 4. Maddesinin 3.fıkrasına göre 50.000 İngiliz Poundu tutarında bir bedeli ...'na ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, hisseleri devreden müvekkili ile devralan ... arasında 04.12.2008 tarihinde bir protokol daha yapıldığını ve hisse bedellerinin nasıl ve hangi vadede ödeneceğinin bu protokolle belirlendiğini, müvekkili ile ...

arasındaki İstanbul ...Noterliğinin 04.12.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirketin hisse devri sözleşmesi ile müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini ...'ye devrettiğini devrin defterlere işlenerek ticaret siciline tescil ettirilmesinin ihtar edildiğini ancak şirket yetkilileri tarafından bu hususun ticaret siciline tescili için gereğinin yapılmadığını, beyanla davacı ile davalı arasında mevcut 04.12.2008 tarihli hisse devir sözleşmesinde TTK 520 maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmediği bu nedenle 04.12.2008 tarihli taraflar arasında aktedilen sözleşmelerin iptali ile sözleşmeye istinaden davalıya ödenen 130.450 GBT nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili, davacının birisi İngiltere'de birisi Türkiye'de bulunan iki limited şirketin hisselerini satın aldığını, davalının bu konuda kendi edimini ifa ettiğini , ancak davacının şirketlerin iştigal alanı olan nakliye sektörünün krizden etkilenmesi sonucunda sözleşmeden dönmenin yollarını aramaya başladığını ve davanın açılmasının gerçek sebebinin bu olduğunu, sözleşmenin 4 kişi tarafından imzalandığını.bundan dolayı sadece 1 kişiye karşı açılan dava ile sözleşmenin feshinin mümkün olmadığını, sözleşmenin konusunun biri İngiltere'de diğeri Türkiye'de mukim iki limited şirketin hissesinin devrini içerdiğini, oysa davacının sadece Türkiye'de mukim şirketin hisse devrini iptal etmek için dava açtığını,sözleşmenin her iki şirketide ilgilendirmesinden dolayı sadece Türkiye'de mukim şirketi ilgilendiren hisse devrini iptal için dava açamayacağını, hisse devrinin şirket pay defterine kaydedilmesi hususunda sözleşmeyi imzalayan 4,kişi olan ...'in muvafakat vermediğini ve bundan dolayı kaydın gerçekleşmediğini, davalının ediminin hisseyi noterden devretmekten ibaret olduğunu ve kendi edimini yerine getirdiğini, davacıya destek vermeye hazır olduğunu ve ...'e karşı birlikte eda davası açmayı kabul ettiği, ayrıca davalının ödendiği iddia edilen paraları almadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece davanın tarafları ve dava dışı kişiler arasında biri İngiltere'de , diğeri Türkiyede mukim 2 ayrı şirketin hisse devrinin kararlaştırıldığı,hisse devir sözleşmeleri ile söz konusu hisseler devredilmiş ise de TTK 521 maddesindeki şartlar sağlanmadığından davalı tarafça açılan davada pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için TTK 520 maddesindeki ortakların 3/4 ünün olurunun gerekmesi nedeni ile devir şartlarının gerçekleşmediğinden tespit davasının reddine karar verilmesi ve kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, bu durumda pay devrinin ortada kaldığı gibi buna bağlı olarak karşı tarafın daha önceden yaptığı ödemeleri iade hakkının doğduğu, sözleşmeye göre uyuşmazlığın diğer yönünü oluşturan yurt dışında mukim şirketin hisse devrinin gerçekleştiğini, taraflar arasında kararlaştırılmış bulunan 130.450-GBP bedelin her iki şirketteki mevcut hisseler için kararlaştırıldığı dikkate alınarak ve ödenen bedel 150.000-TL lik bedelin sözleşme ve protokoller kapsamında takriben yarısına denk gelen 65.370,87- GBP nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; Taraflar arasındaki 04.12.2008 tarihli protokol hükümlerinin geçerli olarak kurulduğu, davalının Türkiye'de mukim şirketin hisse devrinin ortaklardan 3/4 ünün muvafakatı gerçekleşmediği, kusursuz imkansızlık durumunun ortaya çıktığı, devrin geçersiz olduğu davalının hisse devir borcunun bulunmadığı, iyi niyetli olduğu, sözleşme ve protokolde hisse devrine tekabül eden miktarın taraflarca belirlenmediği,iyi niyetli davalının TBK 79/1 gereğince kalanı iade etmesi gerektiği, iyi niyetli müvekkili açısından temerrüdün oluşmadığını belirterek kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasında imzalanan 26.04.2008 tarihli hisse devrine ilişkin sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir.Davacı, davalı ve dava dışı kişiler arasında sözleşme başlıklı 26.04.2008 tarihli belge,04.12.2008 tarihli protokol ve aynı tarihli Noterde yapılan Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmeleri imzalanmıştır. Glasgow da yerleşik ...t Ltd. Ve İstanbul'da yerleşik ... Tic.Ltd.Şti'nin hisse devir ve satışı kararlaştırılmıştır.26.04.2008 tarihli tarihli sözleşme ile davalı tarafından şirketlerdeki davalıya ait hisselerin % 50 sinin davacıya devredileceği ve davacı tarafından da 177.000 İngiliz Sterlini ödeme yapılacağı kararlaştırılmıştır. Beyoğlu ....Noterliğinde düzenlenen Hisse devir Sözleşmesi ile de davalının Türkiyede yerleşik şirkette mevcut % 50 hissesinin 150.000 TLkarşılığında devredildiği imza altına alınmıştır.Hisse devir sözleşmesi ile devredilen Türkiyede mukim ...

Ticaret Ltd.Şti .nin Noterden hisse devri yapılmış ise de eski TTK 520 (Yeni 595)maddesindeki ortaklar genel kurulunun onayı sağlanamamış , bu hususta davalı tarafça Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/630 E. Sayılı dosyası ile dava açılmış ve hisse devri yönünden tespit istenmiştir.Mahkemece 2013/194 K. Sayılı karar ile pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için pay defterine kayıt yapılması ve kayıt için de ortakların 3/4 ünün olurunun gerekmesi sebebi ile devir şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiş ve karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.Yargıtay 11.HD.2011/471E-2011/1607 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere "limited şirketlerde pay devrinin tarafları bağlaması yasada öngörülen pay ve paydaş çoğunluğunun devre muvafakat etmiş olmasına bağlı olup.

bu muvafakat sağlanana kadar payın devri askıda kalmakta, payın devrinin ortaklar tarafından reddi halinde devir geçersiz hale gelmektedir." Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ile pay devri geçersiz hale gelmiştir.Devir geçersiz olduğu için artık davalının hisse devir borcu bulunmamaktadır, buna bağlı olarak davacının da daha önceden yaptığı ödemeleri talep hakkı doğmuştur. İngiltere 'de mukim şirket hisselerininin devrine ilişkin bedel bakımında davanın reddine ilişkin hüküm davacı tarafça istinaf edilmemiş kesinleşmiştir.Türkiyede yerleşik şirket için devir sözleşmesi gereğince davacı tarafından ödenen 150.000- TL İngiliz Sterlininin Merkez Bankası kuru üzerinden 2.29646 TL üzerinden dönüştürülmesi ile benimsenen toplam bedelin yarısına isabet edecek şekilde 65.370,87 GBP olduğu belirlenmiştir.

Öte yandan TBK'nın 117. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede borçlu, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşen iyi niyetli ise temerrüt için bildirim şarttır. Somut olayda ise alacak sebepsiz zenginleşmeden kaynaklansa da, taraflar arasındaki ilişki ve davalının zenginleşmesi dayanak sözleşmeden kaynaklandığından, davalı iyi niyetli kabul edilmelidir. Dava tarihi öncesinde davalıların temerrüde düştüklerine dair herhangi bir ihtar da bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı vekilinin istinaf talebinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 10.246,50-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 2.561,62-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,88‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.