Genel Kurul Kararının Mutlak Butlanla Batıl Olduğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7986 E. 2023/1864 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu↗ menfaat çatışması↗ mutlak butlan↗ kayyım tayini↗ butlan↗ kayyım↗ davanın konusu↗ şikayet↗ uyuşmazlık konusu↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/69 E., 2018/926 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davalı şirketin sermayesinin her birinin 25.000,00 TL değerinde 24 hisseden ibaret olduğunu, davacının 16 paya karşılık 2/3 hisse, diğer ortak dava dışı ...'un hissesinin 8 paya karşılık 1/3 hisse nispetinde olduğunu, 23.12.2005 tarihli genel kurul kararıyla şirket sermayesinin artırımı ve yeni hisse dağılımına ilişkin karar alındığını, ancak bu kararın altında davacı adına atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığını, davacının o tarihte iş gereği yurt dışında bulunduğunu, imzanın sahte olduğunu, bu karar ile daha önce 2/3 hisseye tekabül eden şirket hissesinin 2/3'ün altında bırakıldığını, davalı şirket yönünden önemli kararlar alma hak ve yetkisinin ortadan kalktığını ileri sürerek şirketin 23.12.2005 tarihli genel kurul kararının mutlak butlan ile batıl olduğunun tespiti ile davacının 24 pay üzerinden 16 paya karşılık 2/3 hissesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu şirketin yetkili temsilcilerinden olduğu, temsilci ile davalı şirket arasında menfaat çatışması olduğundan şirkete kayyım tayin edildiği, genel kurul kararlarının batıl-yok hükmünde olduğuna dair taleplerin süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, ancak yokluğun tespiti hususunda açılacak davaların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) ikinci maddesi hükümlerine göre iyi niyetli olup olmadığının ve dolayısıyla davanın bu açıdan süresinde olup olmadığının resen dikkate alınması gerektiği, genel kurulun yapıldığı tarihin 23.12.2005, dava tarihinin ise 05.02.2016 olduğu, Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevabından, davacının toplantı tarihinde Türkiye'de bulunmadığının sabit olduğu, davaya konu toplantıda alınan karar gereğince ticaret sicilinde pay tescilinin yapıldığı, ticaret sicilinin aleni olduğu ve davanın da dava konusu şirkette münferit temsil yetkisinin olduğu göz önüne alındığında, genel kurul toplantısının yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar davacının bu karardan haberdar olmadığının düşünülmesinin mümkün olmadığı, aradan geçen yaklaşık 10 yıllık zaman nedeniyle davanın 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi gereğince davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurul kararının altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, imzanın sahte olduğunu, o tarihte davacının yurt dışında olduğunun sabit olduğunu, dosyada davacının iyi niyetli olmadığına ilişkin bir delilin olmadığını, ortaklarla akrabalık ilişkisinin olduğunu, güven nedeniyle davacının karardan haberinin olmadığını, ticari kayıt ve defterlerin davacıdan gizlendiğini, buna ilişkin şikayet başvurularının da olduğunu, yokluğun tespiti talebinin süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebileceğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu genel kurul kararın yokluğunun tespiti şartlarının oluşup oluşmadığı, alınan kararların uygulanması ve dava tarihi ile karar tarihinin arasında uzun bir süre olmasının 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi gereğince davanın reddini gerektirip gerektirmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1537 E. 2019/6605 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket · hukuki yarar · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda1- Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu itibarla, aleyhinde hüküm kurulmayan ve karar başlığında müdahil olarak gösterilen ...'nin karar düzeltme talebinde «hukuki yararı» bulunmadığından, ... vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7986 E. , 2023/1864 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/786 Esas, 2021/347 Karar
DAVA TARİHİ 05.02.2016
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/69 E., 2018/926 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davalı şirketin sermayesinin her birinin 25.000,00 TL değerinde 24 hisseden ibaret olduğunu, davacının 16 paya karşılık 2/3 hisse, diğer ortak dava dışı ...'un hissesinin 8 paya karşılık 1/3 hisse nispetinde olduğunu, 23.12.2005 tarihli genel kurul kararıyla şirket sermayesinin artırımı ve yeni hisse dağılımına ilişkin karar alındığını, ancak bu kararın altında davacı adına atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığını, davacının o tarihte iş gereği yurt dışında bulunduğunu, imzanın sahte olduğunu, bu karar ile daha önce 2/3 hisseye tekabül eden şirket hissesinin 2/3'ün altında bırakıldığını, davalı şirket yönünden önemli kararlar alma hak ve yetkisinin ortadan kalktığını ileri sürerek şirketin 23.12.2005 tarihli genel kurul kararının mutlak butlan ile batıl olduğunun tespiti ile davacının 24 pay üzerinden 16 paya karşılık 2/3 hissesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu şirketin yetkili temsilcilerinden olduğu, temsilci ile davalı şirket arasında menfaat çatışması olduğundan şirkete kayyım tayin edildiği, genel kurul kararlarının batıl-yok hükmünde olduğuna dair taleplerin süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, ancak yokluğun tespiti hususunda açılacak davaların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) ikinci maddesi hükümlerine göre iyi niyetli olup olmadığının ve dolayısıyla davanın bu açıdan süresinde olup olmadığının resen dikkate alınması gerektiği, genel kurulun yapıldığı tarihin 23.12.2005, dava tarihinin ise 05.02.2016 olduğu, Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevabından, davacının toplantı tarihinde Türkiye'de bulunmadığının sabit olduğu, davaya konu toplantıda alınan karar gereğince ticaret sicilinde pay tescilinin yapıldığı, ticaret sicilinin aleni olduğu ve davanın da dava konusu şirkette münferit temsil yetkisinin olduğu göz önüne alındığında, genel kurul toplantısının yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar davacının bu karardan haberdar olmadığının düşünülmesinin mümkün olmadığı, aradan geçen yaklaşık 10 yıllık zaman nedeniyle davanın 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi gereğince davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurul kararının altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, imzanın sahte olduğunu, o tarihte davacının yurt dışında olduğunun sabit olduğunu, dosyada davacının iyi niyetli olmadığına ilişkin bir delilin olmadığını, ortaklarla akrabalık ilişkisinin olduğunu, güven nedeniyle davacının karardan haberinin olmadığını, ticari kayıt ve defterlerin davacıdan gizlendiğini, buna ilişkin şikayet başvurularının da olduğunu, yokluğun tespiti talebinin süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebileceğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu genel kurul kararın yokluğunun tespiti şartlarının oluşup oluşmadığı, alınan kararların uygulanması ve dava tarihi ile karar tarihinin arasında uzun bir süre olmasının 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi gereğince davanın reddini gerektirip gerektirmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936054300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz