Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7545 E. 2023/1817 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davanın konusu↗ ara karar↗ derdestlik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/201 E., 2017/35 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünya çapında sigara üretimi yaptığını, ...markalı ürünlerini Türkiye'de satışa sunma arzusunda olduğunu, bu nedenle...markası için TPE nezdinde 2014/21205 kod sayılı tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının markasını TPE nezdinde 2004/24508 tescil numarası ile 34 üncü sınıfta tescil ettirdiğini, davalının tescili kapsamındaki mallarının müvekkilinin markasını kullanmak istediği mallar ile birebir aynı olduğunu, davalının...BLUE markası altında, tescili kapsamındaki malların üretim, satış ve pazarlanması için Türkiye’de hiçbir faaliyette bulunmadığını, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesine göre de markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde markanın iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının tescile konu markasının iptaline, markalar sicilinden terkinine, müvekkilinin maddi ve manevi tazminat hakları saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açıldığı tarihte 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirme yapılmış ise de, dosya derdest iken maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, davanın yasal dayanağı kalmadığı, davanın niteliği itibariyle de yasal boşluğun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1 inci maddesi kapsamında doldurulamadığı, karar tarihinde davanın yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun gereğince hukuki boşluğu hakimin doldurması gerektiği, mülga 556 sayılı KHK ve gerekse 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) markanın kullanılması yükümlülüğünü hüküm altına aldığından, kanun koyucunun iradesinin mehaz Avrupa Birliği düzenlemeleri doğrultusunda kullanma külfeti ve aksi halde de sonucunun markanın iptali şeklinde olduğunu, kanun koyucunun kesintisiz olarak kullanma külfetini hüküm altına aldığını ve kullanılmayan bir markanın ilelebet elde tutulmasını engellediğini, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasının henüz derdest olması sebebiyle 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmadığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlandığı 06.01.2017 tarihinden önce açılan ve henüz kesinleşmemiş olan kullanmama nedenine dayalı markanın iptali davalarında uygulanacak, ulusal mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde yaptırım hükmü bulunmadığı, hâkimin hukuk yaratma yoluyla kullanmama sebebiyle iptal kararı veremeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın konusu kalmadığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın kullanılmaması iddiasına dayalı hükümsüzlük talebinin haklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2.556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8961 E. 2023/3213 K.
Ortak:derdestlik · karar verilmesine yer olmadığına · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasının henüz «derdest» olması sebebiyle 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmadığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlandığı 06.01.2017 tarihinden önce açılan ve henüz kesinleşmemiş olan kullanmama nedenine dayalı markanın iptali davalarında uygulanacak, ulusal mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde yaptırım hükmü bulunmadığı, hâkimin hukuk yaratma yoluyla kullanmama sebebiyle iptal kararı veremeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, «davanın konusu» kalmadığından dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açıldığı tarihte 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirme yapılmış ise de, dosya «derdest» iken maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, davanın yasal dayanağı kalmadığı, davanın niteliği itibariyle de yasal boşluğun 4721 sayılı Türk Medeni …
Benzer bu kararda… ararı ile davanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesine dayanılarak açılmış marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» talebi olduğu, dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'nin 2016/148 E., 2016/189 K. ve 14.12.2016 tarihli 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin Anayasa'nın 91 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle iptaline dair kararın 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları geriye yürümez ise de Hukuk Genel Kurulunun 31.03.2004 tarihli ve 156/«194» sayılı kararında benimsenen görüşe göre iptal kararının kesinleşen işlem ve kararlara etkili olamayacağı, görülmekte olan davalarda da geriye yürümeme kuralının uygulanmayacağı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının «derdest» dosyalar ve kesinleşmemiş karar dosyalarında uygulanacağı sonucuna varıldığı, bu nedenle iş bu davanın 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin iptalinden dolayı yasa …
Dava tarihi itibariyle yürürlükteki yasal düzenlemelere güvenilerek açılan davada, dayanak yasal düzenlemenin yargılama aşamasında Anayasa Mahkemesi'nce iptali nedeniyle hukuki dayanak kalmadığından davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · i̇i̇k 194 · sicilden terkin · yargılama gideri · terkin
Benzer bu kararda… ararı ile davanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesine dayanılarak açılmış marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» talebi olduğu, dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'nin 2016/148 E., 2016/189 K. ve 14.12.2016 tarihli 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin Anayasa'nın 91 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle iptaline dair kararın 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları geriye yürümez ise de Hukuk Genel Kurulunun 31.03.2004 tarihli ve 156/«194» sayılı kararında benimsenen görüşe göre iptal kararının kesinleşen işlem ve kararlara etkili olamayacağı, görülmekte olan davalarda da geriye yürümeme kuralının uygulanmayacağı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının «derdest» dosyalar ve kesinleşmemiş karar dosyalarında uygulanacağı sonucuna varıldığı, bu nedenle iş bu davanın 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin iptalinden dolayı yasa …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» istemine ilişkindir.
… rınca hukuki boşluğun hakim tarafından doldurulması gerektiğini, sırf şekilsel bir eksiklik nedeniyle 4 gün boşluk meydana gelmesi sebebiyle davanın reddedilmesinin «usul ekonomisine» de aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Mahkemece 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 14.12.2016 gün ve 2016/148 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine ve «yargılama giderlerinin» taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7545 E. , 2023/1817 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/301 Esas, 2021/647 Karar
DAVA TARİHİ 20.09.2014
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun kabulü kararı
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2014/201 E., 2017/35 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünya çapında sigara üretimi yaptığını, ...markalı ürünlerini Türkiye'de satışa sunma arzusunda olduğunu, bu nedenle...markası için TPE nezdinde 2014/21205 kod sayılı tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının markasını TPE nezdinde 2004/24508 tescil numarası ile 34 üncü sınıfta tescil ettirdiğini, davalının tescili kapsamındaki mallarının müvekkilinin markasını kullanmak istediği mallar ile birebir aynı olduğunu, davalının...BLUE markası altında, tescili kapsamındaki malların üretim, satış ve pazarlanması için Türkiye’de hiçbir faaliyette bulunmadığını, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesine göre de markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde markanın iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının tescile konu markasının iptaline, markalar sicilinden terkinine, müvekkilinin maddi ve manevi tazminat hakları saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açıldığı tarihte 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirme yapılmış ise de, dosya derdest iken maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, davanın yasal dayanağı kalmadığı, davanın niteliği itibariyle de yasal boşluğun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1 inci maddesi kapsamında doldurulamadığı, karar tarihinde davanın yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun gereğince hukuki boşluğu hakimin doldurması gerektiği, mülga 556 sayılı KHK ve gerekse 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) markanın kullanılması yükümlülüğünü hüküm altına aldığından, kanun koyucunun iradesinin mehaz Avrupa Birliği düzenlemeleri doğrultusunda kullanma külfeti ve aksi halde de sonucunun markanın iptali şeklinde olduğunu, kanun koyucunun kesintisiz olarak kullanma külfetini hüküm altına aldığını ve kullanılmayan bir markanın ilelebet elde tutulmasını engellediğini, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasının henüz derdest olması sebebiyle 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmadığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlandığı 06.01.2017 tarihinden önce açılan ve henüz kesinleşmemiş olan kullanmama nedenine dayalı markanın iptali davalarında uygulanacak, ulusal mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde yaptırım hükmü bulunmadığı, hâkimin hukuk yaratma yoluyla kullanmama sebebiyle iptal kararı veremeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın konusu kalmadığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın kullanılmaması iddiasına dayalı hükümsüzlük talebinin haklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2.556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936034600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz