6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel Kurul Kararının İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5676 E. 2023/24 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esastan ret ortalama tüketici terkin ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) dahili dava iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/159 E., 2019/212 K.

Taraflar arasındaki, ... (TPMK), Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu marka ile müvekkilin markalarının aynı veya benzer mal sınıfında olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin "..." markasını içererek oluşturulduğunu, davalı markasında baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, davalının markasının müvekkilinin markasının serisi olarak kabul edilecek veya ilişkilendirilecek ya da aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğu zannına yol açacağını, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 22.03.2017 tarih ve 2017-M-l753 sayılı kararının iptali ve davalı şirkete ait 2016/05039 kod numaralı başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında iltibas bulunmadığını, YİDK kararının yasaya uygun olduğunu, davacının "..." markasını ÇİKOLATA emtiası dışında bir kullanımının mevcut bulunmadığını, herkesin kullanımına açık "..." ibaresinin bir kişinin inhisarına terk edilmesinin mümkün olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin başvurusunun “... ...” ibaresinden, davacı markalarının ise ... kelimesinin yanı sıra davacının şemsiye/lider markası olan ...kelimesi ile “...” ibarelerinden oluştuğu, ... kelimesinin tüm davacı markalarında esaslı unsur ya da esaslı unsurun bir parçası olduğu ve 2007/48723, 2006/47412, 2007/02951 kod numaralı markaları dışındaki davacı markalarında ... ibaresi markaya ayırt edicilik katan, ön plana çıkan, vurgulu ibare olduğu, sayılan üç markada ise ayırt edicilik ve vurgunun başka kelimeler üzerinde ve marka kompozisyonun bütününde olduğu, bu bakımdan davacının 109012 sayılı ..., 108902 sayılı ..., 2004/01590 sayılı ... GALLEON, 2001/13266 sayılı ......, 2007/16574 sayılı ...... şekil, 2007/16575 sayılı ...... şekil, 2007/16576 sayılı ...... şekil, 2007/16577 sayılı ...... şekil, 2007/16578 sayılı ...... şekil, 2007/16579 sayılı ...... şekil, 96674 sayılı ......HORN markalarında ayırtediciliği üzerinde toplayan esaslı unsurun ... kelimesi olduğu, ... ... şeklindeki söz bütünü ya da bu tamlamada öne çıkan ... kelimesinin davalı başvurusunun kapsadığı 29, 30, 31 ve 32 inci sınıfa dahil mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olan bir ibare olduğu, ortalama bir tüketicinin, davacı ... davalı işletmeleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu zannına kapılma ihtimali oldukça yüksek olduğu, markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün bulunduğu, davacı markalarının 29, 30 ve 32 sınıfları kapsadığı, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin 29 ve 30’uncu sınıfta yer alan tüm mallar ile 32’inci sınıfta yer alan "Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)" mallar alt grupları bakımından aynı/aynı tür ve benzer olduğu, davalı başvurusunun kapsadığı 31’inci sınıfta yer alan tüm mallar ile 32 nci sınıfta yer alan “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar." sınıflara dahil mal ve hizmetlerin ise davacıya ait redde mesnet gösterilen markalanın kapsamında bulunmadığı gibi yakından bağlantılı olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile YİDK'nın 22.03.2017 tarih 2017-M-1753 sayılı kararının davacının itirazının reddiyle ilgili kısmen 29, 30 uncu sınıfların tamamı ile 32 nci sınıfta maden suları kaynak suları sofra suları sodalar sebze ve meyve suları bunların konsantreleri ve özleri meşrubatlar enerji içecekleri (alkolsüz) yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, davalı adına tescilli 2016/05039 sayılı ... ... ibareli markanın tescilli olduğu 29, 30 uncu sınıfların tamamı ile 32 nci sınıfta maden suları kaynak suları sofra suları sodalar sebze ve meyve suları bunların konsantreleri ve özleri meşrubatlar enerji içecekleri (alkolsüz) yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlükle ilgili fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesince özetle; müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar ile davalının başvurusunun tescilinin istenildiği sınıflar arasında benzerlik bulunduğunu, tanınmışlığın mal ve hizmete etkisinin hatalı değerlendirildiğini, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, ... ibaresinin ayırtediciliği düşük, zayıf bir ibare olduğunu, bağlantı kurulamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ibareler arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin ... ibareli birçok markasının bulunduğunu, markaların kullanıldığı sektörlerin farklı olduğunu, “...” ibaresinin farklı firmalar tarafından da sıklıkla tercih edilen bir kelime olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Şirketin “... ...” ibareli başvurusu ile davacının "..." esas ibareli markaları arasında, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas bulunduğu, zira dava konusu ibarenin esas unsurunun “...” sözcüğü olduğu, davacı markalarında da “...” ibaresinin muhtelif ek unsurlar ile birlikte baskın veya ön plana çıkan unsurlardan biri olarak kullanıldığı, “...” ibaresinin niteliği itibariyle tescil kapsamındaki emtia yönünden zayıf bir marka olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumun ise tüketicinin başvuru markasını, davacının önceki tarihli seri markaları ile ilişkilendirmesine neden olabileceği, davacı markalarının 29, 30 ve 32’nci sınıfları kapsadığı, davalı başvurusunun ise 29, 30, 31 ve 32 nci sınıfa dahil mal ve hizmetleri içerdiği, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin 29 ve 30 uncu sınıfta yer alan tüm mallar ile 32 nci sınıfta yer alan Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz) mallar alt grupları bakımından aynı/aynı tür ve benzer olduğu, davalı başvurusunun kapsadığı 31 inci sınıfta yer alan tüm mallar ile 32 nci sınıfta yer alan “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar." sınıflara dahil mal ve hizmetlerin ise davacıya ait redde mesnet gösterilen markalanın kapsamında bulunmadığı gibi yakından bağlantılı olmadığı, anılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının davacı yararına oluşmadığı gerekçesiyle davacı ... davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili ile davacı vekili süresi içinde temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, aynı maddenin dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2695 E. 2023/6339 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5676 E.  ,  2023/24 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1432 Esas, 2021/646 Karar

DAVA TARİHİ 15.05.2017

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/159 E., 2019/212 K.

Taraflar arasındaki, ... (TPMK), Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu marka ile müvekkilin markalarının aynı veya benzer mal sınıfında olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin "..." markasını içererek oluşturulduğunu, davalı markasında baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, davalının markasının müvekkilinin markasının serisi olarak kabul edilecek veya ilişkilendirilecek ya da aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğu zannına yol açacağını, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 22.03.2017 tarih ve 2017-M-l753 sayılı kararının iptali ve davalı şirkete ait 2016/05039 kod numaralı başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında iltibas bulunmadığını, YİDK kararının yasaya uygun olduğunu, davacının "..." markasını ÇİKOLATA emtiası dışında bir kullanımının mevcut bulunmadığını, herkesin kullanımına açık "..." ibaresinin bir kişinin inhisarına terk edilmesinin mümkün olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin başvurusunun “... ...” ibaresinden, davacı markalarının ise ... kelimesinin yanı sıra davacının şemsiye/lider markası olan ...kelimesi ile “...” ibarelerinden oluştuğu, ... kelimesinin tüm davacı markalarında esaslı unsur ya da esaslı unsurun bir parçası olduğu ve 2007/48723, 2006/47412, 2007/02951 kod numaralı markaları dışındaki davacı markalarında ... ibaresi markaya ayırt edicilik katan, ön plana çıkan, vurgulu ibare olduğu, sayılan üç markada ise ayırt edicilik ve vurgunun başka kelimeler üzerinde ve marka kompozisyonun bütününde olduğu, bu bakımdan davacının 109012 sayılı ..., 108902 sayılı ..., 2004/01590 sayılı ...

GALLEON, 2001/13266 sayılı ......, 2007/16574 sayılı ...... şekil, 2007/16575 sayılı ...... şekil, 2007/16576 sayılı ...... şekil, 2007/16577 sayılı ...... şekil, 2007/16578 sayılı ...... şekil, 2007/16579 sayılı ...... şekil, 96674 sayılı ......HORN markalarında ayırtediciliği üzerinde toplayan esaslı unsurun ... kelimesi olduğu, ... ... şeklindeki söz bütünü ya da bu tamlamada öne çıkan ... kelimesinin davalı başvurusunun kapsadığı 29, 30, 31 ve 32 inci sınıfa dahil mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olan bir ibare olduğu, ortalama bir tüketicinin, davacı ... davalı işletmeleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu zannına kapılma ihtimali oldukça yüksek olduğu, markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün bulunduğu, davacı markalarının 29, 30 ve 32 sınıfları kapsadığı, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin 29 ve 30’uncu sınıfta yer alan tüm mallar ile 32’inci sınıfta yer alan "Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.

Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)" mallar alt grupları bakımından aynı/aynı tür ve benzer olduğu, davalı başvurusunun kapsadığı 31’inci sınıfta yer alan tüm mallar ile 32 nci sınıfta yer alan “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar." sınıflara dahil mal ve hizmetlerin ise davacıya ait redde mesnet gösterilen markalanın kapsamında bulunmadığı gibi yakından bağlantılı olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile YİDK'nın 22.03.2017 tarih 2017-M-1753 sayılı kararının davacının itirazının reddiyle ilgili kısmen 29, 30 uncu sınıfların tamamı ile 32 nci sınıfta maden suları kaynak suları sofra suları sodalar sebze ve meyve suları bunların konsantreleri ve özleri meşrubatlar enerji içecekleri (alkolsüz) yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, davalı adına tescilli 2016/05039 sayılı ...

... ibareli markanın tescilli olduğu 29, 30 uncu sınıfların tamamı ile 32 nci sınıfta maden suları kaynak suları sofra suları sodalar sebze ve meyve suları bunların konsantreleri ve özleri meşrubatlar enerji içecekleri (alkolsüz) yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlükle ilgili fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesince özetle; müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar ile davalının başvurusunun tescilinin istenildiği sınıflar arasında benzerlik bulunduğunu, tanınmışlığın mal ve hizmete etkisinin hatalı değerlendirildiğini, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, ... ibaresinin ayırtediciliği düşük, zayıf bir ibare olduğunu, bağlantı kurulamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ibareler arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin ... ibareli birçok markasının bulunduğunu, markaların kullanıldığı sektörlerin farklı olduğunu, “...” ibaresinin farklı firmalar tarafından da sıklıkla tercih edilen bir kelime olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Şirketin “... ...” ibareli başvurusu ile davacının "..." esas ibareli markaları arasında, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas bulunduğu, zira dava konusu ibarenin esas unsurunun “...” sözcüğü olduğu, davacı markalarında da “...” ibaresinin muhtelif ek unsurlar ile birlikte baskın veya ön plana çıkan unsurlardan biri olarak kullanıldığı, “...” ibaresinin niteliği itibariyle tescil kapsamındaki emtia yönünden zayıf bir marka olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumun ise tüketicinin başvuru markasını, davacının önceki tarihli seri markaları ile ilişkilendirmesine neden olabileceği, davacı markalarının 29, 30 ve 32’nci sınıfları kapsadığı, davalı başvurusunun ise 29, 30, 31 ve 32 nci sınıfa dahil mal ve hizmetleri içerdiği, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin 29 ve 30 uncu sınıfta yer alan tüm mallar ile 32 nci sınıfta yer alan Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.

Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz) mallar alt grupları bakımından aynı/aynı tür ve benzer olduğu, davalı başvurusunun kapsadığı 31 inci sınıfta yer alan tüm mallar ile 32 nci sınıfta yer alan “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar." sınıflara dahil mal ve hizmetlerin ise davacıya ait redde mesnet gösterilen markalanın kapsamında bulunmadığı gibi yakından bağlantılı olmadığı, anılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının davacı yararına oluşmadığı gerekçesiyle davacı ... davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili ile davacı vekili süresi içinde temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, aynı maddenin dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936033200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.