Rücuen Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3514 E. 2023/4324 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atıfet mehli↗ katılma yolu ile istinaf↗ rücu alacağı↗ rücu davası↗ istinaf sebebi↗ ihbar yükümlülüğü↗ direnme kararı↗ temerrüt tarihi↗ vekâlet ücreti↗ derdestlik↗ istinaf incelemesi↗ olumsuz oy↗ rücu↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ hak düşürücü süre↗ işlemiş faiz↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ihtarname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin 2014/472 E. ve 2014/722 K. sayılı ilamına istinaden 22.02.2017 tarihinde 328.178,61 TL, 03.04.2017 tarihinde 26,60 TL, 04.12.2014 tarihinde 2.524,87 TL, 25.01.2016 tarihinde 7.169,89 TL, 07.07.2017 tarihinde ise 4.301,08 TL ödemek zorunda kaldığını, yapılan ödemelerden taraflar arasında akdedilen İHDS sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğun beyan ederek, yapılan ödemelerin ödeme tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre ve derdestlik ile kesin hüküm yönünden davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen İHDS kapsamında davaya konu alacağın müvekkilinden rücu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2018 tarih, 2018/216 E. ve 2018/954 K. sayılı kararıyla; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücu alacağının tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı vekili tarafından derdestlik itirazında bulunulmuş ise de aynı konuda açılan davanın esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki derdestlik itirazının, somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü süre bulunmadığından davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi isteminin, sözleşmeden kaynaklanan alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğu nazara alınarak ve ödeme tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı itirazının, yine davalı vekili tarafından kesin hüküm oluşturan mahkeme esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki kesin hüküm itirazının esas hükümle birlikte reddine, taraflar arasında 24.07.2016 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca dayanak Mahkeme ilamına istinaden ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ayrıca ihtilafın sözleşmeden önceki dönemde (11.11.2005) ortaya çıkmış olması nedeniyle davacının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı yine rücu borçlusu olan davalının haklarını korumak amacıyla davacının İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin ilamını temyiz yasa yoluna başvurması sebebiyle yapmış olduğu masrafları da talep edebileceği, her iki tarafın tacir ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması sebebiyle davacının avans faizi isteminde bulunabileceği, yapılan her bir ödeme için davacı ödeme tarihinden itibaren faiz isteminde bulunabilecek ise de, davacının 22.02.2017 tarihinde ödediği 328.178,61 TL ile 03.04.2017 tarihinde ödediği 26,60 TL için davalıya yazmış olduğu 17.04.2017 tarihli müzekkere ile davalıya atıfet tanıyarak yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeme yapmasını istediği, anılı ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarih ispat edilememiş ise de davalının davacıya hitaben yazmış olduğu 08.05.2017 tarihli cevabi yazı ile borçtan sorumlu olmadığını bildirmekle, 328.178,61 TL ile 26,60 TL yönünden temerrüt tarihinin davacının atıfet yazısı içeriği gözetilerek 08.05.2017, diğer alacak kalemleri yönünden ise ödeme kalemlerinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 328.178,61 TL'nin 08.05.2017 tarihinden, 26,60 TL'nin 08.05.2017 tarihinden, 2.524,87 TL'nin 04.12.2014 tarihinden, 7.169,89 TL'nin 25.01.2016 tarihinden, 4.301,08 TL'nin 07.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/1117 E. ve 2021/197 K. sayılı kararıyla; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf sebebinin kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak, davacı tarafından ödenen 328.178,61 TL'nin ödeme tarihi olan 22.02.2017, 26.60 TL'nin ödeme tarihi olan 03.04.2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.11.2022 tarih, 2021/4273 E. ve 2022/8253 K. sayılı kararıyla "İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde ve istinaf mahkemesi gerekçesinde belirtilen ihtarnameye dosya kapsamındaki belgelerde rastlanılmamıştır. Buna göre, davacı tarafından davalı şirkete yazılan bir ihtarname olup olmadığı, anılı ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği ve ihtarname kapsamında atıfet mehli verilmiş ise bu durumda davacının ancak atıfet süresinin sona erdiği tarihten itibaren faiz isteyebileceği gözetilerek, atıfet süresi değerlendirilerek, atıfet süresinin dolduğu tarihten itibaren işlemiş faize karar verilmesi gerektiğinden bu hususlar değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile direnme karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 08.10.2004 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi örneğine göre davacı ... Edaş'ın 08.10.2004 tarihinde faaliyetlerine başladığını, şirketin faaliyet konularının anılan gazetede yayınlanan şirket ana sözleşmesinin 3 üncü maddesinde açıklandığı üzere elektrik enerjisi dağıtımı, perakende satış ve perakende satış hizmeti yapmak şeklinde belirtildiğini, bu durumda dağıtım faaliyetinin 08.10.2004 tarihinden itibaren davacı ... Edaş tarafından yerine getirildiğini, dayanak mahkeme ilamına konu olay 11.11.2005 tarihinde meydana gelmiş olup dağıtım faaliyeti 08.10.2004 tarihinden beri davacı ... EDAŞ tarafından yerine getirildiğinden olaya ilişkin sorumluluğun da davacıya ait olduğunu, kaldı ki dava konusu olayda vefat eden çalışanın çalıştığı Mim İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Boğaziçi Edaş arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğunu, anılan şirket ile sözleşme imzalayanın Boğaziçi Edaş olduğunu, bu hususun Boğaziçi Edaş'a ait 16.06.2014 tarihli 1299 sayılı yazısından anlaşıldığını, dayanak Mahkeme ilamında davacı şirket ile birlikte Mim İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin de davalı olarak yer aldığını, icra takibinde de her iki şirketin borçlu olarak gösterildiğini, icra dosyası borcunun tamamının davacı tarafından ödendiğini, işbu davada davacının önce diğer şirkete rücu edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, çünkü davacı tarafından Mim İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye rücu edilmiş ise rücu edilen miktar kadar sebepsiz zenginleşme meydana geleceğini, bu sebeple 08.11.2018 tarihli şirkete anılan şirkete müzekkere yazılması istenmiş ise de Mahkemece de bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, bu davada müvekkili sorumlu olsa dahi davacı ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden anılan davada faiz, icra giderleri ve icra vekâlet ücreti açısından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, anılan dava ve icra dosyasına konu tebligatlara ilişkin olarak müvekkiline hiçbir aşamada bildirimde bulunulmadığını, TBK'nın 73 üncü maddesi gereği rücu davası olarak kabul edilse dahi davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücu’an tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4273 E. 2022/8253 K.
Ortak:atıfet mehli · rücu alacağı · istinaf sebebi · ihbar yükümlülüğü · temerrüt tarihi · derdestlik · rücu · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Rücuen Alacak
İncelediğiniz kararda… DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2018 tarih, 2018/216 E. ve 2018/954 K. sayılı kararıyla; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücu alacağının» tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı vekili tarafından «derdestlik» itirazında bulunulmuş ise de aynı konuda açılan davanın esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki derdestlik itirazının, somut olayda uygulanması gereken «hak düşürücü süre» bulunmadığından davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi isteminin, sözleşmeden kaynaklanan alacağın 10 yıllık «zamanaşımına» tabii olduğu nazara alınarak ve ödeme tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı itirazının, yine davalı vekili tarafından «kesin» hüküm oluşturan mahkeme esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki kesin hüküm itirazının esas hükümle birlikte reddine, taraflar arasında 24.07.2016 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca dayanak Mahkeme ilamına istinaden ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ayrıca ihtilafın sözleşmeden önceki dönemde (11.11.2005) ortaya çıkmış olması nedeniyle davacının «ihbar yükümlülüğünün» bulunmadığı yine rücu borçlusu olan davalının haklarını korumak amacıyla davacının İstanbul 8.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın «zamanaşımına» uğradığını, «hak düşürücü süre» ve «derdestlik» ile «kesin» hüküm yönünden davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen İHDS kapsamında davaya konu alacağın müvekkilinden «rücu» edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Şti.'ye «rücu» edilmiş ise rücu edilen miktar kadar «sebepsiz zenginleşme» meydana geleceğini, bu sebeple 08.11.2018 tarihli şirkete anılan şirkete müzekkere yazılması istenmiş ise de Mahkemece de bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmediğini, bu davada müvekkili sorumlu olsa dahi davacı «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden anılan davada faiz, icra giderleri ve icra vekâlet ücreti açısından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, anılan dava ve icra dosyasına konu «tebligatlara» ilişkin olarak müvekkiline hiçbir aşamada bildirimde bulunulmadığını, TBK'nın 73 üncü maddesi gereği «rücu davası» olarak kabul edilse dahi davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücu alacağının» tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı vekili tarafından «derdestlik» itirazında bulunulmuş ise de aynı konuda açılan davanın esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki derdestlik itirazının, somut olayda uygulanması gereken «hak düşürücü süre» bulunmadığından davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi isteminin, sözleşmeden kaynaklanan alacağın 10 yıllık «zamanaşımına» tabii olduğu nazara alınarak ve ödeme tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı itirazının, yine davalı vekili tarafından «kesin» hüküm oluşturan mahkeme esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki kesin hüküm itirazının esas hükümle birlikte reddine, taraflar arasında 24.07.2016 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca dayanak mahkeme ilamına istinaden ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ayrıca ihtilafın sözleşmeden önceki dönemde (11.11.2005) ortaya çıkmış olması nedeniyle davacının «ihbar yükümlülüğünün» bulunmadığı yine rücu borçlusu olan davalının haklarını korumak amacıyla davacının İstanbul 8.
İş Mahkemesi'nin ilamını temyiz yasa yoluna başvurması sebebiyle yapmış olduğu «masrafları» da talep edebileceği, her iki tarafın «tacir» ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması sebebiyle davacının «avans faizi» isteminde bulunabileceği, yapılan her bir ödeme için davacı ödeme tarihinden itibaren faiz isteminde bulunabilecek ise de, davacının 22.02.2017 tarihinde ödediği 328.178,61 TL ile 03.04.2017 tarihinde ödediği 26,60 TL için davalıya yazmış olduğu 17.04.2017 tarihli müzekkere ile davalıya atıfet tanıyarak yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeme yapmasını istediği, anılı «ihtarnamenin» davalıya tebliğ edildiği tarih ispat edilememiş ise de davalının davacıya hitaben yazmış olduğu 08.05.2017 tarihli cevabi yazı ile borçtan sorumlu olmadığını bildirmekle, 328.178,61 TL ile 26,60 TL yönünden «temerrüt tarihinin» davacının atıfet yazısı içeriği gözetilerek 08.05.2017, diğer alacak kalemleri yönünden ise ödeme kalemlerinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 328.1 …
… olduğu, davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin katılma yolu ile «istinaf sebebinin» kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak, davacı tarafından ödenen 328.178,61 TL'nin ödeme tarihi olan 22.02.2017, 26.60 TL'nin ödeme tarihi olan 03.04.2017 tarihinden itibaren «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr kaybı
Benzer bu kararda… davacı şirkete yazılan 08.05.2017 tarihli cevabi yazıda ilgi yazı ile istenilen ödeme bedellerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağının bildirildiği ancak «rücu»’an tazminat talebi başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olduğundan ödeme gününden itibaren faiz talep edilebileceği, ilk derece mahkemesince davalıya atıfet süresi verildiğinin kab …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3514 E. , 2023/4324 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/262 Esas, 2023/422 Karar
HÜKÜM
Direnme
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen davacının işletme devir hakkı sözleşmesi hükümlerine istinaden davalıya karşı rücuan alacağın tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin 2014/472 E. ve 2014/722 K. sayılı ilamına istinaden 22.02.2017 tarihinde 328.178,61 TL, 03.04.2017 tarihinde 26,60 TL, 04.12.2014 tarihinde 2.524,87 TL, 25.01.2016 tarihinde 7.169,89 TL, 07.07.2017 tarihinde ise 4.301,08 TL ödemek zorunda kaldığını, yapılan ödemelerden taraflar arasında akdedilen İHDS sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğun beyan ederek, yapılan ödemelerin ödeme tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre ve derdestlik ile kesin hüküm yönünden davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen İHDS kapsamında davaya konu alacağın müvekkilinden rücu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2018 tarih, 2018/216 E. ve 2018/954 K. sayılı kararıyla; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücu alacağının tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı vekili tarafından derdestlik itirazında bulunulmuş ise de aynı konuda açılan davanın esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki derdestlik itirazının, somut olayda uygulanması gereken hak düşürücü süre bulunmadığından davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi isteminin, sözleşmeden kaynaklanan alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğu nazara alınarak ve ödeme tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı itirazının, yine davalı vekili tarafından kesin hüküm oluşturan mahkeme esas numarası bildirilmediğinden soyut nitelikteki kesin hüküm itirazının esas hükümle birlikte reddine, taraflar arasında 24.07.2016 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca dayanak Mahkeme ilamına istinaden ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ayrıca ihtilafın sözleşmeden önceki dönemde (11.11.2005) ortaya çıkmış olması nedeniyle davacının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı yine rücu borçlusu olan davalının haklarını korumak amacıyla davacının İstanbul 8.
İş Mahkemesi'nin ilamını temyiz yasa yoluna başvurması sebebiyle yapmış olduğu masrafları da talep edebileceği, her iki tarafın tacir ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması sebebiyle davacının avans faizi isteminde bulunabileceği, yapılan her bir ödeme için davacı ödeme tarihinden itibaren faiz isteminde bulunabilecek ise de, davacının 22.02.2017 tarihinde ödediği 328.178,61 TL ile 03.04.2017 tarihinde ödediği 26,60 TL için davalıya yazmış olduğu 17.04.2017 tarihli müzekkere ile davalıya atıfet tanıyarak yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeme yapmasını istediği, anılı ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarih ispat edilememiş ise de davalının davacıya hitaben yazmış olduğu 08.05.2017 tarihli cevabi yazı ile borçtan sorumlu olmadığını bildirmekle, 328.178,61 TL ile 26,60 TL yönünden temerrüt tarihinin davacının atıfet yazısı içeriği gözetilerek 08.05.2017, diğer alacak kalemleri yönünden ise ödeme kalemlerinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 328.178,61 TL'nin 08.05.2017 tarihinden, 26,60 TL'nin 08.05.2017 tarihinden, 2.524,87 TL'nin 04.12.2014 tarihinden, 7.169,89 TL'nin 25.01.2016 tarihinden, 4.301,08 TL'nin 07.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/1117 E. ve 2021/197 K. sayılı kararıyla; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf sebebinin kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak, davacı tarafından ödenen 328.178,61 TL'nin ödeme tarihi olan 22.02.2017, 26.60 TL'nin ödeme tarihi olan 03.04.2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.11.2022 tarih, 2021/4273 E. ve 2022/8253 K. sayılı kararıyla "İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde ve istinaf mahkemesi gerekçesinde belirtilen ihtarnameye dosya kapsamındaki belgelerde rastlanılmamıştır. Buna göre, davacı tarafından davalı şirkete yazılan bir ihtarname olup olmadığı, anılı ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği ve ihtarname kapsamında atıfet mehli verilmiş ise bu durumda davacının ancak atıfet süresinin sona erdiği tarihten itibaren faiz isteyebileceği gözetilerek, atıfet süresi değerlendirilerek, atıfet süresinin dolduğu tarihten itibaren işlemiş faize karar verilmesi gerektiğinden bu hususlar değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile direnme karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
08. 10.2004 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi örneğine göre davacı ... Edaş'ın 08.10.2004 tarihinde faaliyetlerine başladığını, şirketin faaliyet konularının anılan gazetede yayınlanan şirket ana sözleşmesinin 3 üncü maddesinde açıklandığı üzere elektrik enerjisi dağıtımı, perakende satış ve perakende satış hizmeti yapmak şeklinde belirtildiğini, bu durumda dağıtım faaliyetinin 08.10.2004 tarihinden itibaren davacı ... Edaş tarafından yerine getirildiğini, dayanak mahkeme ilamına konu olay 11.11.2005 tarihinde meydana gelmiş olup dağıtım faaliyeti 08.10.2004 tarihinden beri davacı ... EDAŞ tarafından yerine getirildiğinden olaya ilişkin sorumluluğun da davacıya ait olduğunu, kaldı ki dava konusu olayda vefat eden çalışanın çalıştığı Mim İnş.
San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Boğaziçi Edaş arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğunu, anılan şirket ile sözleşme imzalayanın Boğaziçi Edaş olduğunu, bu hususun Boğaziçi Edaş'a ait 16.06.2014 tarihli 1299 sayılı yazısından anlaşıldığını, dayanak Mahkeme ilamında davacı şirket ile birlikte Mim İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin de davalı olarak yer aldığını, icra takibinde de her iki şirketin borçlu olarak gösterildiğini, icra dosyası borcunun tamamının davacı tarafından ödendiğini, işbu davada davacının önce diğer şirkete rücu edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, çünkü davacı tarafından Mim İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye rücu edilmiş ise rücu edilen miktar kadar sebepsiz zenginleşme meydana geleceğini, bu sebeple 08.11.2018 tarihli şirkete anılan şirkete müzekkere yazılması istenmiş ise de Mahkemece de bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, bu davada müvekkili sorumlu olsa dahi davacı ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden anılan davada faiz, icra giderleri ve icra vekâlet ücreti açısından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, anılan dava ve icra dosyasına konu tebligatlara ilişkin olarak müvekkiline hiçbir aşamada bildirimde bulunulmadığını, TBK'nın 73 üncü maddesi gereği rücu davası olarak kabul edilse dahi davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücu’an tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933690700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz