Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/498 E. 2023/3940 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6325 sayılı kanun 18/a-15↗ son tutanak↗ dava şartı arabuluculuk↗ zorunlu arabuluculuk↗ haciz ihbarnamesi↗ arabuluculuk başvurusu↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ icra hukuk mahkemesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ uyap↗ davanın konusu↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ tespit davası↗ yargılama giderleri↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ haciz↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ menfi tespit↗ kusur↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/581 E., 2020/25 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından dava dışı Mardin Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü aleyhine Mardin İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takip dosyasından müvekkili bankaya 1 inci ve 2 nci haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkili bankanın süresi içinde haciz ihbarnamelerine cevap verdiğini ve itiraz edildiğini, ancak itirazlara rağmen ilgili icra dosyasından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 89 uncu madde hükmüne aykırı olarak 21.06.2019 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, haciz ihbarnamelerine karşı Mardin İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gidildiğini, akabinde menfi tespit davası açılmadan önce zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna 08.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, davalı tarafından hukuka aykırı olarak gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle iş bu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek İcra Müdürlüğü dosyasından gönderilen haciz ihbarnamelerine konu olan borca ilişkin müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının 1 inci ve 2 nci haciz ihbarnamelerine cevap verilmesine rağmen icra müdürlüğü tarafından gönderilmemesi gereken üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderilmesi iddiasına karşın memur muammelesinden kaynaklanan şikayet yoluna başvurulması gerekirken huzurdaki davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, nitekim davalı tarafın 3 üncü haciz ihbarnamesinin iptali için Mardin İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gittiğini, öte yandan haciz ihbarnamelerine cevap verildiğine dair icra dosyasında herhangi bir belge bulunmadığını, davanın kabulü halinde dahi müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun icra dosyasından davacı bankaya gönderilen 1 inci ve 2 nci haciz ihbarnamelerinden dolayı davacı bankanın borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, söz konusu haciz ihbarnamelerinin Mardin İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dosyasında iptaline karar verildiği, bu nedenle davanın konusunun kalmadığı, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceği, davacının davayı açtığı tarihte davayı açmakta haklı olduğu, davacı tarafın icra dosyasındaki haciz ihbarnamelerine süresinde içinde itiraz ettiği, davalı tarafın söz konusu haciz ihbarnamelerine itiraz edilmesine rağmen davacıya 3 üncü haciz ihbarnamesinin gönderilmesini icra dosyasından talep ettiği, davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve
davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haciz ihbarnamelerine cevap verilip verilmediğinin hem fiziken hem de uyap üzerinden kontrol edildiğini, haciz ihbarnamelerine cevap verildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılmaması üzerine talepte bulunulduğunu, nitekim haciz ihbarnameleri gönderilmesi taleplerinin icra müdürlüğü tarafından usule ve yasaya uygun görüldüğünü, bu nedenle haciz ihbarnamelerinin gönderilmesi hususunda herhangi bir kusurları bulunmamasına rağmen aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı bankanın davaya konu haciz ihbarnamelerinin iptali amacıyla memur muamelesinden kaynaklanan şikayet yoluna başvurması gerekirken huzurdaki davayı açmakta hiç bir hukuki yararı bulunmadığını, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İcra Müdürlüğü dosyasında üçüncü haciz ihbarnamesinin davacı bankaya 29.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacının menfi tespit davasını 24.07.2019 tarihinde açtığı, bu haliyle 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına belirtilen süre içinde dava açtığını, 3 üncü haciz ihbarnamesini 29.06.2019 tarihinde tebliğ aldığını ve 08.07.2019 tarihinde Mardin Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 16 ncı ve 18/A maddelerine göre arabulucuya başvurunun dava şartı olarak kabul edilmesi halinde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini, müvekkili bankanın menfi tespit davası açılmadan önce arabulucuya başvurmasının sebebinin bunun dava şartı yani zorunlu arabuluculuğa tabi olması olduğunu, uygulamada bu konuda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri'nin birbiri ile çelişkili kararlarının mevcut olduğunu ve bu anlamda müvekkiline isnat edilecek bir kusurun bulunmadığını belirterek kararın vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit davasında arabulucaya başvurmanın dava şartı olarak kabul edilip edilmeyeceği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi, 6325 sayılı Kanun'un 16 ve 18/A maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dava, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereğince davacıya gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasının konusu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde ifade edildiği şekilde para alacağına ilişkindir. Maddede düzenlenen alacak ve tazminat talepleri davanın konusu olup, davanın niteliği (çeşidi)ne ilişkin değildir. Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere menfi tespit davasının konusunun, para alacağına ilişkin olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açıldığının kabul edilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/358 E. 2024/1049 K.
Ortak:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · haciz ihbarnamesi · arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · menfi tespit davası · şikayet · dava şartı · hak düşürücü süre · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… bepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına belirtilen süre içinde dava açtığını, 3 üncü «haciz ihbarnamesini» 29.06.2019 tarihinde tebliğ aldığını ve 08.07.2019 tarihinde Mardin Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 16 ncı ve 18/A maddelerine göre «arabulucuya başvurunun» dava şartı olarak kabul edilmesi halinde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından «son tutanağın» düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede «zamanaşımı» ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini, müvekkili bankanın «menfi tespit davası» açılmadan önce arabulucuya başvurmasının «sebebinin» bunun dava şartı yani «zorunlu arabuluculuğa» tabi olması olduğunu, uygulamada bu konuda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri'nin birbiri ile çelişkili kararlarının mevcut olduğunu ve bu anlamda müvekkiline isnat edilecek bir «kusurun» bulunmadığını belirterek kararın «vekalet ücreti» ve «yargılama giderleri» yönünden bozulmasını istemiştir.
… tarafından dava dışı Mardin Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü aleyhine Mardin İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takip dosyasından müvekkili bankaya 1 inci ve 2 nci «haciz ihbarnamelerinin» gönderildiğini, müvekkili bankanın süresi içinde haciz ihbarnamelerine cevap verdiğini ve itiraz edildiğini, ancak itirazlara rağmen ilgili icra dosyasından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 89 uncu madde hükmüne aykırı olarak 21.06.2019 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, haciz ihbarnamelerine karşı Mardin İcra Hukuk Mahkemesinde «şikayet» yoluna gidildiğini, akabinde «menfi tespit davası» açılmadan önce zorunlu dava şartı olan «arabuluculuk» yoluna 08.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, davalı tarafından hukuka aykırı olarak gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle iş bu me …
Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğundan eldeki davanın «hak düşürücü süre» içinde açıldığının kabul edilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi …
Benzer bu karardaDairemizin 21.06.2023 tarih ve 2022/498 E. ve 2023/3940 K. sayılı kararıyla «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin olması nedeniyle «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğundan eldeki davanın «hak düşürücü süre» içinde açıldığı kabul edilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «menfi tespit davalarının» «zorunlu arabuluculuğa» tabi olup olmadığı hususunda doktrinde ve yargı kararlarında bir uygulama birliğinin olmadığını, bu sürecin ... bir müddet devam etmesine müteakip kanun koyucunun duruma açıklık getirdiğini, bu anlamda müvekkilinin hak «kaybına» uğramasına sebep olacak şekilde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kabul edilemez olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… eklenen, 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31 ... maddesi ile değişiklikten önceki haliyle dava tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5/A maddesi gereğince «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu madddesine istinaden açılan menfi tespit davasında arabuluculuğun dava şartı olarak öngörülmediği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinde düzenlenen arabuluculuk bürosuna başvurulmasından «son tutanağın» düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğine dair hükmün somut olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile 25.11.2021 tarih ve 2020/594 E., 2021/1699 K. sayılı kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle bu kararda direnilmesine, davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · ticari dava niteliği · direnme kararı · kâr kaybı · ihtarname · teslim
Benzer bu karardaİkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve «zimmetinde» sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine «teslim» etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde «menfi tespit davası» açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı ... zorlanacağı bildirilir.
… eklenen, 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31 ... maddesi ile değişiklikten önceki haliyle dava tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5/A maddesi gereğince «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu madddesine istinaden açılan menfi tespit davasında arabuluculuğun dava şartı olarak öngörülmediği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinde düzenlenen arabuluculuk bürosuna başvurulmasından «son tutanağın» düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğine dair hükmün somut olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile 25.11.2021 tarih ve 2020/594 E., 2021/1699 K. sayılı kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle bu kararda direnilmesine, davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «menfi tespit davalarının» «zorunlu arabuluculuğa» tabi olup olmadığı hususunda doktrinde ve yargı kararlarında bir uygulama birliğinin olmadığını, bu sürecin ... bir müddet devam etmesine müteakip kanun koyucunun duruma açıklık getirdiğini, bu anlamda müvekkilinin hak «kaybına» uğramasına sebep olacak şekilde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kabul edilemez olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/498 E. , 2023/3940 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/594 Esas, 2021/1699 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/581 E., 2020/25 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından dava dışı Mardin Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü aleyhine Mardin İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takip dosyasından müvekkili bankaya 1 inci ve 2 nci haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkili bankanın süresi içinde haciz ihbarnamelerine cevap verdiğini ve itiraz edildiğini, ancak itirazlara rağmen ilgili icra dosyasından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 89 uncu madde hükmüne aykırı olarak 21.06.2019 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, haciz ihbarnamelerine karşı Mardin İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gidildiğini, akabinde menfi tespit davası açılmadan önce zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna 08.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, davalı tarafından hukuka aykırı olarak gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle iş bu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek İcra Müdürlüğü dosyasından gönderilen haciz ihbarnamelerine konu olan borca ilişkin müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının 1 inci ve 2 nci haciz ihbarnamelerine cevap verilmesine rağmen icra müdürlüğü tarafından gönderilmemesi gereken üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderilmesi iddiasına karşın memur muammelesinden kaynaklanan şikayet yoluna başvurulması gerekirken huzurdaki davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, nitekim davalı tarafın 3 üncü haciz ihbarnamesinin iptali için Mardin İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gittiğini, öte yandan haciz ihbarnamelerine cevap verildiğine dair icra dosyasında herhangi bir belge bulunmadığını, davanın kabulü halinde dahi müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun icra dosyasından davacı bankaya gönderilen 1 inci ve 2 nci haciz ihbarnamelerinden dolayı davacı bankanın borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, söz konusu haciz ihbarnamelerinin Mardin İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dosyasında iptaline karar verildiği, bu nedenle davanın konusunun kalmadığı, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceği, davacının davayı açtığı tarihte davayı açmakta haklı olduğu, davacı tarafın icra dosyasındaki haciz ihbarnamelerine süresinde içinde itiraz ettiği, davalı tarafın söz konusu haciz ihbarnamelerine itiraz edilmesine rağmen davacıya 3 üncü haciz ihbarnamesinin gönderilmesini icra dosyasından talep ettiği, davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve
davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haciz ihbarnamelerine cevap verilip verilmediğinin hem fiziken hem de uyap üzerinden kontrol edildiğini, haciz ihbarnamelerine cevap verildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılmaması üzerine talepte bulunulduğunu, nitekim haciz ihbarnameleri gönderilmesi taleplerinin icra müdürlüğü tarafından usule ve yasaya uygun görüldüğünü, bu nedenle haciz ihbarnamelerinin gönderilmesi hususunda herhangi bir kusurları bulunmamasına rağmen aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı bankanın davaya konu haciz ihbarnamelerinin iptali amacıyla memur muamelesinden kaynaklanan şikayet yoluna başvurması gerekirken huzurdaki davayı açmakta hiç bir hukuki yararı bulunmadığını, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İcra Müdürlüğü dosyasında üçüncü haciz ihbarnamesinin davacı bankaya 29.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacının menfi tespit davasını 24.07.2019 tarihinde açtığı, bu haliyle 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına belirtilen süre içinde dava açtığını, 3 üncü haciz ihbarnamesini 29.06.2019 tarihinde tebliğ aldığını ve 08.07.2019 tarihinde Mardin Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 16 ncı ve 18/A maddelerine göre arabulucuya başvurunun dava şartı olarak kabul edilmesi halinde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini, müvekkili bankanın menfi tespit davası açılmadan önce arabulucuya başvurmasının sebebinin bunun dava şartı yani zorunlu arabuluculuğa tabi olması olduğunu, uygulamada bu konuda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri'nin birbiri ile çelişkili kararlarının mevcut olduğunu ve bu anlamda müvekkiline isnat edilecek bir kusurun bulunmadığını belirterek kararın vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit davasında arabulucaya başvurmanın dava şartı olarak kabul edilip edilmeyeceği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi, 6325 sayılı Kanun'un 16 ve 18/A maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dava, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereğince davacıya gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasının konusu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde ifade edildiği şekilde para alacağına ilişkindir. Maddede düzenlenen alacak ve tazminat talepleri davanın konusu olup, davanın niteliği (çeşidi)ne ilişkin değildir. Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere menfi tespit davasının konusunun, para alacağına ilişkin olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açıldığının kabul edilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933651300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz