6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/469 E. 2023/3572 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter delili malen kaydı talil usulüne uygun tebligat takibin kesinleşmesi çekince (ihtirazi kayıt) ticari defter incelemesi delil değerlendirmesi vade tarihi yemin münhasırlık ikrar ihtiyati tedbir kötü niyet tazminatı ispat yükü bono vade kötü niyet ticari defter tebligat esastan ret haciz iflas yasal faiz menfi tespit dava sebebi cy/cy kaydı yükleten (shipper) zamanaşımı ibraz teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/557 E., 2021/243 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir mal alım satımı olmamasına rağmen davalı tarafından müvekkili aleyhine Samsun 7. İcra Müdürlüğünün 2010/6730 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, borcun sebebi olarak da döviz cinsinden düzenlenen iki adet senedin gösterildiğini, davacının alacaklı olarak görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, davalının borcu ödemeye mecbur bırakmak maksadıyla icra takibi yaptığı ve davacının maaşına haciz koyulduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinden arada ticari ilişki olmadığının anlaşılacağını, konulan haciz nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı paranın yasal faizi ile davacıya iadesine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, borca konu senedin düzenlenme tarihinin 07.12.1999, vade tarihinin 30.11.2008, icra takibinin ise 2010 yılı olduğunu, davacının taleplerinin haksız ve kötü niyetli olup çıkar sağlamaya yönelik olduğunu, takip kapsamında borçluya usulüne uygun tebligat yapıldığını, tebligata rağmen süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığından takibin kesinleştiğini, bono üzerindeki imzalara herhangi bir itiraz söz konusu olmadığından dava konusu senetlerin imzası ikrar edilmiş bono niteliğinde olduğunu, imzası ikrar edilmiş bonoya dayalı alacağın aksini ispat yükünün davacı yanda olduğunu, senette bulunan malen kaydı nedeniyle malın teslim edilmediğini davacının ispatlaması gerektiğini, davacının iddiasını ispata yarar herhangi bir delil ibraz etmediğini, senedin düzenlenmesinin üzerinden 20 yılı aşkın zaman geçmesi nedeniyle davalının ticari defterlerine dayanılmış olmasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu senet vadelerinin 30.10.2008 ve 30.11.2008, takip tarihinin 17.02.2010, dava tarihinin ise 05.09.2019 olduğu, dava ve senede ilişkin zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, işbu davada ispat yükünün davacıda olduğunu, davalının senet metnini talil etmediği, davacının ticari defter deliline münhasıran dayanmadığı ve defterlere ilişkin kanuni saklama süresinin dolduğu, davacı tarafça sunulan yemin metninin davalı şirket vekilince eda edildiği, dava kapsamında ihtiyati tedbir uygulanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetlerin gerçeğe aykırı olarak tek taraflı doldurulduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davalının mal teslimine ilişkin bir belge sunmadığını ve takipte kötü niyetli olduğunu, 10 yıllık defter saklama süresine dayanmasının gerçeğin ortaya çıkmasından duyulan çekince olduğunu, davanın süresinde olduğunu, ispat yükünün davalıda olduğunu, tanık dinlenilmesi gerektiğini, bilirkişi delilinin de değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; senede dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan takibe karşı açılan menfi tespit talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/469 E.  ,  2023/3572 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/920 Esas, 2021/1018 Karar

HÜKÜM/KARAR Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/557 E., 2021/243 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir mal alım satımı olmamasına rağmen davalı tarafından müvekkili aleyhine Samsun 7. İcra Müdürlüğünün 2010/6730 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, borcun sebebi olarak da döviz cinsinden düzenlenen iki adet senedin gösterildiğini, davacının alacaklı olarak görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, davalının borcu ödemeye mecbur bırakmak maksadıyla icra takibi yaptığı ve davacının maaşına haciz koyulduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinden arada ticari ilişki olmadığının anlaşılacağını, konulan haciz nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı paranın yasal faizi ile davacıya iadesine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, borca konu senedin düzenlenme tarihinin 07.12.1999, vade tarihinin 30.11.2008, icra takibinin ise 2010 yılı olduğunu, davacının taleplerinin haksız ve kötü niyetli olup çıkar sağlamaya yönelik olduğunu, takip kapsamında borçluya usulüne uygun tebligat yapıldığını, tebligata rağmen süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığından takibin kesinleştiğini, bono üzerindeki imzalara herhangi bir itiraz söz konusu olmadığından dava konusu senetlerin imzası ikrar edilmiş bono niteliğinde olduğunu, imzası ikrar edilmiş bonoya dayalı alacağın aksini ispat yükünün davacı yanda olduğunu, senette bulunan malen kaydı nedeniyle malın teslim edilmediğini davacının ispatlaması gerektiğini, davacının iddiasını ispata yarar herhangi bir delil ibraz etmediğini, senedin düzenlenmesinin üzerinden 20 yılı aşkın zaman geçmesi nedeniyle davalının ticari defterlerine dayanılmış olmasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu senet vadelerinin 30.10.2008 ve 30.11.2008, takip tarihinin 17.02.2010, dava tarihinin ise 05.09.2019 olduğu, dava ve senede ilişkin zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, işbu davada ispat yükünün davacıda olduğunu, davalının senet metnini talil etmediği, davacının ticari defter deliline münhasıran dayanmadığı ve defterlere ilişkin kanuni saklama süresinin dolduğu, davacı tarafça sunulan yemin metninin davalı şirket vekilince eda edildiği, dava kapsamında ihtiyati tedbir uygulanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetlerin gerçeğe aykırı olarak tek taraflı doldurulduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davalının mal teslimine ilişkin bir belge sunmadığını ve takipte kötü niyetli olduğunu, 10 yıllık defter saklama süresine dayanmasının gerçeğin ortaya çıkmasından duyulan çekince olduğunu, davanın süresinde olduğunu, ispat yükünün davalıda olduğunu, tanık dinlenilmesi gerektiğini, bilirkişi delilinin de değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; senede dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan takibe karşı açılan menfi tespit talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933452700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.