Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9116 E. 2023/3189 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adi yazılı sözleşme↗ senede karşı senetle ispat↗ senetle ispat kuralı↗ avalist↗ senetle ispat↗ yazılı delille ispat↗ mücerretlik↗ yemin teklifi↗ ortaklık sözleşmesi↗ yazılı delil↗ lehtar↗ yemin↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ fesih↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ kötü niyet↗ ortaklık ilişkisi↗ esastan ret↗ haciz↗ iflas↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/535 E., 2021/317 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...'in kuaförlük yaptığını, davalı ile tanıştığını, davalının, parası olduğunu ancak işsiz olduğunu, ortak olurlarsa işini daha da büyüteceğini söyleyerek 80.000,00 TL ödeme yapacağı vaadi ile ...'e ait kuaförlük dükkanına ortak olmak için teklifte bulunduğunu ve taraflar arasında, 27.05.2015 tarihinde adi yazılı bir ortaklık sözleşmesi imzalandığını, akabinde 01.06.2015 tarihinde tarafların arasındaki ortaklığa istinaden bir adi yazılı sözleşme daha imzalandığını ve bu sözleşmeye istinaden davaya konu 01.06.2016 vade tarihli, 80.000,00 TL tutarlı bononun keşidecisi davacı ..., avalisti diğer davacı, lehtarı davalı olacak şekilde düzenlendiğini ve davalıya verildiğini, davalı yanca, bu senede istinaden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmış ise de davaya konu senedin bono vasfını taşımadığını zira yukarıda zikredilen sözleşmelerle ilişkili olduğundan mücerretlik vasfını kaybettiğini, 01.06.2015 tarihli sözleşmeyle, 27.05.2015 tarihli sözleşmeye atıfta bulunularak taraflar arasında ortaklık sözleşmesi yapıldığı, bu ortaklığa davalının 80.000,00 TL sermaye koyduğu, karşılığında davaya konu senedin davalıya verildiği, senet ödenmez ise ortaklığın devam edeceği, senedin ödenmemesi halinde ise ortaklığın sona ereceğinin kararlaştırıldığı ancak davalı yanca, ortaklık ilişkisine istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi sözleşmenin fesih de edilmediğini, esasen davalının ekonomik durumunun herhangi bir ödeme yapmaya müsait de olmadığını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu senede dayalı olarak yapılmış takibin iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın iddiasının aksine taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin davacı ...'in teklifi üzerine kurulduğunu, müvekkilinin 2014 ve 2015 yıllarında muhtelif tarihlerde davacı ...'e döviz ve TL cinsinden para gönderdiğini, gönderilen bu paraların o zamanki kur üzerinden 84.000,00 TL'ye tekabül ettiğini, gönderdiği bu paralar karşılığında kuaför dükkanına ortak olduğunu, bir süre sonra ortaklıktan kaynaklanan kâr payını talep ettiğini, davacıların, para kazanamadıklarını, süre verilmesi halinde ortaklığa istinaden almış oldukları parayı iade edip ortaklığı sona erdirmek istediklerini ifade ettiklerini ve bu maksatla davaya konu senedi düzenleyip müvekkiline verdiklerini, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkilinden bir yıl daha süre istediklerini, müvekkilinin bu bir yıllık süreyi de davalılara verdiğini ancak senedin ödenmemesi üzerine takibe giriştiğini, davanın borcun tahsilini geciktirmek amacıyla kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davaya konu iddialarını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 201 inci maddesiyle düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralı gereğince yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bu nedenle tanık dinletme talebinin kabul edilmediği, davacı yana yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilinin önce yemin teklif edeceklerini belirttiği ancak celse arasında yemin teklifinden vazgeçtiğini beyan ettiği, davacı yanca yukarıda belirtildiği şekilde yazılı delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının savunmalarında özetle, davacı ...'e ödenen para verilmesi nedeni ile alacaklı olunduğunu ve senet düzenlendiğini savunmuş ise de, senet bedelinin önceden ya da daha sonradan davacılara verildiğini gösterir belge bulunmadığını, açıkça senedin ortaklık için olduğunun sözleşmelerde belirtildiğinin sabit olduğunu, davalının geçmişten alacak iddiasına konu için davacı ...'e gönderdiği ve tutarı cüzi olan paralarda davalının istediği yerlere zaten harcandığını ve dosyada da delillendirildiğini, senedin borca ilişkin olmadığını, ortaklığa ilişkin verildiği hükmünün sözleşmede yazılı olduğunu, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin araştırılmadığını, irdelenip senet ile ilişkisinin değerlendirilmediğini, senedin bedel ödeme belgesi veya ortaklık için teminat niteliği taşıyabileceği düşünülse de, geniş manada taraflar arasındaki hukuki ilişki kapsamında olup, buna göre değerlendirilmesi gerekeceğini, mahkemenin yanlış norm uygulaması yaptığını, istinaf ya da temyize uygun yeter açıklamanın hükümde oluşturulmadığını, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, davanın nitelemesinin de eksik yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların davaya konu bono nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15850 E. 2013/2228 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · kötüniyet tazminatı · hisse devri · protokol · geçersizlik · çek · kötüniyet · teslim
Benzer bu kararda… "şirketin faaliyet gösterdiği kuaför dükkanının beş aydır ... tarafından tek başına işletildiği yönündeki kuaför çalışanın beyanı da nazara alındığında, davaya konu «çek» karşılığı olarak alınan şirket hissesinin davacının eşine devredildiği, bu bakımdan davacının alacak talep etme hakkının olmayacağı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın ve «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1) Davacı, taraflar arasında düzenlenen «protokollere» istinaden tanzim edilen «çek» bedelinin tahsili için girişilen takibe yapılan itiraz üzerine dava açmış ve delil olarak da «imzası inkar» edilmeyen yukarıda açıklanan belgelere dayanmıştır.
Ayrıca, belgelerin düzenlenmesine neden olan «hisse devrinin» gerçekleştiği «protokole» aykırı olarak ödeme yapılmadığı taraflar arasında çekişmesizdir.
Mahkemece, davacı ... tarafından ...'ya, ... tarafından davacının eşi ...'a yapılan hisse devirlerinin ...' nun 520. maddesine uygun olduğu, şirket hissesinin devrine ilişkin davaya konu çekin davacı tarafa ....2004 tarihli sözleşme ile «teslim» edilmesinden sonra, ...'nun eşi ...'nun şirketteki %50 hissesini ....04.2006 tarihinde davacının eşi ...'a devrettiği, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9116 E. , 2023/3189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1200 Esas, 2021/1473 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/535 E., 2021/317 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...'in kuaförlük yaptığını, davalı ile tanıştığını, davalının, parası olduğunu ancak işsiz olduğunu, ortak olurlarsa işini daha da büyüteceğini söyleyerek 80.000,00 TL ödeme yapacağı vaadi ile ...'e ait kuaförlük dükkanına ortak olmak için teklifte bulunduğunu ve taraflar arasında, 27.05.2015 tarihinde adi yazılı bir ortaklık sözleşmesi imzalandığını, akabinde 01.06.2015 tarihinde tarafların arasındaki ortaklığa istinaden bir adi yazılı sözleşme daha imzalandığını ve bu sözleşmeye istinaden davaya konu 01.06.2016 vade tarihli, 80.000,00 TL tutarlı bononun keşidecisi davacı ..., avalisti diğer davacı, lehtarı davalı olacak şekilde düzenlendiğini ve davalıya verildiğini, davalı yanca, bu senede istinaden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmış ise de davaya konu senedin bono vasfını taşımadığını zira yukarıda zikredilen sözleşmelerle ilişkili olduğundan mücerretlik vasfını kaybettiğini, 01.06.2015 tarihli sözleşmeyle, 27.05.2015 tarihli sözleşmeye atıfta bulunularak taraflar arasında ortaklık sözleşmesi yapıldığı, bu ortaklığa davalının 80.000,00 TL sermaye koyduğu, karşılığında davaya konu senedin davalıya verildiği, senet ödenmez ise ortaklığın devam edeceği, senedin ödenmemesi halinde ise ortaklığın sona ereceğinin kararlaştırıldığı ancak davalı yanca, ortaklık ilişkisine istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi sözleşmenin fesih de edilmediğini, esasen davalının ekonomik durumunun herhangi bir ödeme yapmaya müsait de olmadığını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu senede dayalı olarak yapılmış takibin iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın iddiasının aksine taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin davacı ...'in teklifi üzerine kurulduğunu, müvekkilinin 2014 ve 2015 yıllarında muhtelif tarihlerde davacı ...'e döviz ve TL cinsinden para gönderdiğini, gönderilen bu paraların o zamanki kur üzerinden 84.000,00 TL'ye tekabül ettiğini, gönderdiği bu paralar karşılığında kuaför dükkanına ortak olduğunu, bir süre sonra ortaklıktan kaynaklanan kâr payını talep ettiğini, davacıların, para kazanamadıklarını, süre verilmesi halinde ortaklığa istinaden almış oldukları parayı iade edip ortaklığı sona erdirmek istediklerini ifade ettiklerini ve bu maksatla davaya konu senedi düzenleyip müvekkiline verdiklerini, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkilinden bir yıl daha süre istediklerini, müvekkilinin bu bir yıllık süreyi de davalılara verdiğini ancak senedin ödenmemesi üzerine takibe giriştiğini, davanın borcun tahsilini geciktirmek amacıyla kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davaya konu iddialarını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 201 inci maddesiyle düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralı gereğince yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bu nedenle tanık dinletme talebinin kabul edilmediği, davacı yana yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilinin önce yemin teklif edeceklerini belirttiği ancak celse arasında yemin teklifinden vazgeçtiğini beyan ettiği, davacı yanca yukarıda belirtildiği şekilde yazılı delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının savunmalarında özetle, davacı ...'e ödenen para verilmesi nedeni ile alacaklı olunduğunu ve senet düzenlendiğini savunmuş ise de, senet bedelinin önceden ya da daha sonradan davacılara verildiğini gösterir belge bulunmadığını, açıkça senedin ortaklık için olduğunun sözleşmelerde belirtildiğinin sabit olduğunu, davalının geçmişten alacak iddiasına konu için davacı ...'e gönderdiği ve tutarı cüzi olan paralarda davalının istediği yerlere zaten harcandığını ve dosyada da delillendirildiğini, senedin borca ilişkin olmadığını, ortaklığa ilişkin verildiği hükmünün sözleşmede yazılı olduğunu, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin araştırılmadığını, irdelenip senet ile ilişkisinin değerlendirilmediğini, senedin bedel ödeme belgesi veya ortaklık için teminat niteliği taşıyabileceği düşünülse de, geniş manada taraflar arasındaki hukuki ilişki kapsamında olup, buna göre değerlendirilmesi gerekeceğini, mahkemenin yanlış norm uygulaması yaptığını, istinaf ya da temyize uygun yeter açıklamanın hükümde oluşturulmadığını, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, davanın nitelemesinin de eksik yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların davaya konu bono nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933018900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz