6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İnançlı işlemin varlığının yazılı delille ispatı zorunluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8524 E. 2023/2281 K. ·

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Bedelsiz devredilen payların gerçek değerine satılıp borçların ödenmesi inancıyla hareket edildiği iddiası inanç sözleşmesine dayanır. İnançlı işlemin varlığı, tarafların imzasını içeren ve en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delille ispatlanmalıdır; bu şekilde ispatlanamayan iddiaya dayalı iptal davası reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İnanç sözleşmesine dayanan hisse devri sözleşmesinin iptali isteminde ispat → ret

İddia: Davacı, hisselerin gerçek değeri üzerinden üçüncü kişilere satılarak şirket borçlarının ödenmesi amacıyla davalılara bedelsiz devredildiğini, devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kendisine ait devir evrakında imzasının bulunmadığını ve sahte imza ile işlem yapıldığını ileri sürerek imza incelemesi yapılmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının, hisselerin davalılara devredilirken davalılarca üçüncü kişilere gerçek değeri üzerinden satılarak elde edilecek bedelle şirket borçlarının ödeneceği inancıyla hareket ettiğini ileri sürmesi karşısında, dava inanç sözleşmesine dayanmaktadır. İnançlı işlemin ya da inanç sözleşmesinin varlığı, mutlaka tarafların imzasını içeren ve en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delil ile ispat edilmelidir. Davacı iddiasına yönelik inanç sözleşmesi ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

İnançlı işlemin varlığının tarafların imzasını içeren ve en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delille ispatlanması gerektiği yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inanç sözleşmesi inançlı işlem muvazaa hisse (pay) devri yazılı delille ispat

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8524 E.  ,  2023/2281 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1097 Esas, 2021/1330 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE

MAHKEMESİ Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/122 E., 2017/438 K.

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'ün amca çocukları olduğunu, Kocaeli İletişim Radyo Televizyon Yayın Yapım A.Ş.'nin, aile şirketi olan Sarraf Tüysüzler Altın ve Mücevherat Ltd. Şti.'nin imkanları kullanılarak devralındığını, Sarraf Tüysüzler ...Ltd. Şti.'nin ekonomik sıkıntıya girdiğini, davalı ... tarafından Kocaeli İletişim ...A.Ş.'deki müvekkiline ait hisselerin kendisine devredilmesi halinde, şirketi yayın frekansı ile birlikte yüksek bir meblağa satabileceğini teklif etmesi üzerine, hisselerin davalı ...'a ve diğer davalı ...'a bedel olmaksızın devredildiğini, Sarraf Tüysüzler unvanlı şirketin kuyumculuk faaliyeti nedeniyle dolandırıcılık emniyeti suistimal ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçlaması ile açılmış olan Kocaeli 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/306 E.

sayılı davalı ...'ın ve müvekkilinin yargılandığını, Kocaeli İletişim ...A.Ş.'nin satılması halinde tüm alacakların ödenebileceğini, fakat davalının bu yönde hareket etmediğini, oysa müvekkilinin hisselerinin 130.000 adedinin davalı ...'a, 5.000 adedinin davalı ...'e devredilmesine rağmen herhangi bir bedel ödenmediğini, hisse devrinin yapılmasının amacının olası hacizlerden korunarak bu hisselerin gerçek değerine satılmasının olduğunu ileri sürerek 28.02.2015 tanzim tarihli 5000 adet, ve 130000 adetlik pay devri senetlerinin iptaline, davalının şirketteki hisselerinin bu miktarla sınırlı olmak üzere müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde bedelinin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Sarraf Tüysüzler ...Ltd. Şti. ile Kocaeli İletişim ...A.Ş.'nin bir grup şirketi olduğunun ima edildiğini, ancak mezkur şirketler arasında hissedarların benzerliğinden başka bir ilişki bulunmadığını, her iki şirketin farklı yönetim şemaları ile vücut bulduğunu, davacının muvazaa iddialarının yerinde olmadığını, hisse bedellerinin davacıya elden ödendiğini, davacının muvazaa iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın davalı tarafından hisse devrine ilişkin sunulan belgelere karşı imza inkarında bulunmuş ise de dava dilekçesinde davalılarla imzalanan hisse devri sözleşmesinin bedel alınmadan muvazaalı olarak yapıldığını belirtmesi nedeniyle imzaya ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davalı ... ile davacı arasındaki hisse devrine ilişkin sözleşme ibraz edilemese de davanın muvazaalı yapılan hisse devrinin iptali olduğu, davalı tarafça sözleşmenin yapılmadığına dair bir itirazda bulunulmadığı, davacının hisse devrine ilişkin sözleşmede taraf olduğu ve kendi muvazaasına dayandığı, yazılı sözleşmeye karşı muvazaa iddiasının, ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devir sözleşmesinin usulsüz olduğunu, bu husustaki yapılan itirazların mahkemece incelenmediğini, ...'ya yapılan hisse devrine ilişkin sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, işlemin sahte imza ile gerçekleştirildiğini, ortada geçerli bir işlem olmadığını, davalı tarafça dosyaya pay devir sözleşmesinin de sunulmadığını, devir işleminin varlığının ve hukuka uygun olup olmadığının araştırılmadığını, imza incelemesi yapılmadan karar verilmesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, hisselerin davalılara devredilirken davalılar tarafından hisselerin üçüncü kişilere gerçek değeri üzerinden satılarak elde edilecek satış bedeli ile şirket borçların ödenmesi inancıyla hareket ettiğini ileri sürmesi karşısında inanç sözleşmesine dayandığını, inançlı işlemin ya da inanç sözleşmesinin varlığının mutlaka davacının inançlı işleme yönelik iddiasını tarafların imzasını içeren ve en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, davacı iddiasına yönelik inanç sözleşmesinin ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'ın amca çocukları olduğunu, bir aile şirketi olan Sarraf Tüysüzler Altın ve Mücevherat Ltd. Şti.'nin Kocaeli ili yerel televizyonunu satın aldığını ancak sonra ekonomik sıkıntıya girmesi üzerine davalı ...'ın babasının intihar ettiğini ve Turgay'ın da mirası reddettiğini, ardından davalı ...'ın dava konusu şirketin hisselerinin kendisine devredilmesini ve şirketin yayın frekansı ile birlikte milyon dolara satabileceğini müvekkile ve ailesine teklif ettiğini, bu nedenle davalılara bedelsiz devir yapıldığını, ancak devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilin davalı ...'ya hisse devri yaptığı iddia olunan 28.05.2015 tarihli evrakta müvekkilin imzası bulunmadığını, dava dilekçesinde devir iradesinden bahsedilmediğini, devir iradesi (emanetçi) söz konusu olsa dahi yapılan işlemin şekil şartları açısından eksik yapılması veyahut müvekkilden işlemin özü saklanmak suretiyle sahte imza ile işlem gerçekleştirilmiş olmasının hukuken geçerli bir işlem olmadığını, davalı tarafça pay devir sözleşmesinin sunulmadığını, iddia edilen devrin zilyetliğin devri ile sonuçlanmayacağını, resmi şekil şartlarına tabi olduğunu, bu açıdan işlemin hukuka uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, 15.08.2014 tarihli evrakın sahte olduğu ve müvekkili tarafından imzalanmadığını, imza incelemesi yapılmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, anonim şirket hisse devir sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932750900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1097 E. 2021/1330 K.

İnanç sözleşmesinin varlığı yazılı delille ispat edilmelidir

Gerekçe özeti

Bir hisse devrinin, devralan tarafından üçüncü kişiye gerçek değeri üzerinden satılıp elde edilecek bedelle borçların ödenmesi inancıyla yapıldığı ileri sürülüyorsa, bu iddia inanç sözleşmesi niteliğindedir ve varlığının, tarafların imzasını içeren, en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delille (veya en azından yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belgeyle) ispatı gerekir; bu ispat sağlanamazsa devrin iptali talebi reddedilir. Ayrıca, dava dilekçesinde devir olgusunu açıkça kabul eden davacının, yargılama sırasında sonradan ileri sürdüğü imza itirazı, davalının açık muvafakati bulunmadıkça iddianın genişletilmesi sayılır ve dinlenmez.

Emsal değeri

Hisse devrinin bedelsiz/muvazaalı olduğu ve satış bedeliyle borçların ödenmesi amacıyla yapıldığı iddialarının hukuken inanç sözleşmesi olarak nitelendirilmesi ve bu iddianın ancak yazılı delil veya yazılı delil başlangıcıyla ispatlanabileceği yönündeki değerlendirme, benzer inançlı hisse/mal devri iddialarında emsal niteliktedir.

Kavramlar: inanç sözleşmesi muvazaa yazılı delil yazılı delil başlangıcı iddianın genişletilmesi içtihadı birleştirme kararı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1097

KARAR NO 2021/1330

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/11/2017

NUMARASI 2017/122 Esas 2017/438 Karar

DAVA

Sözleşmenin İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/09/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkili ile davalı ...'ün amca çocukları olduğunu, ... A.Ş.'nin, aile şirketi olan ... Ltd. Şti.'nin imkanları kullanılarak devralındığını, ...Ltd. ...nin ekonomik sıkıntıya girdiğini, davalı ... tarafından ...A.Ş.'deki müvekkiline ait hisselerin kendisine devredilmesi halinde, şirketi yayın frekansı ile birlikte yüksek bir meblağa satabileceğini teklif etmesi üzerine, hisselerin davalı ...'a ve diğer davalı ...'a bedel olmaksızın devredildiğini, ... unvanlı şirketin kuyumculuk faaliyeti nedeniyle dolandırıcılık emniyeti suistimal ve Bankacılık Kanununa muhalefet suçlaması ile açılmış olan Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/306 esas sayılı davalı ...'ın ve müvekkilinin yargılandığını, ...A.Ş.'nin satılması halinde tüm alacakların ödenebileceğini, fakat davalının bu yönde hareket etmediğini, oysa müvekkilinin hisselerinin 130.000 adedinin davalı ...'a, 5.000 adedinin davalı ...'e devredilmesine rağmen herhangi bir bedel ödenmediğini, hisse devrinin yapılmasının amacının olası hacizlerden korunarak bu hisselerin gerçek değerine satılmasının olduğunu ileri sürerek 28/02/2015 tanzim tarihli 5000 adet, ve 130000 adetlik pay devri senetlerinin iptaline, davalının şirketteki hisselerinin bu miktarla sınırlı olmak üzere müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde bedelinin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; dava dışı ... Ltd. Şti. ile ... A.Ş.'nin bir grup şirketi olduğunun ima edildiğini, ancak mezkur şirketler arasında hissedarların benzerliğinden başka bir ilişki bulunmadığını, her iki şirketin farklı yönetim şemaları ile vücut bulduğunu, davacının muvazaa iddialarının yerinde olmadığını, hisse bedellerinin davacıya elden ödendiğini, davacının muvazaa iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı tarafın davalı tarafından hisse devrine ilişkin sunulan belgelere karşı imza inkarında bulunmuş ise de dava dilekçesinde davalılarla imzalanan hisse devri sözleşmesinin bedel alınmadan muvazaalı olarak yapıldığını belirtmesi nedeniyle imzaya ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davalı ... ile davacı arasındaki hisse devrine ilişkin sözleşme ibraz edilemese de davanın muvazaalı yapılan hisse devrinin iptali olduğu, davalı tarafça sözleşmenin yapılmadığına dair bir itirazda bulunulmadığı, davacının hisse devrine ilişkin sözleşmede taraf olduğu ve kendi muvazaasına dayandığı, yazılı sözleşmeye karşı muvazaa iddiasının, ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; devir sözleşmesinin usulsüz olduğunu, bu husustaki yapılan itirazların mahkemece incelenmediğini, ...'ya yapılan hisse devrine ilişkin sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, işlemin sahte imza ile gerçekleştirildiğini, ortada geçerli bir işlem olmadığını, davalı tarafça dosyaya pay devir sözleşmesinin de sunulmadığını, devri işleminin varlığının ve hukuka uygun olup olmadığının araştırılmadığını, imza incelemesi yapılmadan karar verilmesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, hissedarı olduğu şirketteki hisselerinden 130.000 adedinin davalı ...'a, 5.000 adedinin ise davalı ...'e satış yolu ile devredilmiş ise de aslında hisselerin bedelsiz devredildiğini, hisselerin olası hacizlerden korunması ve gerçek değerinde satılabilmesi için devredildiğini ileri sürerek hisse devir sözleşmesinin iptalini talep etmektedir. Davacı, hisselerin davalılara devredilirken, davalılar tarafından hisselerin üçüncü kişilere gerçek değeri üzerinden satılması ve elde edilecek satış bedeli ile borçların ödenmesi inancıyla hareket edildiğini ileri sürdüğüne göre davacı inanç sözleşmesine dayanmaktadır. İnanç sözleşmesi, inananın bir eşya üzerindeki ayni hakkı veya bir hakkın sahipliğini inanılana tam olarak devretmeyi;

inanılanın ise devredilen eşya veya hak üzerinde inanç anlaşmasının hükümlerine uygun biçimde tasarrufta bulunmayı, idare ve muhafaza etmeyi, taahhüt ettiği sözleşmedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 05.02.1947 Tarih, 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararında kabul edildiği üzere, inançlı işlemin ya da inanç sözleşmesinin varlığının mutlaka davacının inançlı işleme yönelik iddiasını tarafların imzasını içeren ve en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delil ile ispat edilmesi gerekmektedir. Yazılı delil olmamakla birlikte, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202. maddesinde tanımlandığı şekliyle, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgelerle de inançlı işlemin ispatı mümkündür.

Davacı tarafından davalılar tarafından hisselerin üçüncü kişilere gerçek değeri üzerinden satılması ve elde edilecek satış bedeli ile borçların ödenmesine yönelik inanç sözleşmesi ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan davacı yargılama aşamasında ibraz edilen hisse devrine ilişkin 15/08/2014 tarihli sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, 28/02/2015 tarihli sözleşmede ise imzasının bulunmadığını ileri sürmüş ise de davacı dava dilekçesinde devir olgusunu kabul etmiştir. Sonradan ileri sürülen bu husus iddianın genişletilmesi mahiyetindedir. Davalıların açık muvafakati bulunmamaktadır. Bu itibarla davacının istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.