6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6408 E. 2023/2139 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aile konutu kayıtsız şartsız borç ikrarı limit ipoteği cevap süresi hesap kat ihtarı borç ikrarı kat ihtarı ipoteğin paraya çevrilmesi hesap kat müşterek borçlu müteselsil kefil ilamsız icra takibi sözleşmeden doğan dava müteselsil kefil ikrar muacceliyet ipotek iş bölümü kötü niyet tazminatı muvafakat genel kredi sözleşmesi ifa kefil kötü niyet ihbar ihtar esastan ret geçersizlik kredi sözleşmesi ihtarname icra inkar tazminatı inkar tazminatı yükleten (shipper) teminat temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/256 E., 2019/1146 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalının %99 hissedarı bulunduğu Bölünmez Petrol SH.A arasında imzalanan 19.06.2014 tarihli ve 2.000.000,00 dolar meblağlı genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından şirket adına yetkili sıfatıyla müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ayrıca söz konusu kredi sözleşmesinin teminatı olarak davalının kendisine ait bağımsız bölümde kain dubleks taşınmazı üzerinde 500.000,00 dolar meblağlı yıllık %1 faizli 03.07.2014 tarihli üst sınır limit ipoteği tesis ettiğini, söz konusu kredi sözleşmesinden doğan kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine gerek asıl borçlu şirkete gerekse davalı kefile ihtarname keşide edildiğini, borcun ifa edilmemesi üzerine müvekkili bankanın Arnavutluk Cumhuriyeti Lezhe Adli Bölge Mahkemesi'ne başvurduğunu ve yapılan yargılama neticesinde verilen kararla banka kredi sözleşmesinin hukuka uygun olduğunun belirlendiğini, kredi sözleşmesinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, kredi alacağının tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine davalı borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili süresi içinde cevap dilekçesini sunmamıştır.

2. Davalı vekili beyan dilekçesinde; davacının takipte ne miktar alacaklı olduğuna dair somut bir bilgi ve belge bulunmadığını, müvekkili yönünden ortada muaccel hale gelmiş bir alacak olmadığını, müvekkiline hesap kat ihtarının da gönderilmediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) 887 inci maddesi gereği müvekkiline önceden bildirimde bulunulmadığından davanın reddi gerektiğini, ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olduğu, 03.07.2014 tarihinde eşi Aysel Bölünmez'in muvafakati alınmadığından geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 887 inci maddesine göre ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması için ipotek veren davalıya ihbar yapılması gerektiği, davalıya muacceliyet ihbarı yapılmadığı, ipotek borçlusu davalıya keşide edilen bir ihtarın bulunmadığı, bu hususun takip ve dava şartı olup resen gözetilmesi gerektiği, davalı taraf kötü niyet tazminatı isteğinde bulunmuş ise de davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle usulüne uygun takip başlatılmadığından davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşmeyi temsilci ve kefil olarak imzaladığını, şirkete ihtar gönderildiğini, davalının şirketin temsilcisi olduğunu, şirketin tebliğ aldığına dair kaşe bulunduğunu, Arnavutluk hukukuna göre noter aracılığıyla tebliğ yapılmasının gerekmediğini, davalının şahsen sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ipoteğe dayalı takip yapılabilmesi için davalıya ihtar gönderilmesinin gerekip gerekmediği, itirazın iptali talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.4721 sayılı Kanun'un 887 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/424 E. 2023/4126 K.

    Ortak: · İtirazın iptali, İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7188 E. 2012/9971 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6408 E.  ,  2023/2139 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1225 Esas, 2021/760 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/256 E., 2019/1146 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalının %99 hissedarı bulunduğu Bölünmez Petrol SH.A arasında imzalanan 19.06.2014 tarihli ve 2.000.000,00 dolar meblağlı genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından şirket adına yetkili sıfatıyla müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ayrıca söz konusu kredi sözleşmesinin teminatı olarak davalının kendisine ait bağımsız bölümde kain dubleks taşınmazı üzerinde 500.000,00 dolar meblağlı yıllık %1 faizli 03.07.2014 tarihli üst sınır limit ipoteği tesis ettiğini, söz konusu kredi sözleşmesinden doğan kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine gerek asıl borçlu şirkete gerekse davalı kefile ihtarname keşide edildiğini, borcun ifa edilmemesi üzerine müvekkili bankanın Arnavutluk Cumhuriyeti Lezhe Adli Bölge Mahkemesi'ne başvurduğunu ve yapılan yargılama neticesinde verilen kararla banka kredi sözleşmesinin hukuka uygun olduğunun belirlendiğini, kredi sözleşmesinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, kredi alacağının tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine davalı borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili süresi içinde cevap dilekçesini sunmamıştır.

2. Davalı vekili beyan dilekçesinde; davacının takipte ne miktar alacaklı olduğuna dair somut bir bilgi ve belge bulunmadığını, müvekkili yönünden ortada muaccel hale gelmiş bir alacak olmadığını, müvekkiline hesap kat ihtarının da gönderilmediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) 887 inci maddesi gereği müvekkiline önceden bildirimde bulunulmadığından davanın reddi gerektiğini, ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olduğu, 03.07.2014 tarihinde eşi Aysel Bölünmez'in muvafakati alınmadığından geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 887 inci maddesine göre ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması için ipotek veren davalıya ihbar yapılması gerektiği, davalıya muacceliyet ihbarı yapılmadığı, ipotek borçlusu davalıya keşide edilen bir ihtarın bulunmadığı, bu hususun takip ve dava şartı olup resen gözetilmesi gerektiği, davalı taraf kötü niyet tazminatı isteğinde bulunmuş ise de davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle usulüne uygun takip başlatılmadığından davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşmeyi temsilci ve kefil olarak imzaladığını, şirkete ihtar gönderildiğini, davalının şirketin temsilcisi olduğunu, şirketin tebliğ aldığına dair kaşe bulunduğunu, Arnavutluk hukukuna göre noter aracılığıyla tebliğ yapılmasının gerekmediğini, davalının şahsen sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ipoteğe dayalı takip yapılabilmesi için davalıya ihtar gönderilmesinin gerekip gerekmediği, itirazın iptali talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.4721 sayılı Kanun'un 887 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932230200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.