İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6557 E. 2023/1777 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaldıraçlı işlem↗ aracılık sözleşmesi↗ uzman görüşü↗ çerçeve sözleşme↗ şikayet↗ uyuşmazlık konusu↗ protokol↗ esastan ret↗ yetki↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1177 E., 2018/788 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette hesap sahibi olduğunu, 1 Mayıs 2015 tarihinde hesabına toplamda 11.600,00 usd depozito yatırdığını ve bu tarihte açtığı işlemler sonunda 183.807,77 usd kazanç elde ettiğini, müvekkilinin aynı günün sabahında mail adresine sistemde yaşanan sorun nedeniyle piyasa ile uyumlu fiyatlardan gerçekleştirilmeyen 3:56 ve sonrasındaki emirleriniz silinmiştir şeklinde mesaj geldiğini, müvekkilinin kazandığı paranın silinmesinin mevzuata aykırı olduğunu, alacağın tahsili için başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; forex işlemlerinde kaldıraç kullanıldığını, bu işlemlerde müşterilerin %80'inin bütün parasını kaybederek zarara uğradığını, ancak davacının kazandığını, sadece davacının işlemlerinin iptal edildiğini, işlemlerin Polonya para birimi Zloti üzerinden gerçekleştirildiğini, 208 adet işlem yapıldığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında kaldıraçlı işlemler çerçeve sözleşmesi ve eki protokollerin imzalandığı, davacının bu sözleşme gereğince kaldıraçlı alım satım işlemleri yaptığı, davacının 01.05.2015 tarihinde saat 03:56-07:50 arasında gerçekleştirdiği yaklaşık 208 adet işlem sonucu 183.807,77 usd kazanç elde ettiği, davalının aynı tarihte saat 10:19:10'da davacıya gönderdiği e-postada "sistemde olmayan bir fiyatla gönderdiklerini ve sistem tarafından reddedildiklerini tespit ettik" şeklindeki açıklamaya dayalı olarak davacının yaptığı işlem kayıtlarını sildiği, III-37.1 sayılı Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in (III-37.1 sayılı Tebliğ) 29 uncu maddesi gereğince gerçekleşmiş müşteri emirlerinin aracı kurumlarca iptal edilemeyeceği veya değiştirilemeyeceği, yapılan işlemin davacı aleyhine olduğu, incelenen sistem kayıtlarında sistem arızasına ilişkin delil bulunmadığı gibi davalı tarafça da bu konuda dosyaya sunulmuş belge ve bilginin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olaya ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yaptığı inceleme dosyası celbettirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, SPK tarafından davacının şikayet konusu işlem iptaline ilişkin mevzuata aykırılık nedeniyle müvekkiline cezai ya da idari bir yaptırım uygulandığına dair bir bildirim yapılmadığını, SPK mevzuatı ve taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkili şirketin işlemleri iptal yetkisi bulunduğunu, konunun III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesinde düzenlendiğini, müvekkilinin de bu yetkisini kullandığını, davacının verdiği toplam 208 emrin hiçbirinin o anda uluslararası piyasalarda geçerli fiyatı içermediğini, bu nedenle mevzuatın ve sözleşmenin verdiği yetki çerçevesinde işlemin iptal edildiğini ve durumun davacıya derhal bildirildiğini, işlem kayıtlarının sistemden silinmesinin söz konusu olmayıp işlemin iptalinin söz konusu olduğunu, bu durumun log kayıtlarıyla da sabit olduğunu, dolayısıyla mahkemenin işlem kayıtlarının silindiğinin tartışmasız olduğu şeklinde tespitinin hatalı olduğunu, işlemin ve iptalin kayıtlarını içeren müvekkili şirketin log kayıtları incelenmeden karar tesis edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının müşterisi olan davacı tarafından yapılan forex işlemlerinin III-37.1 sayılı Tebliğ'e aykırı olup olmadığı ve gerçekleşen emirlerin davalı tarafından iptal edilmesinin mevzuata uygun olup olmadığının ilişkin olup, davacı tarafından alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istenmiştir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 67 nci maddesi, III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesi, Seri:V No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Davalı şirket müşterisi olan davacı tarafından yapılan kaldıraçlı işlemler davalı tarafından III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesi, taraflar arasındaki Kaldıraçlı Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi'nin 8 ve 11 inci maddelerine dayanarak iptal edilmiştir. Davalı, davacının sisteme ilettiği emirlerin tamamının gerçek kur değerlerinden farklı olduğunu, veri sağlayıcısının ekranındaki değerlerin teknik nedenlerle gerçeğe aykırı olduğunu ve davacının bu durumu bilerek kötüniyetli işlem yaptığını iddia etmektedir. III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesi, Seri:V No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10 uncu maddesi ve taraflar arasındaki sözleşmenin 8 ve 11 inci maddesi aynı doğrultuda olup, belirtilen koşullar gerçekleştiğinde aracı kuruma emirleri iptal yetkisi vermekte ise de, aynı zamanda gerçekleşmiş müşteri emirlerinin aracı kurumlarca iptal edilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği de belirtilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda; gerçekleşmiş müşteri emirlerinin iptal edilemeyeceği, davacının emirleri doğrultusunda yapılan işlemlerin iptal edilmesini haklı gösterecek bir sebep bulunmadığı ifade edilmiş, İlk derece mahkemesince de işbu raporlar doğrultusunda benzer gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafından, konuya ilişkin olarak SPK'ya yapılan şikayet nedeniyle Kurul nezdinde de inceleme yapıldığı, bu sebeple inceleme dosyasının SPK'dan celbedilmesi istenmiş ise de mahkemece bu talebinin kabul görmediği, davalının bilgi istemesi üzerine SPK tarafından işlemlerin III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesine uygun olduğu ve yapılabilecek herhangi bir işlemin olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, yine davalı tarafından dosyaya sunulan sermeye piyasası alanında çalışmış uzmanlarca hazırlanan 12.12.2016 tarihli raporda, bilirkişi raporunun aksine, uyuşmazlık konusu iptal işlemlerinin III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesinin birinci fırkasının (c) bendi ile ikinci fıkrası hükümleri çerçevesinde davalının sahip olduğu hukuka uygun bir hakkın kullanımı olduğu, davalı tarafından koruma amaçlı açmış olduğu işlemlerin likidite sağlayıcı tarafından iptal edilmesi üzerine, ilgili pozisyonların alınmasına gerekçe olan davacı pozisyonlarının iptalinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2. Bu durumda mahkemece öncelikle konuya ilişkin şikayet üzerine inceleme yapan SPK'dan inceleme dosyasının celbedilerek dosyaya kazandırılması, sonrasında SPK'nın inceleme dosyası da değerledirilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü içeren bilimsel mütalaa arasındaki çelişkinin giderilmesi için konunun uzmanı olan bilirkişilerden oluşacak yeni bir heyetten rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ile davanın reddine dair verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4872 E. 2024/5665 K.
Ortak:çerçeve sözleşme · yetki · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz kararda… konusu olaya ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yaptığı inceleme dosyası celbettirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, SPK tarafından davacının «şikayet» konusu işlem iptaline ilişkin mevzuata aykırılık nedeniyle müvekkiline cezai ya da idari bir yaptırım uygulandığına dair bir bildirim yapılmadığını, SPK mevzuatı ve taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkili şirketin işlemleri iptal yetkisi bulunduğunu, konunun III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesinde düzenlendiğini, müvekkilinin de bu «yetkisini» kullandığını, davacının verdiği toplam 208 emrin hiçbirinin o anda uluslararası piyasalarda geçerli fiyatı içermediğini, bu nedenle mevzuatın ve sözleşmenin verdiği «yetki» çerçevesinde işlemin iptal edildiğini ve durumun davacıya derhal bildirildiğini, işlem kayıtlarının sistemden silinmesinin söz konusu olmayıp işlemin iptalinin söz konusu olduğunu, bu durumun log kayıtlarıyla da sabit olduğunu, dolayısıyla mahkemenin işlem kayıtlarının silindiğinin tartışmasız olduğu şeklinde tespitinin hatalı olduğunu, işlemin ve iptalin kayıtlarını içeren müvekkili şirketin log kayıtları incelenmeden karar tesis edildiğini, davacının «kötüniyetli» olduğunu ve haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca «icra inkar tazminatı» koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «kaldıraçlı işlemler» «çerçeve sözleşmesi» ve eki «protokollerin» imzalandığı, davacının bu sözleşme gereğince kaldıraçlı alım satım işlemleri yaptığı, davacının 01.05.2015 tarihinde saat 03:56-07:50 arasında gerçekleştirdiği yak …
Benzer bu kararda… n da sistemin kilitlenmeden rahat çalışmasını olanak verdiğini belirttiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihinden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu «yetki belgelerinin» hukuki şartlara uygun ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olup olmadığının incelenmesi gerektiği, yatırılan «teminat» tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal , kıymetli maden ve kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satım işlemlerini yapabilmek ve faaliyette bulunmak için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş, aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketi olmak ve kurulca yetkilendirilmesi gerektiği, SPK tarafından yayınlanan "kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ" hükümleri kapsamında piyasa yapıcılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların işbu tebliğin 5 inci maddesinde belirlenen koşulları taşımak «kaydı» ile "alım satım aracılığı yetki belgesi , türev araçlarının alım satımına aracılık yetki belgesi ve kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesi, " almak için SPK'ya başvuru yapması, SPK tarafından yapılacak incelemeler neticesinde bu belgelerin verilmesi gerektiği, davalı şirketin bu yükümlülüklerini yerine getirerek, alım satım aracılığı yetki belgesini 16.04.012 tarihinde 398 no.lu olarak, türev araçlarının alım satımını aracılık yetki belgesini 26.11.2016 tarihinde 211 no.lu olarak, kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesini de, 16.04.2012 tarih ve 8 no.lu olarak aldığı, dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı, yine dosya içerisinde mevcut olan kaldıraçlı alım satım işlemleri «risk bildirim formu» incelendiğinde, bu işlemler sonucu kâr elde edilebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, «kaldıraçlı alım satım işlemlerinin» çok riskli olduğu, kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi yüksek zararlara da yol açabileceği ihtimalinin daima göz önünde bulundurulması gerektiği ters fiyat hareketleri sonucunda yetkili kuruluşa yatırılan paranın tümüyle kaybedilebileceği yüksek getiri vaatlerine itibar edilmemesi gerektiği, kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak yetkili kuruluş personelince yapılacak teknik ve ... analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunu dikkate alınması gerektiği, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerden ek risk olarak kur riskinin bulunduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında «değer kaybı» olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve alım satım hareketlerinin «kısıtlayabileceği», ek ve /veya vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceğinin bilinmesinin gerektiği, sunulan parite fiyatlarının ve "SPREAD " lerin en iyi fiyat durumunu yansıtmayabileceğinin uyarılarının yer aldığının görüldüğü, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan müşteri «tanıma» formu, maliye bilgiler formu, varlık alım satım işlemleri risk bildirim formu, internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme, kaldıraçlı alım satım işlemleri «çerçeve sözleşmesi» alınarak dosyaya bırakıldığında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5 inci maddesinde düzenlenen «haksız şartlar» kapsamında değerlendirilmediği, faaliyet gösterilecek aracı kurumların bu faaliyetlerine ilişkin olarak, kullanacakları bilgi işlem alt yapısında uyulması gereken ilkelerin belirlendiği, buna ilişkin tebliğin 2/a maddesinde, aracı kurum tarafından belirlenecek çalışma saatlerinde, bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı müşteri tarafından çalışacak uygulama için müşterinin kullanacağı cihazın donanımsal ve yazılımsal gereksinmeleri ile minimum gerekli internet bağlantı hızının belirlenerek internet sitesinde «ilan» edileceği, bu kapsamda erişim kontrolü, fiziksel ve çevresel güvenlik, ağ güvenliği, bilgi işlem alt yapısı yönetimi, kayıtların tutulması, saklanması ve yedeklenmesi, bilgi işlem alt yapısında üretilecek olan uyarılar, kötü niyetli yazılım, dış kaynak kullanımı konularında 125 sayılı kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ çerçevesinde bilgi işlem alt yapısına ilişkin ilkelere ait tebliğde açık düzenlemelerinin olduğu, davalı şirketin SPK tarafından belirlenen bu yükümlülükleri yerine getirdiğinin bilirkişi heyeti tarafından raporda belirlendiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihiden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu yetki belgelerinin hukuki şartlara uygun olduğu ayrıca SPK düzenlemeleri çerçevesinde ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olduğu, dosyaya sunulan CD içeriğinde toplam 148 ses kaydı bulunduğunu, forex müşteri hizmeti yetkilileri ile davacı arasında bir çok telefon ses kaydını içerdiği, yapılan ses kaydının 48 KHZ kalitede sterio olarak yapıldığı, teknik inceleme neticesinde herhangi bir problem «olumsuzluk» olmadığı, ses dataları ve buna bağlı log kayıtlarının kontrollerinin yapıldığı ve bir sorun gözlenmediği SPK tarafından bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışması ilkesine aykırı uygulama nedeniyle davalı kuruma 22.407,00 TL para cezası kesilmiş ise de, ilgili «idari para cezası» tutanağı incelendiğinde, söz konusu mevzuata aykırı fiilin 2014 yılında gerçekleşen ... olduğu oysa davacının iddia ettiği tarih aralığının 18.09.2012 -10.12.2013 …
… uca etkili olacak nitelikte öneme haiz delillerinin incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince de davanın ispatı için dayandığı somut «delillerinin değerlendirilmeden» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, sağlayıcı ile telefonla uzaktan iletişim kurarak 11.09.2012 tarihinde akdettiği mesafeli sözleşme niteliğine haiz olan 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde kuruluş tarihi itibariyle yer alan ve genel olarak kullanılmak üzere önceden standart olarak hazırlanmış bulunan ve kendisiyle münferiden müzakere edilmeyen sözleşme şartlarının birer «haksız şart» olup «kesin» olarak hükümsüz olduğunu, SPK'dan lisans belgesi almış yetkili «müşteri temsilcileri» tarafından sözleşmenin içeriği hakkında uzaktan iletişim araçlarının herhangi biri vasıtasıyla sözleşmenin kurulması aşamasında kendisine aydınlatıcı bilgi verilmediğini, sözleşmenin hiçbir şartının müzakere edilmediğini, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi kurulurken sözleşme şartları üzerinde her bir şartın bire bir müzakere edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, mesafeli sözleşmelerin akdinden önce, sözleşmenin içeriği hakkında tüketiciler bilgilendirilmedikçe ve tüketiciler tarafından sözleşme hakkında bilgi edindikleri yazılı olarak teyit edilmedikçe sözleşmenin akdedilemeyeceğini, edilmiş ise sözleşmenin tüketici yönünden bağlayıcı olmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, müzakere etmeden önceden standart olarak düzenlemiş olduğu 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesinde, sadece kendisi tarafından belirlenen koşullarda edimini «ifa» edeceğini; buna karşılık finansal tüketici taraf olarak kendisini her hâlde yükümlü tuttuğu, aynı zamanda «gabin» içeren, bu yönüyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Sermaye Piyasası Kanunu'na ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık ihtiva eden pek çok haksız şartın, ayıplı hizmetin ve kusurlu işlemin mevcut olduğunu, sağlayıcı'nın 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde yer alan haksız şartlara göre ifa ettiği hizmetler ile SPK Seri:V, No:125 sayılı tebliğinde öngörülen üç tür «ihtisasa» ait türev araçlar lisans belgelerine sahip olmayan «yetkisiz» personelle yürüttüğü tüm hizmetlerin ayıplı olduğunu, finansal tüketici olarak, ayıplı hizmetin ifasından dolayı 6502 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi kapsamında «sözleşmeden dönme» ve 6098 sayılı Kanun uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, iradesi dışında zarara uğratılmasının müsebbiplerinden birisinin de finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun lisans belgeleri olmadan istihdam ettiği yetkisiz müşteri temsilcileri olduğunu, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, SPK’dan onaylı lisans belgesi olmadan istihdam etmiş olduğu yetkisiz müşteri temsilcileri vasıtasıyla icra etmiş olduğu tüm işlemlerin 6098 sayılı Kanun önünde «haksız fiil», 4077/6502 sayılı Kanun önünde ayıplı hizmet olup Kanun önünde kamilen «geçersiz» ve hükümsüz olduğunu, davalı sağlayıcının, faaliyete başlarken kendisinin aktif müşterisi olduğu 18.09.2012-16.12.2013 tarihlerini kapsayan dönemde, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun kesinlikle SPK’dan onaylı lisanslı personeli bulunmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurum, SPK Seri:V, No:125 sayılı Tebliği'nin 17 nci maddesi ile 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nin 27 nci maddesinde açıklanan hususları kapsayacak biçimde, müşterilerin karar mekanizmasını önemli derecede etkileyecek olan "aylık bildirimleri" Tebliğ’in ilke ve standartlarına uygun biçimde hazırlayıp dönemi izleyen 7 gün içinde kendisine yazılı ve «taahhütlü» olarak göndermediği gibi, diğer başka yollardan da ulaştırmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, aktif müşterisi olduğu dönemde (18.09.2012-16.1 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kaldıraçlı alım satım işlemi · risk bildirim formu · itiraz yolu · eşitlik ilkesi · idari para cezası · müşterek temsilci · genel işlem koşulları · sözleşmeden dönme
Benzer bu kararda… n da sistemin kilitlenmeden rahat çalışmasını olanak verdiğini belirttiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihinden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu «yetki belgelerinin» hukuki şartlara uygun ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olup olmadığının incelenmesi gerektiği, yatırılan «teminat» tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal , kıymetli maden ve kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satım işlemlerini yapabilmek ve faaliyette bulunmak için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş, aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketi olmak ve kurulca yetkilendirilmesi gerektiği, SPK tarafından yayınlanan "kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ" hükümleri kapsamında piyasa yapıcılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların işbu tebliğin 5 inci maddesinde belirlenen koşulları taşımak «kaydı» ile "alım satım aracılığı yetki belgesi , türev araçlarının alım satımına aracılık yetki belgesi ve kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesi, " almak için SPK'ya başvuru yapması, SPK tarafından yapılacak incelemeler neticesinde bu belgelerin verilmesi gerektiği, davalı şirketin bu yükümlülüklerini yerine getirerek, alım satım aracılığı yetki belgesini 16.04.012 tarihinde 398 no.lu olarak, türev araçlarının alım satımını aracılık yetki belgesini 26.11.2016 tarihinde 211 no.lu olarak, kaldıraçlı alım satım işlemleri yetki belgesini de, 16.04.2012 tarih ve 8 no.lu olarak aldığı, dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı, yine dosya içerisinde mevcut olan kaldıraçlı alım satım işlemleri «risk bildirim formu» incelendiğinde, bu işlemler sonucu kâr elde edilebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, «kaldıraçlı alım satım işlemlerinin» çok riskli olduğu, kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi yüksek zararlara da yol açabileceği ihtimalinin daima göz önünde bulundurulması gerektiği ters fiyat hareketleri sonucunda yetkili kuruluşa yatırılan paranın tümüyle kaybedilebileceği yüksek getiri vaatlerine itibar edilmemesi gerektiği, kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak yetkili kuruluş personelince yapılacak teknik ve ... analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunu dikkate alınması gerektiği, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerden ek risk olarak kur riskinin bulunduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında «değer kaybı» olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve alım satım hareketlerinin «kısıtlayabileceği», ek ve /veya vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceğinin bilinmesinin gerektiği, sunulan parite fiyatlarının ve "SPREAD " lerin en iyi fiyat durumunu yansıtmayabileceğinin uyarılarının yer aldığının görüldüğü, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan müşteri «tanıma» formu, maliye bilgiler formu, varlık alım satım işlemleri risk bildirim formu, internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme, kaldıraçlı alım satım işlemleri «çerçeve sözleşmesi» alınarak dosyaya bırakıldığında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5 inci maddesinde düzenlenen «haksız şartlar» kapsamında değerlendirilmediği, faaliyet gösterilecek aracı kurumların bu faaliyetlerine ilişkin olarak, kullanacakları bilgi işlem alt yapısında uyulması gereken ilkelerin belirlendiği, buna ilişkin tebliğin 2/a maddesinde, aracı kurum tarafından belirlenecek çalışma saatlerinde, bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı müşteri tarafından çalışacak uygulama için müşterinin kullanacağı cihazın donanımsal ve yazılımsal gereksinmeleri ile minimum gerekli internet bağlantı hızının belirlenerek internet sitesinde «ilan» edileceği, bu kapsamda erişim kontrolü, fiziksel ve çevresel güvenlik, ağ güvenliği, bilgi işlem alt yapısı yönetimi, kayıtların tutulması, saklanması ve yedeklenmesi, bilgi işlem alt yapısında üretilecek olan uyarılar, kötü niyetli yazılım, dış kaynak kullanımı konularında 125 sayılı kaldıraçlı alım satım işlemleri ve bu işlemleri gerçekleştirebilecek kurumlara ilişkin esaslar hakkında tebliğ çerçevesinde bilgi işlem alt yapısına ilişkin ilkelere ait tebliğde açık düzenlemelerinin olduğu, davalı şirketin SPK tarafından belirlenen bu yükümlülükleri yerine getirdiğinin bilirkişi heyeti tarafından raporda belirlendiği, davalı şirketin faaliyete geçiş tarihiden 10.12.2013 tarihine kadar dönemde sahip olduğu yetki belgelerinin hukuki şartlara uygun olduğu ayrıca SPK düzenlemeleri çerçevesinde ve bu dönem içinde kullanılan işlem platformlarının uluslararası forex faaliyetleri için yeterli olduğu, dosyaya sunulan CD içeriğinde toplam 148 ses kaydı bulunduğunu, forex müşteri hizmeti yetkilileri ile davacı arasında bir çok telefon ses kaydını içerdiği, yapılan ses kaydının 48 KHZ kalitede sterio olarak yapıldığı, teknik inceleme neticesinde herhangi bir problem «olumsuzluk» olmadığı, ses dataları ve buna bağlı log kayıtlarının kontrollerinin yapıldığı ve bir sorun gözlenmediği SPK tarafından bilgi işlem alt yapısının kesintisiz çalışması ilkesine aykırı uygulama nedeniyle davalı kuruma 22.407,00 TL para cezası kesilmiş ise de, ilgili «idari para cezası» tutanağı incelendiğinde, söz konusu mevzuata aykırı fiilin 2014 yılında gerçekleşen ... olduğu oysa davacının iddia ettiği tarih aralığının 18.09.2012 -10.12.2013 …
İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ticaret mahkemesinde «görevlendirilen» mali müşavir bilirkişilerin kasıtlı eylemleriyle bilirkişi raporunun 16 ay sürüncemede bırakarak «makul sürede» «adil yargılanma hakkını» ihlal ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin göreve ilişkin kararından sonra 06.08.2018 tarihinde 66 sayfadan oluşan dilekçesini Tüketici Mahkemesine sunduğunu, mahkemece yapılan 14.03.2019 tarihli duruşmada, karşı tarafın cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirtilen belgelerin dosyaya getirtilmeden, davanın aydınlatılmasında bilgi ve görgüsü bulunan tanıkların dinlenmeden, hizmet sağlayıcının inkârı mümkün olmayan pek çok haksız şartları, ayıplı hizmetleri, hileli ve ağır kusurlu işlemleri sabit olmasına rağmen bir kez daha davanın reddine karar verildiğini, sağlayıcı hakkında SPK mevzuatının düzenleyici ilkeleri ve uluslararası forex işlemlerinde genel kabul görmüş ilkelere aykırı işlemler nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 22.588,00 TL zararının tazminini istediğini, talep ettiği «adli yardımın» ticaret mahkemesince önce kabul edildiğini ardından itiraz üzerine 09.02.2017 tarihinde kaldırıldığını, yargılamanın lehine gelişmesi nedeniyle 31.05.2016 tarihinde davasını kısmen «ıslah» ederek 1.840.420,56 TL tutarındaki miktarın tahsilini talep ettiğini, bu sırada adli yardım kararının geçerli olması nedeniyle «harç» alınmadığını, davalının haklı davasının önüne geçmek amacıyla «adli yardım talebi» kararının kaldırılmasını talep ettiğini, mahkemece şartları bulunmasına rağmen 09.02.2017 tarihinde adli yardım kararını kaldırdığını, yapmış olduğu itirazın haksız şekilde reddedildiğini, mahkemece adli yardım kararının geçerli olduğu tarihte yapmış olduğu ıslaha rağmen 09.02.2017 tarihli yedinci oturumda 31.049,90 TL eksik harcın yatırılmaması halinde ıslahın yapılmamış sayılacağına ilişkin kanuna aykırı «ara» karar verdiğini, itiraz üzerine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde adli yardım kararının kaldırılması kararına karşı «itiraz yolu» bulunmaması nedeniyle, itiraz konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında beyanının çarpıtılarak yazılması nedeniyle harcı ödemediğini, bu nedenle ıslahtan kaynaklı harcı ödeyemediğini, ticaret mahkemesindeki yargılama sırasında bilirkişi kurulunun raporu uzun süre «ibraz» etmemesi ve raporun tarafsızlık, «eşitlik ilkelerine» aykırı hazırlanması nedeniyle itiraz ettiğini, bilirkişilerin eksik ve taraflı rapor düzenlemeleri nedeniyle başka bilirkişilerin görevlendirilmesi talebiyle itirazda bulunduğunu, mahkemece sorulan somut soru ve itirazlara rağmen talebinin red edildiğini, mahkemece süresinde rapor vermeyen bilirkişilere uyarı gönderilmemesi, süresinde rapor ibrazının sağlanmaması ve rapora yönelik somut itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle kasten uğramış olduğu zararlar nedeniyle «tazminat davası» açma hakkını saklı tuttuğunu, tüketici mahkemesince davalının cevabı tebliğ edilmeden ve 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiği deliller getirtilip değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu; bilirkişi kurulunun iki mali müşavir bir bilgisayar uzmanından oluştuğunu, bilirkişilerin uzun süre raporlarını ibraz etmediklerini, «ihtara» rağmen raporların ibraz edilmeyerek hakkının ihlal edildiğini, bilgisayar mühendisi bilirkişinin sunduğu rapordan sonra talebini ıslah ettiğini, zira bu raporda aracı şirketin «ağır kusurlarının» net bir şekilde belirlendiğini, telefon ve internet hatlarının yetersiz olduğu, ara yüzüne her zaman müdahale imkânı bulunduğunun tespit edildiğini, mali müşavirlerin süresinden çok sonra düzenlediği raporların her türlü hukuk ilkelerine aykırı olmaları nedeniyle itiraz ettiğini, ilgili tebliğ gereğince aracı kurumun sahip olması gereken lisans ve belgelerin dosyaya getirtilmeden rapor düzenlendiğini, istihdam edilen personel ve alınan belgelerin yapılan işlemle uyumlu olmadığını, aracı kurumun gerekli belgeleri almadan ve gerekli personeli istihdam etmeden faaliyete geçmesi nedeniyle devlete karşı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, mali müşavir bilirkişilerin de kasten gerçeğe aykırı rapor yazmaları nedeniyle sorumlu olduklarını, bilirkişilerin SPK mevzuatı ve ilgili tebliğ kapsamında mahkemece sorulan soruları da cevaplanarak yapılan işlemlerin mevzuat ve standartlara uygun olup olmadığının tespiti gerektiğini, aracı kurumun tebliğin beşinci maddesinde belirtilen alım satım aracılığı ve türev araçlarının alım satımına aracılık belgelerinin bulunmamasına rağmen, alınmış gibi rapor düzenlendiğini, ayrıca istihdam edilen personelin ilgili yönetmelikte belirtilen şartlarda olmadığını, yapılan işlem ve verilen emirlerin yasada belirtilen süre ile saklanmadığını, servis sağlayıcının merkezinde inceleme yapılarak ilgili mevzuatta belirlenen işlem yapma ve personel şartlarının tamamının sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, böyle bir işlem yapılmadan ve faaliyet belgelerinin dosyaya eklenmeden soyut olarak aracı kurum belgelerinin tamamlandığının yazılmasının hatalı olduğunu, bilgi işlem alt yapısının usulüne uygun ve SPK mevzuatında belirtilen şekilde kurularak işletilip işletilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, tüketici mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, servis sağlayıcı tarafından kendisi ile müzakere edilmeden «genel işlem koşullarını» oluşturan çerçeve bir sözleşme imzalatıldığını ve bu sözleşmenin 6502 sayılı Kanun'un beşinci maddesi kapsamında «haksız şart» niteliğinde olduğunu, «genel işlem koşulları» barındıran sözleşmenin bu maddelerinin «geçersiz» olduğunu, 06.08.2018 tarihli dilekçesinde belirttiğini, IP kayıtlarının beş yıl süreyle saklanması gerekirken saklanmadığını, ses kayıtlarının aksine işlem yapıldığını ve ses kayıtlarına ilişkin tüm kayıtların tutulmadığını, kayıtların silindiğini sadece dört adet ses «kaydının» silinmesinin unutulması nedeniyle verilen hizmetin ayıplı olduğunu, aracı kurumun tebliğ gereği üç ayda bir karda ve zararda olan hesaplara ilişkin duyuruyu yapması gerekirken müşteri «kaybı» korkusuyla bu raporları paylaşmadığını, forex işlemleri için gerekli olan hızlı ve kesintisiz, güvenli internet alt yapısı bulunan sistem kurmaması nedeniyle SPK tarafından aracı kurum tarafından bir çok cezai işlem yapıldığını, teknik bilirkişi raporunda aracı sistemin işlemez halde olduğunu ve eksikleri bulunduğunun tespit edildiğini, kayıtların düzgün tutulmaması nedeniyle kârla sonuçlanan işlemlerinin de hileli uyarılarla silindiğini, ses kayıtlarının ağır ihmal sonucu tutulmadığını, 2013 yılında 1290 adet karla, 2374 adet zararla kapanan toplam 3664 adet işlemin bulunduğunu, zararla kapanan işlemler yönünden verilen ses kayıtlarının sistemde saklanması ve düzenlenmiş olan emir forumlarının ibrazı gerektiğini, zira telefonla alınan her emir için emir «formları» düzenlenmesi gerektiğini, bu işlemlerin de kurulca onaylanmış muhasebe ve operasyon sorumlusu lisansına sahip kişilerce tutulması gerektiğini, davalı tarafından buna ilişkin telefon emirlerinin sunulmadığını, internet yoluyla yapılan bağlantılara ilişkin IP Log kayıtlarının da kaydedilerek ibraz edilmediğini, davalının başta tüm işlemleri telefonla yaptığını beyan etmesine rağmen sonradan internet üzerinden işlem yaptığını iddia ettiğini, bu durumda telefon kayıtları ve düzenlenen emirlerin veya Log kayıtlarının ibrazı gerektiğini, çeşitli tarihlerde 254.481,97 TL «teminat» yatırdığını belirttiğini, talebini dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü ilkeleri altında ileri sürmesine rağmen bu taleplerinin servis sağlayıcı tarafından çürütülmediğini, kârla kapanan işlemler sonucu toplam 1.840.420,56 TL tutarında kazancı bulunduğunu, ancak davalının hukuka aykırı, hileli ve mevzuata aykırı davranışları sonucu parasının gasp edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında tüm taleplerinin incelenmeden reddedildiğini, «görevsiz» mahkemede yapılan incelemeden başka bir inceleme yapılmadan önceki gerekçe ile talebinin reddedilerek «hukuki dinlenme hakkının» ihlal edildiğini, mahkemede sunulan taraf beyanlarının gerekçeli kararda değerlendirilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci ve Anayasa'nın 36 n …
… uca etkili olacak nitelikte öneme haiz delillerinin incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince de davanın ispatı için dayandığı somut «delillerinin değerlendirilmeden» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, sağlayıcı ile telefonla uzaktan iletişim kurarak 11.09.2012 tarihinde akdettiği mesafeli sözleşme niteliğine haiz olan 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde kuruluş tarihi itibariyle yer alan ve genel olarak kullanılmak üzere önceden standart olarak hazırlanmış bulunan ve kendisiyle münferiden müzakere edilmeyen sözleşme şartlarının birer «haksız şart» olup «kesin» olarak hükümsüz olduğunu, SPK'dan lisans belgesi almış yetkili «müşteri temsilcileri» tarafından sözleşmenin içeriği hakkında uzaktan iletişim araçlarının herhangi biri vasıtasıyla sözleşmenin kurulması aşamasında kendisine aydınlatıcı bilgi verilmediğini, sözleşmenin hiçbir şartının müzakere edilmediğini, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi kurulurken sözleşme şartları üzerinde her bir şartın bire bir müzakere edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, mesafeli sözleşmelerin akdinden önce, sözleşmenin içeriği hakkında tüketiciler bilgilendirilmedikçe ve tüketiciler tarafından sözleşme hakkında bilgi edindikleri yazılı olarak teyit edilmedikçe sözleşmenin akdedilemeyeceğini, edilmiş ise sözleşmenin tüketici yönünden bağlayıcı olmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, müzakere etmeden önceden standart olarak düzenlemiş olduğu 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesinde, sadece kendisi tarafından belirlenen koşullarda edimini «ifa» edeceğini; buna karşılık finansal tüketici taraf olarak kendisini her hâlde yükümlü tuttuğu, aynı zamanda «gabin» içeren, bu yönüyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Sermaye Piyasası Kanunu'na ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık ihtiva eden pek çok haksız şartın, ayıplı hizmetin ve kusurlu işlemin mevcut olduğunu, sağlayıcı'nın 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nde yer alan haksız şartlara göre ifa ettiği hizmetler ile SPK Seri:V, No:125 sayılı tebliğinde öngörülen üç tür «ihtisasa» ait türev araçlar lisans belgelerine sahip olmayan «yetkisiz» personelle yürüttüğü tüm hizmetlerin ayıplı olduğunu, finansal tüketici olarak, ayıplı hizmetin ifasından dolayı 6502 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi kapsamında «sözleşmeden dönme» ve 6098 sayılı Kanun uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, iradesi dışında zarara uğratılmasının müsebbiplerinden birisinin de finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun lisans belgeleri olmadan istihdam ettiği yetkisiz müşteri temsilcileri olduğunu, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, SPK’dan onaylı lisans belgesi olmadan istihdam etmiş olduğu yetkisiz müşteri temsilcileri vasıtasıyla icra etmiş olduğu tüm işlemlerin 6098 sayılı Kanun önünde «haksız fiil», 4077/6502 sayılı Kanun önünde ayıplı hizmet olup Kanun önünde kamilen «geçersiz» ve hükümsüz olduğunu, davalı sağlayıcının, faaliyete başlarken kendisinin aktif müşterisi olduğu 18.09.2012-16.12.2013 tarihlerini kapsayan dönemde, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun kesinlikle SPK’dan onaylı lisanslı personeli bulunmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurum, SPK Seri:V, No:125 sayılı Tebliği'nin 17 nci maddesi ile 1542 sayılı Çerçeve Sözleşmesi'nin 27 nci maddesinde açıklanan hususları kapsayacak biçimde, müşterilerin karar mekanizmasını önemli derecede etkileyecek olan "aylık bildirimleri" Tebliğ’in ilke ve standartlarına uygun biçimde hazırlayıp dönemi izleyen 7 gün içinde kendisine yazılı ve «taahhütlü» olarak göndermediği gibi, diğer başka yollardan da ulaştırmadığını, finansal hizmet sağlayıcı davalı aracı kurumun, aktif müşterisi olduğu dönemde (18.09.2012-16.1 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6557 E. , 2023/1777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/3681 Esas, 2021/1341 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1177 E., 2018/788 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette hesap sahibi olduğunu, 1 Mayıs 2015 tarihinde hesabına toplamda 11.600,00 usd depozito yatırdığını ve bu tarihte açtığı işlemler sonunda 183.807,77 usd kazanç elde ettiğini, müvekkilinin aynı günün sabahında mail adresine sistemde yaşanan sorun nedeniyle piyasa ile uyumlu fiyatlardan gerçekleştirilmeyen 3:56 ve sonrasındaki emirleriniz silinmiştir şeklinde mesaj geldiğini, müvekkilinin kazandığı paranın silinmesinin mevzuata aykırı olduğunu, alacağın tahsili için başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; forex işlemlerinde kaldıraç kullanıldığını, bu işlemlerde müşterilerin %80'inin bütün parasını kaybederek zarara uğradığını, ancak davacının kazandığını, sadece davacının işlemlerinin iptal edildiğini, işlemlerin Polonya para birimi Zloti üzerinden gerçekleştirildiğini, 208 adet işlem yapıldığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında kaldıraçlı işlemler çerçeve sözleşmesi ve eki protokollerin imzalandığı, davacının bu sözleşme gereğince kaldıraçlı alım satım işlemleri yaptığı, davacının 01.05.2015 tarihinde saat 03:56-07:50 arasında gerçekleştirdiği yaklaşık 208 adet işlem sonucu 183.807,77 usd kazanç elde ettiği, davalının aynı tarihte saat 10:19:10'da davacıya gönderdiği e-postada "sistemde olmayan bir fiyatla gönderdiklerini ve sistem tarafından reddedildiklerini tespit ettik" şeklindeki açıklamaya dayalı olarak davacının yaptığı işlem kayıtlarını sildiği, III-37.1 sayılı Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in (III-37.1 sayılı Tebliğ) 29 uncu maddesi gereğince gerçekleşmiş müşteri emirlerinin aracı kurumlarca iptal edilemeyeceği veya değiştirilemeyeceği, yapılan işlemin davacı aleyhine olduğu, incelenen sistem kayıtlarında sistem arızasına ilişkin delil bulunmadığı gibi davalı tarafça da bu konuda dosyaya sunulmuş belge ve bilginin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olaya ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yaptığı inceleme dosyası celbettirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, SPK tarafından davacının şikayet konusu işlem iptaline ilişkin mevzuata aykırılık nedeniyle müvekkiline cezai ya da idari bir yaptırım uygulandığına dair bir bildirim yapılmadığını, SPK mevzuatı ve taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkili şirketin işlemleri iptal yetkisi bulunduğunu, konunun III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesinde düzenlendiğini, müvekkilinin de bu yetkisini kullandığını, davacının verdiği toplam 208 emrin hiçbirinin o anda uluslararası piyasalarda geçerli fiyatı içermediğini, bu nedenle mevzuatın ve sözleşmenin verdiği yetki çerçevesinde işlemin iptal edildiğini ve durumun davacıya derhal bildirildiğini, işlem kayıtlarının sistemden silinmesinin söz konusu olmayıp işlemin iptalinin söz konusu olduğunu, bu durumun log kayıtlarıyla da sabit olduğunu, dolayısıyla mahkemenin işlem kayıtlarının silindiğinin tartışmasız olduğu şeklinde tespitinin hatalı olduğunu, işlemin ve iptalin kayıtlarını içeren müvekkili şirketin log kayıtları incelenmeden karar tesis edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının müşterisi olan davacı tarafından yapılan forex işlemlerinin III-37.1 sayılı Tebliğ'e aykırı olup olmadığı ve gerçekleşen emirlerin davalı tarafından iptal edilmesinin mevzuata uygun olup olmadığının ilişkin olup, davacı tarafından alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istenmiştir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 67 nci maddesi, III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesi, Seri:V No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Davalı şirket müşterisi olan davacı tarafından yapılan kaldıraçlı işlemler davalı tarafından III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesi, taraflar arasındaki Kaldıraçlı Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi'nin 8 ve 11 inci maddelerine dayanarak iptal edilmiştir. Davalı, davacının sisteme ilettiği emirlerin tamamının gerçek kur değerlerinden farklı olduğunu, veri sağlayıcısının ekranındaki değerlerin teknik nedenlerle gerçeğe aykırı olduğunu ve davacının bu durumu bilerek kötüniyetli işlem yaptığını iddia etmektedir. III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesi, Seri:V No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10 uncu maddesi ve taraflar arasındaki sözleşmenin 8 ve 11 inci maddesi aynı doğrultuda olup, belirtilen koşullar gerçekleştiğinde aracı kuruma emirleri iptal yetkisi vermekte ise de, aynı zamanda gerçekleşmiş müşteri emirlerinin aracı kurumlarca iptal edilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği de belirtilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda; gerçekleşmiş müşteri emirlerinin iptal edilemeyeceği, davacının emirleri doğrultusunda yapılan işlemlerin iptal edilmesini haklı gösterecek bir sebep bulunmadığı ifade edilmiş, İlk derece mahkemesince de işbu raporlar doğrultusunda benzer gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafından, konuya ilişkin olarak SPK'ya yapılan şikayet nedeniyle Kurul nezdinde de inceleme yapıldığı, bu sebeple inceleme dosyasının SPK'dan celbedilmesi istenmiş ise de mahkemece bu talebinin kabul görmediği, davalının bilgi istemesi üzerine SPK tarafından işlemlerin III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesine uygun olduğu ve yapılabilecek herhangi bir işlemin olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, yine davalı tarafından dosyaya sunulan sermeye piyasası alanında çalışmış uzmanlarca hazırlanan 12.12.2016 tarihli raporda, bilirkişi raporunun aksine, uyuşmazlık konusu iptal işlemlerinin III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29 uncu maddesinin birinci fırkasının (c) bendi ile ikinci fıkrası hükümleri çerçevesinde davalının sahip olduğu hukuka uygun bir hakkın kullanımı olduğu, davalı tarafından koruma amaçlı açmış olduğu işlemlerin likidite sağlayıcı tarafından iptal edilmesi üzerine, ilgili pozisyonların alınmasına gerekçe olan davacı pozisyonlarının iptalinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2. Bu durumda mahkemece öncelikle konuya ilişkin şikayet üzerine inceleme yapan SPK'dan inceleme dosyasının celbedilerek dosyaya kazandırılması, sonrasında SPK'nın inceleme dosyası da değerledirilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü içeren bilimsel mütalaa arasındaki çelişkinin giderilmesi için konunun uzmanı olan bilirkişilerden oluşacak yeni bir heyetten rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ile davanın reddine dair verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931221600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz