İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6612 E. 2023/1410 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sipariş formu↗ katma değer vergisi (kdv)↗ hesap mutabakatı↗ vade farkı↗ faturaya itiraz↗ taleple bağlılık ilkesi↗ cari hesap ilişkisi↗ ba/bs formları↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ taleple bağlılık↗ ihtirazi kayıt↗ ek mehil↗ ödeme emri↗ teamül↗ mutabakat↗ ticari satım↗ cari hesap↗ ba formu↗ kötüniyet tazminatı↗ ibra↗ ispat yükü↗ işlemiş faiz↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ fatura↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ çek↗ kötüniyet↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/906 E., 2020/59 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca davacı vekili tarafından duruşmalı davalı vekilince duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete ürünler satıp teslim ettiğini, davalının aldığı ürünlere karşılık 2018 yılında yapılan 2.686.611,00 TL ödemenin tamamını vadesi geçecek şekilde ödediğini, müvekkili tarafından davalıya vade farkına ilişkin Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 85.067,04 TL'lik fatura kesilerek üç gün içinde ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın karşı ihtarname ile vade farkını kabul etmediğini belirttiğini, bunun üzerine Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2018/11631 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafın takibe süresinde itirazı ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2018/11631 E. sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ticari ilişki süresince davacıdan bir çok kez malzeme alındığını, süresinde ödemelerinin yapıldığını, davalı tarafça hiç bir suretle gecikme zammı talep edilmediğini, vade farkı talebinin hangi dönem alacaklarına dayalı olduğunun da anlaşılamadığını, sözleşmenin 8 inci maddesinde ödemenin tarihine dair bir düzenlemenin bulunmadığını, cari hesap dökümünde belirtilen tarihten daha önceki bir tarihte ödeme yapılacağı konusunda anlaşma bulunduğunun ispat yükünün davacıya ait olduğunu, vade farkının faiz niteliğinde olup buna yeniden faiz işletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sipariş formu ve faturalarda vade ve vade farkının uygulanacağının yazılı olduğu, tarafların vade farkı uygulanacağı konusunda anlaştıkları, davalının da alıma dayanak faturaları itirazsız kabul ettiği, ticari ilişki sona erdikten sonra da davacı tarafça vade farkının uygulandığını, davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği mal satış fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ortalama 23 gün geç ödendiği, davacının hesabında uyguladığı %3,5 faiz oranı ile bağlı kalınarak yapılan hesaplamada bu geç ödemeden kaynaklı vade farkı bedelinin 85.076,56 TL olduğu, davacı şirketin ise 85.067,04 TL tutarında vade farkı talebinde bulunduğu, davacının davadan evvel davalıya çektiği ihtarnamenin 24.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, dava dilekçesine ekli olan davalı tarafça davacıya çekilen ihtarnamenin incelenmesinde, davacının çektiği ihtarnamede verilen 3 günlük süreye ilişkin bilgilerin yazılı olduğu, bu itibarla tebliğden itibaren 3 günlük mehil süresinin geçmesi ile davalının 28.09.2018 tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten takip tarihine kadar geçen süre için taleple bağlılık ilkesi gereğince 85.067,04 TL asıl alacak ve aylık %19.50 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamada ödeme emri ile istenen işlemiş faizin yerinde olduğu gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sipariş formunun 8 inci maddesinde taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin cari hesap şeklinde yürütüleceğini, anlaşma şartlarını aşan taşımalarda aylık %5 gecikme farkı uygulanacağı ve vade farkının nakden tahsil edileceğinin belirtildiğini, bu maddede faturaların ödeme tarihlerine dair hüküm bulunmadığını, gecikme zammı alacağının koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin temerrüde tabi gecikmiş bir borcunun bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça asıl borç ödemelerinin çek olarak kabul edildiği, taraflar arasında cari hesap ilişkisi süresince 14 kez mutabakat sağlandığı, davacının asıl borcun tahsili sırasında vade farkına ilişkin alacağı konusunda ihtirazi kayıt da koymadığı, asıl borcun ihtirazi kayıt olmaksızın ödenmesiyle birlikte davacının vade farkı alacağının da sona erdiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin vade farkı kavramı ile faizi karıştırdığını, vade farkının alacağın ferisi değil bizatihi kendisi olduğunu, çeklerin vadesinin belli olduğu değerlendirmesinin çekin doğasına aykırı olduğunu, taraflar arasında vade farkına ilişkin anlaşma bulunduğunu, yapılan hesap mutabakatlarının ibra anlamına gelmediğini, vade farkının cari hesaba işlenmediğini, bu nedenle mutabakat olduğunun da söylenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğu gerekçesiyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu konuda gerekçe kurulmadığını, ancak hükmün düzelterek onanabileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan vade farkı alacağının bulunup bulunmadığı, vade farkı alacağı var ise alacak miktarının ne olduğun ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dairemiz ve Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi, ticari satımda vade farkı, taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunması ya da ticari ilişkilerinde teamül oluşması halinde talep edilebilecektir. (Kaptılan 19. Hukuk Dairesi 2015/6388 E., 2015/16490 K., 203/17381 E., 2014/2088 K. Hukuk Genel Kurulu'nun 999/19-933 E.-999/950 K.) vade farkı, asıl alacağın fer'isi olmayıp vadesinden sonra ödeme halinde mal bedelinin belirlenmesine esas teşkil eden bir unsurdur ve vade farkının faiz olarak kabulü mümkün değildir. Mal bedelinin çekince konulmadan alınması, vade farkı alacağının istenmesine engel teşkil etmez. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafça imzalanmış ve inkar edilmeyen sipariş formlarında yer alan 8 inci madde hükmünün, vade farkı konusunda anlaşma olduğunun kabulü ile davacı tarafça bu kalemin ayrıca talep edilebileceği, davalı tarafça yapılan çek ödemelerinin ihtirazi kayıtsız kabul edilmiş olması veya cari hesap ilişkisinin ay başlarında sıfırlandığı tespitinin de davacının vade farkı talep hakkını bertaraf etmeyeceği gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3713 E. 2015/13816 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaBu kez davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15268 E. 2014/17699 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin harç · başvurma harcı · feri müdahil · tüzel kişilik · harç
Benzer bu kararda2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca davalı harçtan muaf olmasına rağmen asıl ve birleşen davada «peşin harç» ve «başvurma harcının» davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, off shore'de toplanan paraların davalı banka bünyesinde bırakıldığı, «tüzel kişilik» yapısının kötüye kullanıldığı, zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 16.067,39 TL'nin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
… , zaman aşımı süresinin davacının parasını off- shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre, davalı ve «feri müdahil» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6612 E. , 2023/1410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/735 Esas, 2021/1092 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/906 E., 2020/59 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca davacı vekili tarafından duruşmalı davalı vekilince duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete ürünler satıp teslim ettiğini, davalının aldığı ürünlere karşılık 2018 yılında yapılan 2.686.611,00 TL ödemenin tamamını vadesi geçecek şekilde ödediğini, müvekkili tarafından davalıya vade farkına ilişkin Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 85.067,04 TL'lik fatura kesilerek üç gün içinde ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın karşı ihtarname ile vade farkını kabul etmediğini belirttiğini, bunun üzerine Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2018/11631 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafın takibe süresinde itirazı ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile Antalya 10.
İcra Müdürlüğünün 2018/11631 E. sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ticari ilişki süresince davacıdan bir çok kez malzeme alındığını, süresinde ödemelerinin yapıldığını, davalı tarafça hiç bir suretle gecikme zammı talep edilmediğini, vade farkı talebinin hangi dönem alacaklarına dayalı olduğunun da anlaşılamadığını, sözleşmenin 8 inci maddesinde ödemenin tarihine dair bir düzenlemenin bulunmadığını, cari hesap dökümünde belirtilen tarihten daha önceki bir tarihte ödeme yapılacağı konusunda anlaşma bulunduğunun ispat yükünün davacıya ait olduğunu, vade farkının faiz niteliğinde olup buna yeniden faiz işletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sipariş formu ve faturalarda vade ve vade farkının uygulanacağının yazılı olduğu, tarafların vade farkı uygulanacağı konusunda anlaştıkları, davalının da alıma dayanak faturaları itirazsız kabul ettiği, ticari ilişki sona erdikten sonra da davacı tarafça vade farkının uygulandığını, davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği mal satış fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ortalama 23 gün geç ödendiği, davacının hesabında uyguladığı %3,5 faiz oranı ile bağlı kalınarak yapılan hesaplamada bu geç ödemeden kaynaklı vade farkı bedelinin 85.076,56 TL olduğu, davacı şirketin ise 85.067,04 TL tutarında vade farkı talebinde bulunduğu, davacının davadan evvel davalıya çektiği ihtarnamenin 24.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, dava dilekçesine ekli olan davalı tarafça davacıya çekilen ihtarnamenin incelenmesinde, davacının çektiği ihtarnamede verilen 3 günlük süreye ilişkin bilgilerin yazılı olduğu, bu itibarla tebliğden itibaren 3 günlük mehil süresinin geçmesi ile davalının 28.09.2018 tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten takip tarihine kadar geçen süre için taleple bağlılık ilkesi gereğince 85.067,04 TL asıl alacak ve aylık %19.50 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamada ödeme emri ile istenen işlemiş faizin yerinde olduğu gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sipariş formunun 8 inci maddesinde taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin cari hesap şeklinde yürütüleceğini, anlaşma şartlarını aşan taşımalarda aylık %5 gecikme farkı uygulanacağı ve vade farkının nakden tahsil edileceğinin belirtildiğini, bu maddede faturaların ödeme tarihlerine dair hüküm bulunmadığını, gecikme zammı alacağının koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin temerrüde tabi gecikmiş bir borcunun bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça asıl borç ödemelerinin çek olarak kabul edildiği, taraflar arasında cari hesap ilişkisi süresince 14 kez mutabakat sağlandığı, davacının asıl borcun tahsili sırasında vade farkına ilişkin alacağı konusunda ihtirazi kayıt da koymadığı, asıl borcun ihtirazi kayıt olmaksızın ödenmesiyle birlikte davacının vade farkı alacağının da sona erdiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin vade farkı kavramı ile faizi karıştırdığını, vade farkının alacağın ferisi değil bizatihi kendisi olduğunu, çeklerin vadesinin belli olduğu değerlendirmesinin çekin doğasına aykırı olduğunu, taraflar arasında vade farkına ilişkin anlaşma bulunduğunu, yapılan hesap mutabakatlarının ibra anlamına gelmediğini, vade farkının cari hesaba işlenmediğini, bu nedenle mutabakat olduğunun da söylenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğu gerekçesiyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu konuda gerekçe kurulmadığını, ancak hükmün düzelterek onanabileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan vade farkı alacağının bulunup bulunmadığı, vade farkı alacağı var ise alacak miktarının ne olduğun ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dairemiz ve Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi, ticari satımda vade farkı, taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunması ya da ticari ilişkilerinde teamül oluşması halinde talep edilebilecektir. (Kaptılan 19. Hukuk Dairesi 2015/6388 E., 2015/16490 K., 203/17381 E., 2014/2088 K. Hukuk Genel Kurulu'nun 999/19-933 E.-999/950 K.) vade farkı, asıl alacağın fer'isi olmayıp vadesinden sonra ödeme halinde mal bedelinin belirlenmesine esas teşkil eden bir unsurdur ve vade farkının faiz olarak kabulü mümkün değildir. Mal bedelinin çekince konulmadan alınması, vade farkı alacağının istenmesine engel teşkil etmez. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafça imzalanmış ve inkar edilmeyen sipariş formlarında yer alan 8 inci madde hükmünün, vade farkı konusunda anlaşma olduğunun kabulü ile davacı tarafça bu kalemin ayrıca talep edilebileceği, davalı tarafça yapılan çek ödemelerinin ihtirazi kayıtsız kabul edilmiş olması veya cari hesap ilişkisinin ay başlarında sıfırlandığı tespitinin de davacının vade farkı talep hakkını bertaraf etmeyeceği gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931174100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz