Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6592 E. 2023/1272 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat çeki↗ yemin deliline dayanma↗ istifa↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ bedelsizlik↗ yemin↗ kesin süre↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ dosya masrafı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/374 E., 2021/124 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının boşandıklarını, müvekkilinin serbest eczacı olarak çalıştığını, davalının eczacı olarak çalıştığı hastaneden istifa edip serbest çalışmaya başladığını, davacının serbest eczacı olması nedeniyle daha fazla kazandığını, açılacak yeni eczanenin açılış masraflarını karşıladığını, davalının bu destek ile istifa ettiğini, davalının eczanesinin faaliyetleri için müvekkili tarafından keşide edilen çeklerin davalıya verildiğini, davalının 140.000,00 TL'lik çekleri emanet almasına rağmen vermediğini ileri sürerek çekler ile ilgili olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin 31.05.2018 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğunu, davalıdan borç aldığını, davacının bu çekleri borcuna istinaden verdiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çeklerin bedelsiz kaldığına yönelik iddianın yazılı delil ve belgelerle ispat edilmesi gerektiği ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca boşanmış eşlerin evlilik birliğinin devam ettiği süre içerisinde yaptıkları hukuki işlemlerin her türlü delille ispat olunabileceği, tarafların bildirmiş oldukları tüm tanıkların dinlendiği, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğu bir dönemde davalıya teminat çeki vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda 1 aylık kesin süre verildiği, süresi içerisinde de yemin deliline dayanmadığı, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hiçbir gelirinin olmadığını, davacının yardımı olmadan o kadar borcun altından kalkamayacağını, evlilik birliği içerisinde satılan evin kredisinin halen davacı tarafından ödendiğini, davalı tanıklarının dinlenmesine muvafakatları olmadığı halde davalı tanıklarının dinlendiğini, borçlu olmadığını iddia eden kişinin yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, senede karşı tanık dinlenemeyeceğini, davalı tanıklarının dikkate alınmaması gerektiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeklerden kaynaklanan borcun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6489 E. 2024/856 K.
Ortak:yemin delili · yemin · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çeklerin «bedelsiz» kaldığına yönelik iddianın «yazılı delil» ve belgelerle ispat edilmesi gerektiği ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca boşanmış eşlerin evlilik birliğinin devam ettiği süre içerisinde yaptıkları hukuki işlemlerin her türlü delille ispat olunabileceği, tarafların bildirmiş oldukları tüm tanıkların dinlendiği, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğu bir dönemde davalıya «teminat çeki» vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı vekiline «yemin deliline» dayanıp dayanmayacağı hususunda 1 aylık «kesin süre» verildiği, süresi içerisinde de «yemin deliline dayanmadığı», davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… avacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının boşandıklarını, müvekkilinin serbest eczacı olarak çalıştığını, davalının eczacı olarak çalıştığı hastaneden «istifa» edip serbest çalışmaya başladığını, davacının serbest eczacı olması nedeniyle daha fazla kazandığını, açılacak yeni eczanenin açılış «masraflarını» karşıladığını, davalının bu destek ile istifa ettiğini, davalının eczanesinin faaliyetleri için müvekkili tarafından keşide edilen çeklerin davalıya verildiğini, d …
Benzer bu karardaEczanesi'ni, kasasını devralarak fiilen işletmeye başladığı 15.01.2011 tarihinden devir «protokolünün» müvekkili tarafından haklı nedenlerle ... taraflı olarak feshedildiği 11.06.2011 tarihine kadar geçen sürede 20.12.2010 tarihli protokol gereği ödeme yükümlülüğü kendisinde olmasına rağmen bu süre zarfında doğmuş vergi borçlarını ve SGK «prim» borçlarını da ödemediğini, alacak iddiasını ve davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile kabul edilen kısım için «avans faizi» işletilmesine dair verilen kararın öncelikle 20.12.2010 tarihli protokolde "devralan ödemiş olduğu bedeller için faiz talep etmeyecektir." şeklinde yer ... düzenlemenin «son» cümlesine aykırı olduğunu, 06.09.2016 tarihli dilekçede bildirilen delillerin tamamı toplanmadan «eksik inceleme» ile karar verildiğini, delil listesinde «yemin delili» yer almasına rağmen Mahkemece yemin delili yönünden değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, belgelendirmek suretiyle usulüne uygun şekilde bildirdirdikleri mesleki «mazeretin» kabul edilmemiş olması nedeniyle savunma haklarının «kısıtlandığını», «sözlü yargılamanın» «yokluklarında» yapılarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, işletme devir «sözleşmesinin feshi» nedeniyle ödenen devir «bedelinin iadesi» ve yapılan «masrafların» tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma akçesi · kaparo · haklı fesih · itirazın kaldırılması · yapılandırma protokolü · mazeret · sözlü yargılama · faiz başlangıç tarihi
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2011/47 E. ve 2012/615 K. sayılı dosyasından tahliye davası açılmış olmasının mal sahibinin devre «icazet» vermesine ya da icazet vermemesine dair iradesine herhangi bir etkisi bulunmadığını, devrin gerçekleşmesinin «üçüncü kişi» mal sahibinin icazetine bağlandığını ve ödemelerin iadesinin de mal sahibinin devre icazet vermemesine bağlandığını, somut olayda ödemelerin iadesinin talep edilebilmesinin ön şartının "mal sahibinin devre icazet etmemesi" durumunun oluşmadığını, Mahkemenin bu hususları dikkate almadan verdiği kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, 70.000,00 TL ve 5.000,00 TL tutarındaki ödemelerin «kaparo» yani «cayma akçesi» olarak verildiğini, kaparo yani cayma akçesinin hukuki mahiyeti gereği bu ödemenin müvekkili eczacı ...'a ait olacağını, üçüncü kişiye yapılan 6.145,00 TL tutarınd …
Eczanesi'ni, kasasını devralarak fiilen işletmeye başladığı 15.01.2011 tarihinden devir «protokolünün» müvekkili tarafından haklı nedenlerle ... taraflı olarak feshedildiği 11.06.2011 tarihine kadar geçen sürede 20.12.2010 tarihli protokol gereği ödeme yükümlülüğü kendisinde olmasına rağmen bu süre zarfında doğmuş vergi borçlarını ve SGK «prim» borçlarını da ödemediğini, alacak iddiasını ve davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile kabul edilen kısım için «avans faizi» işletilmesine dair verilen kararın öncelikle 20.12.2010 tarihli protokolde "devralan ödemiş olduğu bedeller için faiz talep etmeyecektir." şeklinde yer ... düzenlemenin «son» cümlesine aykırı olduğunu, 06.09.2016 tarihli dilekçede bildirilen delillerin tamamı toplanmadan «eksik inceleme» ile karar verildiğini, delil listesinde «yemin delili» yer almasına rağmen Mahkemece yemin delili yönünden değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, belgelendirmek suretiyle usulüne uygun şekilde bildirdirdikleri mesleki «mazeretin» kabul edilmemiş olması nedeniyle savunma haklarının «kısıtlandığını», «sözlü yargılamanın» «yokluklarında» yapılarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taraflar arasında imzalanan «protokol» gereklerini yerine getirmediğini, davacı tarafça 112.000,00 TL'nin ödenmediğini, ayrıca eczane içerisinde 200.000,00 TL'ye yakın ilaç bulunduğunu ve davacı tarafça işletildiği dönemde bu ilaçların satılarak tüketildiğini, satış bedellerinin davacıda kaldığını, ayrıca sipariş ettiği ve sattığı ilaçların faturalarını satıcılara ödemediğini, müvekkilinin bu faturaları da ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafça protokol yükümlülükleri yerine getirilmediğinden müvekkili tarafından «haklı fesih» yoluna gidildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Eczanesi'nin davacıya devri için 20.12.2010 tarihinde «protokol» imzalandığı, devir bedelinin 200.000,00 TL olarak belirlendiği, protokolün imzalandığı tarihten önce davalı hakkında eczanenin bulunduğu taşınmazın kira bedellerinin tahsili ve tahliye istemiyle taşınmaz malikleri tarafından başlatılan icra takibi bulunduğu ve takibe davalının itiraz etmesi sebebiyle «icra hukuk» mahkemesinde «itirazın kaldırılması» istemiyle dava açıldığı, protokolün 2.7 nci maddesinde; "Taraflar işbu protokolün eczanenin faaliyet gösterdiği işyerinin mal sahibinin izni veya «icazeti» olmaksızın imzalandığını bilmektedir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/734 E. 2023/926 K.
Ortak:yemin deliline dayanma · yemin delili · bedelsizlik · yemin · muvafakat · teminat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çeklerin «bedelsiz» kaldığına yönelik iddianın «yazılı delil» ve belgelerle ispat edilmesi gerektiği ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca boşanmış eşlerin evlilik birliğinin devam ettiği süre içerisinde yaptıkları hukuki işlemlerin her türlü delille ispat olunabileceği, tarafların bildirmiş oldukları tüm tanıkların dinlendiği, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğu bir dönemde davalıya «teminat çeki» vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı vekiline «yemin deliline» dayanıp dayanmayacağı hususunda 1 aylık «kesin süre» verildiği, süresi içerisinde de «yemin deliline dayanmadığı», davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… dan o kadar borcun altından kalkamayacağını, evlilik birliği içerisinde satılan evin kredisinin halen davacı tarafından ödendiğini, davalı tanıklarının dinlenmesine «muvafakatları» olmadığı halde davalı tanıklarının dinlendiğini, borçlu olmadığını iddia eden kişinin «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiğini, senede karşı tanık dinlenemeyeceğini, davalı tanıklarının dikkate alınmaması gerektiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı …
Benzer bu karardaAval veren kişinin «bono» «zamanaşımına» uğramadığı veya bononun bedeli ödenmediği «bedelsiz» olmadığı hallerde sorumluluğu devam etmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aval · kambiyo senedi · kefalet · keşideci · bono · zamanaşımı
Benzer bu kararda6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 661 inci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 749 uncu maddesinin birinci fıkrası) uyarınca «bonolarda» «zamanaşımı» süresi 3 yıl olup icra takip tarihinde henüz bono zamanaşımına uğramadığından «kambiyo senedi» niteliğini kaybetmemiştir.
Bono ön yüzünde «keşideci» imzası dışında müşterek borçlu olduğu belirtilmeyen tüm imzalar 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesi uyarınca «aval» hükmündedir.
Aval veren kişinin «bono» «zamanaşımına» uğramadığı veya bononun bedeli ödenmediği «bedelsiz» olmadığı hallerde sorumluluğu devam etmektedir.
Mahkeme gerekçesinde «aval» veren Musa imzasının adi «kefalet» niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6592 E. , 2023/1272 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/795 Esas, 2021/934 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/374 E., 2021/124 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının boşandıklarını, müvekkilinin serbest eczacı olarak çalıştığını, davalının eczacı olarak çalıştığı hastaneden istifa edip serbest çalışmaya başladığını, davacının serbest eczacı olması nedeniyle daha fazla kazandığını, açılacak yeni eczanenin açılış masraflarını karşıladığını, davalının bu destek ile istifa ettiğini, davalının eczanesinin faaliyetleri için müvekkili tarafından keşide edilen çeklerin davalıya verildiğini, davalının 140.000,00 TL'lik çekleri emanet almasına rağmen vermediğini ileri sürerek çekler ile ilgili olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin 31.05.2018 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğunu, davalıdan borç aldığını, davacının bu çekleri borcuna istinaden verdiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çeklerin bedelsiz kaldığına yönelik iddianın yazılı delil ve belgelerle ispat edilmesi gerektiği ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca boşanmış eşlerin evlilik birliğinin devam ettiği süre içerisinde yaptıkları hukuki işlemlerin her türlü delille ispat olunabileceği, tarafların bildirmiş oldukları tüm tanıkların dinlendiği, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğu bir dönemde davalıya teminat çeki vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda 1 aylık kesin süre verildiği, süresi içerisinde de yemin deliline dayanmadığı, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hiçbir gelirinin olmadığını, davacının yardımı olmadan o kadar borcun altından kalkamayacağını, evlilik birliği içerisinde satılan evin kredisinin halen davacı tarafından ödendiğini, davalı tanıklarının dinlenmesine muvafakatları olmadığı halde davalı tanıklarının dinlendiğini, borçlu olmadığını iddia eden kişinin yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, senede karşı tanık dinlenemeyeceğini, davalı tanıklarının dikkate alınmaması gerektiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeklerden kaynaklanan borcun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931100100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz