Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6299 E. 2023/1058 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yeniden tescil↗ ba formu↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/73 E., 2019/350 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptâli ve markanın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2017/65711 sayılı DURABET+şekil ibareli marka tescil başvurusunun, davalı şirketin 2016/21009, 2015/96139, 2015/96129, 2015/96123, 2015/96070, 2015/96056, 2015/96049, 2014/31753, 2014/35833, 2014/31725, 2014/31747, 2014/31746, 2014/31733, 2013/70873, 2008/ 41854, 2009/52248, 2008/41860, 2008/41859, 2008/41858, 2008/41857, 2008/41856, 2008/41853, 2008/41852, 2008/41851, 2008/41850, 2008/41849, 2008/41848 sayılı ve dura-stone20, duraderz, durasera, duraser, durafix, duracera, dura tile, duraconstruction, duracity, duracourt-palace, durayapı, durahome, dura-flex+şekil, dura-roof, dura-decor+şekil, dura-tiles+şekil, dura-vits+şekil, dura-sanitary+şekil, dura-mosaic+şekil, dura-kim+şekil, dura-fix+şekil, dura-crystal+şekil, dura-bath+şekil, dura-banyo+şekil, dura-bagno+şekil, dura-akvit+şekil ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazı sonucunda, diğer davalı Türk Patent ve Marka Kurumu("TürkPatent") Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu("YİDK") tarafından nihai olarak reddedildiği, oysa müvekkilinin Türkiye’de tanınmış, sektörün önde gelen bir şirketi olduğunu, “DURABET” ibaresinin müvekkili adına tescilli marka olduğunu, 30.09.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli bulunan "DURABET" markasının, logo değişikliği ile yeniden tescilinin amaçlandığını, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi anlamında bir benzerliğin bulunmadığını, "dura" ibaresinin çimento, beton sektöründe çok kullanılan bir ibare olup, İngilizce “Durability” (sağlamlık) kelimesinden geldiğini, bu sebeple “DURA” kökünün ilgili emtia bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını ileri sürerek, TürkPatent YİDK'nın 13.12.2018 tarih ve 2018-M-10714 sayılı kararının iptali ile 2017/65711 başvuru numaralı “DURABET+şekil” markasının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TürkPatent vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki 19.sınıftaki malların, redde dayanak markanın kapsamındaki mallarla aynı/benzer bulunduğu, başvurunun standart karekterle yazılmış DURABET+şekil ibaresinden oluştuğu, gerek tek başına ve gerekse bir bütün olarak esaslı unsurunun DURABET ibaresi olduğu, ayrıca DURA ibaresinin kırmızı bir renk ile oluşturulmasının, DURA ibaresinin ön plana çıkmasına neden olduğu, itiraza mesnet marka tescillerinin de ya sadece DURA ibaresinden ya da davaya konu marka başvurusuna benzer şekilde, en baş kısmında DURA ibaresi ve bu ibareden sonra gelen ek ibarelerden (örneğin STONE20, ROOF ibaresi) oluşturulduğu, yine itiraza mesnet markalarda, DURA ibaresinin kırmızı renkli bir kare formun içerisine yerleştirildiği ve beyaz renk ile tasarlandığı, bu durumun taraf markaları arasında benzerliğe yol açtığı, davaya konu DURABET ibareli marka başvurusunun, davalıya ait seri markalar içerisine sızabilmesi ve bu nedenle de davalı markalarını çağrıştırması ve sonuçta da karıştırılması ihtimalinin ortaya çıkabileceği, başvurunun itiraza mesnet markalardan 2016/21009 sayılı marka ile oldukça benzer bir şekilde tasarlanmış olduğu, tüm bu nedenlerle davaya konu marka başvurusu özelinde, davacıya ait önceki tarihli marka tescilinin kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, dosya içerisinde DURABET ibareli markanın tanınmış olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun)'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunmadığını, DURA ibaresinin 30.09.2009 tarihinden itibaren ilk kez müvekkilince kullanıldığını, müvekkilinin önceki markalarına dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki 19. sınıf malların, redde dayanak markanın kapsamındaki mallarla aynı olduğu, başvuruda DURA ibaresinin kırmızı bir renk ile oluşturulmasının, DURA ibaresinin ön plana çıkmasına neden olduğu, itiraza mesnet marka tescillerinin de ya sadece DURA ibaresinden ya da davaya konu marka başvurusuna benzer şekilde, en baş kısmında DURA ibaresi ve bu ibareden sonra gelen ek ibarelerden (STONE20, ROOF gibi) oluşturulduğu, yine itiraza mesnet markalarda da DURA ibaresinin kırmızı renkli bir kare formun içerisine yerleştirildiği ve beyaz renk ile tasarlandığı, bu durumun taraf markaları arasında benzerliğe yol açtığı, davaya konu DURABET ibareli marka başvurusunun, davalıya ait seri markalar içerisine sızabilmesi ve bu nedenle de davalı markalarını çağrıştırması ve sonuçta da karıştırılması ihtimalini ortaya çıkarabileceği, ayrıca dava konusu başvurunun DURA ibaresinin öne çıkarılması suretiyle itiraza mesnet markalarla oldukça benzer bir şekilde tasarlanmış bulunduğundan, davacının önceki tarihli 2009/51345 numaralı ve tamamı aynı yazı karakteriyle ve bitişik şekilde yazılmış DURABET ibareli markasının, işbu davaya konu başvuru yönünden davacıya kazanılmış hak bahşetmesinin mümkün olmadığı, zira dava konusu başvuru ile davacının 2009/51345 numaralı önceki tarihli markasından uzaklaşıp, davalının itiraza mesnet markalarına yakınlaştığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi kapsamındaki yasal kıstaslara göre incelendiğinden davalıya ait dura-roof, dura, durastone-20 markaları ile müvekkiline ait durabet markası arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, görünüş, okunuş ve anlam bakımından aralarında ayırt edilemeyecek tarzda bir benzerlik bulunmayan markalar arasında ilk bakışta dahi bir benzerlik bulunmadığını, tüketici nezdinde de karıştırılmayacağını, taraf markaları arasındaki tek benzerlik DURA ismi olup, bu ismin 30.09.2009 tarihli tescil ile ilk olarak müvekkili tarafından marka haline getirildiğini, bu ibarenin ayırıcılığı olmadığı düşünülüyorsa ilk kullanım hakkının zaten müvekkiline ait olduğunu, ayrıca DURA ibaresinin İngilizce lisanındaki durability(sağlamlık) kelimesinden gelmekte olup, çimento-beton sektöründe sıkça kullanılan bir ibare olduğunu, bu nedenle DURA kökünün ilgili emtialar bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu nedenle de bir kişinin tek eline bırakılamayacağını, müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin ve ürünlerinin sektörde tanınırlığının bulunduğunu, davalının da bilinir bir firma olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını, uzman tüketiciler tarafından ürünlerin birbiri ile karıştırılmayacağını, müvekkilinin adına kayıtlı DURABET markası var iken, bu markanın logosunda yer alan DURA ibaresinin davalıya ait olduğu kanısıyla yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 2017/65711 sayılı DURABET+şekil ibareli marka tescil başvurusuna, davalının DURA ibaresini içeren markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itiraz üzerine marka başvurusunun reddine karşı davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair TPMK YİDK'nın 13.12.2018 tarih ve 2018-M-10714 sayılı kararının iptali ile 2017/65711 başvuru numaralı “DURABET+şekil” markasının adına tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5770 E. 2023/244 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… n 6 ncı maddesi kapsamındaki yasal kıstaslara göre incelendiğinden davalıya ait dura-roof, dura, durastone-20 markaları ile müvekkiline ait durabet markası arasında «iltibas» ihtimali bulunmadığını, görünüş, okunuş ve anlam bakımından aralarında ayırt edilemeyecek tarzda bir benzerlik bulunmayan markalar arasında ilk bakışta dahi bir benzerlik bulunmadığını, tüketici nezdinde de karıştırılmayacağını, taraf markaları arasındaki tek benzerlik DURA ismi olup, bu ismin 30.09.2009 tarihli tescil ile ilk olarak müvekkili tarafından marka haline getirildiğini, bu ibarenin ayırıcılığı olmadığı düşünülüyorsa ilk kullanım hakkının zaten müvekkiline ait olduğunu, ayrıca DURA ibaresinin İngilizce lisanındaki durability(sağlamlık) kelimesinden gelmekte olup, çimento-beton sektöründe sıkça kullanılan bir ibare olduğunu, bu nedenle DURA kökünün ilgili emtialar bakımından herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, bu nedenle de bir kişinin tek eline bırakılamayacağını, müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, müvekki …
… unu, 30.09.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli bulunan "DURABET" markasının, logo değişikliği ile «yeniden tescilinin» amaçlandığını, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi anlamında bir benzerliğin bulunmadığını, "dura" ibaresinin çimento, beton sektöründe çok kullanılan bir ibare olup, İngilizce “Durability” (sağlamlık) kelimesinden geldiğini, bu sebeple “DURA” kökünün ilgili emtia bakımından herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını ileri sürerek, TürkPatent YİDK'nın 13.12.2018 tarih ve 2018-M-10714 sayılı kararının iptali ile 2017/65711 başvuru numaralı “DURABET+şekil” markasını …
Benzer bu kararda… ıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira markaların asli unsurlarının "DURA" ibaresinden oluştuğu, başvuruda farklı olarak yer verilen "System" ibaresinin başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, davacının eski tarihli markasının "DURAVIT" ibareli olması ve asli unsurunun dava konusu başvurudan farklı bulunması karşısında bu markanın, dava konusu başvuru yönünden davacıya «müktesep hak» sağlamayacağı, bunun dışında kalan davacıya ait "dura" ibareli markaların ise uzun süreli tescil şartını sağlamadığı, dolayısıyla dava konusu başvuru üzerinde dava …
… la; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her iki taraf markasında da ortak unsurun “DURA” kelimesi olduğu, tüketicilerin aynı/benzer emtiaları «taşıyan» bu ürünleri yan yana, benzer satış kanallarında, aynı ya da sıralı raflarda görmesi halinde algılayacağı ilk ve öncelikli unsurun “DURA” ibaresi olacağı, markalardaki sair unsurları ise ürün adı, çeşidi, yeni modelinin ismi gibi yorumlayacağı, dava konusu 2017/36378 sayılı Durasystem ibareli başvuru kapsamından; davalı itirazları neticesinde çıkartılmasına karar verilen 11 ve 19 uncu sınıf emtialar açısından, davalının önceki tarihli markaları ile başvuru konusu marka arasında «iltibasa» neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olduğu, davacı yanın «müktesep hak» iddialarına konu markalar yönünden Yargıtay içtihatları uyarınca müktesep hakkın şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, «ticaret unvanının» varlığı nedeniyle kendi başvurusu yönünden yaptığı itirazın da yerinde görülmediği, ticaret unvanına dayalı olarak ancak 3 üncü kişilerin marka başvurularına itira …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ticaret unvanı · kötü niyet · taşıyan
Benzer bu kararda… la; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her iki taraf markasında da ortak unsurun “DURA” kelimesi olduğu, tüketicilerin aynı/benzer emtiaları «taşıyan» bu ürünleri yan yana, benzer satış kanallarında, aynı ya da sıralı raflarda görmesi halinde algılayacağı ilk ve öncelikli unsurun “DURA” ibaresi olacağı, markalardaki sair unsurları ise ürün adı, çeşidi, yeni modelinin ismi gibi yorumlayacağı, dava konusu 2017/36378 sayılı Durasystem ibareli başvuru kapsamından; davalı itirazları neticesinde çıkartılmasına karar verilen 11 ve 19 uncu sınıf emtialar açısından, davalının önceki tarihli markaları ile başvuru konusu marka arasında «iltibasa» neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olduğu, davacı yanın «müktesep hak» iddialarına konu markalar yönünden Yargıtay içtihatları uyarınca müktesep hakkın şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, «ticaret unvanının» varlığı nedeniyle kendi başvurusu yönünden yaptığı itirazın da yerinde görülmediği, ticaret unvanına dayalı olarak ancak 3 üncü kişilerin marka başvurularına itira …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin «müktesep hak» sahibi olduğunu, Mahkemenin kabulünün aksine müvekkilinin yalnızca duravit ibaresini kullanmadığını, "dura" ibaresini kullanarak pek çok farklı marka türettiğini, Mahkemece müvekkilinin «ticaret unvanı» nedeniyle de hak sahibi olmadığının kabul edildiğini, bu kabulün de doğru olmadığını, davaya konu markaların birbirlerinden farklı olduklarını, «kötü niyet» iddialarının incelenmediğini, YİDK iptal davasının sınırlarının aşıldığını davalının itiraz aşamasında ileri sürmediği “Dura” ibaresini davacıdan daha önce kulland …
… ıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira markaların asli unsurlarının "DURA" ibaresinden oluştuğu, başvuruda farklı olarak yer verilen "System" ibaresinin başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, davacının eski tarihli markasının "DURAVIT" ibareli olması ve asli unsurunun dava konusu başvurudan farklı bulunması karşısında bu markanın, dava konusu başvuru yönünden davacıya «müktesep hak» sağlamayacağı, bunun dışında kalan davacıya ait "dura" ibareli markaların ise uzun süreli tescil şartını sağlamadığı, dolayısıyla dava konusu başvuru üzerinde dava …
-
YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Tasarım hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3394 E. 2024/5789 K.
Ortak:istinaf incelemesi · kazanılmış hak · iltibas
İncelediğiniz kararda… esi ve bu ibareden sonra gelen ek ibarelerden (örneğin STONE20, ROOF ibaresi) oluşturulduğu, yine itiraza mesnet markalarda, DURA ibaresinin kırmızı renkli bir kare «formun» içerisine yerleştirildiği ve beyaz renk ile tasarlandığı, bu durumun taraf markaları arasında benzerliğe yol açtığı, davaya konu DURABET ibareli marka başvurusunun, davalıya ait seri markalar içerisine sızabilmesi ve bu nedenle de davalı markalarını çağrıştırması ve sonuçta da karıştırılması ihtimalinin ortaya çıkabileceği, başvurunun itiraza mesnet markalardan 2016/21009 sayılı marka ile oldukça benzer bir şekilde tasarlanmış olduğu, tüm bu nedenlerle davaya konu marka başvurusu özelinde, davacıya ait önceki tarihli marka tescilinin «kazanılmış hak» teşkil etmeyeceği, dosya içerisinde DURABET ibareli markanın tanınmış olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine kara …
… inden itibaren ilk kez müvekkilince kullanıldığını, müvekkilinin önceki markalarına dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… DURA ibaresi ve bu ibareden sonra gelen ek ibarelerden (STONE20, ROOF gibi) oluşturulduğu, yine itiraza mesnet markalarda da DURA ibaresinin kırmızı renkli bir kare «formun» içerisine yerleştirildiği ve beyaz renk ile tasarlandığı, bu durumun taraf markaları arasında benzerliğe yol açtığı, davaya konu DURABET ibareli marka başvurusunun, davalıya ait seri markalar içerisine sızabilmesi ve bu nedenle de davalı markalarını çağrıştırması ve sonuçta da karıştırılması ihtimalini ortaya çıkarabileceği, ayrıca dava konusu başvurunun DURA ibaresinin öne çıkarılması suretiyle itiraza mesnet markalarla oldukça benzer bir şekilde tasarlanmış bulunduğundan, davacının önceki tarihli 2009/51345 numaralı ve tamamı aynı yazı karakteriyle ve bitişik şekilde yazılmış DURABET ibareli markasının, işbu davaya konu başvuru yönünden davacıya «kazanılmış hak» bahşetmesinin mümkün olmadığı, zira dava konusu başvuru ile davacının 2009/51345 numaralı önceki tarihli markasından uzaklaşıp, davalının itiraza mesnet markaların …
Benzer bu kararda… "derz dolguları" (Markalar Dairesi Başkanlığınca itiraz üzerine çıkarılan) açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal düzeyde «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede ayniyet düzeyinde bir benzerlik bulunduğu, her iki işaretin de aynı olduğu, tüketicilerin taraflara ait her iki markada yanılgı yaşayabileceği, "derz dolguları" açısından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının oluşabileceği, bu açıdan 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşullarının oluştuğu, "derz dolguları" malları için verilen 2018-M-6545 ve 2018-M-9695 sayılı YİDK kararlarının yerinde ve doğru olduğu; başvuru markasının kapsamındaki 01 inci sınıftaki tüm mallar ile 17 nci sınıftaki "derz dolguları" dışındaki tüm mallar açısından ise ayniyet veya iltibas benzerliği oluşmadığından (mal benzerliği oluşmadığı veya karıştırılma/iltibas gerçekleşmediği); bu kısımlardaki verilen 2018-M-6545 sayılı ve 2018-M-9695 YİDK kararları hatalı ve yanlış olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği, 2018-M-6545 sayılı YİDK kararında dava konusu edilen 2017/35965 sayılı marka kapsamında olmamasına rağmen 16. sınıf yönünden yaptığı değerlendirme hatalı ve yanlış olduğundan bu sınıf açısından da 2018-M-6545 sayılı YİDK kararının iptalinin gerektiği; davacı tarafın daha önceden tescilli olan (2015/96139) sayılı markası (ve diğerleri) açısından «müktesep hak» iddiasında bulunmuş ise de bu markanın 07.04.2017 tarihinde tescil edilmiş olup başvuru tarihine çok yakın olması ve davalı markası karşısında da hükümsüzlük tehdidi altında da bulunması nedeniyle «kazanılmış hak» koşulunu sağlamadığı, diğer markaların da başvuru markasından farklı olması (aynı olmaması) nedeniyle müktesep hak koşullarından da yararlanamayacağı; 2018-M-6545 sayılı YİDK kararına yönelik «iptal davası» 12.10.2018 tarihinde açıldıktan 1 ay sonra 12.11.2018 tarihinde verilen 2018-M-9695 sayılı YİDK kararı ile davaya konu 2018-M-6545 sayılı YİDK kararının kaldırılması mümkün görülmediğinden, taraflarca dava açılmakla idarenin YİDK kararı üzerindeki «tasarruf yetkisi» «son» bulduğu, 2018-M-9695 YİDK kararında geçen "başvuru kapsamında bulunmayan bazı malların çıkartılmasına karar verilmesi suretiyle «maddi hata» yapıldığı tespit edildiğinden anılan Kurul kararının alınmamış sayılması gerekmiş ve itiraz hakkındaki karar aşağıdaki Kurul kararı çerçevesinde düzeltilmiştir." ş …
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; 2018-M-6545 sayılı YİDK kararında «maddi hata» yapıldığı belirtilmek suretiyle bu karar yerine 2018-M-9695 sayılı YİDK kararının düzenlendiğini, birleşen davaya konu YİDK kararının önceki karar için davanın açılması gereken 2 aylık yasal sürenin geçmesinden sonra verildiğini, Kurumun hatasından ötürü davacının tekrar YİDK kararının iptali talebiyle dava açmak zorunda bırakıldığını, anılan 2018-M-6545 sayılı karar gibi yeni verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkili şirketin DURA ibareli markaların serisi niteliğinde olan 2017/35965 sayılı "DURADERZ" ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, bu başvurunun davalı şirketin "2014/107233" sayılı DURADERZ ibareli marka tescili nedeniyle reddedildiğini, ret gerekçesi olan 2014/107233 sayılı markaya davacı tarafından yapılan itiraz yerinde görülerek markadan 2016-M-10913 sayılı karar ile 01 inci sınıfın çıkartıldığını, 2018-M-9695 sayılı kararın 4 üncü sayfasında itiraz gerekçesi olan 2014/107233 sayılı markanın 01 inci sınıf açısından tescilli gibi gösterildiğini, davacı tarafından itiraz edilmeyerek tescillenen 19 uncu sınıf açısından ise davalı aleyhine hükümsüzlük davası açıldığını, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda 2014/107233 sayılı markanın davacı markası ile «iltibas» yarattığı yönünde görüş bildirildiğini, bu raporun kurumu bağlamayacağı yönündeki görüşe katılmanın mümkün olmadığını, müvekkili şirketin "DURA" ibaresi ile başlay …
Davacı vekili «katılma yoluyla istinaf» dilekçesinde özetle; kararın "derz dolguları" yönünden hatalı olduğunu, redde mesnet 2014/107233 sayılı markanın İstanbul Anadolu 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017 E., 2020/179 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığını, müvekkilinin önceki tescilleriyle «iltibas» yarattığı kabul edilen bir markanın müvekkilinin sonraki marka başvurusunun kısmen reddine dayanak olmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin tescilden itibaren 5 yıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · katılma yoluyla istinaf · davanın konusuz kalması · vekalet ücreti takdiri · müktesep hak · maddi hata · iptal davası · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu kararda… "derz dolguları" (Markalar Dairesi Başkanlığınca itiraz üzerine çıkarılan) açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal düzeyde «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede ayniyet düzeyinde bir benzerlik bulunduğu, her iki işaretin de aynı olduğu, tüketicilerin taraflara ait her iki markada yanılgı yaşayabileceği, "derz dolguları" açısından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının oluşabileceği, bu açıdan 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşullarının oluştuğu, "derz dolguları" malları için verilen 2018-M-6545 ve 2018-M-9695 sayılı YİDK kararlarının yerinde ve doğru olduğu; başvuru markasının kapsamındaki 01 inci sınıftaki tüm mallar ile 17 nci sınıftaki "derz dolguları" dışındaki tüm mallar açısından ise ayniyet veya iltibas benzerliği oluşmadığından (mal benzerliği oluşmadığı veya karıştırılma/iltibas gerçekleşmediği); bu kısımlardaki verilen 2018-M-6545 sayılı ve 2018-M-9695 YİDK kararları hatalı ve yanlış olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği, 2018-M-6545 sayılı YİDK kararında dava konusu edilen 2017/35965 sayılı marka kapsamında olmamasına rağmen 16. sınıf yönünden yaptığı değerlendirme hatalı ve yanlış olduğundan bu sınıf açısından da 2018-M-6545 sayılı YİDK kararının iptalinin gerektiği; davacı tarafın daha önceden tescilli olan (2015/96139) sayılı markası (ve diğerleri) açısından «müktesep hak» iddiasında bulunmuş ise de bu markanın 07.04.2017 tarihinde tescil edilmiş olup başvuru tarihine çok yakın olması ve davalı markası karşısında da hükümsüzlük tehdidi altında da bulunması nedeniyle «kazanılmış hak» koşulunu sağlamadığı, diğer markaların da başvuru markasından farklı olması (aynı olmaması) nedeniyle müktesep hak koşullarından da yararlanamayacağı; 2018-M-6545 sayılı YİDK kararına yönelik «iptal davası» 12.10.2018 tarihinde açıldıktan 1 ay sonra 12.11.2018 tarihinde verilen 2018-M-9695 sayılı YİDK kararı ile davaya konu 2018-M-6545 sayılı YİDK kararının kaldırılması mümkün görülmediğinden, taraflarca dava açılmakla idarenin YİDK kararı üzerindeki «tasarruf yetkisi» «son» bulduğu, 2018-M-9695 YİDK kararında geçen "başvuru kapsamında bulunmayan bazı malların çıkartılmasına karar verilmesi suretiyle «maddi hata» yapıldığı tespit edildiğinden anılan Kurul kararının alınmamış sayılması gerekmiş ve itiraz hakkındaki karar aşağıdaki Kurul kararı çerçevesinde düzeltilmiştir." ş …
… sul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları aynı ibareden oluşup, 17 nci sınıftaki "derz dolgusu" yönünden de benzer oldukları, davacı vekili «katılma yoluyla istinaf» başvuru dilekçesinde asıl davaya konu YİDK kararının tümden iptaline karar verilmesini istemiş ise de, söz konusu kararın birleşen davaya konu YİDK kararıyla alınmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakla, asıl davada davacı vekilinin katılma istinaf başvurusunun esastan reddine, dava devam ederken dava konusu kararın ortadan kalkması nedeniyle dava konusuz kaldığı, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdir edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta asıl davaya konu YİDK kararı yönünden davacı tarafın "derz dolgusu" emtiası dışındaki mallar bakımından haklı bulunduğu, bu itibarla, konusuz kalan asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesince davaya devam edilerek tarafların haklılık durumunun tespiti doğru ise de, konusuz kalan dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekili ile davalı şirket vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının kabulüne, taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendrimede, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, içinde inşaat ve pazarlama konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı heyet tarafından düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, dava konusu başvuru kapsamında bulunan emtiaların, davalının itiraza mesnet markalarının kapsamında yer alan emtialarla sadece 17 nci sınıftaki "derz dolgusu" yönünden benzer oldukları, diğer mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, taraf markalarını oluşturan işaretlerin ise aynı olduğu, her ne kadar davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf itirazlarında "derz dolgusu" yönünden eski tarihli markalarına dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu ve bu mal yönünden de davanın kabulünün gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının 08.05.2018 tarihli Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz formunda «müktesep hak» iddiasına ilişkin olarak 2015/96139, 2015/9670 ve 2013/36280 sayılı markalarına dayandığı, bunların da süre yönünden müktesep hak oluşturmayacağı, dolayısıyla birleşen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş, asıl davaya yönelik davalılar vekillerinin istinaf talepleri kabul edildiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davaya konu YİDK kararında «maddi hata» yapıldığını, davalı Kurumdan düzeltilmesi talep edilebilecekken dava açıldığını, davanın konusuz kaldığını, asıl davanın «usulden reddinin» gerektiğini, yapılan hatadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdirinin» hatalı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin "derz dolgusu" dışındaki mallar için de söz konusu olduğunu, reddedilen malların ilişkili mallar olduklarını, başvurunun …
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; 2018-M-6545 sayılı YİDK kararında «maddi hata» yapıldığı belirtilmek suretiyle bu karar yerine 2018-M-9695 sayılı YİDK kararının düzenlendiğini, birleşen davaya konu YİDK kararının önceki karar için davanın açılması gereken 2 aylık yasal sürenin geçmesinden sonra verildiğini, Kurumun hatasından ötürü davacının tekrar YİDK kararının iptali talebiyle dava açmak zorunda bırakıldığını, anılan 2018-M-6545 sayılı karar gibi yeni verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkili şirketin DURA ibareli markaların serisi niteliğinde olan 2017/35965 sayılı "DURADERZ" ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, bu başvurunun davalı şirketin "2014/107233" sayılı DURADERZ ibareli marka tescili nedeniyle reddedildiğini, ret gerekçesi olan 2014/107233 sayılı markaya davacı tarafından yapılan itiraz yerinde görülerek markadan 2016-M-10913 sayılı karar ile 01 inci sınıfın çıkartıldığını, 2018-M-9695 sayılı kararın 4 üncü sayfasında itiraz gerekçesi olan 2014/107233 sayılı markanın 01 inci sınıf açısından tescilli gibi gösterildiğini, davacı tarafından itiraz edilmeyerek tescillenen 19 uncu sınıf açısından ise davalı aleyhine hükümsüzlük davası açıldığını, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda 2014/107233 sayılı markanın davacı markası ile «iltibas» yarattığı yönünde görüş bildirildiğini, bu raporun kurumu bağlamayacağı yönündeki görüşe katılmanın mümkün olmadığını, müvekkili şirketin "DURA" ibaresi ile başlay …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2073 E. 2025/485 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… unu, 30.09.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli bulunan "DURABET" markasının, logo değişikliği ile «yeniden tescilinin» amaçlandığını, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi anlamında bir benzerliğin bulunmadığını, "dura" ibaresinin çimento, beton sektöründe çok kullanılan bir ibare olup, İngilizce “Durability” (sağlamlık) kelimesinden geldiğini, bu sebeple “DURA” kökünün ilgili emtia bakımından herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını ileri sürerek, TürkPatent YİDK'nın 13.12.2018 tarih ve 2018-M-10714 sayılı kararının iptali ile 2017/65711 başvuru numaralı “DURABET+şekil” markasını …
… n 6 ncı maddesi kapsamındaki yasal kıstaslara göre incelendiğinden davalıya ait dura-roof, dura, durastone-20 markaları ile müvekkiline ait durabet markası arasında «iltibas» ihtimali bulunmadığını, görünüş, okunuş ve anlam bakımından aralarında ayırt edilemeyecek tarzda bir benzerlik bulunmayan markalar arasında ilk bakışta dahi bir benzerlik bulunmadığını, tüketici nezdinde de karıştırılmayacağını, taraf markaları arasındaki tek benzerlik DURA ismi olup, bu ismin 30.09.2009 tarihli tescil ile ilk olarak müvekkili tarafından marka haline getirildiğini, bu ibarenin ayırıcılığı olmadığı düşünülüyorsa ilk kullanım hakkının zaten müvekkiline ait olduğunu, ayrıca DURA ibaresinin İngilizce lisanındaki durability(sağlamlık) kelimesinden gelmekte olup, çimento-beton sektöründe sıkça kullanılan bir ibare olduğunu, bu nedenle DURA kökünün ilgili emtialar bakımından herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, bu nedenle de bir kişinin tek eline bırakılamayacağını, müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, müvekki …
Benzer bu kararda… ğını ve kullanıldığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının adına tescilli DURA ibareli markalarının zayıf markalar olduğunu, «ayırt ediciliği» düşük zayıf markaların daha dar alanda korunacağını, davalının markalarını ciddi ve etkin şekilde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · sicilden terkin · garantörlük · kâr dağıtımı · terkin · ilan · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, 2014/107233 sayılı sayılı 2014/107221 sayılı ibareli markaların hükümsüzlüğü ile «sicilden terkini» taleplerine ilişkin davaların kabulüne yönelik yapılan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
… Kanun maddesinde markanın ciddi şekilde kullanılmasıyla ifade edilmek istenen ise, markanın işlevlerini yerine getirecek şekilde yani, markanın ayırt etme, reklam, «garanti» ve kaynak gösterme fonksiyonlarını gerçekleştirecek şekilde ve yoğunlukta, doğrudan piyasada veya piyasaya doğrudan etki eden mecralarda kullanılmasıdır( Markayı Kullanma Zorunluluğu Ve Kullanmamanın Hukuki Sonuçları, İstanbul 2017 s.41).Her şeyden önce salt markanın iptal edilmesini önlemek amacıyla göstermelik olarak küçük ölçekte ve sembolik olarak üretim ve satış yapılması, az sayıda ve göstermelik olarak takvim, broşür, katalog vs. bastırılıp «dağıtılması» ciddi nitelikte bir kullanımı göstermemektedir.
… lan 1. bilirkişi kök ve bu raporun ek raporunda markanın davalıya devrinden önce devreden şirketin stok ekstreleri ve devirden sonra davalının 2012 ila 2017 tarihli «defter» ve kayıtlarına göre davalının «son» 5 yılda dava konusu markayı ciddi ve etkin bir şekilde kullandığı, 2. bilirkişi raporunda da satılan ürünlerin internet sayfasında "sıvı yüzey sertleştiricisi" ola …
… bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz «ara» verilen markanın iptaline karar verilir." hükmü düzenlenmiş olup, maddenin ikinci fıkrasında ise markanın kullanım halleri sıralanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6299 E. , 2023/1058 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1545 Esas, 2021/812 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/73 E., 2019/350 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptâli ve markanın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2017/65711 sayılı DURABET+şekil ibareli marka tescil başvurusunun, davalı şirketin 2016/21009, 2015/96139, 2015/96129, 2015/96123, 2015/96070, 2015/96056, 2015/96049, 2014/31753, 2014/35833, 2014/31725, 2014/31747, 2014/31746, 2014/31733, 2013/70873, 2008/ 41854, 2009/52248, 2008/41860, 2008/41859, 2008/41858, 2008/41857, 2008/41856, 2008/41853, 2008/41852, 2008/41851, 2008/41850, 2008/41849, 2008/41848 sayılı ve dura-stone20, duraderz, durasera, duraser, durafix, duracera, dura tile, duraconstruction, duracity, duracourt-palace, durayapı, durahome, dura-flex+şekil, dura-roof, dura-decor+şekil, dura-tiles+şekil, dura-vits+şekil, dura-sanitary+şekil, dura-mosaic+şekil, dura-kim+şekil, dura-fix+şekil, dura-crystal+şekil, dura-bath+şekil, dura-banyo+şekil, dura-bagno+şekil, dura-akvit+şekil ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazı sonucunda, diğer davalı Türk Patent ve Marka Kurumu("TürkPatent") Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu("YİDK") tarafından nihai olarak reddedildiği, oysa müvekkilinin Türkiye’de tanınmış, sektörün önde gelen bir şirketi olduğunu, “DURABET” ibaresinin müvekkili adına tescilli marka olduğunu, 30.09.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli bulunan "DURABET" markasının, logo değişikliği ile yeniden tescilinin amaçlandığını, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi anlamında bir benzerliğin bulunmadığını, "dura" ibaresinin çimento, beton sektöründe çok kullanılan bir ibare olup, İngilizce “Durability” (sağlamlık) kelimesinden geldiğini, bu sebeple “DURA” kökünün ilgili emtia bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını ileri sürerek, TürkPatent YİDK'nın 13.12.2018 tarih ve 2018-M-10714 sayılı kararının iptali ile 2017/65711 başvuru numaralı “DURABET+şekil” markasının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TürkPatent vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki 19.sınıftaki malların, redde dayanak markanın kapsamındaki mallarla aynı/benzer bulunduğu, başvurunun standart karekterle yazılmış DURABET+şekil ibaresinden oluştuğu, gerek tek başına ve gerekse bir bütün olarak esaslı unsurunun DURABET ibaresi olduğu, ayrıca DURA ibaresinin kırmızı bir renk ile oluşturulmasının, DURA ibaresinin ön plana çıkmasına neden olduğu, itiraza mesnet marka tescillerinin de ya sadece DURA ibaresinden ya da davaya konu marka başvurusuna benzer şekilde, en baş kısmında DURA ibaresi ve bu ibareden sonra gelen ek ibarelerden (örneğin STONE20, ROOF ibaresi) oluşturulduğu, yine itiraza mesnet markalarda, DURA ibaresinin kırmızı renkli bir kare formun içerisine yerleştirildiği ve beyaz renk ile tasarlandığı, bu durumun taraf markaları arasında benzerliğe yol açtığı, davaya konu DURABET ibareli marka başvurusunun, davalıya ait seri markalar içerisine sızabilmesi ve bu nedenle de davalı markalarını çağrıştırması ve sonuçta da karıştırılması ihtimalinin ortaya çıkabileceği, başvurunun itiraza mesnet markalardan 2016/21009 sayılı marka ile oldukça benzer bir şekilde tasarlanmış olduğu, tüm bu nedenlerle davaya konu marka başvurusu özelinde, davacıya ait önceki tarihli marka tescilinin kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, dosya içerisinde DURABET ibareli markanın tanınmış olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun)'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunmadığını, DURA ibaresinin 30.09.2009 tarihinden itibaren ilk kez müvekkilince kullanıldığını, müvekkilinin önceki markalarına dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki 19. sınıf malların, redde dayanak markanın kapsamındaki mallarla aynı olduğu, başvuruda DURA ibaresinin kırmızı bir renk ile oluşturulmasının, DURA ibaresinin ön plana çıkmasına neden olduğu, itiraza mesnet marka tescillerinin de ya sadece DURA ibaresinden ya da davaya konu marka başvurusuna benzer şekilde, en baş kısmında DURA ibaresi ve bu ibareden sonra gelen ek ibarelerden (STONE20, ROOF gibi) oluşturulduğu, yine itiraza mesnet markalarda da DURA ibaresinin kırmızı renkli bir kare formun içerisine yerleştirildiği ve beyaz renk ile tasarlandığı, bu durumun taraf markaları arasında benzerliğe yol açtığı, davaya konu DURABET ibareli marka başvurusunun, davalıya ait seri markalar içerisine sızabilmesi ve bu nedenle de davalı markalarını çağrıştırması ve sonuçta da karıştırılması ihtimalini ortaya çıkarabileceği, ayrıca dava konusu başvurunun DURA ibaresinin öne çıkarılması suretiyle itiraza mesnet markalarla oldukça benzer bir şekilde tasarlanmış bulunduğundan, davacının önceki tarihli 2009/51345 numaralı ve tamamı aynı yazı karakteriyle ve bitişik şekilde yazılmış DURABET ibareli markasının, işbu davaya konu başvuru yönünden davacıya kazanılmış hak bahşetmesinin mümkün olmadığı, zira dava konusu başvuru ile davacının 2009/51345 numaralı önceki tarihli markasından uzaklaşıp, davalının itiraza mesnet markalarına yakınlaştığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi kapsamındaki yasal kıstaslara göre incelendiğinden davalıya ait dura-roof, dura, durastone-20 markaları ile müvekkiline ait durabet markası arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, görünüş, okunuş ve anlam bakımından aralarında ayırt edilemeyecek tarzda bir benzerlik bulunmayan markalar arasında ilk bakışta dahi bir benzerlik bulunmadığını, tüketici nezdinde de karıştırılmayacağını, taraf markaları arasındaki tek benzerlik DURA ismi olup, bu ismin 30.09.2009 tarihli tescil ile ilk olarak müvekkili tarafından marka haline getirildiğini, bu ibarenin ayırıcılığı olmadığı düşünülüyorsa ilk kullanım hakkının zaten müvekkiline ait olduğunu, ayrıca DURA ibaresinin İngilizce lisanındaki durability(sağlamlık) kelimesinden gelmekte olup, çimento-beton sektöründe sıkça kullanılan bir ibare olduğunu, bu nedenle DURA kökünün ilgili emtialar bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu nedenle de bir kişinin tek eline bırakılamayacağını, müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin ve ürünlerinin sektörde tanınırlığının bulunduğunu, davalının da bilinir bir firma olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını, uzman tüketiciler tarafından ürünlerin birbiri ile karıştırılmayacağını, müvekkilinin adına kayıtlı DURABET markası var iken, bu markanın logosunda yer alan DURA ibaresinin davalıya ait olduğu kanısıyla yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 2017/65711 sayılı DURABET+şekil ibareli marka tescil başvurusuna, davalının DURA ibaresini içeren markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itiraz üzerine marka başvurusunun reddine karşı davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair TPMK YİDK'nın 13.12.2018 tarih ve 2018-M-10714 sayılı kararının iptali ile 2017/65711 başvuru numaralı “DURABET+şekil” markasının adına tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931015100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz