İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5586 E. 2023/745 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi taşıyan↗ hapis hakkı↗ taşıma senedi↗ navlun alacağı↗ navlun sözleşmesi↗ kanuni rehin hakkı↗ navlun bedeli↗ taşıtan↗ rehin hakkı↗ konşimento↗ mutabakat↗ acente↗ navlun↗ rehin↗ taşıma sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.08.2016 tarihli sözleşme kapsamında davacının taşıyan, dava dışı takip borçlusu ...(Asia) Co.Ltd.’nin ise taşıtan, davacının ise akdi taşıyan olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1200 üncü maddesi uyarınca navlun ücretinin borçlusunun taşıtan olduğu, gönderilenin malın teslimini talep halinde, navlun borçlusu olabilmesi için sözleşmenin veya konşimentonun veya bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılınmış olması gerektiği, ancak dava dosyası kapsamında gönderilenin, navlun borcunu ödemeye yetkili kılındığına dair bir belgenin bulunmadığı, davalının navlun borçlusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafın takip yapmakta kötü niyeti ispat edilemediğinden, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; navlun ödemesinin on beş gün geçmesine rağmen yapılmadığı, kanuni hapis hakkının kullanıldığı, davalının navlun borçlusu ve yük ilgilisi olduğu, davalının hapis hakkına itiraz etmediğini, alıcı ödemeli navlun ibaresi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli davrandığını, kötü niyet tazminatı yönünden kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ödenmediğini ileri sürdüğü navlun alacağından davalının sorumlu olup olmadığı, bu alacağı nedeniyle hapis hakkını ileri sürüp süremeyeceği hususlarındadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 1200 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8451 E. 2022/4023 K.
Ortak:hapis hakkı · navlun alacağı · navlun bedeli · navlun · taşıma sözleşmesi · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ödenmediğini ileri sürdüğü «navlun alacağından» davalının sorumlu olup olmadığı, bu alacağı nedeniyle «hapis hakkını» ileri sürüp süremeyeceği hususlarındadır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.08.2016 tarihli sözleşme kapsamında davacının «taşıyan», dava dışı takip borçlusu ...(Asia) Co.Ltd.’nin ise «taşıtan», davacının ise «akdi taşıyan» olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1200 üncü maddesi uyarınca «navlun» ücretinin borçlusunun taşıtan olduğu, gönderilenin malın «teslimini» talep halinde, navlun borçlusu olabilmesi için sözleşmenin veya «konşimentonun» veya bir denizde «taşıma senedinin» hükümlerine göre ödemeye yetkili kılınmış olması gerektiği, ancak dava dosyası kapsamında gönderilenin, navlun borcunu ödemeye yetkili kılındığına dair bir belgenin bulunmadığı, davalının navlun borçlusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafın takip yapmakta «kötü niyeti» ispat edilemediğinden, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «navlun» ödemesinin on beş gün geçmesine rağmen yapılmadığı, kanuni «hapis hakkının» kullanıldığı, davalının navlun borçlusu ve yük ilgilisi olduğu, davalının hapis hakkına itiraz etmediğini, alıcı ödemeli navlun ibaresi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile «istinaf yoluna başvurmuştur».
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · cezai şart · taşıyıcı · bilirkişi incelemesi · ticari defter · taahhütname · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda1-Bilindiği üzere, TTK. m 88/1 ve 6100 sayılı HMK 222/1 maddesinde; "Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1588 E. 2018/7203 K.
Ortak:navlun sözleşmesi · taşıtan · konşimento · navlun · taşıyan · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.08.2016 tarihli sözleşme kapsamında davacının «taşıyan», dava dışı takip borçlusu ...(Asia) Co.Ltd.’nin ise «taşıtan», davacının ise «akdi taşıyan» olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1200 üncü maddesi uyarınca «navlun» ücretinin borçlusunun taşıtan olduğu, gönderilenin malın «teslimini» talep halinde, navlun borçlusu olabilmesi için sözleşmenin veya «konşimentonun» veya bir denizde «taşıma senedinin» hükümlerine göre ödemeye yetkili kılınmış olması gerektiği, ancak dava dosyası kapsamında gönderilenin, navlun borcunu ödemeye yetkili kılındığına dair bir belgenin bulunmadığı, davalının navlun borçlusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafın takip yapmakta «kötü niyeti» ispat edilemediğinden, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «navlun» ödemesinin on beş gün geçmesine rağmen yapılmadığı, kanuni «hapis hakkının» kullanıldığı, davalının navlun borçlusu ve yük ilgilisi olduğu, davalının hapis hakkına itiraz etmediğini, alıcı ödemeli navlun ibaresi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile «istinaf yoluna başvurmuştur».
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ödenmediğini ileri sürdüğü «navlun alacağından» davalının sorumlu olup olmadığı, bu alacağı nedeniyle «hapis hakkını» ileri sürüp süremeyeceği hususlarındadır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir «navlun sözleşmesinin» bulunmadığı, «konşimentonun» navlun sözleşmesini belgelediği, davacı tarafça «ibraz» edilen konşimentoda davalının yükleten olarak yer aldığı, davalının «taşıtan» olduğuna ilişkin bir navlun sözleşmesi veya bir delil ibraz edilemediği, yükleten olan davalıdan dava konusu yapılan bedellerinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 15/11/2011 tarihli «konşimento» ile gönderenin davalı olduğu yük nedeniyle doğmuş bulunan «demuraj» ücreti ve imha «masrafları» talep edilmiş ve mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça yükün imhası davacı «taşıyana» 02/02/2012 tarihli yazılı talimat ile bildirildiğine göre, davalının yükün göndereni olduğunun kabulü ile hasıl olacak sonuca göre, karar verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:demuraj · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir «navlun sözleşmesinin» bulunmadığı, «konşimentonun» navlun sözleşmesini belgelediği, davacı tarafça «ibraz» edilen konşimentoda davalının yükleten olarak yer aldığı, davalının «taşıtan» olduğuna ilişkin bir navlun sözleşmesi veya bir delil ibraz edilemediği, yükleten olan davalıdan dava konusu yapılan bedellerinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 15/11/2011 tarihli «konşimento» ile gönderenin davalı olduğu yük nedeniyle doğmuş bulunan «demuraj» ücreti ve imha «masrafları» talep edilmiş ve mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5586 E. , 2023/745 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin M/V “ ST. ANDREW” gemisinin kiracısı olduğunu, gemiyi 31 Ağustos 2016 tarihli Gencon 94 Charter Party sözleşmesi kapsamında “... (ASIA) CO. LTD” şirketine tahsis ettiğini, 31 Ağustos 2016 tarihli navlun sözleşmesi uyarınca; müvekkili ile dava dışı alt kiracı ile alt kiracının muhtelif demir yükünün ...’den... ve Diliskelesi Limanlarına taşınması konusunda mutabakata vardıklarını, tarafların taşıma bedeli olan navlunun ilgili yüklerin gemiye yüklenmesinden itibaren 15 gün içerisinde ödeneceği hususunu da karara bağladıklarını, ancak 15 gün geçmesine rağmen navlunun müvekkiline ödenmediğini, navlun ödendiğinde konşimento düzenleneceğini, bu nedenle herhangi bir konşimento düzenlenmediğini, davalının elindeki konşimentoların orijinal olmadığının anlaşıldığını, geminin ödenmeyen navlun alacağı ve ayrıca orijinal konşimentoların bulunmaması nedeniyle açıkta demirde beklemek zorunda kaldığını, müvekkilinin geminin ve yükün muhafazası da dahil olmak üzere, yakıt, acente, liman gibi zaruri masraflar ödemek zorunda kaldığını, yüklerin tahliye edilmemesi nedeniyle toplam 660.669,83 ABD doları tutarındaki zararını teminat altına almak amacıyla, Gebze İcra Müdürlüğüne başvurularak müvekkilinin üzerinde kanunen hapis hakkı bulunan yüklere ilişkin defter tutulmasının talep edildiğini, Gebze 4.
İcra Müdürlüğünün 2016/6337 E. sayılı dosyası tahtında taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, hapis hakkına açıkça itiraz edilmemiş olması nedeniyle artık taraflar arasında hapis hakkının tartışmasız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... San. ve Tic. A.Ş.'nin sözleşmenin tarafı olmadığı gibi davacıya navlun ödeme yükümlülüğü de bulunmadığını, müvekkilinin Çin'den aldığı demir çelik yükünün... ve Gebze limanlarına taşınması konusunda dava dışı Tianjin Qiancheng International... Co.Ltd. isimli firma ile anlaştığını ve navlun bedellerini ödediğini, müvekkilinin ne davacı şirketle ne de dava dışı ... (Asıa) Co.Ltd isimli şirketle yapmış olduğu bir taşıma sözleşmesi veya herhangi bir sözleşme bulunmadığını, rehin hakkına, ödeme emrine, borca, faizine, diğer tüm ferilerine ve takibe itiraz ettiklerini, hapis hakkının kanuni rehin hakkı olduğunu, rehin hakkına itiraz etmenin hapis hakkına itiraz anlamına geldiğini belirterek haksız davanın reddine, %20'den az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.08.2016 tarihli sözleşme kapsamında davacının taşıyan, dava dışı takip borçlusu ...(Asia) Co.Ltd.’nin ise taşıtan, davacının ise akdi taşıyan olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1200 üncü maddesi uyarınca navlun ücretinin borçlusunun taşıtan olduğu, gönderilenin malın teslimini talep halinde, navlun borçlusu olabilmesi için sözleşmenin veya konşimentonun veya bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılınmış olması gerektiği, ancak dava dosyası kapsamında gönderilenin, navlun borcunu ödemeye yetkili kılındığına dair bir belgenin bulunmadığı, davalının navlun borçlusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafın takip yapmakta kötü niyeti ispat edilemediğinden, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; navlun ödemesinin on beş gün geçmesine rağmen yapılmadığı, kanuni hapis hakkının kullanıldığı, davalının navlun borçlusu ve yük ilgilisi olduğu, davalının hapis hakkına itiraz etmediğini, alıcı ödemeli navlun ibaresi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli davrandığını, kötü niyet tazminatı yönünden kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ödenmediğini ileri sürdüğü navlun alacağından davalının sorumlu olup olmadığı, bu alacağı nedeniyle hapis hakkını ileri sürüp süremeyeceği hususlarındadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 1200 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920632000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz