İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7591 E. 2023/1906 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek depo bedeli↗ bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ depo talebi↗ kapitalizasyon↗ akdi faiz↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ depo kararı↗ müteselsil kefil↗ eş rızası↗ denetime elverişlilik↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ vade↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ tebligat↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ çek↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalılar aleyhine aynı icra dosyasıyla birlikte takip yapıldığı, ödeme emirleri tebligatları ve itiraz tarihlerine göre şirketler hakkında ayrı, diğer borçlular hakkında ayrı itirazın iptali davaları açılmış ise de dayanağın aynı takip dosyası ve aynı krediler olması sebebiyle dosyaların birleştirildiği, hükme esas alınan 04.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davalı kefillerden ...'nun aynı zamanda Boncuklar Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğu, kefil ...'nun ise eşi olduğu, keza bu kişilerin Hitit Nakliye Petrol...Ltd. Şti.'nin ortağı oldukları dolayısıyla kefaletin geçerliliği için eş rızalarının gerekmeyeceği ve geçerli olduğu, çek depo bedelinin davalılardan talep edebileceğine ilişkin genel kredi sözleşmelerinde açık hüküm bulunmadığından çek depo bedeli talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, nakdi alacak hakkındaki itirazların iptaline takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi sonrası %39 temerrüt faizi ile faizin %5'i gider vergisi uygulanmasına, %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektup bedeli deposu yönünden davalı Hitit Nakliye Petrol Ürünleri Turizm ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin itirazının iptaline, takibin devamına, çek depo talebi yönünden itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda müvekkilinin alacağına dahil olan faizin eksik hesaplanarak yok sayıldığını, kefillerin depo talebi yönünden sorumlu olmadıklarına yönelik verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların çek depo bedelinden de sorumlu olduğunu, zira sözleşmede bu hususun düzenlendiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda faiz alacağının eksik hesaplandığını, her ne kadar temmerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz tutarı ile anapara kapitalize edilmemiş olsa dahi, bu alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, yapılan takipte bu tutarın ayrıca belirtilerek talep edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itirazının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15420 E. 2012/16365 K.
Ortak:kapitalizasyon · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · vade · kefil · temerrüt faizi
İncelediğiniz karardaŞti.'nin ortağı oldukları dolayısıyla «kefaletin» geçerliliği için eş «rızalarının» gerekmeyeceği ve geçerli olduğu, «çek depo bedelinin» davalılardan talep edebileceğine ilişkin «genel kredi sözleşmelerinde» açık hüküm bulunmadığından çek depo bedeli talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, nakdi alacak hakkındaki itirazların iptaline takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi sonrası %39 «temerrüt faizi» ile faizin %5'i gider vergisi uygulanmasına, %20 oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan alınarak davacıya verilmesine, «teminat» mektup bedeli deposu yönünden davalı Hitit Nakliye Petrol Ürünleri Turizm ve San.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların «çek» «depo» bedelinden de sorumlu olduğunu, zira sözleşmede bu hususun düzenlendiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda faiz alacağının eksik hesaplandığını, her ne kadar temmerrüt tarihine kadar işleyen «akdi faiz» tutarı ile anapara «kapitalize» edilmemiş olsa dahi, bu alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, yapılan takipte bu tutarın ayrıca belirtilerek talep edildiğini belirterek kararın bozulması …
Şti.'nin ortağı olduğu, «kefil» ...'nun ise eşi olduğu, keza bu kişilerin Hitit Nakliye Petrol...Ltd.
Benzer bu kararda2- Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1- Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'un davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.620,68 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.120,68 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade tarihi · muacceliyet · işlemiş faiz · ihbar · ihtar · asıl alacak
Benzer bu kararda2- Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'un davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.620,68 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.120,68 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15433 E. 2012/16366 K.
Ortak:kapitalizasyon · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · vade · kefil · temerrüt faizi
İncelediğiniz karardaŞti.'nin ortağı oldukları dolayısıyla «kefaletin» geçerliliği için eş «rızalarının» gerekmeyeceği ve geçerli olduğu, «çek depo bedelinin» davalılardan talep edebileceğine ilişkin «genel kredi sözleşmelerinde» açık hüküm bulunmadığından çek depo bedeli talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, nakdi alacak hakkındaki itirazların iptaline takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi sonrası %39 «temerrüt faizi» ile faizin %5'i gider vergisi uygulanmasına, %20 oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan alınarak davacıya verilmesine, «teminat» mektup bedeli deposu yönünden davalı Hitit Nakliye Petrol Ürünleri Turizm ve San.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların «çek» «depo» bedelinden de sorumlu olduğunu, zira sözleşmede bu hususun düzenlendiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda faiz alacağının eksik hesaplandığını, her ne kadar temmerrüt tarihine kadar işleyen «akdi faiz» tutarı ile anapara «kapitalize» edilmemiş olsa dahi, bu alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, yapılan takipte bu tutarın ayrıca belirtilerek talep edildiğini belirterek kararın bozulması …
Şti.'nin ortağı olduğu, «kefil» ...'nun ise eşi olduğu, keza bu kişilerin Hitit Nakliye Petrol...Ltd.
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.620,68 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.120,68 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade tarihi · muacceliyet · işlemiş faiz · ihbar · ihtar · asıl alacak
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.620,68 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.120,68 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7591 E. , 2023/1906 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; davalı Hitit Nakliyat Petrol...Ltd. ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, borçluların kredinin geri ödemesinde vadesi gelen taksitleri ödemediklerini, bunun üzerine davalılara ihtarnameler gönderilerek hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/95099 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz etiklerini ileri sürerek davalı borçluların itirazların takip tarihi itibari ile iptaline ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalılar aleyhine aynı icra dosyasıyla birlikte takip yapıldığı, ödeme emirleri tebligatları ve itiraz tarihlerine göre şirketler hakkında ayrı, diğer borçlular hakkında ayrı itirazın iptali davaları açılmış ise de dayanağın aynı takip dosyası ve aynı krediler olması sebebiyle dosyaların birleştirildiği, hükme esas alınan 04.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davalı kefillerden ...'nun aynı zamanda Boncuklar Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğu, kefil ...'nun ise eşi olduğu, keza bu kişilerin Hitit Nakliye Petrol...Ltd. Şti.'nin ortağı oldukları dolayısıyla kefaletin geçerliliği için eş rızalarının gerekmeyeceği ve geçerli olduğu, çek depo bedelinin davalılardan talep edebileceğine ilişkin genel kredi sözleşmelerinde açık hüküm bulunmadığından çek depo bedeli talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, nakdi alacak hakkındaki itirazların iptaline takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi sonrası %39 temerrüt faizi ile faizin %5'i gider vergisi uygulanmasına, %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektup bedeli deposu yönünden davalı Hitit Nakliye Petrol Ürünleri Turizm ve San.
Tic. Ltd. Şti.'nin itirazının iptaline, takibin devamına, çek depo talebi yönünden itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda müvekkilinin alacağına dahil olan faizin eksik hesaplanarak yok sayıldığını, kefillerin depo talebi yönünden sorumlu olmadıklarına yönelik verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların çek depo bedelinden de sorumlu olduğunu, zira sözleşmede bu hususun düzenlendiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda faiz alacağının eksik hesaplandığını, her ne kadar temmerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz tutarı ile anapara kapitalize edilmemiş olsa dahi, bu alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, yapılan takipte bu tutarın ayrıca belirtilerek talep edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itirazının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Asıl ve birleşen davalarda davacı Türkiye Vakıflar Bankası Anonim Ortaklığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/912372900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz