İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7227 E. 2023/1280 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedel iadesi↗ keşif↗ depo kararı↗ kötüniyet tazminatı↗ satım sözleşmesi↗ ispat yükü↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ protokol↗ kötü niyet↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi incelemesi sonucunda sipariş verilen ürünle depoda davacının teslim almasının beklendiği ürünün aynı olmadığının belirlendiği dolayısıyla davacıya dava konusu ürünlerin teslim edilmediği, davalının itirazlarında haksız bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 89.866,01 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ürünlerin teslim adresi olan depoda teslime hazır şekilde uzun süredir bekletildiğini, ürünlerin yerinde incelenebileceğine ilişkin beyanlarına karşın İlk Derece Mahkemesince taleplerinin dikkate alınmaksızın davacı tarafından tek yanlı düzenlenen tutanağa itibar edildiğini, davacının artık ihtiyacı kalmadığı ürünlerin parasını iade almak isteğiyle kötü niyetli takip başlattığını, ürünlerin satışı konusunda taraflar arasında 16.01.2013 ve 03.11.2014 tarihli sözleşmeler ile 28.01.2015 tarihli ek protokol imzalandığını, sözleşmeler kapsamında vitrifiye ürünlerinin tamamının ithal edildiğini ve davacının ithal edilen ürünlerin büyük kısmını teslim aldığını, dava konusu yapılan ürünlerin ise 2013 yılı içerisinde ithal edilerek teslime hazır olmasına rağmen davacının ürünlere ihtiyacı kalmadığını ve ürünlerin başkasına satarak bedelinin iade edilmesini istemesi, aksi halde teslim alınacağını bildirmesi üzerine depoda bekletildiğini, buna rağmen davacının 26.12.2016 tarihli ihtarla ürünlerin teslimini istediğini, müvekkilinin 02.01.2017 tarihli ihtarla ürünlerin depodan teslim alınabileceğini bildirdiğini, davacının müvekkiline haber vermeden depoya giderek müvekkilinin tanımadığı ve çalışanı olmayan iki kişiyle tutanak düzenlediğini, davacının avukatının teslim için gitmesinin kötü niyetin göstergesi olduğunu, takip sonrası dahi ürünlerin teslim alınması konusunda ihtar gönderildiğini, davacının yedi çeşit ürün aldığını, buna rağmen davacının tuttuğu tutanakta dahi ürünlerden bir tanesinin bulunmadığının belirtilerek yedi ürünün bedelinin istenilmesinin hatalı olduğunu, ürünlerin 2013 yılında müvekkilinin kayıtlarına alındığına ilişkin mali müşavirin tespitine rağmen davacı yanca tek yanlı düzenlenen tutanağa itibar edilmesinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesince ürünlerin depoda olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, iç mimar bilirkişi tarafından sunulan raporda emtianın incelenmeden davacının tek yanlı düzenlediği tutanağa itibar edildiğini, müvekkilinin bu şekilde düzenlenmiş bir tutanaktan habersiz olduğunu, tek yanlı tutanağın davada delil olarak kulalanılmasının mümkün olmadığını, 2013 yılında yurt dışından getirtilen ürünlerin hala depoda bekletildiğini, İlk Derece Mahkemesince bu ürünler üzerinde her zaman keşif yapılarak ürünlerin sözleşmede belirtilen ürünler olup olmadığının belirlenebileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında satım sözleşmesinde satış bedelinin davacı tarafından peşin ödendiği uyuşmazlık konusu olmadığı, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmelerde vade bulunduğu, 16.01.2013 tarihli sözleşmede ürünlerin en fazla üç ay içerisinde, 03.11.2014 tarihli sözleşmede ise ürünlerin en fazla on iki hafta içerisinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından delil olarak sunulan sipariş fişlerinde, emtianın sipariş ve ithalat tarihleri dikkate alındığında, dava konusu emtianın ilk sözleşme kapsamında sipariş edildiği anlaşıldığı, satıcı malları teslim almak konusunda davacı alıcıyı temerrüte düşürdüğüne ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığı, emtianın teslim edildiğini veya teslime hazır halde bekletilmesine rağmen davacı alıcının isteği ile teslim alınmadığını ispat yükü davalı satıcıda olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı alıcının satış bedelini peşin olarak ödediği bir kısım mal yönünden davalı satıcının davacıyı temerrüde düşürüp düşürmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 106 ve 107 inci maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6362 E. 2018/415 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu kararda… deki 1, 2, 3, 4 sıra sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine, hükümsüz kılınıncaya kadarki tescile dayalı kullanım, tasarım hakkına tecavüz ya da «haksız rekabet» oluşturmayacağından, davalının bu tasarımları kullanmasının durdurulması talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2005/00443 nolu tasarım …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7227 E. , 2023/1280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacıya muhtelif cins ve miktarda vitrifıye ürünlerinin satışı ve teslimini üstlendiğini, davalı tarafından satışı yapılan ve bedelleri tamamen ödenen 8 adet ürünün taahhüt edilen tarihlerde davacıya teslim edilmediğini, davacı tarafından 26.12.2016 tarihinde gönderilen ihtarname ile ürünlerin teslimi, aksi halde ödenen bedelin iadesinin istenildiğini, ihtarnamede belirtilen süreden sonra davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarda, ürünlerin depolarında hazır olduğunu ve istenilen zamanda teslim alabileceğinin bildirildiğini, depoya gidildiğinde bir kısım ürünlerin mevcut olduğunu ancak 2 adet ürünün satışı yapılan ürünler olmadığının görüldüğünü ve durumun düzenlenen tutanakla tespit edildiğini, ürünlere ödenen tutarın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ürünlerin davalı tarafından 2013 yılı içerisinde ithal edilerek ürünlerin teslime hazır olduğunun davacıya bildirildiğini, davacının ürünlere ihtiyacı kalmadığını, ürünleri bir başkasına satarak bedelinin iade edilmesini, ancak ürünlerin bir başkasına satılamaması halinde teslim alınacağını bildirerek, ürünlerin teslim adresi olan depoda bekletilmesini istediğini, buna rağmen davacının 26.12.2016 tarihli ihtarıyla ürünlerin teslimini istediğini, davalı ihtarıyla ürünlerin teslim adresinde davacının talebi doğrultusunda uzun süredir bekletildiğini ve ürünlerin istenildiği zaman bu adresten teslim alınabileceğinin bildirildiğini, davalının bu ihtarına rağmen davacının ürünleri teslim almak yerine ürün bedellerinin iadesi için icra takibi başlattığını, davacı vekili ile 2 kişi tarafından imzalanan 12.01.2017 tarihli "Tutanak" başlıklı belgenin davalı bilgisi dışında düzenlendiğini, davacının böyle bir tutanaktan haberi olmadığını, tutanakta davalının temsilcisi veya çalışanının imzasının bulunmadığını, tutanaktaki tespitlerin doğru olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi incelemesi sonucunda sipariş verilen ürünle depoda davacının teslim almasının beklendiği ürünün aynı olmadığının belirlendiği dolayısıyla davacıya dava konusu ürünlerin teslim edilmediği, davalının itirazlarında haksız bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 89.866,01 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ürünlerin teslim adresi olan depoda teslime hazır şekilde uzun süredir bekletildiğini, ürünlerin yerinde incelenebileceğine ilişkin beyanlarına karşın İlk Derece Mahkemesince taleplerinin dikkate alınmaksızın davacı tarafından tek yanlı düzenlenen tutanağa itibar edildiğini, davacının artık ihtiyacı kalmadığı ürünlerin parasını iade almak isteğiyle kötü niyetli takip başlattığını, ürünlerin satışı konusunda taraflar arasında 16.01.2013 ve 03.11.2014 tarihli sözleşmeler ile 28.01.2015 tarihli ek protokol imzalandığını, sözleşmeler kapsamında vitrifiye ürünlerinin tamamının ithal edildiğini ve davacının ithal edilen ürünlerin büyük kısmını teslim aldığını, dava konusu yapılan ürünlerin ise 2013 yılı içerisinde ithal edilerek teslime hazır olmasına rağmen davacının ürünlere ihtiyacı kalmadığını ve ürünlerin başkasına satarak bedelinin iade edilmesini istemesi, aksi halde teslim alınacağını bildirmesi üzerine depoda bekletildiğini, buna rağmen davacının 26.12.2016 tarihli ihtarla ürünlerin teslimini istediğini, müvekkilinin 02.01.2017 tarihli ihtarla ürünlerin depodan teslim alınabileceğini bildirdiğini, davacının müvekkiline haber vermeden depoya giderek müvekkilinin tanımadığı ve çalışanı olmayan iki kişiyle tutanak düzenlediğini, davacının avukatının teslim için gitmesinin kötü niyetin göstergesi olduğunu, takip sonrası dahi ürünlerin teslim alınması konusunda ihtar gönderildiğini, davacının yedi çeşit ürün aldığını, buna rağmen davacının tuttuğu tutanakta dahi ürünlerden bir tanesinin bulunmadığının belirtilerek yedi ürünün bedelinin istenilmesinin hatalı olduğunu, ürünlerin 2013 yılında müvekkilinin kayıtlarına alındığına ilişkin mali müşavirin tespitine rağmen davacı yanca tek yanlı düzenlenen tutanağa itibar edilmesinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesince ürünlerin depoda olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, iç mimar bilirkişi tarafından sunulan raporda emtianın incelenmeden davacının tek yanlı düzenlediği tutanağa itibar edildiğini, müvekkilinin bu şekilde düzenlenmiş bir tutanaktan habersiz olduğunu, tek yanlı tutanağın davada delil olarak kulalanılmasının mümkün olmadığını, 2013 yılında yurt dışından getirtilen ürünlerin hala depoda bekletildiğini, İlk Derece Mahkemesince bu ürünler üzerinde her zaman keşif yapılarak ürünlerin sözleşmede belirtilen ürünler olup olmadığının belirlenebileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında satım sözleşmesinde satış bedelinin davacı tarafından peşin ödendiği uyuşmazlık konusu olmadığı, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmelerde vade bulunduğu, 16.01.2013 tarihli sözleşmede ürünlerin en fazla üç ay içerisinde, 03.11.2014 tarihli sözleşmede ise ürünlerin en fazla on iki hafta içerisinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından delil olarak sunulan sipariş fişlerinde, emtianın sipariş ve ithalat tarihleri dikkate alındığında, dava konusu emtianın ilk sözleşme kapsamında sipariş edildiği anlaşıldığı, satıcı malları teslim almak konusunda davacı alıcıyı temerrüte düşürdüğüne ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığı, emtianın teslim edildiğini veya teslime hazır halde bekletilmesine rağmen davacı alıcının isteği ile teslim alınmadığını ispat yükü davalı satıcıda olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı alıcının satış bedelini peşin olarak ödediği bir kısım mal yönünden davalı satıcının davacıyı temerrüde düşürüp düşürmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 106 ve 107 inci maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906998800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz