6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5573 E. 2023/134 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılama giderinden sorumluluk takibin kesinleşmesi taleple bağlılık bedel iadesi alacağın temliki ilamsız icra takibi kötü niyet tazminatı dolandırıcılık tüzel kişilik temlik kötü niyet tebligat esastan ret iflas asıl alacak harç ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit yükleten (shipper) dahili dava temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporlarına dayanılarak, davalı şirketin, davacı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, davalı şirketin kesinleşen icra dosyasındaki alacaklarının bir kısmını davalı ... ile ...'na temlik ettiği, davalı ...'nun da temlik aldığı alacağın bir kısmını davalı ...’e temlik ettiği, bu davalının da dava açıldıktan sonra temlik aldığı kısmı kendisine dava konusunun temlik edilmesi nedeniyle dava yöneltilen ...'na temlik ettiği, bu kişinin de temlik aldığı tutarın 40.000,00 TL'lik kısmını, ...'ye temlik ettiği, davacı şirket aleyhine başka takipler de başlatıldığı, takiplerin aynı vekil tarafından açıldığı, davalı şirket dahil diğer takip başlatanların yetkililerini de kapsar şekilde suç duyurusunda bulunulduğu ve haklarında dolandırıcılıktan kamu davası açıldığı, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/275 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, sanık davalı şirket temsilcisinin savunmasında şirketin uzun süreden beri faaliyet göstermediği, davacıyla bir ticari ilişkisinin olmadığını kabul ettiği ve vekilin yönlendirmesi ile takip başlatıldığını belirttiği, davalı şirketin, davacı şirketten alacaklı olduğunu yazılı belgelerle ispatlamak zorunda olmasına rağmen delil sunmadığı, ceza dosyasında davalı şirketin temsilcisi sanık ... Şahin’in açıkça davacı şirket ile davalı şirketin bir ticari ilişkisinin olmadığını, uzun süreden beri temsilcisi olduğu şirketin gayri faal olduğunu, avukat olarak görev yapan dava dışı kişinin yönlendirilmesi ile takibin yapıldığını ve kendisinden vekaletname alındığını beyan ettiği, davalı şirketin davacı şirketten bir alacağı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2013/3849 E. sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığı gerekçesi ile kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verildiğini; ancak davalılar organize bir şekilde müvekkilinin mal varlığını ele geçirmek amacıyla birlikte hareket ettiklerinden kötü niyet tazminatından tüm davalıların sorumlu tutulması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin tanınmış bir mali müşavir olduğunu, alacağını ödemeyen diğer davalı ...’nun alacağına karşılık davaya konu alacağı temlik verdiğini, açılan davanın müvekkiline ulaşmasından sonra müvekkilinin dava konusu alacağı tamamen devrettiğini, davalı ...’dan alacağın temlik alındığı sırada temlikten doğan her türlü sorumluluğun, dava harç, icra ve avukatlık ücretlerinin bu davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dava konusu nedeni ile sıfatı bulunmayan müvekkilinin yargılama giderinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla,davacı vekili istinaf başvurusunda tüm davalıların kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de temlik alacaklıları olan davalıların kötü niyeti ortaya konulamadığından ve koşulları oluşmadığından bu davalılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davalı davayı tebliğinden itibaren kabul etmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi de nazara alındığında davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmaması yönündeki davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirket tarafından, davacı aleyhine başlatılan ve itiraz edilmeksizin kesinleşen icra dosyasına konu alacaktan dolayı davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının dava dilekçesinde kötü niyet tazminatınının sadece davalı şirketten tahsilini talep etmiş olması sebebiyle mahkemece diğer davalılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesine uygun düşmektedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6815 E. 2016/3179 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5573 E.  ,  2023/134 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, davalı ... vekiline 31.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği; temyiz dilekçesinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen iki haftalık temyiz süresi geçirildikten sonra 08.06.2021 tarihinde verildiği anlaşılmakla; davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin turizm alanında faaliyette bulunmak üzere 1999 yılında tüzel kişilik kazandığını; ancak hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, çalışanının bulunmadığını, buna rağmen davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine dayanak gösterilmeden İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2013/3849 E. sayılı takip dosyası ile 25.03.2013 tarihinde ilamsız icra başlattığını, boş bir adrese tebligat çıkartılarak takibin kesinleştirildiğini, müvekkiline ait iki taşınmazın icradan sattırıldığını, davalı şirket yetkilisi ... Şahin'in 28.11.2013 tarihinde noter temliknamesi ile icra dosyasındaki alacağın 193.000,00 TL'lik kısmını davalı ...'na devir ve temlik ettiğini, bu davalının da aldığı temlikin 160.000,00 TL'lik bölümünü 16.01.2014 tarihinde davalı ...'e temlik ettiğini, yine davalı şirketin takibe konu alacağın 190.000,00 TL'lik kısmını 13.01.2014 tarihli noterlik temlikiyle davalı ...'ya temlik ettiğini, takip alacaklısı davalının müvekkilinden alacağının bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirkete ve icra takip dosya alacağının bir kısmını temlik alan diğer davalılara borçlu olmadığının tespitine ve davalı şirket aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında temlike konu alacakların bir kısmını devir alan ...

ile ...'ye devrolunan miktar kadar davasına devam ettirdiğini bildirerek bu kişilerin de yargılamaya dahil edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ...'ndan alacaklı bulunduğunu, bu kişinin ödeme güçlüğü içinde olduğunu bildirerek temlik suretiyle ödemeyi yapmayı teklif ettiğini, anılan şahsın yönlendirmesiyle 160.000,00 TL tutarlı ve İzmir 13. İcra Müdürlüğünün takip dosyasına konu alacağı temlik aldığını, asıl alacaklının ... olduğunu, dava açıldıktan sonra da temlik aldığı alacağı 19.01.2015 tarihi itibariyle iade ettiğini, bir sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... cevap dilekçesinde, dava dışı avukat ... ... 'un kendisine ait olmayan taşınmazı haricen sattığını, bedelini tahsil ettiğini, satım bedelini iade etmediğini, karşılığında bu temlikin yapıldığını, davayla bir ilişkisinin olmadığını, bir kısmını ...'e devrettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

4.Davalı ... cevap dilekçesinde, davalı şirketin icra dosyasında alacaklı olduğunu, bu dosyayı incelediğini, temlik aldığını, davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkilerin kendisini ilgilendirmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

5.Davalı ... cevap dilekçesinde, davaya konu alacağı, alacağına bağlı olarak temlik aldığını, bir kısmını davalı ...'ye temlik ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

6.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporlarına dayanılarak, davalı şirketin, davacı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, davalı şirketin kesinleşen icra dosyasındaki alacaklarının bir kısmını davalı ... ile ...'na temlik ettiği, davalı ...'nun da temlik aldığı alacağın bir kısmını davalı ...’e temlik ettiği, bu davalının da dava açıldıktan sonra temlik aldığı kısmı kendisine dava konusunun temlik edilmesi nedeniyle dava yöneltilen ...'na temlik ettiği, bu kişinin de temlik aldığı tutarın 40.000,00 TL'lik kısmını, ...'ye temlik ettiği, davacı şirket aleyhine başka takipler de başlatıldığı, takiplerin aynı vekil tarafından açıldığı, davalı şirket dahil diğer takip başlatanların yetkililerini de kapsar şekilde suç duyurusunda bulunulduğu ve haklarında dolandırıcılıktan kamu davası açıldığı, İzmir 7.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/275 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, sanık davalı şirket temsilcisinin savunmasında şirketin uzun süreden beri faaliyet göstermediği, davacıyla bir ticari ilişkisinin olmadığını kabul ettiği ve vekilin yönlendirmesi ile takip başlatıldığını belirttiği, davalı şirketin, davacı şirketten alacaklı olduğunu yazılı belgelerle ispatlamak zorunda olmasına rağmen delil sunmadığı, ceza dosyasında davalı şirketin temsilcisi sanık ... Şahin’in açıkça davacı şirket ile davalı şirketin bir ticari ilişkisinin olmadığını, uzun süreden beri temsilcisi olduğu şirketin gayri faal olduğunu, avukat olarak görev yapan dava dışı kişinin yönlendirilmesi ile takibin yapıldığını ve kendisinden vekaletname alındığını beyan ettiği, davalı şirketin davacı şirketten bir alacağı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İzmir 13.

İcra Müdürlüğünün 2013/3849 E. sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığı gerekçesi ile kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verildiğini; ancak davalılar organize bir şekilde müvekkilinin mal varlığını ele geçirmek amacıyla birlikte hareket ettiklerinden kötü niyet tazminatından tüm davalıların sorumlu tutulması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin tanınmış bir mali müşavir olduğunu, alacağını ödemeyen diğer davalı ...’nun alacağına karşılık davaya konu alacağı temlik verdiğini, açılan davanın müvekkiline ulaşmasından sonra müvekkilinin dava konusu alacağı tamamen devrettiğini, davalı ...’dan alacağın temlik alındığı sırada temlikten doğan her türlü sorumluluğun, dava harç, icra ve avukatlık ücretlerinin bu davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dava konusu nedeni ile sıfatı bulunmayan müvekkilinin yargılama giderinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla,davacı vekili istinaf başvurusunda tüm davalıların kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de temlik alacaklıları olan davalıların kötü niyeti ortaya konulamadığından ve koşulları oluşmadığından bu davalılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davalı davayı tebliğinden itibaren kabul etmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi de nazara alındığında davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmaması yönündeki davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirket tarafından, davacı aleyhine başlatılan ve itiraz edilmeksizin kesinleşen icra dosyasına konu alacaktan dolayı davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının dava dilekçesinde kötü niyet tazminatınının sadece davalı şirketten tahsilini talep etmiş olması sebebiyle mahkemece diğer davalılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesine uygun düşmektedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davalı ...'in Temyizi Yönünden

Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,

B. Davacı Temyizi Yönünden

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'e iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906380800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.