6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5879 E. 2023/532 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
varlık yönetim şirketi icranın geri bırakılması limit ipoteği hesap kat ihtarı gerekçenin düzeltilmesi kat ihtarı delil niteliği kesin delil ipoteğin paraya çevrilmesi hesap kat teamül başvurma harcı tahkikat icra hukuk mahkemesi borçlu olunmadığının tespiti ipotek kötü niyet tazminatı tmsf uyuşmazlık konusu temlik kaldırma ve yeniden hüküm protokol kötü niyet usulden reddi temerrüt faizi ihtar hukuki yarar yargılama gideri iflas ihtarname icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit temerrüt ibraz kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile EGSBANK A.Ş.... Şubesi tarafından davacı şirkete kullandırılan kredilere ilişkin ödemelerin 4 ay içinde tamamlandığı ve benimsenen bilirkişi raporlarında da hesaplandığı üzere son ödeme tarihi 17.04.2001 itibariyle davacının, temlik eden bankaya borçlu değil alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez bilirkişi raporu ve ek rapor ile davacının temlik veren bankaya dolayısıyla müvekkili şirkete borçlu olduğunun belirlendiğini, buna rağmen Mahkeme tarafından kesin hüküm teşkil etmeyecek dereceki icra hukuk mahkemesi dosyasında düzenlenen bir ek bilirkişi raporuna dayanılarak gerekçesiz şekilde davacının davasının kabulüne karar verildiğini, hesapların kat edilmiş olduğunu, borç miktarı ile faiz oranına herhangi bir itiraz yokken Mahkemece hesap kat ihtarı veya icap niteliği bulunmayan mektup ve bildirim olarak kabul edilebilecek nitelikteki bir belge üzerinden yapılan hatalı tespitlerle sonuca gidildiğini, temlik veren banka ve davacılar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre taraflar arasında ihtilaf bulunması hâlinde sözleşme hükümleri ile banka kayıtlarının kesin delil niteliği bulunduğunu, banka kayıtlarına göre de davacıların borcunun hâlen devam ettiğini, yeni faiz oranlarının bildirimi niteliğinden öte bir hukuki anlamı bulunmayan mektuptan başka faiz indirimi ve borç ödeme protokolü, taksit protokolü gibi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediğini, davacının bankaya başvurarak indirimli veya sabit herhangi bir faiz oranını kabul ettiğini ve bu kabul dahilinde banka ile herhangi bir protokol, ek sözleşme akdettiğini ileriye sürmediğini, Mahkemece dört ay içerisinde ödeme teriminden ne anlaşılması gerektiği, dört aylık ödemenin tek kalemde bir ödeme mi yoksa parçalı bir ödeme mi olduğu, dayanak yapılan çeklerin ne sebeple alındığı ve banka tarafından nereye yansıtıldığı, davacıların dava konusu kredi dışında başkaca kredisi olup olmadığı, banka içerisinde herhangi bir mer'i riskinin bulunup bulunmadığı gibi hususlarda hiç incelenme yapılmadığını, müvekilin henüz beş yılını doldurmamış bir varlık yönetim şirketi olması, kurucu ortağının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) olması ile Bankacılık Kanunu gereği de ayrıca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin karar ve ilam karcına hükmedildiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi alacağının varlığını ispatlar nitelikteki belgenin dosyada mevcut olduğu, dolayısıyla davalı şirketin davacı ipotek borçlusundan nakdi alacaklarını talep etme hakkı olduğu tespit edilerek en son ödeme tarihi olan 17.04.2001 tarihi itibariyle borcun 2.959,50 TL tutarında fazlasıyla ödendiği, bu durumda davacının karşı taraftan bu oranda alacaklı duruma geçtiği, sonuç olarak davalının her ne kadar 100.000,00 TL limit ipoteği mevcut ise de dava konusu alacağın yukarıda bahsedildiği şekilde fazlasıyla ödenmiş olması nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesine gerek kalmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin başvurusu yerinde görülmemekle birlikte yapılan tahkikat işlemleri doğrultusunda gerekçe düzeltilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın kabulü ile davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2010/5466 E. sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1.Taraflar arasındaki sözleşmede davacı temerrüde düşürüldüğü takdirde, banka tarafından temerrüt tarihinde tespit edilmiş kısa, orta, uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek faiz oranına %50 fazlası nispetinde temerrüt faizi uygulanacağının kararlaştırıldığını,

2.Dava konusu alacak tarihi itibariyle uygulanması gereken faiz oranının, %115+50 olmak üzere %165 olduğunu,

3.Davacının kullandığı kredileri zamanında geri ödememesi üzerine temlik veren banka tarafından davacıya ve diğer borçlulara ihtarname keşide edildiğini ve hesapların kat edilmiş olduğunu, temerrüt faiz oranının %165 olarak gösterildiğini,

4.Temlik veren banka ve davacılar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre taraflar arasında ihtilaf bulunması hâlinde sözleşme hükümleri ile banka kayıtlarının kesin delil niteliği bulunduğunu, banka ve sonrasında müvekkili kayıtlarına göre de davacının borcunun hâlen devam ettiğini,

5.Davacı tarafından dayanılan belgenin icaba davet veya icap niteliği olduğu kabul dahi edilse, davacının başvuru ve kabulü olmadığı için bankanın indirimli faiz oranlarından faydalanamayacağını, kaldı ki davacının hiçbir şekilde bankaya başvurduğunu, indirimli veya sabit herhangi bir faiz oranını kabul ettiğini ve bu kabul dahilinde banka ile herhangi bir protokol, ek sözleşme akdettiğini ileriye sürmediğini,

6.Ayrıca, İcra Hukuk Mahkemesi dosyasından aldırılan bilirkişi raporuna dayanılırken hiçbir suretle dört aylık ödemenin tek kalemde bir ödeme mi yoksa parçalı bir ödeme mi olduğunun tartışma konusu yapılmadığını, davacı lehine indirimli faiz uygulaması kabul dahi edilecek ise de indirimli ve sabit faizin ancak tek kalem ödemelerde mümkün olabileceğini, kaldı ki uyuşmazlık konusu belgenin bir faiz indirimi kabulü olmadığını, iddiaların bankacılık uygulama ve teamülleri ile örtüşmediğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5879 E.  ,  2023/532 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ....Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Yeniden esas hakkında hüküm kurulması

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuru yerinde görülmemekle birlikte yapılan tahkikat işlemleri doğrultusunda gerekçe düzeltilmek üzere İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı şirket aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2010/5466 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, müvekkili şirket tarafından İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesine 2013/850 E. sayılı dosyasıyla takibe konu borcun ödendiği itirazı ile açılan davanın kabul edildiğini ve icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, temyiz incelemesinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından 7 günlük yasal itiraz süresinin geçirildiğinden bahisle yerel Mahkeme kararının bozulduğunu ve yerel Mahkemenin bu defa davanın usulden reddine karar verdiğini, alınan bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere davalıya ödemelerin yapıldığını ve müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyasıyla açtığı davanın reddedildiğini ve kararın onandığını, davacının reddedilmiş bir davanın bilirkişi raporuna delil olarak dayanamayacağını, kullandırılan kredilere ilişkin faiz oranlarının sözleşmelerde kararlaştırıldığını ve taraflarca kabul edildiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile EGSBANK A.Ş.... Şubesi tarafından davacı şirkete kullandırılan kredilere ilişkin ödemelerin 4 ay içinde tamamlandığı ve benimsenen bilirkişi raporlarında da hesaplandığı üzere son ödeme tarihi 17.04.2001 itibariyle davacının, temlik eden bankaya borçlu değil alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez bilirkişi raporu ve ek rapor ile davacının temlik veren bankaya dolayısıyla müvekkili şirkete borçlu olduğunun belirlendiğini, buna rağmen Mahkeme tarafından kesin hüküm teşkil etmeyecek dereceki icra hukuk mahkemesi dosyasında düzenlenen bir ek bilirkişi raporuna dayanılarak gerekçesiz şekilde davacının davasının kabulüne karar verildiğini, hesapların kat edilmiş olduğunu, borç miktarı ile faiz oranına herhangi bir itiraz yokken Mahkemece hesap kat ihtarı veya icap niteliği bulunmayan mektup ve bildirim olarak kabul edilebilecek nitelikteki bir belge üzerinden yapılan hatalı tespitlerle sonuca gidildiğini, temlik veren banka ve davacılar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre taraflar arasında ihtilaf bulunması hâlinde sözleşme hükümleri ile banka kayıtlarının kesin delil niteliği bulunduğunu, banka kayıtlarına göre de davacıların borcunun hâlen devam ettiğini, yeni faiz oranlarının bildirimi niteliğinden öte bir hukuki anlamı bulunmayan mektuptan başka faiz indirimi ve borç ödeme protokolü, taksit protokolü gibi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediğini, davacının bankaya başvurarak indirimli veya sabit herhangi bir faiz oranını kabul ettiğini ve bu kabul dahilinde banka ile herhangi bir protokol, ek sözleşme akdettiğini ileriye sürmediğini, Mahkemece dört ay içerisinde ödeme teriminden ne anlaşılması gerektiği, dört aylık ödemenin tek kalemde bir ödeme mi yoksa parçalı bir ödeme mi olduğu, dayanak yapılan çeklerin ne sebeple alındığı ve banka tarafından nereye yansıtıldığı, davacıların dava konusu kredi dışında başkaca kredisi olup olmadığı, banka içerisinde herhangi bir mer'i riskinin bulunup bulunmadığı gibi hususlarda hiç incelenme yapılmadığını, müvekilin henüz beş yılını doldurmamış bir varlık yönetim şirketi olması, kurucu ortağının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) olması ile Bankacılık Kanunu gereği de ayrıca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin karar ve ilam karcına hükmedildiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi alacağının varlığını ispatlar nitelikteki belgenin dosyada mevcut olduğu, dolayısıyla davalı şirketin davacı ipotek borçlusundan nakdi alacaklarını talep etme hakkı olduğu tespit edilerek en son ödeme tarihi olan 17.04.2001 tarihi itibariyle borcun 2.959,50 TL tutarında fazlasıyla ödendiği, bu durumda davacının karşı taraftan bu oranda alacaklı duruma geçtiği, sonuç olarak davalının her ne kadar 100.000,00 TL limit ipoteği mevcut ise de dava konusu alacağın yukarıda bahsedildiği şekilde fazlasıyla ödenmiş olması nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesine gerek kalmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin başvurusu yerinde görülmemekle birlikte yapılan tahkikat işlemleri doğrultusunda gerekçe düzeltilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın kabulü ile davacının İstanbul 10.

İcra Müdürlüğünün 2010/5466 E. sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1.Taraflar arasındaki sözleşmede davacı temerrüde düşürüldüğü takdirde, banka tarafından temerrüt tarihinde tespit edilmiş kısa, orta, uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek faiz oranına %50 fazlası nispetinde temerrüt faizi uygulanacağının kararlaştırıldığını,

2.Dava konusu alacak tarihi itibariyle uygulanması gereken faiz oranının, %115+50 olmak üzere %165 olduğunu,

3.Davacının kullandığı kredileri zamanında geri ödememesi üzerine temlik veren banka tarafından davacıya ve diğer borçlulara ihtarname keşide edildiğini ve hesapların kat edilmiş olduğunu, temerrüt faiz oranının %165 olarak gösterildiğini,

4.Temlik veren banka ve davacılar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre taraflar arasında ihtilaf bulunması hâlinde sözleşme hükümleri ile banka kayıtlarının kesin delil niteliği bulunduğunu, banka ve sonrasında müvekkili kayıtlarına göre de davacının borcunun hâlen devam ettiğini,

5.Davacı tarafından dayanılan belgenin icaba davet veya icap niteliği olduğu kabul dahi edilse, davacının başvuru ve kabulü olmadığı için bankanın indirimli faiz oranlarından faydalanamayacağını, kaldı ki davacının hiçbir şekilde bankaya başvurduğunu, indirimli veya sabit herhangi bir faiz oranını kabul ettiğini ve bu kabul dahilinde banka ile herhangi bir protokol, ek sözleşme akdettiğini ileriye sürmediğini,

6.Ayrıca, İcra Hukuk Mahkemesi dosyasından aldırılan bilirkişi raporuna dayanılırken hiçbir suretle dört aylık ödemenin tek kalemde bir ödeme mi yoksa parçalı bir ödeme mi olduğunun tartışma konusu yapılmadığını, davacı lehine indirimli faiz uygulaması kabul dahi edilecek ise de indirimli ve sabit faizin ancak tek kalem ödemelerde mümkün olabileceğini, kaldı ki uyuşmazlık konusu belgenin bir faiz indirimi kabulü olmadığını, iddiaların bankacılık uygulama ve teamülleri ile örtüşmediğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği hâlinde temyiz eden davalı ...Ş.'ye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906243700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.