6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi SPK'ya aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2293 E. 2022/1829 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Örtülü Kazanç Aktarımı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

sermaye piyasası

Gerekçe özeti

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi kapsamındaki örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler nedeniyle malvarlığı azaldığı ileri sürülen halka açık ortaklığın kendisinin bu tutarın iadesi için dava açma/takip yetkisi bulunmaz; bu yetki Kanun'un 94. maddesi uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır. Bu durumda şirket tarafından açılan davanın, dava şartı yokluğu (dava takip yetkisi) nedeniyle usulden reddedilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı itirazın iptali davasında zarar gören şirketin dava (takip) yetkisinin bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, SPK'nın 94. maddesinin şirketin maddi hukuktan kaynaklanan dava hakkını ortadan kaldırmadığını, SerPK 21/4 uyarınca zarar gören şirketin aktarılan tutarı kendisinin de talep edebileceğini, SPK'nın dava açma yetkisinin diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığının kabulü halinde SPK dava açmazsa zarar gören şirketin hakkını arama imkanının ortadan kalkacağını, mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesinde örtülü kazanç aktarımı yasağı düzenlenmiş, son fıkrasında kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıkların, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan aktarılan tutarın iadesini talep edeceği belirtilmiştir. Bu hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise Kanun'un 94. maddesinde düzenlenmiştir; 94/1 uyarınca Kurul, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen ortaklıklardan Kurulca belirlenen tutarın iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Ayrıca 94/2 atfıyla Kurul'un sermaye/malvarlığı azalmasına neden olan işlemler tespit edilirse tedbir alınmasını isteme, durumu ilgili mercilere intikal ettirme (m.92/1-a), iptal davası (üç ay/üç yıl) ve butlan/yokluk tespiti davası (beş yıl) açma yetkisi (m.92/1-b) ile ilgili diğer yetkileri (m.92/1-c) bulunmaktadır. Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, 21. madde kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır; örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmamaktadır; mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

6362 sayılı SerPK m.21 kapsamındaki örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı olarak zarar gördüğünü ileri süren halka açık ortaklığın, aktarılan tutarın iadesi için bizzat dava açma/takip yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin SerPK m.94 uyarınca münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğu yönündeki tespit açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
SerPK 21. maddesi kapsamındaki örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı olarak aktarılan tutarın iadesini talep etme davasını açma/takip etme yetkisi, zarar gördüğünü ileri süren ortaklığa değil, münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir; bu yetkinin bulunmaması dava şartı yokluğu (HMK 114/1-e, 115/2) oluşturur.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü kazanç aktarımı dava takip yetkisi dava şartı Sermaye Piyasası Kurulu'nun dava açma yetkisi itirazın iptali

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2293

KARAR NO 2022/1829

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/03/2022

NUMARASI 2022/179 Esas - 2022/201 Karar

DAVA

İtrazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/12/2022

Davanın usulden reddine verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili bankanın doğrudan ve dolaylı olarak ... hisselerinin yaklaşık olarak %70'ini elinde bulundurduğunu, müvekkili bankanın yönetim kurulunun 26.04.2013 tarih ve 1244/2614 sayılı kararıyla, banka iştirakİ ...'nun banka dışındaki ortakları üzerinde bulunan hisseleri satın almaya karar verdiğini, davalının 738.500 adet hissesinin 1,66-TL birim bedel karşılığında toplam 1.225.892-TL bedelle 06/09/2013 tarihinde satın alındığını, 26.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla 1 adet hissenin 1- TL nominal bedelden alım kararından yaklaşık 3 ay sonra 12.07.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla bu bedelin 1,69 TL olarak değiştirildiğinin SPK tarafından tespit edildiğini, hisse bedelinin SPK'nın onayı beklenmesinin ödendiğini,23.06.2014 tarihli yazı ile SPK'nın pay devrine onay vermediğini, SPK'nın tespiti ile davalı borçlunun 738.500 adet hissesine karşılık olarak ödenen 1,66-TL bedel yerine 1-TL nominal bedel üzerinden toplamda 738.500-TL bedel ödenmesi gerektiğinden, müvekkili bankanın 487.392-TL zarara uğratıldığını belirterek borçlu davalının İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline,%20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, banka tarafından banka dışında diğer hissedarların ...'daki beher hissesini en fazla 1,69 TL değerden satın alınmasına ilişkin alınan karardan sonra bazı hissedarların hissesini devrettiği gibi devretmeyen hissedarlar da olduğunu, bu durumun iddiaların mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, söz konusu hisse devir sözleşmelerinin geçerli olduğunun SPK'nın ve davacı tarafın da kabulünde olduğunu, hukuken geçerli bir sözleşmeye istinaden sözleşme serbestisi kapsamında imzalanan ve hayatın ticari akışına uygun olarak belirlenen değerde yapılan hisse devirlerinde usulsüzlük söz konusu olmadığını, davacı banka tarafından ...'nun değerinin lisanslı bir değerleme şirketine tespit ettirildiğini,örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edilmediğini, 6362 sayılı kanunun 21.maddesinde tahdidi olarak sayılan şartlar gerçekleşmediğinden davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, ayrıca davanın ancak SPK tarafından açılabileceğini belirterek davanın reddine, alacağın %20'sınden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Sermaye Piyasası Kanunun 94. Madde hükmünde açıkça ifade edildiği üzere, SerPK m.21 kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklar ile ilgili dava açma yetkisinin Sermaye Piyasası Kuruluna ait olduğu, kanun koyucunun, halka açık şirketlerde bu davayı açma hakkını açıkça Sermaye Piyasası Kurulu'na verdiği, ilgili şirketin insiyatifine bırakmak istemediği, bu nedenle müsnet davada, SerP.Kanununun 94. Maddesi uyarınca davacı müflis bankanın davalılardan dava konusu bedeli isteme yetkisi bulunmadığı,davacı ... Bankası A.Ş.'nin SPK ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, mahkemenin 2018/461 esas sayılı dosyasında Sermaye Piyasası Kanununun 94'üncü maddesi uyarınca müsnet davanın davalısı ile birlikte diğer davalılara aktarılan paranın bankaya iadesini talep etmiş olup, bu durumda da aynı nedenle SPK tarafından önce 2018/461 esas sayılı dosyadaki dava açıldığından ve bankanın istediği hukuki sonucu SPK 20/18/461 esas sayılı dosyada alabilecek durumdayken aynı istemle ilgili ikinci kez dava açıldığından işbu davanın bu kez davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacağı gerekçesiyle davanın, HMK'nin 114/1-e ve 115/2.

maddeleri uyarınca dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, SPK'nın 94. Maddesinin şirketin maddi hukuktan kaynaklanan dava hakkını ortadan kaldırmadığını, keza SPK'nın 21/4 maddesinde zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarı talep edebileceğinin yasal düzenlemeye bağlandığını, SPK'nın dava yetkisinin, diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığının kabul edilmesi halinde SPK'nın dava açması gerektiği ancak açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin yargı mercileri önünde hakkını araması imkanının ortadan kaldırılmış olacağını, SPK'ya dava açma hakkının verilmesinin nedeninin halka açık ortaklıklarda ortak olan küçük yatırımcıların şirketteki olası örtülü kazanç aktarımı olgusunu ortaya çıkarmaktaki güçlük olduğunu, dolayısıyla davada müvekkilinin davayı takip yetkisinin bulunmadığının sonucuna varılmasının yerinde olmadığını, yine iki farklı davacı tarafından açılan dava söz konusu olduğunda hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı müflis banka hakkında 01.01.2013 ile 03.02.2015 döneminde gerçekleştirilen sermaye piyasası aracı ihraçları ve yatırım hizmetleri ile ilgili SPK tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 15.12.2017 tarihli denetleme raporunda, davacı banka ile davalının bankanın iştiraki olan ...'daki davalının 738.500 adet hissesinin 1-TL nominal bedel yerine 1,66-TL birim bedel üzerinden toplam 1.225.892-TL bedelle satın alındığı, bu işlem sonucunda müflis bankanın 487.392-TL zarara uğratılırken davalının da aynı miktarda kazanç sağladığı, anılan pay devrinin örtülü kazanç aktarımı niteliğinde olduğunun tespiti üzerine SPK'nun 94. Maddesi kapsamında davalı ile birlikte aynı yöntemle kazanç aktarıldığı iddia edilen kişiler hakkında SPK tarafından bu kişilere aktarılan kazançların şirkete iadesine yönelik İstanbul Anadolu 4.

ATM'nin 2018/461 Esas sayılı davası açılmıştır.Örtülü kazanç aktarımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaklanmıştır.

Bu hükme aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Hükmün son fıkrasında ise "kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır." denilmiştir.Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise kanunun 94.

maddesinde düzenlenmiştir.Anılan 94/1 uyarınca Kurul; 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Ayrıca SerPK m. 94/2’de yapılan atıf gereği, Kurul’un, sermayenin veya malvarlığının azalmasına veya kaybına neden olan işlemleri tespit etmesi durumunda; ilk olarak 6102 sayılı TK hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir alınmasını ve öngörülen işlemlerin yapılmasını isteme ve gerekirse durumu ilgili mercilere intikal ettirme yetkisi bulunmaktadır (SerPK m.

92/1-a). Ayrıca Kurul tarafından, sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, Kurul'un tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin gerçekleşmesinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açma yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-b). Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerinin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgililerin görevden alınması, ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin atanması hususunda da Kurul yetkili kılınmıştır (SerPK m.

92/1-c). Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, Kanun'un 21. Maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır. Bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 29,50-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/89795 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1676 E. 2024/5490 K. · Onandı

Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'ndadır

Gerekçe özeti

6362 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki hukuka aykırılıklar bakımından dava açma yetkisi, aynı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir; malvarlığı azaldığı ileri sürülen şirketin kendisi bu davayı açamaz ve açtığı dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Emsal değeri

Örtülü kazanç aktarımından doğan alacak davasında aktif dava açma yetkisinin münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğu yönündeki holding, aynı nitelikteki uyuşmazlıklar bakımından emsal değer taşır; Yargıtay'ca onandığından bağlayıcılığı vardır.

Kavramlar: örtülü kazanç aktarımı dava takip yetkisi dava şartı halka açık ortaklık düzenleyici idari otorite

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/1676 E.  ,  2024/5490 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2293 Esas, 2022/1829 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/179 E., 2022/201 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın doğrudan ve dolaylı olarak ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (... GYO) hisselerinin yaklaşık olarak % 70'ini elinde bulundurduğunu, müvekkili bankanın yönetim kurulunun 26.04.2013 tarih ve 1244/2614 sayılı kararıyla, banka iştiraki şirketin banka dışındaki ortakları üzerinde bulunan hisseleri satın almaya karar verdiğini, davalının 738.500 adet hissesinin 1,66 TL birim bedel karşılığında toplam 1.225.892 TL bedelle 06.09.2013 tarihinde satın alındığını, 26.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla 1 adet hissenin 1,00 TL nominal bedelden alım kararından yaklaşık 3 ay sonra 12.07.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla bu bedelin 1,69 TL olarak değiştirildiğinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tespit edildiğini, hisse bedelinin SPK'nın onayı beklenmeksizin ödendiğini, 23.06.2014 tarihli yazı ile SPK'nın pay devrine onay vermediğini, SPK'nın tespiti ile davalı borçlunun 738.500 adet hissesine karşılık olarak ödenen 1,66 TL bedel yerine 1,00 TL nominal bedel üzerinden toplamda 738.500,00 TL bedel ödenmesi gerektiğinden, müvekkili bankanın 487.392,00 TL zarara uğratıldığını, buna ilişkin davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; banka tarafından banka dışında diğer hissedarların ... GYO 'daki beher hissesini en fazla 1,69 TL değerden satın alınmasına ilişkin alınan karardan sonra bazı hissedarların hissesini devrettiği gibi devretmeyen hissedarlar da olduğunu, bu durumun iddiaların mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, söz konusu hisse devir sözleşmelerinin geçerli olduğunun SPK'nın ve davacı tarafın da kabulünde olduğunu, hukuken geçerli bir sözleşmeye istinaden sözleşme serbestisi kapsamında imzalanan ve hayatın ticari akışına uygun olarak belirlenen değerde yapılan hisse devirlerinde usulsüzlük söz konusu olmadığını, davacı banka tarafından ... GYO' nun değerinin lisanslı bir değerleme şirketine tespit ettirildiğini, örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edilmediğini, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde tahdidi olarak sayılan şartlar gerçekleşmediğinden davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, ayrıca davanın ancak SPK tarafından açılabileceğini belirterek davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6362 sayılı Kanunun 94 üncü madde hükmünde açıkça ifade edildiği üzere, aynı kanunun 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklar ile ilgili dava açma yetkisinin SPK'ya ait olduğu, kanun koyucunun, halka açık şirketlerde bu davayı açma hakkını açıkça SPK'ya verdiği, ilgili şirketin insiyatifine bırakmak istemediği, bu nedenle müsnet davada, 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca davacı müflis bankanın davalılardan dava konusu bedeli isteme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili dilekçesinde özetle; 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin şirketin maddi hukuktan kaynaklanan dava hakkını ortadan kaldırmadığını, keza aynı kanunun 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarı talep edebileceğinin yasal düzenlemeye bağlandığını, SPK'nın dava yetkisinin, diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığının kabul edilmesi halinde SPK'nın dava açması gerektiği ancak açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin yargı mercileri önünde hakkını araması imkanının ortadan kaldırılmış olacağını, SPK'ya dava açma hakkının verilmesinin nedeninin halka açık ortaklıklarda ortak olan küçük yatırımcıların şirketteki olası örtülü kazanç aktarımı olgusunu ortaya çıkarmaktaki güçlük olduğunu, dolayısıyla davada müvekkilinin davayı takip yetkisinin bulunmadığının sonucuna varılmasının yerinde olmadığını, yine iki farklı davacı tarafından açılan dava söz konusu olduğunda hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, Mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, aynı kanunun 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisinin düzenleyici idari otorite olarak SPK'ya tanındığı, bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmadığı, Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı bankanın zararının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 incı maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 inci maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 21 inci ve 94 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı banka harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı banka'ya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.