İade | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2008 E. 2023/139 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki güvenlik ilkesi↗ genel zamanaşımı↗ tahsilat makbuzu↗ güveni kötüye kullanma↗ aldatma (hile)↗ istirdat davası↗ zamanaşımı başlangıcı↗ bedel iadesi↗ haksız fiil sorumluluğu↗ sermaye piyasası kanunu↗ zamanaşımı defi↗ ceza zamanaşımı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ haksız eylem↗ usuli kazanılmış hak↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sermaye artırımı↗ hile↗ hisse senedi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ tazminat davası↗ zamanaşımı def'i↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ oy yasağı↗ kazanılmış hak↗ dürüstlük kuralı↗ dolandırıcılık↗ ifa↗ garantörlük↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ içtihadı birleştirme kararı↗ istirdat↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ tebligat↗ sulh↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ husumet↗ e-defter↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/724 E. 2022/9584 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması; uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması; ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi; hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi; «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, Mehmet: Özel Hukukta Zamanaşım …
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile, neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:halka açık ortaklık · hükümsüzlüğün tespiti · müteselsil sorumluluk · hakkaniyet · yasal faiz
Benzer bu kararda… paş Group AG şirketi üzerinden yüksek kâr ile ve istenildiği zaman ödenen paranın iadesi vaadi ile davacının iradesini fesada uğrattığı, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmayıp davalıların para toplama eylemi de hukuka aykırılık taşıdığından «haksız fiil» kapsamında değerlendirildiği, davalı ...'ın, para toplama eylemini esasen yönlendiren kişilerin başında geldiği, haksız fiilden kaynaklı olarak davalı şirket ile müşterek ve «müteselsilen sorumlu» olduğu, «zamanaşımı» süresinin başlangıç tarihi olarak taraflar arasındaki sözleşme tarihinin esas alınmasının «hakkaniyetle» bağdaşmadığı, işbu dosya ile beraber emsal mahiyetteki dosyalarda, davacıların davanın açıldığı tarihe kadar taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin sahih bir ilişki olduğu kanaatinde oldukları, zamanaşımı itirazının kabul görmediği, 7194 sayılı Kanunla eklenen geçici 4. maddede belirtilen “pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar” ibaresi dikkate alındığında davalı şirketlerin pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan «halka açık ortaklık» statüsünde olmakla birlikte söz konusu şirketlerin paylarının borsada işlem görmediği, davalı şirketlerin kanunun kapsamına girmediği, yasa hükmünün dava konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının ve kurulan yatırım ilişkisinin «hükümsüzlüğünün tespitine», 24.000 CHF karşılığı 59.445,60 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2015 E. 2023/118 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, ...: Özel Hukukta Zamanaşımı, …
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Menfi tespit | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2024 E. 2023/93 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, ...: Özel Hukukta Zamanaşımı, …
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «anonim şirket» ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» sürelerinin dolduğunu, davalı ...'ın «uyuşmazlık konusu» olaydan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık · mevduat hesabı · kamu düzeni · uyuşmazlık konusu · anonim şirket
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «anonim şirket» ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» sürelerinin dolduğunu, davalı ...'ın «uyuşmazlık konusu» olaydan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» yönünden kabulü ile euro para birimi ibaresinin hükümden çıkarılması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne, davacılardan ... için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacılardan ... için 30.000 CHF, davacı ... için 31.000 CHF'nin dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının euro para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/360 E. 2022/9525 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması; uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması; ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi; hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi; «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, Mehmet: Özel Hukukta Zamanaşım …
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile, neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3508 E. 2023/89 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, ...: Özel Hukukta Zamanaşımı, …
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2006 E. 2023/92 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, ...: Özel Hukukta Zamanaşımı, …
Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «anonim şirket» ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» sürelerinin dolduğunu, davalı ...'ın «uyuşmazlık konusu» olaydan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında olduğunu bu nedenle karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · anonim şirket · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «anonim şirket» ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» sürelerinin dolduğunu, davalı ...'ın «uyuşmazlık konusu» olaydan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında olduğunu bu nedenle karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7308 E. 2022/9551 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması; uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması; ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi; hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi; «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, Mehmet: Özel Hukukta Zamanaşım …
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile, neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Menfi tespit | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6082 E. 2023/85 K.
Ortak:hukuki güvenlik ilkesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ifa · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle borçlunun «zamanaşımı» defini ileri sürmesi «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı sürece «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da «ifa» dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, «hukuki güvenlik ilkesi» ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, Mehmet: Özel Hukukta Zamanaşım …
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «anonim şirket» ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» sürelerinin dolduğunu, davalı ...'ın «uyuşmazlık konusu» olaydan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7194 sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında olduğunu bu nedenle karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harca esas değer · mevduat hesabı · uyuşmazlık konusu · anonim şirket · geçersizlik · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; «anonim şirket» ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» sürelerinin dolduğunu, davalı ...'ın «uyuşmazlık konusu» olaydan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7194 sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında olduğunu bu nedenle karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacak talebinin yabancı para üzerinden olduğunu, «harca esas değerin» karışıklılık olmaması adına TL cinsinden karşılığının belirtildiğini, hükmün 52.000,00 CHF'nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizle birlikte tahsili gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davaya konu hisselerin devrine ilişkin hisse devir kabul sözleşmesi ile yapılan sözleşmenin «geçersizliği» nedeniyle davacıyla davacı ile davalılar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bu nedenle 52.000,00 CHF karşılığı olan 100.313,20 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ile birlikte davalılardan müşterek …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2008 E. , 2023/139 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki ortak olmadığının tespiti ve ödenen hisse bedellerinin iadesi talepli davada bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.01.2023 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, müvekkillerinden yatırılan paranın tamamının geri alınabileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile "Yimpaş Group AG Taahütname" ve "Yimpaş Group AG Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi" adında birer adet belge ve Yimpaş Group AG'ye ait iki adet tahsilat makbuzu karşılığı toplam 50.190,00 CHF tahsil ettiğini, davalı ...'ın Yimpaş grubu tüm şirketlerin ve İsviçre'de kurulu Yimpaş Group AG'nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, Yimpaş grubu şirketlerin genel olarak birbirine ortak olup yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğunu, malvarlıklarının birbirine karıştırıldığını, kurulan sistemle binlerce yatırımcının dolandırılarak haksız çıkar sağlandığını ileri sürerek 50.190,00 CHF karşılığı 125.464,96 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i, hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, müvekkilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ...'ın yabancı şirkette sahip olduğu hisseleri 01.01.2001 tarihinde diğer davacıya devretmiş olması nedeniyle her iki davacının da müvekkilinden bir talepte bulunamayacağını, davacıların müvekkili şirketin ortağı olmadığını, müvekkili ... hakkında ileri sürülen iddiaların dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar:
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/136 E., 2015/726 K. sayılı kararı ile iddialar yasal delillerle ispatlanamadığı gibi zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin de geçtiği, pay sahibince verilen sermayenin geri istenemeyeceği, yurt dışında kurulan yabancı şirket ile davacı şirket arasında hukuki bir irtibatın bilirkişilerce tespit edilemediği, davalı ...'ın haksız eylemine ilişkin iddianın yasal delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.03.2016 tarih, 2015/15342 E. ve 2016/2882 K. sayılı kararıyla “...Davalıların yurt dışında kurulu şirket adına para toplayarak bu paraları Türkiye'deki Yimpaş grubu şirketlere aktardıkları iddia olunup dava, organize haksız fiilden kaynaklanan alacak(istirdat) davası olduğuna ve gerek yabancı devlet kurumları raporları gerekse bilirkişi incelemesiyle Yimpaş Group AG ile Türkiye'de muhkim Yimpaş Grubu şirketler arasında ikraz sözleşmeleriyle Türkiye'deki muhkim Yimpaş Grubu şirketlere para akışı sağlandığı sabit olduğuna göre, artık bu aşamadan sonra davacıların zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken SPK, TBMM, MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi" gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 14.02.2019 tarih, 2018/91 E. ve 2019/142 K. sayılı kararı ile davacının vaki zararından haksız fiil hükümleri çerçevesinde ikraz sözleşmeleri de dikkate alınarak davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 125.464,96 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 27.10.2020 tarih, 2019/1876 E. ve 2020/4507 K. sayılı kararı ile mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulü ile 125.464,96 TL'nin dava tarihi olan 27.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a) Davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
b) Davacının iradesini fesada uğratan haller bulunmadığı gibi haksız fiilin şartlarının da mevcut olmadığı,
c) Ortada geçerli bir şirket ortaklığı bulunduğu,
d) Zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiği,
e) Ceza zamanaşımının uygulanamayacağı,
f) Davalı ...’ın sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taleplerinin yabancı para üzerinden olup uygulanacak faizin de 3095 Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 4/a maddesine göre verilmesi gerektiğini, mahkemece Türk Lirasına hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ile geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığı iddiasıyla davalılara verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu ve devamı maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 41, 55 ve 60 ıncı maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 ve 336 ncı maddeleri, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 102 nci madesinin 4 üncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin 2 nci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin davalı şirket hakkında 7194 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz itirazının reddi gerekir.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir.
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir.
4.Bir hakkın belli bir süre içinde ileri sürülememesi sebebiyle dava yoluyla elde edilebilme imkanının kalmaması veya kanunda öngörülen sürenin geçmesi sonucu bir hakkın kullanılmasının mümkün olmaması zamanaşımı kurumunu ifade etmektedir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lügatı, C. I, Ankara 2021, s. 1244). Zamanaşımı, borçluya borcunu ödememe imkanını veren ayrıca alacaklıyı alacağını zamanında istemeye teşvik eden bir kurumdur. Başka bir deyişle zamanaşımı kurumu hukuki güvenlik ilkesinin bir sonucu olarak alacaklıyı alacağını zamanında ileri sürmeye zorlamaktadır. Zira alacaklının alacağını kanunda öngörülen süre içerisinde ileri sürmeyip hareketsiz kalması, alacağın tahsili için ciddi bir iradeye sahip olunmadığı hususunda borçluda bir güven uyandırır.
5. Zamanaşımı bir maddi hukuk kurumu olmadığından borcu sona erdiren değil, var olan bir hakkın talep edilmesini engelleyen bir savunma aracıdır. Bu niteliği itibarıyla da zamanaşımı alacağın varlığını değil, talep edilebilirliğini ortadan kaldırır. Başka bir deyişle kanunun öngördüğü zamanaşımı süresinin dolması, hakkın varlığını sona erdirmemekte fakat dava yoluyla hakkın ileri sürülmesi durumunda borçlunun bir karşı hakka (defi hakkına) dayanarak ileri sürülen hakkı sürekli olarak engellemesi söz konusu olmaktadır. Borçlu, zamanaşımı defini ileri sürerek alacak hakkı zamanaşımına uğradığı için edimi ifa etme zorunda olmadığını ifade etmektedir. Bununla birlikte eğer davalı zamanaşımı defini ileri sürmezse hakim bu durumu resen nazara alamayacak ve şartlar mevcutsa alacağa hükmedebilecektir.
Ancak zamanaşımı defini ileri süren tarafın bu hakkını dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde kullanmaması gerekir. Aksi halde hakkın kötüye kullanılması sözkonusu olur. Başka bir deyişle borçlunun zamanaşımı defini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece hakkın kötüye kullanılması yasağı gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s.
65) .
6. Zamanaşımı süreleri genel olarak yalnızca alacak hakları için öngörülmüş olup bu hakların zamanaşımı sürelerine tabi tutulmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da ifa dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, hukuki güvenlik ilkesi ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, Mehmet: Özel Hukukta Zamanaşımı, İstanbul 2010.
s.
16. )
7. 818 sayılı Kanun, 11.01.2011 tarihinde kabul edilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 647 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 6098 sayılı Kanun ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanım hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden haşlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur” hükmünü haizdir.
Buna göre 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Haksız fiilden doğan tazminat davasının tabi olduğu zamanaşımı süreleri ve başlangıçları 818 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde genel zamanaşımı hükümlerinden ayrı olarak düzenlenmiştir. Zamanaşımı sürelerinin ve başlangıçlarının düzenlendiği 818 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin ilk iki fıkrası; “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazam olan tarafın zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.” şeklinde düzenleme içermektedir.
8. Görüldüğü üzere 818 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde haksız fiillerle ilgili olarak üç farklı zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bunlardan ilki zarar görenin zararı ve faili (sorumlu kişiyi) öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan bir yıllık zamanaşımı süresidir. Bir yıllık sürenin işlemeye başlaması açısından “öğrenme” ölçütü esas alınmış, bu ölçüt hem zarar hem de fail açısından aranmıştır. Bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresi bu iki husustan hangisi daha sonra öğrenilmişse o hususun öğrenilme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Başka bir deyişle bu iki hususun birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup sadece birinin öğrenilmesi zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli olmamaktadır.
Bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı öğrenme gibi subjektif bir ölçüte bağlı olduğundan, bu süre öğreti ve uygulamada “nispi zamanaşımı süresi” olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan bir yıllık sürenin başlaması bakımından zararın öğrenilmiş sayılması için zararın varlığını, niteliğini ve temel unsurlarını belirleyecek bilgilerin dava açacak derecede öğrenilmiş olması yeterlidir.
9. 818 sayılı Kanun'un 60 ncı maddesi ile öngörülen zamanaşımı sürelerinden ikincisi ise bir yıllık nispi zamanaşımı süresini, herhalde zarar verici fiilin gerçekleştiği (vuku bulduğu) tarihten itibaren on yıl ile sınırlandıran on yıllık zamanaşımı süresidir. On yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı objektif nitelikte olan zarar verici fiilin gerçekleştiği tarihtir. Bununla birlikte eğer zarar verici fiil süregelen bir nitelik taşıyorsa on yıllık zamanaşımı süresinin de fiilin tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlaması gerekir. On yıllık zamanaşımı sürenin başlangıcı haksız fiilin gerçekleştiği (veya tamamlandığı) tarih gibi objektif bir ölçüte bağlı olduğundan, bu süre öğreti ve uygulamada “mutlak zamanaşımı süresi” olarak adlandırılmaktadır.
On yıl içinde zarar ve sorumlu kişi öğrenilemediği için bir yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlamamış olsa dahi haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmişse tazminat davası açma hakkı zamanaşımına uğrar. Buna karşılık on yıllık süre içinde zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre dolmuşsa artık azami nitelikteki on yıllık mutlak zamanaşımı süresinin bir önemi kalmaz, bir yıllık süre dolduğunda zamanaşımı gerçekleşmiş olur. (Havutçu, Ayşe: Haksız Fiil Sorumluluğunda Zamanaşımı Sürelerinin Başlangıcı, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, C.12, s.
58. )
10. Görüldüğü üzere bir yıllık zamanaşımı süresi ile on yıllık zamanaşımı süresi arasındaki en önemli fark sürelerin başlama anlarıdır. Bir yıllık zamanaşımı süresi zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlarken on yıllık zamanaşımı süresi zararın ve failin öğrenilip öğrenilmediğine bakılmaksızın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Zararın sonradan meydana gelmesi de sürenin işlemeye başladığı anı değiştirmemektedir.
11. 818 sayılı Kanun'un 60 ncı maddesi ile öngörülen zamanaşımı sürelerinden bir diğeri ise ceza davası zamanaşımı süresidir. Buna göre cezayı gerektiren haksız fiiller bakımından ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüşse tazminat talepleri için de bu zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Ancak haksız fiillere ceza kanunlarındaki zamanaşımının uygulanabilmesi için haksız fiilin cezalandırılabilir olması ve bu fiil için ceza kanunlarında öngörülen zamanaşımının haksız fiillere uygulanan nispi veya mutlak zamanaşımından uzun olması gerekmektedir. Buradaki ceza kanunlarındaki zamanaşımı ifadesinden anlaşılması gereken ise ceza kanunlarındaki dava zamanaşımıdır. Zira 818 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının düzenlenme amacı, ceza yargılaması yapılabildiği sürece aynı fiilden kaynaklanan zararların tazmininin istenebilmesidir.
Bir fiilin ceza yargılamasına konu olup olmamasında belirleyici olan süre ise dava zamanaşımı süresidir.
12. Haksız fiil olarak nitelendirilen davranışlar içerdikleri hukuka aykırılık ve kusur unsurlarına bağlı olarak ceza kanunlarına göre de suç teşkil edebilirler. Dolayısıyla aynı davranış hem ceza yargılamasının hem de tazminat davasının konusunu oluşturabilir. 818 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile fail, hukuka aykırı bir fiilinden dolayı ceza kanunlarına göre cezalandırılabildiği sürece bu fiil nedeniyle uğranılan zararın telafisi de failden istenebilir. Gerçekten de fail için daha ağır sonuçlar doğuran ceza yargılamasına izin verilirken aynı fiil nedeniyle faile karşı tazminat davası açılamaması yerinde olmayacaktır.
13. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız fiilin faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir. Bu nedenle tazminat davasına bakan hakim zamanaşımı defi ile karşılaştığında, davanın esasına girmeden önce fiilin cezayı gerektirir bir fiil olup olmadığını ceza hukuku ilkelerine göre kendisi değerlendirecek, fiilin suç niteliğinde olduğu kanaatine ulaşırsa ceza zamanaşımını dikkate alacaktır (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Sermet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s.
723.)
14. Hemen belirtilmelidir ki ceza davası zamanaşımı süresinin başlangıcı 818 sayılı Kanun hükümlerine göre değil, ceza kanunu hükümlerine göre belirlenir. Buna göre ceza davası zamanaşımının uygulandığı durumlarda zamanaşımı süresi, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren değil, suç teşkil eden fiilin işlendiği (veya fiilin tamamlandığı) tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Ceza kanunu hükümleri, sadece ceza davasının zamanaşımının süresi ve başlangıç noktası bakımından uygulanacak olup zamanaşımın durması ve kesilmesine ilişkin nedenler ve sonuçları hakkında 818 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır (Antalya, O. Gökhan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. II, İstanbul 2017, s. 515).
15. Ceza davası zamanaşımı süresinin amacı gözetildiğinde, daha uzun olmak şartıyla bu sürenin hem bir yıllık nispi zamanaşımı süresi hem de on yıllık mutlak zamanaşımı süresi açısından uygulanması gerekir. On yıldan fazla ceza davası zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu bir durumda artık nispi ve mutlak zamanaşımı süresi dikkate alınmayacaktır. Bu durumda ceza davası zamanaşımı süresi hem bir yıllık nispi zamanaşımı süresinin hem de on yıllık mutlak zamanaşımı süresinin yerini alacak, tazminat davası en geç bu sürenin sonuna kadar açılabilecektir. Öte yandan ceza davası zamanaşımı süresi bir yıllık nispi zamanaşımı süresinden uzun ancak on yıllık mutlak zamanaşımı süresinden kısa ise bu durumda sadece nispi zamanaşımı süresinin yerine uygulanma imkanına sahip olacaktır.
(Tekinay/Akman Burcuoğlu/Altop, s. 725.). Zarar gören, zarar ve faili ne zaman öğrenmiş olursa olsun on yıllık mutlak zamanaşımı süresinin geçmemiş olması şartıyla ceza davası zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecektir. Bununla birlikte ceza davası zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi zarar gören on yıllık mutlak zamanaşımı süresi içerisinde zarar ve faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan bir yıllık nispi zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecektir.
16. Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere davalı şirket hakkında düzenlenen Sermaye Piyası Kurulu (SPK) raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Yimpaş Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kâr ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında Yozgat 2.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/253 E. sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.06.2007 tarihli ilamı ile onanmış, Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/121 E. sayılı dosyasında SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açılmış, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları Yargıtay 7. Ceza Dairesinin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/188 E., 2011/475 K. sayılı dosyasında ise davalı şirket yöneticileri hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan İsviçre Federal Soruşturma Hakimliğince yapılan ihbar üzerine kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yöneticilerinin İsviçre'de bulunan Yimpaş […]G.'ye ait paraları davalı şirkete ve Yimpaş Grubu şirketlerine aktardıklarından bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan netice itibarıyla 5 yıl hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2012 tarihli tebliğnamesine göre hükmün onanmasının talep edildiği ancak Yargıtay 15.
Ceza Dairesinin 28.03.2012 tarihli ve 2012/721 E. ve 2012/33114 K. sayılı bozma ilamı ile tüm sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
17. Bu itibarla davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu ve dosyaya ibraz edilen hisse senedindeki 01.01.2001 tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar vekilinin davalı şirket hakkında 7194 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz itirazının REDDİNE,
2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/894598800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz