6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Peşin harç alınmadan görülen davada kararın kaldırılıp yeniden hüküm kurulması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1378 E. 2023/50 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi ve Üye İşyeri Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İlk derece mahkemesince davacı banka harçtan muaf olmadığı halde peşin harç alınmadan davanın görülmüş olması kamu düzenine ilişkin bir eksiklik olup, bu eksikliğin istinaf aşamasında tamamlattırılması kararın kaldırılıp yeniden hüküm kurulmasını gerektirir. Kefalet sözleşmesi ve kefalet şerhinde açıkça atıf yapılmayan başka bir sözleşmeden (üye işyeri sözleşmesi) doğan borç, müşterek borçlu müteselsil kefilin sorumluluk kapsamına girmez; kefaletin kapsamı sözleşme metni ve şerhle sınırlıdır. Bilirkişi raporundaki hesaplama hatası, talep edilen ve aleyhe istinaf edilmeyen tutarı aşmıyorsa sonuca etkili sayılmaz; icra takibinde talep edilen miktarla bağlılık ilkesi esas alınır. Hükümde faiz oranına ilişkin çelişkili/belirsiz ibareler bulunması halinde, esas alınan sabit oranın korunması amacıyla belirsizlik yaratan ibare re'sen hükümden çıkarılabilir.

Ele alınan sorunlar

Peşin harç alınmadan davanın görülmüş olması → kabul

Gerekçe: Davacı banka harçtan muaf olmadığı halde, ilk derece mahkemesince peşin harç alınmadan davanın görüldüğü ve bu durumun kamu düzenine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu eksiklik nedeniyle, davacı vekiline mehil verilerek nispi karar ve ilam harcı tamamlattırılmış; ancak esasa etkili bu usuli eksiklik nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, borçlu şirket ile üye işyeri sözleşmesi imzalandıktan sonra risk bakiyesi nedeniyle genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalının kefaletinin bu nedenle üye işyeri sözleşmesini de kapsadığını, dolayısıyla davalının bu borçtan da sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalandığı, kefaletnamenin genel kredi sözleşmesinin eki olduğunun yazıldığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı, kefilin üye işyeri sözleşmesinde kefalet imzası da bulunmadığı görülmekle, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin davalının üye işyeri kapsamında doğan borçtan da sorumlu olduğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Bilirkişi raporundaki hesaplama hatasının sonuca etkisi ve talep tutarıyla bağlılık → ret

Gerekçe: Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, hesaplama yapılan dönemin icra takip dosyasının yetkili icra dairesine gönderildiği tarihe ilişkin olduğu, takibin daha evvelki bir tarihte başladığı; bu nedenle hesaplamada maddi hata bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi kararında, davacının takip talebindeki işlemiş faiz ve BSMV taleplerinin tümü kabul edilerek itirazın iptaline karar verildiğinden, işlemiş faiz bakımından reddedilen bir miktar bulunmamakta ve hüküm bu yönüyle davalı tarafça istinaf edilmemiştir. Bu durumda icra dosyasında talep olunan 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV ve 220 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerekmekte olup, bilirkişi raporundaki hesaplama hatası sonuca etkili olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temerrüt faizi oranına ilişkin hükümde belirsizlik yaratan ibarenin çıkarılması → kısmi kabul

Gerekçe: İtirazın kısmen iptaline karar verilirken işleyecek faiz bakımından %72 oranında faiz işletilmesine karar verilmiş iken, hükümde ayrıca yer alan 'TCMB faiz oranları gereği değişen oranlarda faiz işletilmesi' ibaresinin hükümde belirsizlik yarattığı anlaşıldığından, bu ibarenin re'sen hükümden çıkarılmasına ve itirazın iptaline karar verilen asıl alacağa sabit olarak %72 oranında temerrüt faizi ile %5 BSMV işletilmesine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kefalet sözleşmesi ve şerhinde atıf bulunmayan başka bir sözleşmeden doğan borcun kefil tarafından üstlenilmiş sayılamayacağına ilişkin tespit (yansıma yoluyla benimsenen ilk derece gerekçesi) ve peşin harç alınmaksızın görülen davada kararın bu nedenle kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerektiğine ilişkin özgün tespit, bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali müşterek borçlu müteselsil kefil genel kredi sözleşmesi üye işyeri sözleşmesi kefaletin kapsamı peşin harç kamu düzeni temerrüt faizi bilirkişi raporu maddi hatası talep ile bağlılık

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1 · BK — BK 484

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1378

KARAR NO 2023/50

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2017

NUMARASI 2013/416 Esas 2017/1251 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/01/2023

Dairemizce verilen hükmün Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; dava dışı ... şirketi ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının da sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalıya ihtarname tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, müvekkili ile şirket arasındaki üye işyeri sözleşmesi kapsamında da davalının borçtan sorumlu ve istenen temerrüt faizi oranının yasaya uygun olduğunu, takibin davalının itirazı nedeniyle durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalının üye işyeri sözleşmesinde imzasının bulunmaması ve tutar artırımının pos alacağından kaynaklanan borca ek teminat olarak alındığına dair ibare bulunmaması nedeniyle davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmayıp genel kredi sözleşmesi gereğince oluşan borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ,itirazın 175.774,09TL alacak için iptaline , 149. 957,71TL asıl alacağa % 72 oranında ve TCMB faiz oranları genelgeleri uyarınca değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine ,asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ,fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; borçlu şirket ile üye işyeri sözleşmesi imzalandıktan sonra risk bakiyesi nedeniyle genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalının kefaletinin alındığını, dolayısıyla kefaletin üye işyeri sözleşmesini kapsadığını, bu nedenle davalının bu borçtan da sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

SÜREÇ VE GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesi ve üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2018/1893 Esas, 2020/958 karar sayılı 8.10.2022 tarihli ilam ile "Dosya kapsamında mevcut delillerden; davacı banka ile dava dışı ... arasında 06.08.2009 tarihli üye işyeri sözleşmesi ve 20.10.2010 tarihli 750.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi aktedildiği, davalının genel kredi sözleşmesine dayalı kefalet şerhini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, tahakkuk eden borçların ödenmemesi üzerine hesabın genel kredi sözleşmesi borcu yönünden 04.11.2011 tarihinde, üye işyeri sözleşmesi borcu yönünden ise 14.11.2011 tarihinde kat edilerek davalıya kat ihtarnamesi gönderildiği, davalı kefile gönderilen üye işyeri sözleşmesi kat ihtarının 15.11.2011 tarihinde, genel kredi sözleşmesi kat ihtarının ise 02.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla davalı kefilin sırasıyla 16.11.2011 ve 03.12.2011 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, genel kredi sözleşmesinde faiz oranına ilişkin hüküm bulunmadığı, ancak sözleşmenin 53.

maddesi dikkate alındığında banka tarafından Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranı olan %36 oranının uygulanması gerektiği, banka tarafından sözleşme tarihi itibariyle faiz oranlarının belirlendiği genel mektupta temerrüt halinde Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağının belirtildiği, dolayısıyla genel kredi sözleşmesi bakımından temerrüt faiz oranının %72 olduğu tespit edilmiştir.Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir.

Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Somut olayda davalı kefil takip öncesinde temerrüde düşürülmüş olmakla, asıl borç ile birlikte kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacaktır. Borcun ödenmemesi halinde alacağın muaccel olduğu tarihten müşteriye ihtarda belirtilen süre sonuna kadar Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının, temerrüt tarihinden itibaren ise banka tarafından düzenlenen genel mektupta tespit edilen en yüksek cari faiz oranını %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu kapsamda yapılan hesaplamada;

davacının genel kredi sözleşmesine dayalı alacağı 284.558,23- TL olup, yapılan toplam 134.600,52 TL ödemenin düşülmesi sonucunda 27.12.2011 tarihi itibariyle 149.957,71 -TL alacak aslı kaldığı sabittir. Mahkemece de bu miktar asıl alacağa hükmedilmiştir.Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda bu miktara takip tarihi olan 24.01.2013 tarihine kadar geçen süre için 394 gün %72 oran üzerinden temerrüt faiz tutarı 55.784,26 TL olduğu hesaplanmış ise de bu hesaplama maddi hataya dayalı olup ,bilirkişi tarafından hesaplama yapılan dönem icra takip dosyasının yetkili icra dairesine gönderildiği tarih olup takip daha evvel ki tarihte başlamıştır.Verilen hüküm ile davacının takip talebindeki işlemiş faiz ve bsmv taleplerinin tümünün kabul edilerek itirazın iptaline karar verildiği işlemiş faiz bakımından red edilen bir miktar bulunmadığı ,hükmün davalı tarafından bu yönüyle istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporunda ki hesaplama hatası sonuca etkili olmamış,icra dosyasında talep olunan, 24.377,50- TL işlemiş faiz, 1.218,88- TL BSMV ve 220- TL ihtiyati haciz vekalet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerekmektedir.

Asıl alacak tutarı 149.957,71 -TL ilavesiyle toplam alacağın 175.774,09- TL olduğu,fazla alacak iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan davacı tarafından davalının üye işyeri sözleşmesi kapsamında da kefalet sorumluluğu olduğu davacı tarafça ileri sürülmüşse de, kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte 20.10.2010 imzalandığı ,kefaletnamenin genel kredi sözleşmesinin eki olduğunun yazıldığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesinde kefalet imzası bulunmadığı görülmekle, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün olmadığından davacı vekilininin davalının üye işyeri kapsamında doğan borçtan da sorumlu olduğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yapılan hesaplara göre 27.12.2011 tarihi itibariyle kalan asıl alacağa hükmedilmesinde ise bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla ,ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir."denilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2020/7817 esas, 2022/3121 karar sayılı 19.4.2022 tarhli ilamı ile "1-Davacı banka harçtan muaf olmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu durum kamu düzenine ilişkin olduğundan; Bölge Adliye Mahkemesine ilişkin hükmün bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir."denilerek başvurunun esastan reddine ilişkin karar bozularak dosya Dairemize iade edilmiştir. Dairemizce, bozma ilamına uyulmuş olup, davacının peşin istinaf harcı yatırdığı ancak, ilk derece mahkemesince de peşin harç alınmadığı anlaşılmakla davacı vekiline mehil verilerek nispi karar ve ilam harcı tamamlanmıştır. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği, peşin harç tamamlanmış olup peşin harç alınmadan davanın görüldüğü anlaşılmakla bu eksiklik nedeniyle kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm verilmesine, hükmün esası bakımından ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, üye işyeri sözleşmesinde davalının kefaleti bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinin eki olan kefaletname nedeniyle sorumlu olduğu tutarın genel kredi sözleşmesine ilişkin olarak icra dosyasında talep olunan, 24.377,50-TL işlemiş faiz, 1.218,88-TL BSMV ve 220-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerektiği, bilirkişi raporu hesaplamasında maddi hata bulunduğu, takibin ilk olarak İstanbul ...İcra Müdürlüğünde 17.1.2012 tarihinde başlatıldığı, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle itirazın iptali davasının usulden reddi nedeniyle 24.1.2013 tarihinde İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ...

esasını aldığı, bilirkişi ek raporunda 27.12.2011-24.1.2013 tarihleri arasında 124.075,01-TL faiz ve BSMV hesaplandığı ancak bu hesaplamanın 27.12.2011 tarihinden takibin yetkili icra dairesine gönderilmesine kadar olan süreyi teşkil ettiği, bu miktar dışında kalan işlemiş faiz ve BSMV'nin 22.673,40-TL hesaplandığı, ilk derece mahkemesince bu miktarı aşan tutarda 24.377,50-TL işlemiş faiz, 1.218,88- TL BSMV'ye hükmedildiği ve bu miktarın aleyhe istinaf olmadığından kesinleştiği, takipde talep olunan faiz, BSMV ve vekalet ücreti toplamına asıl alacak tutarı 149.957,71-TL ilavesiyle toplam alacağın 175.774,09-TL miktar ile davalının sorumlu olduğu sonucuna varılarak itirazın kısmen iptaline takibin bu miktarla devamına fazla istemin reddine ,işleyecek faiz bakımından ise %72 oranında faiz işletilmesine karar verilmiş iken " TCMB faiz oranları gereği değişen oranlarda faiz işletilmesi"ne ilişkin ibare hükümde belirsizlik yararttığından resen hükümden çıkartılmasına ,itirazın iptaline karar verilen asıl alacağa %72 oranında temerrüt faizi %5 bsmv işletilmesine karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamına uyularak yeniden hüküm verildiğinden Yargıtay HGK nun 2021/96 esas 2021/205 karar sayılı, 4.3.2021 tarihli ilamı gereği taraflar yararına istinaf duruşma vekalet ücreti takdir edilmemiştir.

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2017 Tarih 2013/416 Esas 2017/1251 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulü ve davalının davaya konu İstanbul Anadolu 4.İcra Dairesinin 2013/1272 esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 149.957,71-TL asıl alacak, 24.377,50-TL işlemiş faiz, 1.218,88-TL BSMV, 220-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 175.774,09-TL toplam alacak üzerinden devamına, asıl alacağa %72 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV işletilmesine, fazla istemin reddine,%20 oranda hesaplanan 29.991,54-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gereken 12.007,13- TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan (24,30-TL başvuru harcı mahsup edilmiştir.) 9.864,15-TL peşin harcın mahsubuyla kalan 2.142,98‬-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 9.888,45-TL peşin harcın davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,Davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13(1) mad.

uyarınca takdir edilen 27.366,11-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacı tarafça yapılan 124-TL on adet tebligat gideri, 0,60 TL dosya masrafı, 1.350-TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.474,60-TL yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 443-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 245,35-TL posta masrafının davanın kabulü oranında hesaplanan 75-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına, Dair, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde tarafların/vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK’nun 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/89356 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1407 E. 2024/56 K. · Onandı

Kredi sözleşmesi kefilinin üye işyeri borcundan sorumsuzluğu

Gerekçe özeti

Kefilin sorumluluğu imzaladığı kefalet sözleşmesinin kapsamıyla sınırlıdır; kefalet sözleşmesinde ve kefalet şerhinde başka bir sözleşmeye (üye işyeri sözleşmesine) atıf ve o sözleşmeden doğan borçtan sorumluluğa ilişkin bir hüküm yoksa, aynı taraflar arasında olsa dahi o sözleşmeden kaynaklanan borçtan kefil sorumlu tutulamaz; kefilin sorumluluğu icra takibinde kredi sözleşmesine ilişkin olarak talep edilen tutarla bağlıdır. Ayrıca bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle o yönlerin yeniden incelenmesi mümkün değildir; hükümde belirsizlik yaratan faiz ibaresi ise re'sen hükümden çıkarılır.

Emsal değeri

Kefalet sözleşmesinde ve kefalet şerhinde atıf bulunmadıkça kefilin başka bir sözleşmeden doğan borçtan sorumlu tutulamayacağı ve bozmaya uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hakkın yeniden incelemeye engel olduğu yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: müşterek borçlu ve müteselsil kefil kefaletin kapsamı üye işyeri sözleşmesi usuli kazanılmış hak itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/1407 E.  ,  2024/56 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1378 Esas, 2023/50 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile dava dışı Bamtur Tur. Org. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi borçlularına gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, dava dışı şirket ile davacı arasında üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, üye işyeri sözleşmesinin teminatı olarak da genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, üye işyeri sözleşmesinin 3.2.10 maddesinde üye işyerinin sözleşmenin teminatı olarak bankaca uygun görülecek teminatı vermeyi kabul ettiğinin düzenlendiği, kredi sözleşmesinin 18.

maddesinde ise kefilin asıl borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tutarlar için kefalet verdiğinin düzenlendiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2017 tarih, 2013/416 E. ve 2017/1251 K. sayılı kararında, davalının genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmediği iddia edilen alacak için de davalının sorumlu olduğu iddia edilerek bu iki alacağın toplamı üzerinden icra takibinin yapıldığı, davalının genel kredi sözleşmesinden ... borç için davacıya toplam 175.774,09 TL alacak ile %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizinden sorumlu olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen üye işyeri sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığı, post alacağı ve genel kredi sözleşmesi arasında illiyetin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün 2013/1272 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL faizin %5 gider vergisi, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacak üzerinden %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüd faizi ile devamına, davacının fazlaya ilişkin 404.076,50 TL asıl alacak isteminin reddine, 149.957,71 TL asıl alacağın %20 oranındaki 29.991,54 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2020 tarih, 2018/1893 E. ve 2020/958 K. sayılı kararında; hükmün davalı tarafından istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporundaki hesaplama hatasının sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından, davalının üye işyeri sözleşmesi kapsamında da kefalet sorumluluğunun olduğu ileri sürülmüşse de kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalandığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 19.04.2022 tarih, 2020/7817 E. ve 2022/3121 K. sayılı kararı ile; davacı banka harçtan muaf olmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle re'sen bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının üye işyeri sözleşmesinde kefaletinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinin eki olan kefaletname nedeniyle sorumlu olduğu tutarın genel kredi sözleşmesine ilişkin olarak icra dosyasında talep olunan, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV ve 220,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerektiği, bilirkişi raporu hesaplamasında maddi hata bulunduğu, takibin ilk olarak İstanbul 31. İcra Müdürlüğünde 17.1.2012 tarihinde başlatıldığı, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle itirazın iptali davasının usulden reddi nedeniyle 24.01.2013 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesinin 2013/1272 esasını aldığı, bilirkişi ek raporunda 27.12.2011-24.1.2013 tarihleri arasında 124.075,01 TL faiz ve BSMV hesaplandığı ancak bu hesaplamanın 27.12.2011 tarihinden takibin yetkili icra dairesine gönderilmesine kadar olan süreyi ilişkin olduğu, bu miktar dışında kalan işlemiş faiz ve BSMV'nin 22.673,40 TL hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesince bu miktarı aşan tutarda 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV'ye hükmedildiği ve bu miktarın aleyhe istinaf olmadığından kesinleştiği, takipte talep olunan faiz, BSMV ve vekâlet ücreti toplamına asıl alacak tutarı 149.957,71 TL ilavesiyle toplam alacağın 175.774,09 TL miktar ile davalının sorumlu olduğu, işleyecek faiz bakımından ise %72 oranında faiz işletilmesine karar verilmiş iken "TCMB faiz oranları gereği değişen oranlarda faiz işletilmesi"ne ilişkin ibare hükümde belirsizlik yarattığından re'sen hükümden çıkartıldığı, İlk Derece Mahkemesince alınması gereken peşin harcın alınmadığı anlaşıldığından, harcın tamamlattırıldığı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Dairesinin 2013/1272 sayılı icra dosyasına itirazının kısmen iptali ile takibin 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV, 220,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak üzerinden devamına, asıl alacağa %72 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV işletilmesine, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 29.991,54 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı şirket arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesine teminat olarak imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının kefaletinin alındığını, genel kredi sözleşmesinde, firmanın nakit kredi riskinin üzerinde kredi limiti verilmesinin sebebinin POS cihazından kaynaklanan risk için teminat sağlamak olduğunu ve işyeri sözleşmesi uyarınca müşterinin Bankaca uygun görülecek nitelik ve tutarda teminat vermeyi kabul ettiğini, bu sebeple davalının kefaletinin üye işyeri sözleşmesi uyarınca tesis edildiğini, genel kredi sözleşmesi ile davalının kefaleti alınarak hem nakdi kredi ödemesi yapıldığını hem de POS cihazlarındaki risk nedeniyle ek teminat alındığını, Genel Kredi Sözleşmesi’nin 18.

maddesinde yer ... “….kefil veya kefiller Bankaya müşterinin bu kredi sözleşmesinden ötürü gerek yalnız olarak, gerek diğer kişilerle birlikte Bankaya karşı nakdi ve gayrinakdi kredilerden ve sair sebeplerden borçlandığı ve borçlanacağı tutarları, sözleşmenin ilgili bölümünde belirtilen miktara kadar müteselsil kefil olarak tekeffül ve garanti eder…” düzenlemesinin dikkate alınmadığını, söz konusu maddede açıkça müteselsil kefilin borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tüm nakit ve gayri nakit kredilerden sorumlu olacağının belirtildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesi ve üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesinde imzası bulunmayan davalının, tarafları aynı kişiler arasında imzalanan genel kredi sözleşmesindeki kefaleti nedeniyle üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan da sorumlu olup olmadığıdır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.