Tazminat | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5020 E. 2023/154 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayartma↗ tek taraflı fesih↗ haklı fesih↗ kazanç kaybı↗ mazeret↗ sözleşmenin ihlali↗ tanık beyanı↗ istinaf başvurusunun reddi↗ sözleşmenin feshi↗ ciro↗ ek prim↗ reeskont faizi↗ olumsuz oy↗ yenileme↗ fesih↗ kâr kaybı↗ ihbar↗ ihtar↗ esastan ret↗ taahhütname↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bir kısım toplantılara katılmadığı; ancak sözleşmenin 5 inci bendinde şirketin seminerlerine katılıp kendisini bu alanda geliştirmesi gerektiğine ilişkin madde bulunduğu, davalı şirkete karşı olumsuz tutumlar içerisinde olduğu hususlarının tanık beyanı ile ortaya konulduğu, davacının bürosunu da kapattığı bu kapsamda da ihtar yapıldığı, yazılı ihtar dışında da davacıya karşı uyarılarda bulunulduğu; ancak davacının sözleşmeyi ihlal eden davranışlarda bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin feshinin haklı olduğu, davacının maddi ve manevi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yargılamanın hiçbir aşamasında eğitim toplantı ve seminerlerinin kayıtlarını, toplantıların gerçekleştirildiği otel kayıtlarını, bu toplantılara kimlerin katıldığına ilişkin resmi listeleri sunmadığını, mahkemenin halen davalının yanında çalışan tanıkların beyanına itibar ettiğini, bilirkişi raporunun lehlerine olduğunu, müvekkilinin, davalı şirkette aktif olarak çalıştığı dönemde yapılan ve kendisinin davet edildiği Kayseri ili dışında yapılan 15 toplantıdan 14 üne katıldığını, 16-17.10.2009 tarihinde Antalya'da yapılan seminere sağlık sorunları sebebiyle katılamadığını, mazeretin davalı şirkete sözlü ve irtibat telefonu ile iletildiğini, 7 ve 10 Kasım 2009'da yapılan ve müvekkilinin katılmadığı iddia edilen toplantılara müvekkilinin sözlü veya yazılı olarak davet edilmediğini, davet edildiği hususunda ispatın davalıya düştüğünü, davalı şirketin çok daha az toplantıya katılan bir kısım temsilcilerin sözleşmelerini devam ettirdiğini, onların beyanlarına dayandıklarını, taraflar arasındaki sözleşmede ve davalı ile çalışan benzer konumdaki diğer tüm çalışanların büro açma ve çalışma yükümlülüğünün bulunmadığını, büro masraflarının davalı şirketçe karşılanma şartı ile müvekkilinin büro açtığını, son dönemlerde davalı tarafın üstlendiği ve söz verdiği masrafları karşılamaması üzerine müvekkilinin büroyu kapattığını, feshin haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının sözleşme gereğince seminerlerine katılma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, davalı şirketin büro masrafı konusunda yöntem değişikliğine gitmesi nedeni ile bürosunu kapattığı, seminerlere katılmama sonrasında büronun kapatılması yönündeki davranışın haklı fesih nedeni olduğu, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, pazarlamacılık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 448 inci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının temyiz sebebi yaptığı hususların Bölge Adliye Mahkemesince usul ve yasaya uygun şekilde tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/525 E. 2015/6340 K.
Ortak:fesih
İncelediğiniz kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının sözleşme gereğince seminerlerine katılma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, davalı şirketin büro «masrafı» konusunda yöntem değişikliğine gitmesi nedeni ile bürosunu kapattığı, seminerlere katılmama sonrasında büronun kapatılması yönündeki davranışın «haklı fesih» nedeni olduğu, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ı TV kanallarında davalının izinsiz olarak programa katıldığına ve ücret aldığına dair iddiasını ispat edemediği, ancak davalı tarafından yapılan 23.02.2006 tarihli «fesih» bildirimi haksız olduğundan, davacının taraflar arasındaki menajerlik sözleşmesinin 8. maddesi gereğince «cezai şart» talep edebileceği, ayrıca bu durumda davacının BK.'nın 108. maddesine göre «menfi zararını» da davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 50.000 USD cezai şartın ve 30.343,75 TL «maddi tazminatın» «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · cezai şart · maddi tazminat · temerrüt
Benzer bu kararda… ı TV kanallarında davalının izinsiz olarak programa katıldığına ve ücret aldığına dair iddiasını ispat edemediği, ancak davalı tarafından yapılan 23.02.2006 tarihli «fesih» bildirimi haksız olduğundan, davacının taraflar arasındaki menajerlik sözleşmesinin 8. maddesi gereğince «cezai şart» talep edebileceği, ayrıca bu durumda davacının BK.'nın 108. maddesine göre «menfi zararını» da davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 50.000 USD cezai şartın ve 30.343,75 TL «maddi tazminatın» «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10073 E. 2014/13628 K.
Ortak:olumsuz oy · fesih
İncelediğiniz kararda… lmadığı; ancak sözleşmenin 5 inci bendinde şirketin seminerlerine katılıp kendisini bu alanda geliştirmesi gerektiğine ilişkin madde bulunduğu, davalı şirkete karşı «olumsuz» tutumlar içerisinde olduğu hususlarının «tanık beyanı» ile ortaya konulduğu, davacının bürosunu da kapattığı bu kapsamda da «ihtar» yapıldığı, yazılı ihtar dışında da davacıya karşı uyarılarda bulunulduğu; ancak davacının «sözleşmeyi ihlal» eden davranışlarda bulunduğu, davalı şirket tarafından «sözleşmenin feshinin» haklı olduğu, davacının maddi ve manevi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının sözleşme gereğince seminerlerine katılma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, davalı şirketin büro «masrafı» konusunda yöntem değişikliğine gitmesi nedeni ile bürosunu kapattığı, seminerlere katılmama sonrasında büronun kapatılması yönündeki davranışın «haklı fesih» nedeni olduğu, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ı TV kanallarında davalının izinsiz olarak programa katıldığına ve ücret aldığına dair iddiasını ispat edemediği, ancak davalı tarafından yapılan 23.02.2006 tarihli «fesih» bildirimi haksız olduğundan, davacının taraflar arasındaki menajerlik sözleşmesinin 8. maddesi gereğince «cezai şart» talep edebileceği, ayrıca bu durumda davacının BK.'nın 108. maddesine göre «menfi zararını» da davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 50.000 USD cezai şartın ve 30.343,75 TL «maddi tazminatın» «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa menajerlik sözleşmesinin amacı, davalı sanatçıyı en iyi şekilde topluma tanıtmak, onun diğer sanatçılarla rekabetini ve kariyerini «olumsuz» etkileyecek davranışlardan da kaçınmak olarak özetlenebilir.
Diğer bir deyişle davacının menajerlik sözleşmesinin yukarıda açıklanan olumlu ve «olumsuz» edimlerini yerine getirmediği, taraflar arasındaki ilk davada tespit edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · cezai şart · maddi tazminat · temerrüt
Benzer bu kararda… ı TV kanallarında davalının izinsiz olarak programa katıldığına ve ücret aldığına dair iddiasını ispat edemediği, ancak davalı tarafından yapılan 23.02.2006 tarihli «fesih» bildirimi haksız olduğundan, davacının taraflar arasındaki menajerlik sözleşmesinin 8. maddesi gereğince «cezai şart» talep edebileceği, ayrıca bu durumda davacının BK.'nın 108. maddesine göre «menfi zararını» da davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 50.000 USD cezai şartın ve 30.343,75 TL «maddi tazminatın» «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Ancak dava, davalının taraflar arasındaki 10.08.2005 tarihli albüm sözleşmesi ve 11.08.2005 tarihli menajerlik sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığı iddiasına dayalı, davalının anılan davranışlarının önlenmesi ile «cezai şart» bedelinin tahsili ve maddi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmelerin birbirinden bağımsız olduğu, davacının diğer iddialarını ispat edemediği, ancak davalının 11.08.2005 tarihli menajerlik sözleşmesini haksız şekilde feshettiği, dolayısıyla davacının anılan sözleşmenin 8. maddesi uyarınca «cezai şart» talebinin haklı bulunduğu, bu kapsamda albüm sözleşmesi hükümlerinin davacı tarafından ihlal edildiği tespitini içeren İstanbul 3.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/674 E.-2012/206 K. sayılı dosyasında görülüp sonuçlanan davada ise davacı yapımcı/menajer şirketin, davalı sanatçının mırıldanma niteliğindeki eserlerini bu haliyle yayınladığı, davacının bu davranışının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine aykırılık oluşturduğu tespit edilmiş ve davacı aleyhine «maddi tazminata» hükmedilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5020 E. , 2023/154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 24.02.2004 tarihinde satış temsilciliği sözleşmesi yapıldığını ve her yıl tekrarlanması gereken sözleşmenin yazılı olarak yenilenmediğini, sözlü olarak ve yasal olarak aynı şartlarda yenilendiğini, sözleşmede müvekkilinin satış temsilciliği ve daha sonraki unvan ile menajerliğine son verilmesi ile ilgili bir hüküm de bulunmadığını, müvekkilinin çabaları ile oluşturduğu grup ve bu grubun gerçekleştirdiği iş hacminin şirket kayıtları incelendiğinde çok ciddi bir yekün tuttuğunu ve şirket ölçüsünde oldukça büyük bir grup oluşturduğunu, davalı şirketin 25.05.2010 tarihli tek taraflı fesih ihtarı ile müvekkilinin sözleşmesini haksız ve kanunsuz bir şekilde feshettiğini, müvekkilinin görevi sırasında menejerlik kademesinden dolayı alacağı primleri de düşünerek ileriki aylarda ödenecek şekilde taksitli mal çektiğini, firmanın haksız olarak menajerliğini fesh etmesinden dolayı taksitler konusunda mağdur olduğunu ve 2010 yılı sonuna kadar taksit ödemek durumunda kaldığını, müvekkilinin söz konusu şirkette menajerlik görevi sırasında aylık ortalama kazancının 3.000,00 TL'yi geçtiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup, fesih nedeniyle uğranılan 20.000,00 TL maddi zarar ile kazanç kaybının ve 10.000,00 TL manevi zararının sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 24.02.2004 tarihinde satış temsilcisi olarak Petra Doğrudan Satış Sistemine katıldığını, yeni satış temsilcileri ile grup oluşturduğunu, oluşturduğu grubu yöneterek menajer olduğunu, davacının sözleşmeleri kendi hesabına ve/veya davalı ... San. Tic. A.Ş. hesabına ve kendi prim karşılığı yürüttüğünü, davacının müvekkili şirketin satış memuru ve müstahdemi, aylık ücretli, sigortalı personeli olmadığını, büro giderlerine katılmanın ticari-idari bir karar olduğunu, davacının açtığı ve işlettiği büronun bir dönem kira, elektrik, su, telefon, çay, kahve gibi tüm masraflarını müvekkili şirketin karşıladığını, daha sonra Petra'nın aldığı bir ticari-idari karar ile büro gideri adı altında Menajerin yaptığı aylık ciroya orantılı olarak ödeme yoluna gidildiğini, davacı ve eşinin büro gideri uygulamasına itiraz ettiğini, müvekkili şirketin kabul etmediğini, bunun üzerine davacının çalışmayı bıraktığını, büroyu kapattığını, akabinde rakip su arıtma şirketi Waterbox ile anlaştığını ve mevcut ekibini oraya ayartmaya başladığını, Petra'nın, uyarı mektubu gönderdiğini, davacının satış temsilciliği sözleşmesine aykırı rakip firmalar içinde satış temsilciliğini yürüttüğünü, davacının davet edildiği seminerlere katılmadığını, petra satış temsilciliği sözleşmesine riayet etmeyen davacının sözleşmesinin 25.05.2010 tarihli iadeli taahhütlü fesih ihbarı ile 01.06.2010 tarihinden geçerli olarak sona erdirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bir kısım toplantılara katılmadığı; ancak sözleşmenin 5 inci bendinde şirketin seminerlerine katılıp kendisini bu alanda geliştirmesi gerektiğine ilişkin madde bulunduğu, davalı şirkete karşı olumsuz tutumlar içerisinde olduğu hususlarının tanık beyanı ile ortaya konulduğu, davacının bürosunu da kapattığı bu kapsamda da ihtar yapıldığı, yazılı ihtar dışında da davacıya karşı uyarılarda bulunulduğu; ancak davacının sözleşmeyi ihlal eden davranışlarda bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin feshinin haklı olduğu, davacının maddi ve manevi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yargılamanın hiçbir aşamasında eğitim toplantı ve seminerlerinin kayıtlarını, toplantıların gerçekleştirildiği otel kayıtlarını, bu toplantılara kimlerin katıldığına ilişkin resmi listeleri sunmadığını, mahkemenin halen davalının yanında çalışan tanıkların beyanına itibar ettiğini, bilirkişi raporunun lehlerine olduğunu, müvekkilinin, davalı şirkette aktif olarak çalıştığı dönemde yapılan ve kendisinin davet edildiği Kayseri ili dışında yapılan 15 toplantıdan 14 üne katıldığını, 16-17.10.2009 tarihinde Antalya'da yapılan seminere sağlık sorunları sebebiyle katılamadığını, mazeretin davalı şirkete sözlü ve irtibat telefonu ile iletildiğini, 7 ve 10 Kasım 2009'da yapılan ve müvekkilinin katılmadığı iddia edilen toplantılara müvekkilinin sözlü veya yazılı olarak davet edilmediğini, davet edildiği hususunda ispatın davalıya düştüğünü, davalı şirketin çok daha az toplantıya katılan bir kısım temsilcilerin sözleşmelerini devam ettirdiğini, onların beyanlarına dayandıklarını, taraflar arasındaki sözleşmede ve davalı ile çalışan benzer konumdaki diğer tüm çalışanların büro açma ve çalışma yükümlülüğünün bulunmadığını, büro masraflarının davalı şirketçe karşılanma şartı ile müvekkilinin büro açtığını, son dönemlerde davalı tarafın üstlendiği ve söz verdiği masrafları karşılamaması üzerine müvekkilinin büroyu kapattığını, feshin haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının sözleşme gereğince seminerlerine katılma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, davalı şirketin büro masrafı konusunda yöntem değişikliğine gitmesi nedeni ile bürosunu kapattığı, seminerlere katılmama sonrasında büronun kapatılması yönündeki davranışın haklı fesih nedeni olduğu, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, pazarlamacılık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 448 inci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının temyiz sebebi yaptığı hususların Bölge Adliye Mahkemesince usul ve yasaya uygun şekilde tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892553200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz