6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5720 E. 2023/113 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sektör teamülü rehin sözleşmesi kefalet sözleşmesi teamül rücu hakkı rücuen tahsil ilamsız icra takibi rehin pasif husumet yokluğu müteselsil kefil üçüncü kişi kefalet rücu genel kredi sözleşmesi pasif husumet uyuşmazlık konusu husumet yokluğu kefil kredi sözleşmesi icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 596 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının, "Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir." hükmünü haiz olduğu, somut uyuşmazlıkta dava konusu kredi ve kefalet sözleşmesi ile mevduat rehni sözleşmesinin aynı tarihte düzenlendiği, davacı ile kefil arasında rücuya ilişkin bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle davacının davalı kefilden talepte bulunamayacağı, asıl borçlunun ise davacı yanca yapılan ödemeden sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı kefil arasında rücuya ilişkin bir sözleşme yapılmamış, kredi ve kefalet sözleşmesi ile mevduat rehni sözleşmesi aynı tarihte düzenlenmiş ise de, mevduat rehni sözleşmesinin zaman bakımından kredi ve kefalet sözleşmesinden sonra düzenlendiğini, bankacılık sektöründeki teamülün de bu yönde olduğunu, Mahkemece dayanak yapılan 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, rehin sözleşmesinin sonraki bir tarihte düzenlenmesinden değil, daha sonra verilmesinden bahsedildiğini, Mahkemece bu hususlar gözden kaçırılarak sadece sözleşmelerin tarihine göre değerlendirme yapılması suretiyle davalı kefil hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacının rehin sözleşmesi gereğince ödediği kredi borcunu, kredinin asıl borçlusu ve müteselsil kefili olan davalılardan rücuen tahsil edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun’un 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz kararının kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/976 E. 2018/2597 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5720 E.  ,  2023/113 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı banka ile davalı şirket arasında 17.06.2015 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının sözleşmenin müteselsil kefili olduğunu, müvekkilinin de aynı genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak bankayla mevduat rehin sözleşmesi imzaladığını, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine dava dışı bankanın, kredi borcunu müvekkilince rehin verilen mevduat hesabından tahsil ettiğini, müvekkilinin bunun üzerine ödediği tutarın tahsili için davalılar aleyhine ilamsız icra takibi yaptığını, takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının, "Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir." hükmünü haiz olduğu, somut uyuşmazlıkta dava konusu kredi ve kefalet sözleşmesi ile mevduat rehni sözleşmesinin aynı tarihte düzenlendiği, davacı ile kefil arasında rücuya ilişkin bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle davacının davalı kefilden talepte bulunamayacağı, asıl borçlunun ise davacı yanca yapılan ödemeden sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı ...

hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı kefil arasında rücuya ilişkin bir sözleşme yapılmamış, kredi ve kefalet sözleşmesi ile mevduat rehni sözleşmesi aynı tarihte düzenlenmiş ise de, mevduat rehni sözleşmesinin zaman bakımından kredi ve kefalet sözleşmesinden sonra düzenlendiğini, bankacılık sektöründeki teamülün de bu yönde olduğunu, Mahkemece dayanak yapılan 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, rehin sözleşmesinin sonraki bir tarihte düzenlenmesinden değil, daha sonra verilmesinden bahsedildiğini, Mahkemece bu hususlar gözden kaçırılarak sadece sözleşmelerin tarihine göre değerlendirme yapılması suretiyle davalı kefil hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacının rehin sözleşmesi gereğince ödediği kredi borcunu, kredinin asıl borçlusu ve müteselsil kefili olan davalılardan rücuen tahsil edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun’un 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892528000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.