6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalet tarihinin el yazısıyla yazılmaması nedeniyle şekil şartının gerçekleşmemesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5092 E. 2022/9033 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Nitelikli yazılı şekil şartına tabi kefalet sözleşmesinde kefaletin türü ve miktarı el yazısıyla yazılsa dahi kefalet tarihi el yazısıyla yazılmamışsa TBK 583'teki şekil şartı gerçekleşmez ve kefalet geçersizdir; buna dayalı itirazın iptali davası reddedilir. Kefaletin geçersizliği tek başına alacaklının takibi kötüniyetle başlattığını göstermez. İstinaf dilekçesinde gösterilmeyen husus istinaf incelemesine konu edilemez.

Ele alınan sorunlar

Kefalet tarihinin el yazısıyla yazılmaması halinde kefalet sözleşmesinin şekil şartına uygun (geçerli) olup olmadığı → ret

İddia: Davalı, kefalet sözleşmelerinin emredici hükümlere aykırı ve batıl olduğunu, kefalet tarihlerinin kendi el yazısıyla yazılmadığını savunmuştur; davacı ise geçerli kefalete dayanarak itirazın iptalini talep etmiştir.

Gerekçe: Kefalet sözleşmesinde kefaletin türü ve miktarı el yazısıyla yazılmışsa da kefalet tarihi bilgisayar ortamında yazılmış olduğundan, üç koşulun aynı anda kefilin el yazısıyla bulunması ve tek taraflı kefilin iradesi şartına bağlanan nitelikli yazılı şekil şartını içeren TBK 583. maddedeki koşul gerçekleşmemiştir; bu hâlde geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

İstinaf dilekçesinde gösterilmeyen (vekâlet ücreti/yargılama gideri) itirazının istinafta incelenip incelenemeyeceği → ret

İddia: Davacı, ayrı bir dilekçeyle davalı yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Davacı, vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğu hususunu süresi içinde sunduğu istinaf dilekçesinde göstermediğinden, bu husus istinaf incelemesinde ele alınamaz. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Kefalet sözleşmesindeki geçersizliğin, davacının icra takibini kötüniyetle başlattığı anlamına gelip gelmeyeceği (kötüniyet tazminatı) → ret

İddia: Davalı, ek karara karşı istinaf yoluyla, kefaletin geçersizliği karşısında lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kefalet sözleşmesindeki geçersizlik, davacının takibi kötüniyetle başlattığı anlamına gelmez; takip haksız olsa da davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğunu ortaya koyan başkaca delil bulunmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatı talebi reddedilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kefalet tarihinin el yazısıyla yazılmamasının TBK 583 şekil şartını ihlal ederek kefaleti geçersiz kıldığı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi nitelikli yazılı şekil şartı kefaletin el yazısıyla yazılması itirazın iptali kötüniyet tazminatı istinaf sebebiyle bağlılık

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 583

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5092 E.  ,  2022/9033 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.09.2020-02.02.2021 tarihli ve 2019/433 E. - 2020/486 K. sayılı asıl kararın davacı vekili, ek kararın ise davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.04.2021 tarih ve 2021/625 E. - 2021/608 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı kredi lehtarı Tezel Galvano...Ltd. Şti. arasında 3 adet otomobil kredisi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeleri davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine ihtarnameler ile kredi hesaplarının kesilip kat edildiğini, ödeme yapılmayınca bu kez 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/28632 esas sayılı dosyası ile taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu rehinli aracın açık artırma yoluyla satıldığını ve bu kanaldan 279.508,99 TL tahsilat sağlandığını, işbu tahsilatın kapak hesabı tutarı 538.865,15 TL’den düşüldüğünü ve bakiye 259.556,16 TL'nin kaldığını, davalı kefil aleyhinde İstanbul 25.

İcra Müdürlüğü'nün 2018/40646 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının yetkiye, borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, sözleşmenin 22. maddesinde kefalet hükmünün düzenlendiğini ileri sürerek İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/28632 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 259.556,16 TL alacak üzerinden %36,24 faizi ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davaya konu kefalet sözleşmelerinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, emredici hükümlere aykırı olan batıl kefaletin hukuken geçerli hale gelmesinin de mümkün olmadığını, sözleşmelerde yer alan kefalet tarihlerinin müvekkili tarafından el yazısı ile yazılmadığını, davacının geçersiz kefalete dayalı olarak icra takiplerine geçmesi ve sonrasında işbu davayı açmakla kötü niyetli hareket ettiğini savunarak davanın reddine, alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, söz konusu sözleşmelerde davalı kefil ...'in toplam 443.653,05 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşmelerde kefaletin türü ve miktarının el yazısı ile yazılmasına rağmen kefalet tarihinin bilgisayar ortamında yazıldığını, bu hali ile 3 koşulun aynı anda bulunması ve tek taraflı kefilin iradesi şartına bağlanan nitelikli yazılı şekil şartı hükmünü içeren TBK 583. maddede belirtilen koşulun gerçekleşmediği, bu nedenle geçerli bir kefaletten söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiş, davalı vekili ise kötüniyet tazminatı talebine ilişkin ek karar talebinde bulunmuştur.

İlk derece mahkemesince ek karar ile davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebi reddedilmiştir.

Ek kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.

Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, TBK m. 583'de öngörülen şekil koşullarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçerli olmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekili tarafından 11/02/2021 tarihli dilekçe ile davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılması talep edilmiş ise de, davacının bu hususları süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde göstermediği, davalı vekili tarafından da, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine dair mahkemenin HMK 305/A maddesi kapsamında verdiği ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, kefalet sözleşmesindeki geçersizliğin, davacının takibi kötüniyetli olarak başlattığı anlamına gelmeyeceği, takip haksız ise de davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğunu ortaya koyan başkaca bir delil bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1.

bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 14/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892501000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/625 E. 2021/608 K.

Kefalet tarihinin el yazısıyla yazılmaması geçerli kefaleti engeller

Gerekçe özeti

TBK m.583 uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekil şartının yanı sıra kefilin azami sorumluluk miktarını, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesi zorunludur; kefalet tarihinin kefil tarafından el yazısıyla yazılmaması halinde bu şekil şartı gerçekleşmemiş olur ve kefalet sözleşmesi geçersiz kabul edilir. Ayrıca, geçersiz bir kefalete dayanılarak icra takibi başlatılmış olması, tek başına alacaklının kötüniyetli olduğunu göstermez; kötüniyeti ortaya koyan başkaca somut delil bulunmadıkça kötüniyet tazminatına hükmedilemez.

Emsal değeri

Kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin kefil tarafından kendi el yazısıyla yazılmamasının, TBK 583'teki nitelikli yazılı şekil şartını ihlal ederek kefaleti geçersiz kılacağına ve bu geçersizliğin alacaklının kötüniyetli davrandığı anlamına gelmeyeceğine ilişkin tespitler yönünden emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: müteselsil kefalet TBK 583 nitelikli yazılı şekil şartı itirazın iptali kötüniyet tazminatı el yazısı şartı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/625

KARAR NO 2021/608

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/09/2020-02/02/2021 (Ek Karar)

NUMARASI 2019/433 Esas-2020/486 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/04/2021

Davanın reddine yönelik kararın davacı vekili, 02/02/2021 tarihli ek kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı kredi lehtarı ...Ltd. Şti. arasında 3 adet otomobil kredisi sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşmeleri davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliği'nin 23.07.2018 tarih ve ...-... ve ... yevmiye no.lu ihtarnameleri ile kredi hesaplarının kesilip kat edildiğini, ödeme yapılmayınca bu kez ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu rehinli aracın açık artırma yoluyla satıldığını ve bu kanaldan 279.508,99-TL tahsilat sağlandığını, iş bu tahsilat kapak hesabı tutarı 538.865,15-TL’den düşüldüğünü ve bakiye 259.556,16-TL'nin kaldığını, davalı kefil aleyhinde İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının yetkiye, borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, sözleşmenin 22. maddesine kefalet hükmünün düzenlendiğini ileri sürerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla 259.556,16 -TL alacak üzerinden %36,24 faizi ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davaya konu kefalet sözleşmelerinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, emredici hükümlere aykırı olan batıl kefaletin hukuken geçerli hale gelmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin kendi el yazısı ile tarihi içermeyen kefaletlerin geçerli kefalet olarak kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmelerde yer alan kefalet tarihlerinin müvekkili tarafından el yazısı ile yazılmadığını, davacının geçersiz kefalete dayalı olarak icra takiplerine geçmesi ve sonrasında işbu davayı açmakla kötü niyetli hareket ettiğini savunarak davanın reddine, alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, söz konusu sözleşmelerde davalı kefil ...'in toplam 443.653,05- TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşmelerde kefaletin türü ve miktarı el yazısı ile yazılmasına rağmen kefalet tarihinin kendi el yazısı ile değil, bilgisayar ortamında yazıldığını, bu hali ile 3 koşulun aynı anda bulunması ve tek taraflı kefilin iradesi şartına bağlanan nitelikli yazılı şekil şartı hükmünü içeren TBK 583. Madde de belirtilen koşulun gerçekleşmediği, bu nedenle geçerli bir kefaletten söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuyla müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edilmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kredi sözleşmelerinin her birinde kefil olduğu miktarı yazan ve müşterek borçluluğu ve müteselsil kefilliği kabul ettiğini belirten davalının kefalet tarihini el yazısı ile yazmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmeyi okuyup anladığını, kefil olarak sorumlu olduğunu el yazısı ile yazan davalının kefalet sorumluluğunun farkında olduğunu kabul etmek gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde;

Bankanın icra takibini başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını bilerek icra takibi başlatıldığını, bu nedenle müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takipte ödeme ermine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile ile davalı dışı kredi lehtarı ... Ltd. Şti. arasında 3 adet UDF kredi sözleşmesi düzenlendiği, iş bu sözleşmeleri davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı kredi hesaplarının kat edilerek taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipde yapılan tahsilatlardan sonra,kalan bakiye 259.556,16-TL'nin davalı kefilden tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatılmıştır. Davalı, kefalet sözleşmelerinde kefalet tarihinin el yazısı ile yazılmadığını, bu nedenle taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını savunmuştur.

Konu ile ilgili TBK'nın 583'üncü maddesi "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır."hükmünü haizdir. Somut olayda; ... nolu ve ... nolu sözleşmelerde kefil beyanı sayfasında yer alan 18/05/2018 tarihinin; ... nolu sözleşmede yer alan 22/05/2018 tarihinin davalı tarafından kendi el yazısı ile yazılmadığı açıktır. TBK m.583'de öngörülen şekil koşullara uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçerli olmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bunun dışında davacı vekili tarafından 11/02/2021 tarihli dilekçe ile davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılması talep edilmiş ise de, davacının bu hususları süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde göstermediğinden sonradan ileri sürülen bu istinaf nedenleri incelenmemiştir. Davalı vekili tarafından ise, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine dair mahkemenin HMK 305/A maddesi kapsamında verdiği ek karara karşı istinaf kanunyoluna başvurulmuş ise de, kefalet sözleşmesindeki geçersizliğin, davacının takibi kötüniyetli olarak başlattığı anlamına gelmeyeceği, takip haksız ise de davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğunu ortaya koyan başkaca bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemenin 02/02/2021 tarihli ek kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının H.M.K'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Taraflarca yatırılan peşin harçların karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.