Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2224 E. 2022/6492 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2005/13943 sayılı "BALABAN" ibareli markanın, tescil kapsamında bulunan 43. sınıf hizmetler yönünden ayırt edici niteliğe sahip olduğu, 6769 sayılı SMK'nun 5/1-c maddesi kapsamında cins, çeşit belirten bir ibare olmadığı gibi herkes tarafından kullanılan bir ibare de bulunmadığı, somut olayda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli 2005/13943 sayılı ve “Balaban” unsurlu markanın, belirli yemek türleri ve bu yemeklerin servis edildiği restoran hizmetleri yönünden marka olabilecek işaretlerden olup olmadığı, türün adı haline gelip gelmediği ve bu sebeple hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Davacı “Balaban” ibaresinin belirli bir kebap türünü ifade ettiğine dair çok sayıda delil sunmuştur. Bu durumda azımsanmayacak sayıda bir tüketici kitlesinin bu ibareyi marka tescil tarihinden önceki dönemde belli bir yemek türü yönünden tanımlayıcı olarak görüp görmedikleri ya da daha sonra türün adı haline gelip gelmediği hususları araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4761 E. 2020/2157 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:demuraj bedeli · gemi acenteliği · demuraj · cari hesap ilişkisi · cari hesap · acentelik · üçüncü kişi · taşıyıcı
Benzer bu karardaDavacı tarafça, alt vekil sıfatıyla dava dışı Balabanlar Motorlu Araç Akaryakıt A.Ş.’nin ithal ettiği ürünlerin «taşıyıcısı» olan MSC Company SA nezdinde oluşan «demuraj bedelinin» taşıyıcı «acentesine» ödendiği iddiası ile ödenen bu bedel ile «cari hesap ilişkisinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılan davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile, davanın kısm …
Zira, davacı tarafça davalının müşterisi olan dava dışı Balabanlar Motorlu Araçlar A.Ş.'nin itihalat işlemleri yürütülürken oluşan «demuraj» borcu nedeniyle verilen 20.000,00 TL'lik çekin «gemi acentesi» tarafından tahsil edildiği ileri sürülerek ödenen işbu bedelin davalıdan «istirdadı» talebinde bulunulmuştur.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/261 Esas sayılı dosyasında açılan davada, davacının «üçüncü kişi» olan Balabanlar Motorlu Araçlar A.Ş.’nin fiilini «taahhüt» ettiği kabul edilerek davanın reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Dairemizin 22.09.2014 tarih, 2014/7485 E-2014/14205 K. sayılı ilamı ile onandığı ve 07.05.2015 tarih, 2015/501 E-2015/6513 K. sayılı ilamı ile de karar düzeltme istemleri reddedilerek kararın kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, davacının edimini taahhüt ettiği 3. kişi adına ödeme yaptıktan sonra, alacağını fiilini taahhüt ettiği Balabanlar Motorlu Araçlar A.Ş.’den talep etmesi gerekirken, Balabanlar A.Ş.’nin vekili olan davalıdan talepte bulunması mümkün olmadığından «demuraj» ödemesine ilişkin alacak talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu yönden b …
… eçerlilik tarihi olan 01/10/2010 tarihi içerisinde olduğu, davacı şirket tarafından yapılan 20.000,00 TL ödemenin demoraj ödemesine ilişkin olduğu, davacının ayrıca «cari hesap» nedeni ile takip tarihi itibarı ile davalıdan 1.200,40 TL alacağının olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 21.200,41 TL alacağın takip tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili bakımından takibin devamına, alacak likit olduğundan, alacağın % 20'si oranındaki 4.240,82 TL «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarfından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2224 E. , 2022/6492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 26.03.2019 tarih ve 2018/712 E- 2019/302 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.12.2020 tarih ve 2019/804 E- 2020/1201 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "balaban" ibaresini "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" sınıfında, 2005/13943 tescil numarası ile haksız olarak adına tescil ettirdiğini, marka tescilini kötüye kullanan davalının müvekkiline ihtarname göndererek, müvekkilinin "balaban" ibareli kullanımlarını sonlandırmasını istediğini, oysa "balaban" ibaresinin, özellikle yiyecek ve içecek sektöründe ayırt edici niteliğe sahip olmadığı gibi ilgili sektörde herkesçe kullanılan, kimsenin tekeline bırakılamayacak bir ibare olduğunu, aynı zamanda bir kebap/köfte türünün adı olarak kullanıldığını, dolayısıyla 6769 sayılı SMK ve 556 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde "balaban" ibaresinin marka olarak tescil edilebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2005/13943 sayılı, "balaban" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilin marka tescilinden doğan haklarına açıkça tecavüz ettiğini, "balaban" ibaresinin bir kebap çeşidi olmadığını, bu ibarenin müvekkili ve ailesi tarafından uzun yıllardır marka olarak kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2005/13943 sayılı "BALABAN" ibareli markanın, tescil kapsamında bulunan 43. sınıf hizmetler yönünden ayırt edici niteliğe sahip olduğu, 6769 sayılı SMK'nun 5/1-c maddesi kapsamında cins, çeşit belirten bir ibare olmadığı gibi herkes tarafından kullanılan bir ibare de bulunmadığı, somut olayda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli 2005/13943 sayılı ve “Balaban” unsurlu markanın, belirli yemek türleri ve bu yemeklerin servis edildiği restoran hizmetleri yönünden marka olabilecek işaretlerden olup olmadığı, türün adı haline gelip gelmediği ve bu sebeple hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Davacı “Balaban” ibaresinin belirli bir kebap türünü ifade ettiğine dair çok sayıda delil sunmuştur. Bu durumda azımsanmayacak sayıda bir tüketici kitlesinin bu ibareyi marka tescil tarihinden önceki dönemde belli bir yemek türü yönünden tanımlayıcı olarak görüp görmedikleri ya da daha sonra türün adı haline gelip gelmediği hususları araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892463700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz