Talimatsız döviz-TL dönüşümünde zarar ve faiz türü/başlangıcı uyuşmazlığı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/452 E. 2025/466 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatdüzelterek yeniden esas hakkında hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Banka İşleminden Kaynaklanan Zarar mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Banka, hesap sahibinin yazılı talimatı veya sözleşme hükmü bulunmadan hesaba yabancı para olarak giren tutarı TL'ye çevirdiğinde, bu kur dönüşümü nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olur; pos cihazının TL işlem yapmaya yetkili tahsis edilip sonradan döviz işlemine açılması, bankaya yabancı parayı tek taraflı TL'ye çevirme yetkisi vermez. Dava dilekçesinde faiz türü ve başlangıç tarihi belirtilmemişse ve mahkemece bu hususta açıklama istenmesi üzerine sonradan verilen beyan dilekçesiyle faiz türü/tarihi belirtilmişse, bu beyan dava konusunu değiştirme niteliğinde olduğundan hukuken sonuç doğurmaz; böyle durumda faiz başlangıcı dava tarihi, faiz türü yasal faiz olarak kabul edilir. Islah yoluyla da faiz türü değiştirilemez. Zarar, işlem tarihinde doğduğundan ve temerrüt dava tarihinden önce gerçekleştiğinden, kısmi davada faiz zararın tamamına (dava ile talep edilen kısmi tutara değil) hesaplanır.
Ele alınan sorunlar
Bankanın talimatsız döviz-TL dönüşümünden sorumluluğu (zararın doğup doğmadığı) → ret
İddia: Davalı vekili, davacının yurtdışı işlemlere açılan pos cihazı ile yapılan işlemlerin TL'ye çevrileceğini bildiğini, 8 ay süreyle işleme itiraz etmediğini, sözleşme gereği bankanın yetki verdiği kurlar üzerinden dönüşüm yapılacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek zararın doğmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Yurtdışı işlemler nedeniyle yabancı para olarak davacının hesabına giren paraya davalı bankanın müdahale edebilmesi ancak bir sözleşme hükmü veya hesap sahibinin talimatı ile mümkündür. Bankanın uygun gördüğü kurdan işlem yapması öncelikle bu konuda işlem yapma yetkisinin bulunmasını gerektirir. Davacıya önce TL işlem yapma yetkisi bulunan pos cihazı tahsis edilip sonradan yabancı paradan işlem yapma yetkisinin açılması, bankaya yabancı parayı TL'ye çevirme yetkisi vermez. Sözleşmede yurtdışı kredi kartlarıyla yapılan harcama bedellerinin TL karşılıklarının hesaba alacak kaydedileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından ve davalı banka tarafından davacıya yazılı bir bildirim yapılmadığından, davalı vekilinin zararın doğmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava dilekçesinde belirtilmeyen faiz türü ve başlangıcının, mahkemece verilen açıklama süresiyle sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği → kabul
İddia: Davalı vekili, dava dilekçesinde faiz türü belirtilmediğinden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah dilekçesinde arttırılan tutar yönünden faiz talebi bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava dilekçesi verildikten sonra talep ıslah edilmediği müddetçe dava konusu, verilecek bir dilekçe ile değiştirilip artırılamaz. Dava dilekçesinde mahkemece açıklama talep edilen hususlarda açıklama yoksa, yerleşik yargı uygulamasında faiz başlangıç tarihi dava tarihi, faiz türü de yasal faiz olarak kabul edilir. Bu nedenle mahkemece verilen ara kararı ve davacı vekilinin buna cevaben verdiği beyan dilekçesinin hukuken bir hükmü bulunmamaktadır; davacının talebi 07.07.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebi olarak kabul edilmelidir. Islah dilekçesinde de işlem tarihinden itibaren hesaplanan işlemiş faiz istemi harçlandırılarak talep edilmiş, mahkemece bu talep 07.07.2023 tarihiyle sınırlandırılarak avans faizi oranı üzerinden kabul edilmiştir; ancak ıslah yolu ile faiz türü değiştirilemeyeceği yerleşik yargı uygulaması ile kabul görmüştür (Yargıtay 11. HD'nin 2021/2832 esas, 2022/4795 karar sayılı 13.06.2022 tarihli ilamı da aynı yöndedir). Bu nedenle arabulucu anlaşamama tutanağı tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken avans faiz oranı üzerinden işlemiş faiz tutarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kısmi davada faizin dava değerine mi yoksa zararın tamamına mı hesaplanacağı → ret
İddia: Davalı vekili, sadece kısmi davada talep olunan miktara faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının hesabında yapılan işlem tarihi itibariyle davacının zararı doğmuş, bu tarihten itibaren faiz talep hakkı doğmuştur; bir başka deyişle davadan evvel temerrüt gerçekleşmiştir. Bu sebeple kısmi dava ile talep olunan tutara değil, zararın tamamına faiz hesaplanması gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, dava dilekçesinde belirtilmeyen faiz türü/başlangıcının mahkemece verilen açıklama süresi sonrasında dilekçeyle sonradan belirtilmesinin dava konusunu değiştirme niteliğinde olup hukuken hüküm ifade etmediği ve ıslah yoluyla faiz türünün değiştirilemeyeceği yönündeki tespit, benzer usuli uyuşmazlıklarda ikna edici emsal değeri taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üye işyeri sözleşmesi↗ taleple bağlılık ilkesi↗ ıslah↗ avans faizi↗ yasal faiz↗ kısmi dava↗ temerrüt↗ arabuluculuk son tutanağı↗ HMK 31 kapsamında açıklama↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/452
KARAR NO 2025/466
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/11/2024
NUMARASI 2023/655 Esas 2024/720 Karar
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Müvekkili şirketin, ... T.A.Ş.'nin Aksaray şubesi nezdinde ... hesap numaralı ticari hesabı bulunduğunu, 29.03.2023 tarihi itibariyle hesapta toplamda 299.500- USD döviz bulunmaktayken anılan hesap numarasıyla 29.03.2023 tarihinde pos cihazından yapılan satış işlemi mukabilinde hesapta bulunan USD cinsinden tutardan %2 oranında olmak üzere toplamda 5.590 -USD komisyon kesintisi yapıldığını, bakiye tutar olarak hesapta 293.510 -USD para kaldığını, müvekkil şirket yetkilisinin herhangi bir yazılı ya da şifahi talimatı olmaksızın bakiye dövizin tamamının piyasanın ve merkez bankasının çok altında olan banka döviz kuru üzerinden TL'ye çevrildiğini, 29.03.2023 tarihindeki ... Aksaray Şubesinin gişe kuru 18.598-TL, Merkez Bankası'nın aynı tarihli kurunun 19.1460 TL, Serbest Piyasa Kurunun ise 19.400 TL olduğunu, müvekkilin bahsi geçen işlem dışında ve öncesinde de ilgili bankanın tahsis ettiği Pos cihazıyla ve farklı şekillerde döviz tahsilatları gerçekleştirdiğini, ancak talimat verilmeden bu yönde bir işlem yapılmadığını, talimatsız yapılan işlem sonucunda müvekkilinin kur farkından dolayı zarara uğradığını, müvekkilinin alimatı olmaksızın davalı banka şubesince gerçekleştirilen dövizin TL'ye çevrilmesi işlemi sonrası ortaya çıkan zararın şimdilik 100-TL olmak üzere, alacağın temerrüt tarihi olan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı son tutanak tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiliyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 10/10/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporu doğrultusunda alacak talebini 162.816,70-TL'ye yükselterek bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının zararın ne olduğu ve neye göre giderileceğinin açıklanmadığını, hangi faiz türünü talep ettiğini de açıkça belirtmediğini, HMKnın 119/1-ğ maddesine göre davacının talebini açık bir şekilde belirtmek zorunda olduğundan usulüne uygun olmayan dava dilekçesinin kabul edilmemesi gerektiğini, %2 komisyon kesintisinin sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, akdedilen Üye İş Yeri Sözleşmesi kapsamında davacı firmanın iş hacmi nazara alınarak firmaya TL üzerinden işlem gören pos cihazının 16/11/2022 tarihinde verildiğini, davacı şirketin talebi ile 15/12/2022 tarihinde döviz işlemlerine açık hale getirilmişse de, davacı firma çalışanlarına cihazın ödeme yöntiminin -TL olduğu bilgisinin aktarıldığını, dövizli alışverişin TL'ye çevrilmesi için ayrı bir talimat aranmadığını, sözleşme gereği bankanın yetki verdiği kurlar üzerinden dönüşüm yapılacağının kararlaştırıldığını, 29/03/2023 tarihinde fraud işlem olarak değerlendirilen 116 adet işlemin aynı gün Irak kayıtlı bir kart ile gerçekleştirildiğini, firma tarafından müvekkili bankaya satışın gerçek olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulamadığından davacının üyeliğinin iptal edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesine istinaden, davalı banka tarafından davacıya verilen ... no.lu pos cihazından 29.03.2023 tarihinde, yurtdışı kredi kartları ile 107 adette toplam 299.500-USD tutarında harcama işleminden, sözleşme gereği % 2- orandan 5.990-USD komisyon kesintisi yapılarak, kalan 293.510-USD'lik bakiye tutarın, 30.03.2023 tarihinde davacıya ait ... numaralı USD mevduat hesabına alacak kaydedildiği, yurtdışı kredi kartları ile pos cihazından gerçekleştirilen harcama bedellerinin, TL karşılıklarının hesaba alacak olarak kaydedileceği konusunda sözleşme hükmü bulunmadığı , davalı banka tarafından davacıya yapılan yazılı bir bildirim bulunmadığı, davacı şirketin yazılı onayı bulunmadan, hesapta bulunan 293.510- USD tutarın, 30.03.2023 tarihinde davalı bankanın 1 USD - 18,5980 TL gişe kurundan Türk Lirası'na çevrilerek, davacının 173669 no.lu Türk Lirası mevduat hesabına alacak kaydedildiği, ancak aynı gün TCMB tarafından yayımlanan gösterge niteliğindeki kurun 1 USD = 19,1070 TL döviz alış kuru esas alındığında, 293.510-USD'lık tutarın TL karşılığının 5.608.095,57- TL olduğu, davacının;
TCMB döviz alış kuruna göre 149.396,59 TL tutarında zarara uğradığı, dava tarihi itibariyle ise avans faiz oranından hesaplanan işlemiş faizi ile birlikte toplam 162.816,70 -TL tutarında alacak hesaplandığı , dava dilekçesi, 12/02/2024 tarihli açıklama dilekçesi ve10/10/2024 tarihli ıslah dilekçesinde yer alan talepler gözetilerek; dava dilekçesinde faiz türü ile başlangıç tarihinin belirtilmemesi sebebiyle davacı vekiline süre verilmesi üzerine davacı vekilince 12/02/2024 tarihli açıklama dilekçesinde asıl alacağa 07/07/2023 tarihinden itibaren avans faizi talebinde bulunulduğu, 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda 30/03/2023 tarihi itibariyle asıl alacağın 149.396,59 TL olarak saptandığı, 30/03/2023 tarihinden dava tarihi olan 13/10/2023 tarihine kadar toplam 13.420,11 TL işlemiş avans faiz alacağı hesaplandığı, ıslah dilekçesi ile asıl alacak ve avans faiz toplamı olan 162.816,70 TL üzerinden alacak isteminde bulunulduğu ancak davacı vekilince sunulan 12/02/2024 tarihli açıklama dilekçesinde 07/07/2023 tarihinden itibaren avans faiz talebinde bulunduğundan bilirkişi raporunda hesaplanan 30/03/2023 tarihi ile 07/07/2023 tarihine kadar işleyen avans faizi toplamı olan 4.675,29- TL'nin taleple bağlılık ilkesi gereği talep edilemeyeceği, bu bağlamda avans faiz alacağı olarak yalnızca 07/07/2023 tarihi ile dava tarihi olan 13/10/2023 tarihleri arasında işleyen avans faiz toplamı olan 8.744,82- TL'nin talep edilebileceği, anlaşılmakla;
davanın kısmen kabulü ile, 149.396,59- TL asıl alacak, 8.744,82 -TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 158.141,41- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, 12/02/2024 tarihli açıklama dilekçesinde arabuluculuk son tutanak tarihi olan 07/07/2023 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi talep edilmiş ise de 10/10/2024 tarihli ıslah dilekçesinde bilirkişi tarafından belirlenen faiz alacağı dışında faiz istemi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; ıslah dilekçesinde arttırılan tutar yönünden herhangi bir faiz talebinin yazılmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereğince yalnızca 100-TL'ye faiz işletilmesi gerektiğini, hükmedilen tutarın tamamına arabuluculuk son tutanak tarihi olan 07/07/2023 tarihinden itibaren "faiz" işletilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde faiz türü belirtilmediğinden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin pos cihazını kullanmaya başladığı ilk günden bu yana pos cihazının TL dönüşümlü olduğunu bildiğini, sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklı 8 ay sonra iş bu davanın açıldığını davacıya TL üzerinden işlem gören pos cihazının 16/11/2022 tarihinde verildiğini, davacı şirketin talebi ile 15/12/2022 tarihinde döviz işlemlerine açık hale getirilmişse de, davacı firma çalışanlarına cihazın ödeme yönteminin TL olduğu bilgisi verildiğini, dövizli alışverişin TL'ye çevrilmesi için ayrı bir talimat aranmadığını, sözleşme gereği bankanın yetki verdiği kurlar üzerinden dönüşüm yapılacağının kararlaştırıldığını, 29/03/2023 tarihinden önce yalnızca TL üzerinden işlem yapıldığını, 29/03/2023 tarihinde fraud işlem olarak değerlendirilen 116 adet işlemin aynı gün Irak kaynaklı bir kart ile gerçekleştirildiğini, firma tarafından müvekkili bankaya satışın gerçek olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulamadığından davacının üyeliğinin iptal edildiğini, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup hükme esas alınamayacağını, itirazlarının değerlendirilmediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Taraflar arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi gereği, 30.03.2023 tarihli yapılan alışveriş neticesinde davacı şirket hesabına geçen usd cinsi döviz miktarından %2 oranda yapılan komisyon kesintisinden sonra kalan bakiyenin banka gişe kurundan yapılan TL'ye çevrilmesi işleminde uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı vekili yurtdışı işlemlere açılan pos cihazı ile yabancı para ile yapılan işlemlerin TL'ye çevrileceğini davacının bildiğini 8 ay süre ile işleme itiraz etmediğini ileri sürse de; yurtdışı işlemler nedeniyle yabancı para olarak davacının hesabına giren paraya davalı bankanın müdahale etmesi ancak bir sözleşme hükmü ile veya hesap sahibi davacının talimatı olması gerektiğinden davalı vekilinin zararın doğmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Bankanın uygun gördüğü kurdan işlem yapması ise öncelikle bankanın bu konuda işlem yapma yetkisinin bulunmasını gerektirmektedir.
Davacıya önce TL işlem yapma yetkisi bulunan pos cihazı tahsisinden sonra yabancı paradan işlem yapma yetkisinin açılması yabancı paranın banka tarafından TL ye çevirme yetkisi vermemektedir. Dava dilekçesinde davacı tarafça; müvekkilinin herhangi bir talimatı olmaksızın davalı banka şubesince gerçekleştirilen dövizin TL’ye çevrilmesi işlemi sonrası ortaya çıkan zararın şimdilik 100-TL olmak üzere alacağın temerrüt tarihi olan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı son tutanak tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiliyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında ise; 5 nolu ara kararı ile HMK'nın 31.maddesi kapsamında faiz başlangıç tarihi ile faiz türü yönünden de açıklama yapmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde talep kısmı açıklanmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtar edilmiştir.
Ara karar üzerine davacı vekili;taleplerinin hesaplanacak zararın arabuluculuk anlaşamama tutanak tarihinden itibaren (07.07.2023) avans faiziyle birlikte tahsiline ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Alınan bilirkişi raporunda davacının usd hesabına geçen dövizli işlemlerin TL'ye çevrileceği hususunda bir hüküm olmadığı, hesaba geçen paranın banka gişe kurundan TL ye çevrilmesi neticesi TCMB'nin alış kurundan hesaplanan 149.396,59-TL davacı zararına işlem tarihi olan 30.03.2023 tarihinden dava tarihine kadar avans faiz oranından yapılan hesaplama neticesi toplam 13.420,11-TL işlemiş avans faiz alacağı olmak üzere toplam 162.816,70- TL üzerinden dava ıslah edilmiş ,10.10.2024 tarihli ıslah dilekçesinde ise sadece toplam 162.816,70 TL' nin, davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacının dava dilekçesinde avans faizi işletilmesi talebi bulunmamaktadır. Mahkemece gerekmediği halde davacı vekiline, faiz başlangıç tarihi ile faiz türünü açıklaması için verilen mehil üzerine davacı vekili; anlaşamama tutanak tarihinden itibaren avans faizi talep ettiğini açıklamıştır. Ne var ki dava dilekçesi verildikten sonra talep ıslah edilmediği müddetçe dava konusunun verilecek bir dilekçe ile talebin değiştirilmesi artırılması mümkün değildir. Eğer dava dilekçesinde mahkemece açıklama talep edilen hususlarda açıklama yok ise;yerleşik yargı uygulamasında faiz başlangıç tarihi dava tarihi, faiz türü de yasal faiz olarak kabul edilir. Bu nedenle mahkemece verilen ara kararı ve davacı vekilinin beyan dilekçesinin hukuken bir hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacının talebi 07.07.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebidir. Islah dilekçesinde de, işlem tarihi olan 30.03.2023 tarihinden itibaren hesaplanan işlemiş faiz istemi harçlandırılarak talep edilmiş, bu talep mahkemece 07.07.2023 tarihi ile sınırlandırılarak avans faiz oranı üzerinden işlemiş faiz bakımından talep kabul edilmiş ancak bu kez, dava tarihinden sonra faize hükmedilmemiş ise de aleyhe istinaf olmadığından üzerinde durulmamıştır. Islah yolu ile faiz türü değiştirilemeyeceği yerleşik yargı uygulaması ile kabul görmüştür. Bu halde arabulucu anlaşamama tutanağı tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden evvel işlemiş faiz türünün avans faizi olduğu ıslah yolu ile değiştirilemeyeceği halde (Yargıtay 11 HD nin 2021/2832 esas,2022/4795 karar sayılı 13.06.2022 tarihli ilamı da aynı yöndedir.) arabulucu anlaşama tutanağından dava tarihine kadar 3 ay 6 gün yasal faiz oranı olan yıllık %9 orandan faiz alacağına hükmedilmek gerekirken avans faiz oranı üzerinden işlemiş faiz tutarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Davalı vekili sadece kısmi davada talep olunan miktara faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürse de davacının hesabında yapılan işlem tarihi itibariyle davacının zararı doğduğu; bu tarihten itibaren faiz talep hakkı doğduğu ,bir başka deyişle davadan evvel temerrüdün gerçekleştiği ; bu sebeble kısmi dava ile talep olunan tutara değil zararın tamamına faiz hesaplanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle ;taleple bağlı kalınarak 07.07.2023 tarihinden dava tarihine kadar zarar tutarı olan 149.396,59 TL alacağa %9 orandan hesaplanan yasal faiz tutarı üzerinden ( 149.396,59 TLx%9:365x96=)3.536,40-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 152.932,99-TL alacak için davanın kısmen kabulü,gerekirken avans faizi oranında hesaplama yapılarak fazla faize hükmedilmesi yerinde değil ise de yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına, kararın kesinleşen kısımları aynen tekrar edilerek 152.932,99-TL için davanın kısmen kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2024 Tarih 2023/655 Esas 2024/720 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile, 149.396,59 TL asıl alacak, 3.536,40-TL işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 152.932,99-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 10.446,85-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin, 2.800-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.069,85-TL'nin mahsubu ile kalan 7.377-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 3.339,70-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 3.500-TL bilirkişi ücreti ve 128,50-TL tebliğ gideri olmak üzere 3.628-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.375-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı lehine takdir olunan 9.883,71-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3.200-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabulü oranında hesaplanarak 2.976-TL'sinin davalıdan, 224-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, "Yatırılan 2.701-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 45-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 42-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından 270-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 20-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/8908 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi