Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5171 E. 2022/9235 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenileme↗ usulden reddi↗ kötüniyet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait KREP markasının yasal süre sonunda yenilenmemesi nedeniyle 30.11.2013 tarihinde sona erdiğini, davanın 06.04.2016 tarihinde açıldığı, 556 sayılı KHK'nın 8/son maddesindeki 2 yıllık sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu, davacının tanınmış marka olmadığı, davacının, davalının marka başvurusuna itiraz etmediği, davacının marka üzerindeki kullanımını ispat eden hiçbir delil sunmadığını, dava tarihi itibariyle marka üzerinde davacının üstün ve korunmaya değer bir hakkı bulunduğundan söz edilemeyeceği, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğuna ilişkin iddiaların dinlenilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Olaya uygulanacak mülga 556 S. Marka KHK’nın 8/son maddesi uyarınca “Bir markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde aynı veya benzer markanın, aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir.” Keza KHK’nın 35/2. maddesi uyarınca “8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde yapılacak itiraz, ancak itiraz eden kişinin markasını bu süre içerisinde kullanmaması halinde reddedilir.” KHK’nın 42/1-b maddesi uyarınca, KHK’nın 8. maddesi uyarınca nispi ret nedeni hususlar aynı zamanda bir hükümsüzlük sebebidir.
Somut olayda, davacı tarafın “KREP” unsurlu markasının 10 yıllık yenileme süresinin sonu olan 20.05.2013 tarihine kadar ve ayrıca Yönetmelik uyarınca cezalı ilave 6 ay içerisinde yenilenmemesi nedeniyle, 30.11.2013 tarihi itibariyle hükümden düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, 30.11.2015 tarihine kadar aynı işaret için, aynı mal ve hizmet sınıflarında başkaları tarafından yapılacak marka başvurusuna, markayı fiilen kullanmak koşuluyla, itiraz etmesi halinde marka başvurusunun reddi gerekir. Bu nitelikteki marka sahibi, sonraki marka başvurusuna karşı KHK’nın 42/1. maddesi uyarınca, tescilden itibaren 5 yıllık süre içerisinde hükümsüzlük davası da açabilecektir.
Davalı tarafın 2015/23990 sayılı marka başvurusu da “KREP” unsurlu ayırt edici işareti taşımakta olup, tescil kapsamı da davacının markası gibi 03 ve 16. sınıf malları kapsamakta olup, marka başvuru tarihinin de 20.03.2015 olduğu, davacı tarafa ait markanın hükümden düşmesinin (30.11.2013) üzerinden henüz 2 yıllık süre geçmediği, dava tarihinin de 06.04.2016 olduğu dikkate alındığında, bu durumda Mahkemece, işin esasına girilerek, davacının 03 ve 16. sınıf mallar yönünden KREP ibaresini marka olarak kullanıp kullanmadığının incelenmesi, inceleme sonucunda fiilen kullanılan tescil kapsamı yönünden davanın kabulü, sair mallar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6357 E. 2023/1210 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen 2017-M-4579 sayılı YİDK kararının davacı tarafa 16.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, «iptal davası» açılması için öngörülen iki aylık «hak düşürücü sürenin» 16.08.2017 tarihinde dolduğu, iş bu davanın ise iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 07.09.2017 tarihinde açıldığı, esasen davacının marka başvurusunun dava …
… inin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen 2017-M-4579 sayılı YİDK kararının davacı vekiline 16.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık «hak düşürücü sürenin» 16.08.2017 tarihinde dolduğu, davanın iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 07.09.2017 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının «hak düşürücü süre» içinde YİDK kararının iptali davasını açıp açmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14502 E. 2017/127 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · feragat · yargılama gideri · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkeme kararı verildikten sonra davacı vekili mahkemeye vermiş olduğu 01/11/2016 tarihli dilekçe ile mahkeme kararında belirtilen «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» alacağından «feragat» ettiği ve vekaletnamesinde feragat «yetkisinin» bulunduğu anlaşılmaktadır.
2-Mahkemece «anonim şirketin» ihyasına ve davalının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Davacı vekilinin mahkeme kararında yazılı bulunan «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» alacağından hükümden sonra «feragat» etmiş bulunması gözetilerek bu konuda bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davacının ortağı olduğu A.Ş.'nin alacaklı olduğu icra takibi yönünden geçerli olmak üzere A.Ş.'nin ihyasına ve davalının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5171 E. , 2022/9235 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22.05.2018 tarih ve 2016/79 E. - 2018/227 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2021 tarih ve 2018/2728 E. - 2021/945 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 09.09.1993 tarihinde 143504 numaralı "KREP" markasını temizlik ürünleri ve toptan satışını kapsayacak şekilde tescil ettirdiğini, geçen 20 yıllık zaman içerisinde markayı ülke pazarında tanınan ve bilinen bir marka haline getirdiğini, davalının ise KREP markasını aynen kullanmakta olduğunu, müvekkilinin marka üzerinde önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğunu, davalının müvekkiline ait markayı aynen tescil ettirdiğini, tescilin kötüniyetli olduğunu belirterek, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kararın gazetede ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait KREP markasının yasal süre sonunda yenilenmemesi nedeniyle 30.11.2013 tarihinde sona erdiğini, davanın 06.04.2016 tarihinde açıldığı, 556 sayılı KHK'nın 8/son maddesindeki 2 yıllık sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu, davacının tanınmış marka olmadığı, davacının, davalının marka başvurusuna itiraz etmediği, davacının marka üzerindeki kullanımını ispat eden hiçbir delil sunmadığını, dava tarihi itibariyle marka üzerinde davacının üstün ve korunmaya değer bir hakkı bulunduğundan söz edilemeyeceği, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğuna ilişkin iddiaların dinlenilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Olaya uygulanacak mülga 556 S. Marka KHK’nın 8/son maddesi uyarınca “Bir markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde aynı veya benzer markanın, aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir.” Keza KHK’nın 35/2. maddesi uyarınca “8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde yapılacak itiraz, ancak itiraz eden kişinin markasını bu süre içerisinde kullanmaması halinde reddedilir.” KHK’nın 42/1-b maddesi uyarınca, KHK’nın 8. maddesi uyarınca nispi ret nedeni hususlar aynı zamanda bir hükümsüzlük sebebidir.
Somut olayda, davacı tarafın “KREP” unsurlu markasının 10 yıllık yenileme süresinin sonu olan 20.05.2013 tarihine kadar ve ayrıca Yönetmelik uyarınca cezalı ilave 6 ay içerisinde yenilenmemesi nedeniyle, 30.11.2013 tarihi itibariyle hükümden düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, 30.11.2015 tarihine kadar aynı işaret için, aynı mal ve hizmet sınıflarında başkaları tarafından yapılacak marka başvurusuna, markayı fiilen kullanmak koşuluyla, itiraz etmesi halinde marka başvurusunun reddi gerekir. Bu nitelikteki marka sahibi, sonraki marka başvurusuna karşı KHK’nın 42/1. maddesi uyarınca, tescilden itibaren 5 yıllık süre içerisinde hükümsüzlük davası da açabilecektir.
Davalı tarafın 2015/23990 sayılı marka başvurusu da “KREP” unsurlu ayırt edici işareti taşımakta olup, tescil kapsamı da davacının markası gibi 03 ve 16. sınıf malları kapsamakta olup, marka başvuru tarihinin de 20.03.2015 olduğu, davacı tarafa ait markanın hükümden düşmesinin (30.11.2013) üzerinden henüz 2 yıllık süre geçmediği, dava tarihinin de 06.04.2016 olduğu dikkate alındığında, bu durumda Mahkemece, işin esasına girilerek, davacının 03 ve 16. sınıf mallar yönünden KREP ibaresini marka olarak kullanıp kullanmadığının incelenmesi, inceleme sonucunda fiilen kullanılan tescil kapsamı yönünden davanın kabulü, sair mallar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.12.2022 tarihinde olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/881814800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz