Yabancı Mahkeme Kararının Tenfizinde Kamu Düzeni ve Savunma Hakkı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/25 E. 2025/304 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tanıma ve tenfizistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalTanıma-tenfiz usulü
Davacının nitelemesi: İhtiyati Haciz mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Yabancı mahkeme kararının tenfizinde, davalının hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığı ve temsil edilip edilmediği (MÖHUK 54/ç) değerlendirilirken esas alınacak hukuk, tenfiz mahkemesinin bulunduğu yerin usul hükümleri değil, kararın verildiği ülke kanunlarıdır. Davalının yabancı yargılamada cevap dilekçesi sunması, vekille temsil edilmesi, delillere dayanması ve üst kanun yollarına başvurabilmesi savunma hakkına riayet edildiğini gösterir. Ayrıca tenfiz mahkemesi, davanın esasını inceleme yasağı gereği, yabancı mahkeme kararına konu vakıaların ve maddi hukuk itirazlarının (örn. ceza yargılaması sonucu, tanık beyanları) yeniden değerlendirilmesini yapamaz; bu hususlar revizyon yasağı kapsamındadır ve tenfiz engeli oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
Karşılıklılık, münhasır yetki ve kamu düzenine aykırılık şartlarının varlığı → ret
İddia: Davalı vekili, Türkiye ile Bulgaristan arasında tenfize ilişkin düzenleme/mütekabiliyet bulunmadığını ve tenfize konu kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan arasında 28/10/1978 tarihinde yürürlüğe giren Adli Yardım Sözleşmesi ile karşılıklılık bulunduğu, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı ve kararın verildiği ülke usul hukukuna göre usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Gıyapta karar verilmesi/savunma hakkının kısıtlanması iddiası ve uygulanacak hukuk (MÖHUK 54/ç) → ret
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin Bulgarca bilmemesi nedeniyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ve gıyabında karar verildiğini, bu nedenle kamu düzenine aykırılık bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: MÖHUK 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usul hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır; fıkranın "o yer kanunları uyarınca" ifadesi bunu açıkça göstermektedir. Somut olayda davalının yargılama sırasında cevap dilekçesi sunduğu, vekille temsil edildiği, delillere dayandığı, delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği ve davalının başvurusu üzerine yargılamanın üst kanun yollarına da taşındığı görülmekle davalının savunma hakkına riayet edildiği, MÖHUK'un 54. maddesinin (ç) fıkrası anlamında tenfiz engeli bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ceza yargılaması sonucunun ve tanık beyanlarının tenfiz mahkemesince değerlendirilmesi/bekletici mesele talebi → ret
İddia: Davalı vekili, tanık beyanlarına dayalı olarak şirketin zarara uğramadığının açık olduğunu, ceza yargılamasında beraat ettiğini, aynı konudaki ceza dosyasının (Plovdiv Ağır Ceza Mahkemesi) bekletici mesele yapılması ve sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Türk tenfiz hukukunda davanın esastan incelenmesi yasağı, yabancı mahkemenin tespit ettiği vakıalara ve ulaştığı adli hakikate tenfiz mahkemesince itibar edilmesini gerektirmekte, bunların tenfiz mahkemesince yeniden incelenmesine engel olmaktadır. Dava henüz yabancı mahkemede görülmekteyken mevcut itiraz (maddi hukuk anlamındaki, alacağı sona erdiren itiraz) sebepleri tenfiz mahkemesince dikkate alınamaz; davalının ileri sürdüğü tanık ifadelerinin tenfiz mahkemesince değerlendirilmesi mümkün değildir. Tenfizi talep edilen ilamı veren mahkemece yargılama devam ederken davalı hakkında ceza soruşturması da devam etmiş, tenfizi talep edilen ilam Bulgaristan Yüksek Temyiz Mahkemesi incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Davalı vekilinin ileri sürdüğü hususlar revizyon yasağı kapsamında olup tenfiz engeli sayılacak nitelikte görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tenfiz davasında harcın nispi değil maktu olarak alınması → ret
İddia: Davalı vekili, davanın nispi harç ile tamamlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alındığında yargılamanın maktu harçla tamamlanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İhtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddi → ret
Gerekçe: Söz konusu alacak kesin nitelikteki bir yabancı mahkeme kararıyla hükme bağlanmış belirli ve muaccel bir alacak olduğundan kanaat verici delil sunulduğunun kabulü ile ihtiyati haciz kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
MÖHUK 54/ç fıkrası kapsamında gıyapta karar verilmesi ve savunma hakkının ihlali değerlendirmesinde uygulanacak hukukun tenfiz mahkemesinin değil, kararın verildiği ülkenin usul kanunları olduğu ve tenfiz mahkemesinin esastan inceleme yapamayacağı (revizyon yasağı) yönündeki gerekçe, benzer tenfiz davalarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ve tenfiz↗ karşılıklılık (mütekabiliyet)↗ münhasır yetki↗ kamu düzenine aykırılık↗ MÖHUK 54↗ savunma hakkı↗ gıyapta karar verilmesi↗ revizyon yasağı↗ esastan inceleme yasağı↗ ihtiyati haciz↗ maktu harç↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/25
KARAR NO 2025/304
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/10/2024
NUMARASI 2024/66 Esas - 2024/160 Karar
DAVA
Tanıma ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/02/2025
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ortaklarından ...'nun şirket müdürü sıfatı ile ve şirketi temsilen kötü niyetli bir şekilde fiilen ve hukuken ifa edilmesi mümkün olmayan sözleşmeler düzenlediğini, bu sözleşmelere dayanarak yapılan icra takibinin şirketin çalışanları da dahil olmak üzere diğer ortaklarına da kasten hiçbir bilgi vermeyerek kesinleşmesine ve şirketin 769.677,96 Leva zarara uğramasına sebebiyet verdiğini belirterek Bulgaristan Cumhuriyeti - Plovdiv İl Mahkemesi Ticaret Dairesi XI. Heyeti tarafından 28/06/2022 tarihli 260164 nolu ve 55/2020 sayılı mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine, davalının mal varlığına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ikili sözleşmede tenfize ilişkin düzenleme bulunmadığını, uluslararası anlaşmaya dayanan bir mütekabiliyet bulunmadığını, davacının beyanlarında geçen ve mahkeme kararına konu sözleşmenin varlığından diğer ortakların ve yönetim kurulu başkanının haberinin olduğunu, müvekkilinin tenfiz talebine konu bu karara konu sözleşmeye yönelik tüm yükümlülükleri şahsen yerine getirdiğini, ortada herhangi bir zarar bulunmadığını, merhum ...'nun, ..., ... ve müvekkili ile devir sözleşmeleri kapsamında bu husus ile ilgili birbirlerini gayri kabili rücu olmak üzere ibra ettiklerini, müvekkili ile taraflar arasında görülen pek çok davada kullanmak maksadı ile kötü niyetli olarak tenfiz talebinde bulunulduğunu, bu durumun gerek Plovdiv Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda dinlenilen tanık beyanlarıyla ve gerekse de taraflar arsında imza edilen sözleşmelerle sabit olduğunu, icra takibi başlatılmışsa da tüm borcun müvekkili tarafından üstlenildiğini, şirkete tek bir kuruş ödetilmediğini, davacı şirketin tüm ortaklarının ve yönetim kurul başkanının haberi olduğu iş bu sözleşmenin davacı şirketin malzemelerini müvekkiline teslim etmemesi sebebiyle yerine getirilemediğini, açıkça adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, Türk kamu düzenine aykırılık bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece 14/10/2024 tarihli ara kararla; davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin % 15 teminat karşılığında kabulü ile; 817.598,39 Bulgar Levası (15.943.168,60-TL) alacak ile sınırlı olmak üzere, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın ihtiyaten haczine karar verilmiştir. Mahkemece; Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ikili sözleşme ile karşılıklılık ilkesinin benimsendiği, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediği, davalı tarafça savunma hakkının ihlal edildiği ve bu durumun kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de davalının yargılama sırasında cevap dilekçesi sunduğu, vekille temsil edildiği, delillere dayandığı, delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği ve yargılamanın üst kanun yollarına da taşındığı görülmekle davalının savunma hakkına riayet edildiği ve kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, Bulgaristan Cumhuriyeti - Plovdiv İl Mahkemesi Ticaret Dairesi XI.
Heyeti tarafından verilen 28/06/2022 tarihli 260164 nolu ve 55/2020 sayılı kararın tanınmasına ve tenfizine, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tenfizi talep edilen kararın tebliğ edilmediğini, davanın nisbi harç ile tamamlanması gerektiğini, aynı konu ile ilgili Polovdiv Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1066/24 sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerekirken bahsi geçen dava dosyasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin Bulgarca bilmemesi nedeniyle tenfizi talep edilen kararın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek alındığını ve bu nedenle kamu düzenine aykırı olduğunu, Polovdiv Ağır Ceza Mahkemesinde MTB yönetim kurulu başkanı ...'ın, teknik sorumlu müdür ...'ün, avukat ...'ın ifadelerine göre bahsi geçen sözleşmeden davacının önceden haberinin olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen sözleşme ile taahhüdünü yerine getirme kabiliyetinin bulunduğunu, malzemelerin davacı tarafından müvekkiline verilmemesi nedeniyle taahhüdün yerine getirilemediğini, beyanlardan davacının müvekkilini zor duruma sokmak amacıyla hareket ettiğinin açık olduğunu, müvekkilinin yokluğunda genel kurul kararı oluşturularak müvekkilinin hisselerinin bedelsiz bir şekilde alınmaya çalışıldığını, tenfize konu ilamın verildiği mahkemece bu ifadelerin değerlendirilmediğini, Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucuna müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, davacı şirketin kendi muhasebecisinin dahi zararın oluşmadığına aksine şirketin kar elde ettiğine dair beyanları kapsamında müvekkili hakkında zararın oluşmadığı tespiti ile beraat kararı verildiğini, Türk kamu düzenine aykırılık söz konusu olduğunu, hüküm mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; taraflar arasındaki tazminat davasında verilen Bulgaristan Cumhuriyeti Polovdiv İl Mahkemesi Ticaret Dairesi XI. Heyeti'nin 28/06/2022 tarihli 260164 nolu ve 55/2020 sayılı kararının tenfizi istemine ilişkindir. Tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şarttır.
Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği Bulgaristan devleti arasında 28/10/1978 tarihlinde yürürlüğe giren Adli Yardım Sözleşmesi ile karşılıklılık bulunduğu, ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfizi istenen kararın, verildiği ülke usul hukukuna göre verilmiş ve usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından gıyabında karar verildiği, savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmektedir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir.
MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır. Zira bu konuda yasa hükmü açık olup, anılan fıkranın giriş cümlesi “o yer kanunları uyarınca,” şeklinde bir belirleme içermekte olup, aynı fıkrada aynı cümle içinde ikinci kez tekrar edilmek suretiyle aynı husus vurgulanmış ve “bu kanunlara aykırı bir şekilde” kelime dizisi kullanılarak konu açıklanmıştır. Bu da göstermektedir ki, bu fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/11/2014 tarih 2013/11-1136-E.
2014/974 K. Sayılı içtihadı). Somut olayda da davalının yargılama sırasında cevap dilekçesi sunduğu, vekille temsil edildiği, delillere dayandığı, delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği ve davalının başvurusu üzerine yargılamanın üst kanun yollarına da taşındığı görülmekle davalının savunma hakkına riayet edildiği, MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrası anlamında da tenfiz engeli bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili; tanıkların beyanlarına dayalı olarak şirketin zarara uğramadığının açık olduğunu, ceza yargılamasında beraat ettiğini, tenfiz mahkemesince ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de Türk tenfiz hukukunda "davanın esastan incelenmesi yasağı, yabancı mahkemenin vakıaları biçimine ve ulaştığı adli hakikate tenfiz mahkemesi tarafından itibar edilmesini gerektirmekte, bunların tenfiz mahkemesince yeniden incelenmesine engel olmaktadır.
Bu nedenle, dava henüz yabancı mahkemede görülmekteyken mevcut itiraz (maddi hukuk anlamındaki itirazlar, alacağı sona erdiren) sebepleri tenfiz mahkemesince dikkate alınamaz. Davalının ileri sürdüğü tanık ifadelerinin tenfiz mahkemesince değerlendirilmesi mümkün değildir. Bunun dışında tenfizi talep edilen ilamı veren mahkemece yargılamanın devam ederken davalı hakkında ceza soruşturması da devam etmektedir. Tenfizi talep edilen ilam Bulgaristan Yüksek Temyiz Mahkemesi incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Davalı vekilinin ileri sürdüğü hususlar revizyon yasağı kapsamında olup, tenfiz engeli sayılacak nitelikte görülmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alındığında yargılamanın maktu harçla tamamlanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 gün 2022/1024 E. 2023/4355 K.; 11/07/2023 gün, 2022/2244 E. 2023/4370 K.; 16/10/2023 gün, 2022/6371 E. 2023/5889 K.; 31/05/2023 gün, 2022/6677 E. 2023/3391 K. Sayılı içtihatları). Diğer taraftan, söz konusu alacak kesin nitelikteki bir yabancı mahkeme kararıyla hükme bağlanmış belirli ve muaccel bir alacak olduğundan kanaat verici delil sunulduğunun kabulü ile ihtiyati haciz kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece yabancı mahkeme ilamının tenfizine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 187,80-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/8745 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi