Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5355 E. 2022/9246 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çelişkili davranış yasağı↗ franchise sözleşmesi↗ belirsiz alacak davası↗ yoksun kalınan kâr↗ şikayet↗ ikrar↗ eş rızası↗ tazminat davası↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ alacak davası↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ ortalama tüketici↗ fatura↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,davacı şirket adına tescilli 2007/29004 sayılı markanın 37.sınıfta "giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetler sınıfı" tescilli olduğu, davalı şirketin de 15.03.2013 tarihinde "her türlü konfeksiyon, tekstil ürünlerinin yıkanması, temizlenmesi, kurulanması, ütülenmesi ve boya hizmetlerinin yapılması, her türlü elbise, çamaşır, perde, çarşaf, yorgan, masa örtüsü ve tekstil ürünlerinin ıslak ve kuru temizleme işlemlerinin yapılması" faaliyet konusu ile tescil edildiği, davalının işyerini devraldığı 2013 yılı Mart ayından itibaren devraldığı şekilde kullanmaya devam ettiğini ceza dosyasında ikrar ettiği, devraldığı kişinin daha önce marka sahibi ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın, izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, ceza dosyasında bulunan fotoğraflardan 06 FM 4904 plakalı araç üzerinde, işyerinin tabelasında, davacı markasının iktibas sureti ile aynen kullanıldığı, markanın davacı marka sahibi ile lisans sözleşmesi yapılmaksızın aynen aynı hizmet sınıfında kullanılmasının,ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağı, davacının yoksun kalınan kazanca ilişkin maddi tazminat talebini 556 sayılı KHK 66/c maddesinde düzenlenen; "marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını talep ettiğinden ve dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmeleri incelenerek, bilirkişi heyeti tarafından ödenmesi gereken lisans bedelinin 35.247,00 TL olduğu, davacı tarafın, dava dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminat davası olarak açtığı, daha sonra talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 35.247,00 TL ye yükselttiği, dava dilekçesinde faiz ve KHK 67/1 maddesi gereğince makul pay eklenmesinin talep edilmediği, ancak talep artırım dilekçesi ile faiz istendiği ve makul pay eklenmesi talep edildiği, belirsiz alacak davasında ancak davanın başında istenen talebin artırılabileceği, dava dilekçesi ile faiz ve KHK 67/1 maddesi gereğince makul pay talebinde bulunulmadığından, talep artırım dilekçesi ile istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, markaya tecavüz teşkil eden ürünlere, araçlara , cihaz ve makinalara el konulmasına tecavüz eden markanın silinmesine, silinememesi halinde imhasına, 35.247,00 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, dava dilekçesi ile faiz istenmediği , talep artırım dilekçesi ile istendiği gözönüne alınarak, faiz istemi ile KHK 67/1 maddesine göre tazminata makul pay eklenmesi talebinin usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ikrar mahiyetindeki beyanı ile davaya konu iş yerindeki çalışmasında davacı ile sözleşme yapmadığı, bayilik almadığını, davacı markasını kullanma konusunda izin, sözleşme vs. hukuki bir işlemin bulunmadığını beyan ettiği, TTK'da düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesi olan "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği artık tamamen yerleşmiş bir içtihat ve hukuk uygulaması olduğu, davacı yanın uzun süre sessiz kalmadığı, hatta yasal şikayet hakkını da kullandığı, davalının önceki işyerini devralmış olması karşısında telefon numarasının davacının bayi listesinde sehven bulunmuş olmasının ve bir defaya mahsus gelen mesajın rıza gösterme ve sözleşmesiz isim kullanma hakkı verildiğine delil olarak kabul edilmeyeceği, bilirkişi incelemesine göre hesaplamanın farazi sözleşmeye göre yapıldığı, hesaplamada bir hatanın da bulunmadığı gerekçesiyle davalı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davalının işyerini devraldığı kişinin daha önce davacı ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın ve dolayısıyla izinsiz olarak kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı Pati Kuru Temizleme.. Şirketi 15.03.2013 tarihinde davacının franchising verdiği davadışı bayiden işletmeyi devraldıktan sonra, davacı şirket tarafından düzenlenen 12.04.2013 tarihli faturaya göre 700 adet gömlek askısı, 600 adet pantolon askısı, 40 adet takım elbise askısı ve 300 adet etek askısının 25.06.2013 tarihli fatura ile de baskılı 41.kg poşetin davalı tarafa satıldığı görülmüştür. Öte yandan 11.03.2015 tarihli e-mailde davacının davalıya bayisi olarak hitap ederek davadışı şirketle yapmış oldukları işbirliğine yönelik yazışmalarda yaptığı görülmüştür. Her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş franchise sözleşmesinde markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme hem de 556 sayılı KHK’nın 21. maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemecek ise de, itirazı kayıt ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğundan davalıyı bayisi olarak kabul etmiştir. Bu durum karşında davacının işletmenin devrinden sonra yapmış olduğu satışlar ile yazışmalara göre davalı tarafından markasının kullanımına muvafakat ettiğini göstermektedir. Davacının, zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, muvafakatini kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin marka hakkına tecavüz davası açması ise çelişkili davranış yasağı kapsamında kalacak TMK m.2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. Hal böyle olunca mahkemece markaya tecavüzün olmadığının kabulüne ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5086 E. 2024/2263 K.
Ortak:çelişkili davranış yasağı · franchise sözleşmesi · belirsiz alacak davası · yoksun kalınan kâr · şikayet · ikrar · tazminat davası · oy yasağı · Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
İncelediğiniz kararda… ası" faaliyet konusu ile tescil edildiği, davalının işyerini devraldığı 2013 yılı Mart ayından itibaren devraldığı şekilde kullanmaya devam ettiğini ceza dosyasında «ikrar» ettiği, devraldığı kişinin daha önce marka sahibi ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın, izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, ceza dosyasında bulunan fotoğraflardan 06 FM 4904 plakalı araç üzerinde, işyerinin tabelasında, davacı markasının iktibas sureti ile aynen kullanıldığı, markanın davacı marka sahibi ile lisans sözleşmesi yapılmaksızın aynen aynı hizmet sınıfında kullanılmasının,«ortalama tüketici» nezdinde karışıklığa neden olacağı, davacının «yoksun kalınan» kazanca ilişkin «maddi tazminat» talebini 556 sayılı KHK 66/c maddesinde düzenlenen; "«marka hakkına tecavüz» edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını talep ettiğinden ve dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmeleri incelenerek, bilirkişi heyeti tarafından ödenmesi gereken lisans bedelinin 35.247,00 TL olduğu, davacı tarafın, dava dilekçesinde davasını «belirsiz alacak davası» olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi «tazminat davası» olarak açtığı, daha sonra talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 35.247,00 TL ye yükselttiği, dava dilekçesinde faiz ve KHK 67/1 maddesi gereğince makul pay eklenmesinin talep edilmediği, ancak talep artırım dilekçesi ile faiz istendiği ve makul pay eklenmesi talep edildiği, belirsiz alacak davasında ancak davanın başında istenen talebin artırılabileceği, dava dilekçesi ile faiz ve KHK 67/1 maddesi gereğince makul pay talebinde bulunulmadığından, talep artırım dilekçesi ile istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve «haksız rekabette» bulunduğunun tespitine, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, markaya tecavüz teşkil eden ürünlere, araçlara , cihaz ve …
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «ikrar» mahiyetindeki beyanı ile davaya konu iş yerindeki çalışmasında davacı ile sözleşme yapmadığı, bayilik almadığını, davacı markasını kullanma konusunda izin, sözleşme vs. hukuki bir işlemin bulunmadığını beyan ettiği, TTK'da düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesi olan "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak «kaybı» müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının «çelişkili davranış yasağı» teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK 2. maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği artık tamamen yerleşmiş bir içtihat ve hukuk uygulaması olduğu, davacı yanın uzun süre sessiz kalmadığı, hatta yasal «şikayet» hakkını da kullandığı, davalının önceki işyerini devralmış olması karşısında telefon numarasının davacının bayi listesinde sehven bulunmuş olmasının ve bir defaya mahsus gelen mesajın «rıza» gösterme ve sözleşmesiz isim kullanma hakkı verildiğine delil olarak kabul edilmeyeceği, «bilirkişi incelemesine» göre hesaplamanın farazi sözleşmeye göre yapıldığı, hesaplamada bir hatanın da bulunmadığı gerekçesiyle davalı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi ger …
Davacının, zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, «muvafakatini» kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin «marka hakkına tecavüz» davası açması ise «çelişkili davranış yasağı» kapsamında kalacak TMK m.2 uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olacaktır.
Benzer bu kararda… ası" faaliyet konusu ile tescil edildiği, davalının işyerini devraldığı 2013 yılı Mart ayından itibaren devraldığı şekilde kullanmaya devam ettiğini ceza dosyasında «ikrar» ettiği, devraldığı kişinin daha önce marka sahibi ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın, izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, ceza dosyasında bulunan fotoğraflardan 06 FM 4904 plakalı araç üzerinde, işyerinin tabelasında, davacı markasının iktibas sureti ile aynen kullanıldığı, markanın davacı marka sahibi ile lisans sözleşmesi yapılmaksızın aynen aynı hizmet sınıfında kullanılmasının, «ortalama tüketici» nezdinde karışıklığa neden olacağı, davacının «yoksun kalınan» kazanca ilişkin «maddi tazminat» talebini 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen; "«marka hakkına tecavüz» edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını talep ettiğinden ve dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmeleri incelenerek, bilirkişi heyeti tarafından ödenmesi gereken lisans bedelinin 35.247,00 TL olduğu, davacı tarafın, dava dilekçesinde davasını «belirsiz alacak davası» olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi «tazminat davası» olarak açtığı, daha sonra talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 35.247,00 TL'ye yükselttiği, dava dilekçesinde faiz ve 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince makul pay eklenmesinin talep edilmediği, ancak talep artırım dilekçesi ile faiz istendiği ve makul pay eklenmesi talep edildiği, belirsiz alacak davasında ancak davanın başında istenen talebin artırılabileceği, dava dilekçesi ile faiz ve 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince makul pay talebinde bulunulmadığından, talep artırım dilekçesi ile istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve «haksız rekabette» bulunduğunun tespitine, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, markaya tecavüz teşkil eden ürünlere, araçlara, cihaz ve …
… ılı Kanun) düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi olan "... süreli sessiz kalma suretiyle hak «kaybı» müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda ... oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının «çelişkili davranış yasağı» teşkil edeceği, böyle bir davranışın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği, artık tamamen yerleşmiş bir içtihat ve hukuk uygulaması olduğu, davacı yanın ... süre sessiz kalmadığı, hatta yasal «şikayet» hakkını da kullandığı, davalının önceki işyerini devralmış olması karşısında telefon numarasının davacının bayi listesinde sehven bulunmuş olmasının ve bir defaya mahsus gelen mesajın ... gösterme ve sözleşmesiz isim kullanma hakkı verildiğine delil olarak kabul edilmeyeceği, «bilirkişi incelemesine» göre hesaplamanın farazi sözleşmeye göre yapıldığı, hesaplamada bir hatanın da bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… nlenen 12.04.2013 tarihli faturaya göre 700 adet gömlek askısı, 600 adet pantolon askısı, 40 adet takım elbise askısı ve 300 adet etek askısının, 25.06.2013 tarihli «fatura» ile de baskılı 41 kg poşetin davalı tarafa satıldığının görüldüğü, öte yandan 11.03.2015 tarihli e-mailde davacının davalıya bayisi olarak hitap ederek dava dışı şirketle yapmış oldukları işbirliğine yönelik yazışmalar da yaptığı, her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş «franchise sözleşmesinde» markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme bulunduğu, hem de dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 21 nci maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan ... haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemeyeceği belirtilmişse de, «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğu, davalıyı bayisi olarak kabul ettiğinin anlaşıldığı, davacının işletmenin devrinden sonra yapmış olduğu satışlar ile yazışmalara göre davalı tarafından markasının kullanımına «muvafakat» ettiği, bu nedenlerle davacının zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, muvafakatini kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin «marka hakkına tecavüz» davası açmasının «çelişkili davranış yasağı» kapsamında kaldığı ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt · kazanılmış hak · iltibas
Benzer bu kararda… me adı altında dükkan açtığını, açmış olduğu bu iş yerinde müvekkili şirket adına tescilli olan "DRY Clean Express" marka ve logolarını aynen veya taklit, tağyir ve «iltibas» suretiyle kullanarak müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ettiğini, davalının basiretli bir tacirden beklenen ... yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kendisine ait olmayan markayı kelime, şekil, renk ve yazı stillerini birbirinden ayırt edilemeyecek derecede işletmesinde kullandığını, davalının tüm sözlü uyarılara rağmen haksız kullanımına devam ettiğini, bunun üzerine hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/166 E. sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davalının söz konusu eylemleri ile müvekkilinin müşteri çevresinden ve tanınmışlığından faydalanmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, meydana gelen tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi v …
Her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş «franchise sözleşmesinde» markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme hem de 556 sayılı KHK’nın 21 nci maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan ... haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemecek ise de, «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğundan davalıy …
… nlenen 12.04.2013 tarihli faturaya göre 700 adet gömlek askısı, 600 adet pantolon askısı, 40 adet takım elbise askısı ve 300 adet etek askısının, 25.06.2013 tarihli «fatura» ile de baskılı 41 kg poşetin davalı tarafa satıldığının görüldüğü, öte yandan 11.03.2015 tarihli e-mailde davacının davalıya bayisi olarak hitap ederek dava dışı şirketle yapmış oldukları işbirliğine yönelik yazışmalar da yaptığı, her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş «franchise sözleşmesinde» markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme bulunduğu, hem de dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 21 nci maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan ... haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemeyeceği belirtilmişse de, «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğu, davalıyı bayisi olarak kabul ettiğinin anlaşıldığı, davacının işletmenin devrinden sonra yapmış olduğu satışlar ile yazışmalara göre davalı tarafından markasının kullanımına «muvafakat» ettiği, bu nedenlerle davacının zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, muvafakatini kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin «marka hakkına tecavüz» davası açmasının «çelişkili davranış yasağı» kapsamında kaldığı ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5355 E. , 2022/9246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12.04.2018 tarih ve 2016/148 E. - 2018/134 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.05.2021 tarih ve 2018/2596 E. - 2021/1078 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "DC Dry Clean Express + Şekil" ibareli markayı 29.05.2007 tarihinden itibaren 37.sınıfta tescil ettirdiğini ve Beykoz'da kuru temizleme sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye çapında 100'ün üzerinde bayisi bulunduğunu ve bu bayilerin müvekkili adına tescilli markayı franchise sözleşmesi ile kullandığını, davalının ise Ankara'daki iş yerinde Pati Kuru Temizleme adı altında dükkan açtığını, açmış olduğu bu iş yerinde müvekkili şirket adına tescilli olan "DRY Clean Express" marka ve logolarını aynen veya taklit, tağyir ve iltibas suretiyle kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, davalının basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kendisine ait olmayan markayı kelime, şekil, renk ve yazı stillerini birbirinden ayırt edilemeyecek derecede işletmesinde kullandığını, davalının tüm sözlü uyarılara rağmen haksız kullanımına devam ettiğini, bunun üzerine hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/166 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davalının söz konusu eylemleri ile müvekkilinin müşteri çevresinden ve tanınmışlığından faydalanmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek meydana gelen tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin Yasemin Kuru Temizleme Med. İnş..San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden makine, ekipman ve yardımcı malzemelerle birlikte devir alındığını, devir alınan şirketin devir tarihinden önce başlayan süreçte tabelasında, malzeme ve ekipmanlarında DRY CLEAN EXPRESS ismini kullandığını, bu durumun davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, müvekkilinin ise hiç bir zaman DRY CLEAN EXPRESS ismini kullanma ve bu isimden faydalanma gayesi içine girmediğini, davacının 2013 yılından itibaren sürekli olarak müvekkilinin devraldğı şirket ile ilişkisini devam ettirdiğini, davaya konu markanın kullanıldığını daha önceden bildiğini ve buna muvafakat ettiğini, müvekkilinin eyleminin markaya tecavüz niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,davacı şirket adına tescilli 2007/29004 sayılı markanın 37.sınıfta "giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetler sınıfı" tescilli olduğu, davalı şirketin de 15.03.2013 tarihinde "her türlü konfeksiyon, tekstil ürünlerinin yıkanması, temizlenmesi, kurulanması, ütülenmesi ve boya hizmetlerinin yapılması, her türlü elbise, çamaşır, perde, çarşaf, yorgan, masa örtüsü ve tekstil ürünlerinin ıslak ve kuru temizleme işlemlerinin yapılması" faaliyet konusu ile tescil edildiği, davalının işyerini devraldığı 2013 yılı Mart ayından itibaren devraldığı şekilde kullanmaya devam ettiğini ceza dosyasında ikrar ettiği, devraldığı kişinin daha önce marka sahibi ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın, izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, ceza dosyasında bulunan fotoğraflardan 06 FM 4904 plakalı araç üzerinde, işyerinin tabelasında, davacı markasının iktibas sureti ile aynen kullanıldığı, markanın davacı marka sahibi ile lisans sözleşmesi yapılmaksızın aynen aynı hizmet sınıfında kullanılmasının,ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağı, davacının yoksun kalınan kazanca ilişkin maddi tazminat talebini 556 sayılı KHK 66/c maddesinde düzenlenen;
"marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını talep ettiğinden ve dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmeleri incelenerek, bilirkişi heyeti tarafından ödenmesi gereken lisans bedelinin 35.247,00 TL olduğu, davacı tarafın, dava dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminat davası olarak açtığı, daha sonra talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 35.247,00 TL ye yükselttiği, dava dilekçesinde faiz ve KHK 67/1 maddesi gereğince makul pay eklenmesinin talep edilmediği, ancak talep artırım dilekçesi ile faiz istendiği ve makul pay eklenmesi talep edildiği, belirsiz alacak davasında ancak davanın başında istenen talebin artırılabileceği, dava dilekçesi ile faiz ve KHK 67/1 maddesi gereğince makul pay talebinde bulunulmadığından, talep artırım dilekçesi ile istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, markaya tecavüz teşkil eden ürünlere, araçlara , cihaz ve makinalara el konulmasına tecavüz eden markanın silinmesine, silinememesi halinde imhasına, 35.247,00 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, dava dilekçesi ile faiz istenmediği , talep artırım dilekçesi ile istendiği gözönüne alınarak, faiz istemi ile KHK 67/1 maddesine göre tazminata makul pay eklenmesi talebinin usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ikrar mahiyetindeki beyanı ile davaya konu iş yerindeki çalışmasında davacı ile sözleşme yapmadığı, bayilik almadığını, davacı markasını kullanma konusunda izin, sözleşme vs. hukuki bir işlemin bulunmadığını beyan ettiği, TTK'da düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesi olan "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK 2.
maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği artık tamamen yerleşmiş bir içtihat ve hukuk uygulaması olduğu, davacı yanın uzun süre sessiz kalmadığı, hatta yasal şikayet hakkını da kullandığı, davalının önceki işyerini devralmış olması karşısında telefon numarasının davacının bayi listesinde sehven bulunmuş olmasının ve bir defaya mahsus gelen mesajın rıza gösterme ve sözleşmesiz isim kullanma hakkı verildiğine delil olarak kabul edilmeyeceği, bilirkişi incelemesine göre hesaplamanın farazi sözleşmeye göre yapıldığı, hesaplamada bir hatanın da bulunmadığı gerekçesiyle davalı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davalının işyerini devraldığı kişinin daha önce davacı ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın ve dolayısıyla izinsiz olarak kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı Pati Kuru Temizleme.. Şirketi 15.03.2013 tarihinde davacının franchising verdiği davadışı bayiden işletmeyi devraldıktan sonra, davacı şirket tarafından düzenlenen 12.04.2013 tarihli faturaya göre 700 adet gömlek askısı, 600 adet pantolon askısı, 40 adet takım elbise askısı ve 300 adet etek askısının 25.06.2013 tarihli fatura ile de baskılı 41.kg poşetin davalı tarafa satıldığı görülmüştür. Öte yandan 11.03.2015 tarihli e-mailde davacının davalıya bayisi olarak hitap ederek davadışı şirketle yapmış oldukları işbirliğine yönelik yazışmalarda yaptığı görülmüştür. Her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş franchise sözleşmesinde markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme hem de 556 sayılı KHK’nın 21.
maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemecek ise de, itirazı kayıt ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğundan davalıyı bayisi olarak kabul etmiştir. Bu durum karşında davacının işletmenin devrinden sonra yapmış olduğu satışlar ile yazışmalara göre davalı tarafından markasının kullanımına muvafakat ettiğini göstermektedir. Davacının, zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, muvafakatini kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin marka hakkına tecavüz davası açması ise çelişkili davranış yasağı kapsamında kalacak TMK m.2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacaktır.
Hal böyle olunca mahkemece markaya tecavüzün olmadığının kabulüne ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868990900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz