6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bankada mevduat olarak kalan paranın iadesi talebinde on yıllık zamanaşımı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6167 E. 2022/6626 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Banka güvencesindeki mevduata ilişkin usulsüz işlemlerden doğan iade talebi, paranın en son işleme tabi tutulduğu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına (BK 125) tabidir; banka çalışanlarının kusurlu/kasıtlı eylemlerinden kusursuz sorumlu olsa da bu süre içinde talep edilmeyen alacak zamanaşımına uğrar. Ayrıca dayanılan maddi vakalar farklıysa önceki dava sonraki dava yönünden kesin hüküm oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Mevduatın iadesi talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı → ret

İddia: Davacı, mevduatının banka yönetimince paravan off-shore bankaya aktarıldığını, havale görünümlü mevduat toplandığını ve bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek paranın yatırıldığı tarihten itibaren temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir; davalı banka ve fer'i müdahiller husumet, kesin hüküm ve zamanaşımı defilerinde bulunmuştur.

Gerekçe: Önceki İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi davasında çalışanların hileli davranışlarıyla paranın off-shore hesabına aktarıldığı maddi vakasına, eldeki davada ise talimata aykırı olarak bankada kalan paranın iadesi maddi vakasına dayanıldığından, dayanılan maddi vakalar farklı olup önceki dava eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmez. Davaya konu mevduatın off-shore hesabına aktarıldığı ispatlanamamıştır. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere iade etmekle yükümlü olup kendi çalışanlarının kusurlu ya da kasıtlı eylemlerinden kusursuz olarak sorumludur; banka güvencesindeki mevduata ilişkin usulsüz işlemler nedeniyle para en son işlem tarihinden itibaren on yıllık süre içinde talep edilebilir. Paranın en son işleme tabi tutulduğu 29.12.1999 tarihine göre dava tarihi itibarıyla BK'nın 125. maddesindeki on yıllık zamanaşımı dolduğundan, banka süresinde zamanaşımı definde bulunduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi; Yargıtay ayrıca muacceliyetin, davacının bankaya el konulması üzerine yaptığı başvuruyla parasının hesapta bulunmadığını öğrendiği tarihte oluştuğunu vurgulamıştır)

Emsal değeri

Bankada mevduat olarak kalan paranın iadesinde zamanaşımının paranın en son işlem tarihinden başlayacağı ve on yıllık sürenin uygulanacağı; farklı maddi vakaya dayanan davanın kesin hüküm oluşturmayacağı yönünde emsaldir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Bankada mevduat olarak kalan paraya ilişkin usulsüz işlemlerden doğan iade talebi, paranın en son işleme tabi tutulduğu tarihten itibaren BK 125 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.
Dava şartı
kesin hüküm (farklı maddi vakaya dayanan sonraki dava, önceki davanın kesin hükmünü oluşturmaz)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
banka mevduatının iadesi zamanaşımı istihdam edenin sorumluluğu kesin hüküm muacceliyet

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 55BK 66BK 125 · 5411 sayılı Bankacılık Kanunu — 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 61 · 4389 sayılı Bankalar Kanunu — 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/6167 E.  ,  2022/6626 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.03.2018 tarih ve 2014/656 E.- 2018/359 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.05.2020 tarih ve 2018/1556 E. - 2020/529 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı... Bank vekili Av. ... ve fer'i müdahil vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı banka (... A.Ş.) ... Şubesi'ne 17.06.1999 tarihinde 242.816,54.-DEM ( 124.150,126.-EUR) mevduatını yatırdığını,mevduatın henüz vadesi gelmeden 21.12.1999 tarihinde... yönetimine el konulduğu ve TMSF'a devredildiği, daha sonra ... ile birleştirilerek nihayetinde de ...'ın... Bank'a satılarak... Bank olduğunu, davacının mevduatının... A.Ş. yönetimi tarafından ...Off-Shore Bank Ltd. adlı paravan bankaya aktarıldığını, havale talimatı imzalatıldığını,toplanan paranın... A.Ş yönetimi tarafından grup şirketlerine usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğini,işlemin "havale görünümlü mevduat toplamak" olduğunu

mevduatın görünüşte off shore bankasına havale edilmiş gibi yapıldığı,... ile ...Off-Shore Ltd. arasından aslında organik bir bağ bulunduğunu ve bunun mudiler aleyhine kullanıldığını, Türkiye de kurulu bankalar, mevduatı kıyı bankacılığı dahil yurtdışındaki şubelerine, yönlendirmek amacıyla yukarıda belirtilen işlemleri yapamayacaklarının yasa ile belirlendiğini,davalı bankanın üst yöneticilerinin İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davada bunu ikrar ettiklerini,...... Şubesi'ne yatırılan 242.816,54.-DEM'nin (1,95583 dönüşüm Kuru üzerinden 124.150,121.-Euro) paranın bankaya yatırıldığı 17.06.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, elkonulan Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde TMSF ile OYAK arasında akdedilen hisse devir sözleşmesiyle OYAK'a devredildiği, devir öncesi (09.08.2001 tarihi öncesi) işlemlerden kaynaklanan borçları ve bu borçlara ilişkin her türlü mali ve hukuki sorumluluğu hisse devir sözleşmesinin 6.13. maddesiyle TMSF'nin üzerine aldığını, bu nedenle TMSF'nin borcu üstlenmiş olması ve kanuni bir devir olması nedeniyle bu durumun 3. kişileri de bağlayacağı, dolayısıyla davanın kendileri açısından husumet nedeniyle reddedilmesi ve husumetin TMSF'a yöneltilmesi gerektiğinden, resen taraf değişikliğine hükmedilmesine, davacının talep ettiği paranın davacı tarafından ... Bank'a havale edilmiş bir para olduğunu, farklı bir tüzel kişilik nezdinde alacak haline geldiğini ve müvekkili banka ile ...

Limited'in farklı tüzel kişilikler olmaları nedeniyle husumet yönünden davanın reddini talep ettiklerini, davanın TBK 72. madde ve 146. madde uyarınca zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine ve davanın OYAK'a ve TMSF'a ihbarını istemiştir.

Feri müdahil TMSF vekili, davacının... A.Ş. nezdinde alacağının bulunmadığını,paranın Off Shore Bankasına havale edildiğini, derdest dava ile İstanbul 5. ATM'nin 2003/1482 E., 2007/246 K. sayılı dosyası üzerinden görülen davanın 09.05.2007 tarihinde ... A.Ş. (... A.Ş.) hakkında esastan, TMSF açısından husumet yokluğundan reddedildiğini, her iki davanın tarafları, konusu ve talep sonucunun aynı olduğunu,davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, 242.816,54.-DEM tutarında bir alacağa banka ve TMSF kayıtlarında rastlanılmadığını, bilirkişi incelemesi ile de böyle bir alacağın olmadığının kanıtlanacağını, davacının serbest iradesiyle daha fazla getiri sağlayan kıyı bankacılığını tercih ettiğini, paranın off shore bankasına havale ettirildiği ve davalı banka merkez şubesi nezdindeki hesabına geçtiğini,31.12.1999 tarihinde...

A.Ş. nezdinde 117.000 adet mevduat hesabı olduğunu, off shore hesap adedinin ise 3435 olduğu, bu durumda kandırılmadan bahsedilemeyeceğini, davacının yüksek faiz almak amacıyla,tedbirli bir tutum içerisine girmek yerine parasını yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankasına göndermesi nedeniyle oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu tutulamayacağını,davacının off shore hesap cüzdanını aldıktan sonra itiraz etmediğini, bunun söz konusu işlemleri benimsediği anlamına geldiğini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Feri müdahil OYAK vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki uyuşmazlığın TMSF'e devrolunan bankaların offshore hesapları nedeniyle zarara uğrayan mudilerin açmış olduğu tazminat davası olduğunu, onlarca bu şekilde dava olduğunu ve kesinleştiğini, TMSF' nin borcu üstlendiğini açıkça beyan ettiği ve hükümlerin de TMSF aleyhine kurulduğunu ve kesinleştiğini, dolayısıyla davada asıl muhatabın TMSF olması gerektiğini, husumet ve zamanaşımına yönelik itirazlarının bulunduğunu, esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve davalının yanında fer'i müdahil olarak kabul edilmelerine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince,14149 nolu hesabın 24/12/1999 tarihi itibariyle 279.399,24 DEM miktarına ulaştığı, hesabın 24/12/1999 tarihli 10477 nolu kasa ödeme fişi ile kapatıldığı, 24/12/1999 tarih 104778 nolu kasa tahsil fişi ile işlem yapılarak 17146 nolu yeni bir hesap açıldığı,banka memuru tarafından yapılan kasa tahsil tediye işlemlerine hesap sahibinin imzasının alınması gereğine uyulmadığı ve söz konusu fişlerde paranın çekildiğine ve tekrar yatırılarak yeni bir hesap açıldığına dair davacının imzasının ve hiçbir müşteri imzasının bulunmadığı, daha sonra paranın kasa ödeme fişi ile kapatıldığı, ödeme fişi üzerinde ...'a ait imza bulunmadığı bu durumda paranın mevduat olarak kaldığı ve dava dilekçesinde belirtildiği şekilde herhangi bir off shore işleminin yapılmadığı, bu nedenle davacının bu husustaki talebinin yerinde olmadığı, mevduat olarak da hesabın kapatıldığı tarih ile dava tarihi arasında BK'nın 125.

maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince,İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1482 esas ve 2007/246 karar sayılı davanın tarafları ve talep sonucu davaya konu mevduatın ödenmesi aynı ise de bu davada çalışanların hileli davranışları ve yönlendirilmeleri nedeniyle paranın offshore hesabına aktarıldığı maddi vakasına, davada ise davacının talimatına aykırı olarak davalı banka uhdesinde kalan paranın iadesi maddi vakasına dayanılmış olup, dayanılan maddi vakalar farklı olduğundan eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmediği, davacı talimatına aykırı olarak off shore hasaplarına aktarılan mevduatın iadesini talep etmiş, mevduatın ofshore hesabına aktarılmadığının anlaşılması üzerine mevduatın kendisine ödenmediğini idda ederek mevduatın idaesini talep etmesi, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmayan mevduatın ödenmemesi maddi vakası kapsamında kalan bir açıklama olduğunun kabul edileceği, davaya konu mevduatın ofshore hesaplarına aktarıldığına ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığı ve ispatlanamadığı, bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğu, (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.

maddesi). ve kendi çalışanlarının kusurlu ya da kasıtlı eylemleri nedeniyle BK'nın 55(TBK66 ) maddesi gereğince kusursuz olarak sorumlu olduğu, davalı banka güvencesinde olan mevduatlara ilişkin yapılan usulsüz işlemler nedeniyle paranın en son işlem tarihinden itibaren BK 66 ve 125 maddesi uyarınca 10 yıllık süre içerisinde talep edilebileceği ve davalı banka süresinde zamanaşımı defiinde bulunduğu, dava tarihi itibarıyla paranın en son işleme tabii tutulduğu 29.12.1999 tarihine göre 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu nazara alındığında mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre ve özellikle davacının davalı bankaya el konulması üzerine yaptığı başvuru ile parasının hesapta bulunmadığını öğrendiği tarihte muacceliyetin oluşmuş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868445800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1556 E. 2020/529 K.

Off-shore hesaba aktarılmadığı ispatlanan mevduatta 10 yıllık zamanaşımı

Gerekçe özeti

Mevduat sahibinin, mevduatının rızası dışında ve talimatı olmaksızın bankadan usulsüz işlemlerle çekildiğini ileri sürerek açtığı iade davasında, mevduatın off-shore hesabına aktarıldığı ispatlanamazsa ve bu husus usulsüz çekim maddi vakası kapsamında değerlendirilirse, alacağın tahsili için BK'nın (TBK) genel zamanaşımı hükümleri (10 yıl) uygulanır; bu süre, paranın en son işleme tabi tutulduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bankanın, mevduatı 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında zamanaşımına uğrayan mevduat prosedürüne göre fona devredip devretmemiş olması, davanın 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olmasını etkilemez. Aynı taraflar arasında ve aynı talep sonucuna ilişkin olsa da, dayanılan maddi vakalar (örn. offshore'a aktarılma vakası ile talimatsız çekim/ödenmeme vakası) farklıysa önceki dava kesin hüküm oluşturmaz; ayrıca, dava sırasında bir vakıanın içeriğine dahil bir hususun açıklanması, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında sayılmaz.

Emsal değeri

Off-shore hesaba aktarılmadığı ispatlanamayan, ancak usulsüz işlemle bankadan çekildiği anlaşılan mevduatın iadesi talebinde uygulanacak zamanaşımı süresinin (BK 66 ve 125 - TBK 570/386 çerçevesinde 10 yıl) belirlenmesi ve bu sürenin başlangıç tarihinin son işlem tarihi olarak kabulü yönünden; ayrıca aynı taraflar/talep sonucuna sahip davalarda farklı maddi vakalara dayanmanın kesin hükmü ortadan kaldırdığı ve dava sırasında ortaya çıkan yeni bilgilerin iddianın genişletilmesi sayılmayacağı yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: mevduat sözleşmesi usulsüz tevdi kesin hüküm maddi vakıa iddianın genişletilmesi yasağı zamanaşımı defi off-shore bankacılık kusursuz sorumluluk (BK 55/TBK 66)

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1556

KARAR NO 2020/529

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/03/2018

NUMARASI 2014/656 Esas 2018/359 Karar

DAVA

Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/05/2020

Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı banka (... A.Ş.) Etiler Şubesi'ne 17.06.1999 tarihinde 242.816,54.-DEM ( 124.150,126.-EUR) mevduatını yatırdığını,mevduatın henüz vadesi gelmeden 21.12.1999 tarihinde ... yönetimine el konulduğu ve TMSF'a devredildiği, daha sonra ... ile birleştirilerek nihayetinde de ... ... satılarak ... olduğunu, davacının mevduatının ... A.Ş. yönetimi tarafından ... Ltd. adlı paravan bankaya aktarıldığını, havale talimatı imzalatıldığını,toplanan paranın ... A.Ş yönetimi tarafından grup şirketlerine usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğini,işlemin "havale görünümlü mevduat toplamak" olduğunu mevduatın görünüşte off shore bankasına havale edilmiş gibi yapıldığı,...

ile ....Ltd. arasından aslında organik bir bağ bulunduğunu ve bunun mudiler aleyhine kullanıldığını, "Bankaların kıyı bankacılığı bölgesindekiler de dahil ...mali kurumlar adına yurt içinde yerleşik kişilerden mevduat kabulü amacıyla;...münhasıran bu iş için personel istihdam etmeleri bu kurumlar adına toplanacak mevduat üzerinden personele ücret, komisyon, prim vb. adlar altında para ödemek veya personele bu iştiraklerin reklam ve propagandasını yaptırmak suretiyle müşterilerini yurt dışındaki iştiraklerine yönlendirmeleri, bu vb. yöntemleri kullanarak ...mali kurumlar adına mevduat toplamaları kanunun 10. maddesinin 1 'nci fıkrası hükmü kapsamında izinsiz mevduat kabulü sayılır. ...Türkiye de kurulu bankalar, mevduatı kıyı bankacılığı dahil yurtdışındaki şubelerine, ...yönlendirmek amacıyla yukarıda belirtilen işlemleri yapamazlar." denilerek havale görünümlü mevduat toplanmasının yasaklandığını, ...

Ltd. adlı şirketin kurucularının ... A.Ş. veya ... şirketlerinde çalışan kişilerden oluştuğu ve kuruluş sermayesi olan 500.000.-USD'nin .... kaynaklarından temin edildiğini, sonrasında toplanan mevduatların da off shore bankasına havale edilmek yerine ... A.Ş. Merkez Şube'sinde offshore adına açtığı hesaba aktardığını, bu şekilde paranın kontrolünü elinde tuttuğunu,davalı bankanın üst yöneticilerinin İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davada bunu ikrar ettiklerini,... Etiler Şubesi'ne yatırılan 242.816,54.-DEM'nin (1,95583 dönüşüm Kuru üzerinden 124.150,121.-EUR) paranın bankaya yatırıldığı 07.06.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı yazılı beyanında ödeme dekontundaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve müvekiline ödeme yapılmadığını belirterek ödenmeyen mevduatın iadesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili; elkonulan ..... hisselerinin 09.08.2001 tarihinde TMSF ile ... arasında akdedilen hisse devir sözleşmesiyle ... devredildiği, devir öncesi (09.08.2001 tarihi öncesi) işlemlerden kaynaklanan borçları ve bu borçlara ilişkin her türlü mali ve hukuki sorumluluğu hisse devir sözleşmesinin 6.13. maddesiyle TMSF'nin üzerine aldığını, bu nedenle TMSF'nin borcu üstlenmiş olması ve kanuni bir devir olması nedeniyle bu durumun 3. kişileri de bağlayacağı, dolayısıyla davanın kendileri açısından husumet nedeniyle reddedilmesi ve husumetin TMSF'a yöneltimesi gerektiğinden, resen taraf değişikliğine hükmedilmesine,davacının talep ettiği paranın davacı tarafından ... Bank'a havale edilmiş bir para olduğunu, farklı bir tüzel kişilik nezdinde alacak haline geldiğini ve müvekkili banka ile ...Limited'in farklı tüzel kişilikler olmaları nedeniyle husumet yönünden davanın reddini talep ettiklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, Yargıtay HGK'nun 2002/13-1011 E., 2002/1047 Karar sayılı 11.12.2002 tarihli kararı dikkate alındığında zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini,bununla birlikte davacının yanıltılması, hataya düşürülmesi ve kendisine karşı hile kullanılarak iradesinin fesada uğratılması iddiası nedeniyle BK 39.

Md. uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek davanın reddine ve davanın ... ve TMSF'a ihbarını talep etmiştir. Feri Müdahil TMSF vekili;davacının ... A.Ş. nezdinde alacağının bulunmadığını,paranın ...Bankasına havale edildiğini, derdest dava ile İst.

5. ATM'nin 2003/1482 E., 2007/246 K. sayılı dosyası üzerinden görülen davanın 09.05.2007 tarihinde .... A.Ş. (... A.Ş.) hakkında esastan, TMSF açısından husumet yokluğundan reddedildiğini, her iki davanın tarafları, konusu ve talep sonucunun aynı olduğunu,davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, 242.816,54.-DEM tutarında bir alacağa banka ve TMSF kayıtlarında rastlanılmadığını, bilirkişi incelemesi ile de böyle bir alacağın olmadığının kanıtlanacağını, davacının serbest iradesiyle daha fazla getiri sağlayan kıyı bankacılığını tercih ettiğini, paranın off shore bankasına havale ettirildiği ve davalı banka merkez şubesi nezdindeki hesabına geçtiğini,31.12.1999 tarihinde ... A.Ş. nezdinde 117.000 adet mevduat hesabı olduğunu, off shore hesap adedinin ise 3435 olduğu, bu durumda kandırılmadan bahsedilemeyeceğini, davacının yüksek faiz almak amacıyla,tedbirli bir tutum içerisine girmek yerine parasını yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankasına göndermesi nedeniyle oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu tutulamayacağını,davacının off shore hesap cüzdanını aldıktan sonra itiraz etmediğini, bunun söz konusu işlemleri benimsediği anlamına geldiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri müdahil ... vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki uyuşmazlığın TMSF'e devrolunan bankaların offshore hesapları nedeniyle zarara uğrayan mudilerin açmış olduğu tazminat davası olduğunu, onlarca bu şekilde dava olduğunu ve kesinleştiğini, TMSF' nin borcu üstlendiğini açıkça beyan ettiği ve hükümlerin de TMSF aleyhine kurulduğunu ve kesinleştiğini, dolayısıyla davada asıl muhatabın TMSF olması gerektiğini, husumet ve zamanaşımına yönelik itirazlarının bulunduğunu, esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve davalının yanında fer'i müdahil olarak kabul edilmelerine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 14149 nolu hesabın 24/12/1999 tarihi itibariyle 279.399,24 DEM miktarına ulaştığı, hesabın 24/12/1999 tarihli .... nolu kasa ödeme fişi ile kapatıldığı, 24/12/1999 tarih ... nolu kasa tahsil fişi ile işlem yapılarak ... nolu yeni bir hesap açıldığı, ... isimli bir banka memuru tarafından yapılan kasa tahsil tediye işlemlerine hesap sahibinin imzasının alınması gereğine uyulmadığı ve söz konusu fişlerde paranın çekildiğine ve tekrar yatırılarak yeni bir hesap açıldığına dair davacının imzasının ve hiçbir müşteri imzasının bulunmadığı, daha sonra paranın kasa ödeme fişi ile kapatıldığı, ödeme fişi üzerinde ... ait imza bulunmadığı bu durumda paranın mevduat olarak kaldığı ve dava dilekçesinde belirtildiği şekilde herhangi bir off shore işleminin yapılmadığı, bu nedenle davacının bu husustaki talebinin yerinde olmadığı, mevduat olarak da hesabın kapatıldığı tarih ile dava tarihi arasında BK nun 125.

Maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanını reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili: Davalı bankanın müvekkiline ait mevduat alacaklarını müvekkilinin hiçbir yazılı talimatı olmadan ofshore banka yaptırmış olduğu ve ...bank yönetimine el konulduktan sonra müvekkilinin parasının offshore banka hesaplarında olduğu gerekçesiyle ödenmediği, davalı banka ve TMSF vekilinin verdiği cevap dilekçelerinde yazılı olduğu gibi ...A.Ş nin yetkililerinin müvekkilinin mevduatını ödenmemesi gerekçelerin de her zaman paranın offshore bankada olduğu şeklinde olduğunu hiçbir zaman müvekkiline paranın bankadan çekildiğini söylemediğini müvekkilinin davalı bankada iki ayrı hesabı bulunduğunu her hesap için ayrı dava açıldığını, davalı banka vekillerinin her iki davaya verdikleri cevap dilekçelerinde paranın offshore hesaplarında olduğunu beyan ettiğini ,banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkilinin parasının offshore hesaplarında olmadığı, normal hesaba geçirildiği ,daha sonra da müvekkilinin imzası olmadan birileri tarafından bankadan çekildiğini, bankanın bugüne kadar kendilerine ödeme iddiasında bulunmadığını, bankanın her halükarda sorumlu olduğunu, ayrıca davaya konu mevduatın 4389 sayılı Bankalar Kanunun 10 .maddesi uyarınca zamanaşımına uğrayan mevduatlara ilişkin prosedürün davaya konu mevduat yönünden uygulanmadığını ,bu nedenle ilk derece mahkemesinin mevzuatı 10 yıllık zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin gerekçesinde yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava iade edilmeyen mevduatın bankadan tahsili istemine ilişkindir.İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1482 esas ve 2007/246 karar sayılı dava dosyasında davanın tarafları ve talep sonucu davaya konu mevduatın ödenmesi aynı ise de bu davada çalışanların hileli davranışları ve yönlendirilmeleri nedeniyle paranın offshore hesabına aktarıldığı maddi vakasına , davada ise davacının talimatına aykırı olarak uhdesinde kalan paranın iadesi maddi vakasına dayanılmış olup,dayanılan maddi vakalar farklı olduğundan eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmediği anlaşılmıştır. (HGK 2012/ 11 398E-2012/790 K) Anılan dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde davacının elde ki dosyada dava ettiği mevduatının 29.12.1999 tarihinde 17416 hesap bakiyesinin 105473 nolu kasa ödeme fişi ile kapatıldığı hususu tesbit edilmiştir.

Mevcut bir vakıanın içeriğine dahil olan bir hususun ileri sürülmesi ve açıklanması yeni vakıa ileri sürme olarak nitelendirilemez . Davacı talimatına aykırı olarak off shore hasaplarına aktarılan mevduatın iadesini talep etmiş,mevduatın ofshore hesabına aktarılmadığının anlaşılması üzerine mevduatın kendisine ödenmediğini idda ederek mevduatın idaesini talep etmesi ,iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmayan mevduatın ödenmemesi maddi vakası kapsamında kalan bir açıklama olduğunun kabulü gerekmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde ;Davacının davalı bankanın Etiler/İstanbul şubesinde 17/06/1999 tarihinde ... nolu 242.816,54- DEM tutarında vadeli mevduat hesabı açtırdığı, bu hesaba tahakkuk eden faizler ve nakit ilaveler ile hesap bakiyesinin 24/12/1999 tarihi itibariyle 279.399,24- DEM miktarına ulaştığı,bu hesabın aynı tarihte ...

nolu kasa ödeme fişi ile kapatıldığı ve 104778 nolu kasa tahsil fişi ile işlem yapılarak 17146 nolu yeni bir hesap açıldığı, yapılan kasa tahsil tediye işlemlerinde paranın çekilmesi ve tekrar yatırılarak yeni bir hesap açılmasına ilişkin işlemelerinde davacının imzasının bulunmadığı, 29.12.1999 tarihinde 17416 hesap bakiyesinin ... nolu kasa ödeme fişi ile kapatıldığı ,ödeme fişinde müşteri adına atılmış imzanın davacının eli ürünü olmadığı ve davaya konu mevduatın kapatıldıktan sonra offshore hesaplarına aktarıldığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı görülmüştür.Davaya konu mevduatın ofshore hesaplarına aktarıldığına ispata elverişli herhangi bir delil sunulmamış ve ispatlanamamıştır.

Dava mevduat sahibine ödenmeyen ve rızası dışında yapılan ödemenin tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu mevduat davalı banka tarafından bankada unutulduğu gerekçesiyle 4389 SY nın 10. maddesi uyarınca zamanaşımına uğrayan mevduat hükümleri gereğince zamanaşımına uğraması nedeniyle fona devir işlemi yapılmamıştır .Buna göre davalı bankanın anılan yasa hükmü uyarınca işlem yapıp yapmasının somut olayda davanın sonucuna herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.

maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.TBK'nun 386 (e.BK 306) maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. TBK'nun 570(e.BK 472) maddesi uyarınca usulsuz tevdi de (misli şeylerin saklanması) paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Banka kendi çalışanlarının kususurlu ya da kasıtlı eylemleri nedeniyle BK'nın 55(TBK66 ) maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Davalı banka süresinde zamanaşımı defiinde bulunmuş olup,davalı banka güvencesinde olan mevduatlara ilişkin yapılan usulsüz işlemler nedeniyle paranın en son işlem tarihinden itibaren BK 66 ve 125 maddesi uyarınca 10 yıllık süre içerisinde talep edilebilecektir. (Y,11.H.D 11.03.2015 tarih E:2014/17307 -K:2015/3368 ,Y.11.H.D 11.03.2015 tarih E:2014/17307- K:2015/3368 K).Dava tarihi itbarıyla Paranın en son işleme tabii tutulduğu 29.12.1999 tarihne göre 10 yıllık zamana şımı süresi dolduğu görülmüştür.Bu durumda mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 15,-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

28/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.