6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefaletin TBK 598 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle sona ermesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1239 E. 2023/835 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalidiğerTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süre

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

6098 sayılı TBK'nın 598. maddesindeki 10 yıllık kefalet hak düşürücü süresi, kefalet sözleşmesi TBK'nın yürürlüğünden önce akdedilmişse 6101 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında değerlendirilir; bu sürenin TBK'nın yürürlük tarihi itibariyle dolmuş olması halinde, alacaklıya TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak yalnızca 1 yıllık ek süre tanınır ve bu süre içinde başlatılmayan takip nedeniyle kefalet kendiliğinden ortadan kalkar; ek süreden sonra başlatılan icra takibi kefili bağlamaz. Ayrıca, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 138/1 maddesi gereği, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun taraf olduğu dava ve icra takiplerinin fon aleyhine sonuçlanması halinde, İİK'da düzenlenen tazminat ve cezalar (kötü niyet tazminatı dahil) fon hakkında uygulanamaz.

Ele alınan sorunlar

Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması → ret

Gerekçe: Davalı şirket 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edilmiş, Dairenin önceki kararıyla ihya için süre verilmiş ve ihya gerçekleşmiştir. İstinafa konu karar ihya edilen şirkete ve tasfiye memuruna tebliğ edilmiş, tasfiye memuruna gerekli ihtarı içeren davetiye tebliğ edilmesine rağmen, vekalet görevi terkin nedeniyle sona ermiş olan önceki vekil tarafından yapılan istinaf başvurusuna icazet verilmediği, yeni vekaletname veya istinaf dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kefaletin TBK 598/3 ve 6101 sayılı Kanun m.5 uyarınca kendiliğinden sona ermesi → ret

İddia: Davacı vekili, alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, önceki takiplerin kesintisiz devam ettiğini, idari yargı kararlarının özel hukuk hakkına etkisinin bulunmadığını ve kefaletin 10 yıl ile sınırlı olduğunun kabulünün kanunun amacına aykırı olduğunu ileri sürerek kefillere ilişkin hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 598. maddesi gerçek kişi tarafından verilen kefaletin, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını düzenlemektedir. Bu 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez TBK m.598 ile getirilmiş olup, dava konusu kefaletname tarihi (20.11.1997) itibariyle bu düzenleme yürürlükte değildir. 6101 sayılı Kanunun 5. maddesi gereği, TBK ile ilk defa öngörülen hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi itibarıyla dolmuş olması halinde, hak sahiplerine TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten (01.07.2012) başlayarak 1 yıllık ek süre tanınır; bu ek süre TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz. Somut olayda TBK'nın yürürlük tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolmuş olduğundan, davacının bu kefaletnameye dayanarak takipte bulunma hakkı 01.07.2013 tarihine kadar olan 1 yıllık ek süreyle sınırlıdır; bu tarihten sonra kefillere başvurulması mümkün değildir. Alacağı temlik eden ... tarafından 2000 yılında başlatılan takipten vazgeçilmiş, TMSF'nin 6183 sayılı Kanuna dayalı ödeme emirleri idari yargı kararlarıyla iptal edilmiş olup, davaya dayanak icra takibi ise 1 yıllık ek süreden de sonra 10.12.2015 tarihinde başlatılmıştır. Bu nedenle davalıların kefaleti işbu takip tarihinden önce ortadan kalkmıştır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Haklarındaki dava reddedilen kefiller yararına maktu vekalet ücreti → ret

Gerekçe: TBK'nın 598. maddesinde öngörülen 10 yıllık kefalet süre sınırı hak düşürücü nitelikte olduğundan, hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 maddesi hükmüne uygun olarak, haklarındaki dava reddedilen davalılar (kefiller) yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fon aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilememesi → ret

İddia: Davalılar vekili cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmiş, davacının takipte kötü niyetli olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalılar vekilince cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmesine ve davalı kefiller aleyhine açılan davanın reddine rağmen, mahkemece bu talep konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır. Ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 138/1 maddesi hükmü gereği, fonun taraf olduğu dava ve icra takiplerinin fon aleyhine sonuçlanması halinde İİK'da yazılı tazminat ve cezaların fon hakkında uygulanması mümkün olmadığından, fon aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davalı kefillerin kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerekirken, bu hususta bir karar verilmemesi isabetsizdir; ancak bu eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi hükmü tekrar edilerek kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi suretiyle hüküm düzeltilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TBK m.598'deki 10 yıllık kefalet hak düşürücü süresinin, TBK öncesi akdedilen kefaletlere 6101 sayılı Kanun m.5 çerçevesinde 1 yıllık ek süre uygulanarak nasıl işletileceği ve 5411 sayılı Kanun m.138/1 gereği fon aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği hususlarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
6098 sayılı TBK'nın 598. maddesi uyarınca gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; kefaletname TBK'nın yürürlüğünden önce akdedilmişse, 6101 sayılı Kanunun 5. maddesi gereği bu süre TBK'nın yürürlük tarihi itibariyle dolmuşsa hak sahibine yalnızca 1 yıllık ek süre tanınır ve bu ek süre TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet hak düşürücü süre genel kredi sözleşmesi itirazın iptali alacağın temliki icra inkar tazminatı kötü niyet tazminatı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması ihya

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı TBK 5986098 sayılı TBK 598/3 · 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6101 sayılı Kanun 56101 sayılı Kanun 5/2 · 5411 sayılı Bankacılık Kanunu — 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 138/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1239

KARAR NO 2023/835

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/05/2018

NUMARASI 2016/83 Esas - 2018/583 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2023

İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı, davalı şirket ve diğer davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; ... ile davalılardan ... Ltd. Şti. arasında imzalanan ve diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesine istinaden firmaya krediler kullandırıldığını, ödeme yapılmadığından 14/09/1999, 14/03/2000 ve 13/01/2004 tarihli ihtarnameler ile hesabın kat edildiğini, borç ödenmediğinden davalıların temerrüde düştüklerini, bu süreçte kredi alacağının ... tarafından 28/12/2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile müvekkiline temlik edildiğini, alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların alacak ve faize yönelik itirazları haksız olup takibe konulan alacağın genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre hesaplandığını, müvekkili tarafından alacak temlik alınmış olup 5411 sayılı yasanın 141.

maddesi gereği zamanaşımı süresi 20 yıl olduğundan, davalıların zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını belirterek, davalıların takibe yönelik itirazlarının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, temlik eden ... tarafından müvekkilleri hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... ve ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin işlemden kalktığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının ... ile akdettiği temlik sözleşmesi idari yargıda iptal edildiğinden davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının 6183 sayılı yasaya istinaden düzenlediği ödeme emirlerinin idare mahkemelerince iptal edildiğini, davacı takipte kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 6098 sayılı TBK'nın 598/3. maddesine göre, gerçek kişi tarafından verilmiş olan kefaletin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, dava konusu kredi sözleşmesi 20.11.1997 tarihinde imzalanmış olduğuna göre 20/11/2007 tarihi itibariyle sözleşmeden kaynaklanan kefalet yükümlülüğünün kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı kanunun 5. maddesi kapsamında TBK'nın 598. maddesindeki 10 yıllık sürenin, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce dolduğu, 10 yıllık süre zamanaşımı süresi olmayıp, 10 yıllık sürenin geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, icra takibinin 10.12.2015 tarihinde başlatıldığı, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nin 598/3.

maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı kanunun 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle dolduğu, bu nedenle gerçek kişi davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin gerektiği; davalı asıl borçlu şirket bakımından ise ... bile davalı şirket arasında 20.11.1997 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, temerrüdün 22.03.2000 tarihinde oluştuğu, alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacının 302.269-TL asıl alacak, 10.537.789-TL işlemiş faiz, ayrıca tazmin olunan teminat mektuplarından dolayı 33.216-TL asıl alacak, 885.021,87-TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ...

ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 302.269-TL asıl alacak, 10.537.789-TL işlemiş faiz, tazmin olan teminat mektuplarından dolayı 33.216-TL asıl alacak, 885.021,87-TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takipten itibaren yıllık %220 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, fazla talebin reddine, 2.351.659,17-TL icra inkar tazminatının davalı ... Tekstil'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; mahkemece kefiller bakımından yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, davalılar hakkında ... tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ...'ın fona devri sonrasında müvekkilince 28.12.2001 tarihinde alacak temlik alınarak önceki takibin devamı niteliğinde 6183 sayılı kanun kapsamında takip başlatıldığını, ancak bu takipteki ödeme emirlerinin idari yargıda iptal edildiğini, bu nedenle bu kez İİK hükümlerine göre İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, dolayısıyla takiplerin 2000 yılından beri kesintisiz olarak devam ettiğini, bu nedenle mahkemece önceki takiplerin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, idari işlen niteliğindeki ödeme emrinin iptalinin özel hukuka ilişkin hakkın kullanımına etkisinin olamayacağını, mahkemece önceki takiplere ilişkin bir inceleme yapılmadığını, 6183 sayılı yasaya dayalı takipler derdest iken 6101 sayılı kanunun 5/2 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili kurumun alacakları 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan, kefaletin 10 yıl ile sınırlı olduğunun kabulünün kanunun amacına aykırı olduğunu belirterek, mahkemenin davalı kefillere ilişkin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, temlik eden ... tarafından müvekkilleri hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... ve ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin işlemden kalktığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davacının ... ile akdettiği temlik sözleşmesi idari yargıda iptal edildiğinden davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının 6183 sayılı yasaya istinaden düzenlediği ödeme emirlerinin idare mahkemelerince iptal edildiğini, bu kararlar kesinleşmediğinden derdestlik itirazında bulunduklarını, önceki takiplerin işlemden kaldırılarak yenilenmediğini, davacı takipte kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece müvekkili şirket aleyhine verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca haklarındaki dava reddedilen davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmakla, Dairemizin 2020/409-352 sayılı kararı ile davalı şirketin ihyası için süre verilerek ihya gerçekleştiğinde gerekli tebliğ işlemleri yapılarak, şirket temsilcisine istinaf dilekçesine icazet verip vermediklerini beyan etmesi hususunda süre verilmesi ve anılan işlemlerin yerine getirilmesini müteakip dosyanın Dairemize gönderilmesi için dosya mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, mahkemece davalı şirket vekillerinin istifası nedeniyle ihya hususunda davacı vekiline süre verildiği, davacı TMSF vekilince açılan dava sonucunda şirketin ihyasına karar verilerek kararın kesinleştiği, istinafa konu kararın ihya edilen şirkete ve tasfiye memuruna tebliğ edildiği, tasfiye memuruna gerekli ihtarı içeren davetiyenin tebliğine rağmen, vekalet görevi terkin nedeniyle sona ermiş olan vekil tarafından ibraz edilen istinaf başvurusuna icazet verilmediği, vekaletname verilmediği gibi istinaf dilekçesi de sunulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle davalı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek, davacı vekili ile davalı kefiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesine geçilmiştir. Somut olayda; ... ile davalı ... Tekstil arasında 20.11.1997 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların da sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşme gereği davalı şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine 14.09.1999 tarihinde hesabın kat edildiği, ancak kat ihtarnamesinin asıl borçlu ve kefillere tebliğ edilemediği, 14.03.2000 tarihli kat ihtarnamesinin ise davalı kefil ...'a 15.03.2000, diğer tüm davalılara 20.03.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bir günlük ödeme süresi ile birlikte ...'un 17.03.2000, diğer borçlu ve kefillerin ise 22.03.2000 tarihinde temerrüde düştükleri, bu kez önceki ihtarname konusu olan depo talep edilen teminat mektuplarının nakte dönüşmesi nedeniyle bedelinin ödenmesi ihtarını içerir 13.01.2004 tarihli kat ihtarnamesinin keşide edildiği, ancak bu ihtarnamenin de borçlu ve kefillere tebliğ edilemediği, alacaklı banka tarafından alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, bu arada ...'ın 09.07.2001 tarihinde TMSF'ye devrine karar verildiği, dava konusu alacağın da 28.12.2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle fona temlik edildiği, sonrasında bankanın fona devrine ilişkin kararın Danıştay 10. Dairesinin 21.06.2004 tarih 2004/7935 esas 2004/5575 karar sayılı kararıyla iptal edildiği, ...'ın icra takiplerinden vazgeçtiği ve alacağı temlik alan TMSF tarafından bu kez 6183 sayılı kanuna göre takip başlatıldığı, ancak bu kanuna göre düzenlenen ödeme emirlerinin borçlu ve kefillerin açtıkları davalar sonucunda verilen idari yargı kararlarıyla iptal edildiği, bu nedenle bu kez TMSF tarafından dava konusu İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibinin başlatıldığı, davalı borçluların yasal süresinde ödeme merine itirazı üzerine takibin durduğu ve işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı kefillerin kefalet süresinin sona erdiği gerekçesiyle, davalı kefiller aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesi, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünü içermektedir.

6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde ise "TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, TBK'da öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak TBK'da öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmü yer almaktadır.

Kefaletteki 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu kefaletname tarihi olan 20.11.1997 tarihi itibariyle bu düzenleme yürürlükte değildir. Somut olayda TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolmuş olduğundan, davacının söz konusu kefaletnameye dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde takipte bulunma hakkı olup, 01/07/2013 tarihinden sonra bu kefalete dayalı olarak kefillere başvurulması mümkün değildir. Alacağı temlik eden ... tarafından 2000 yılında başlatılan takipten vazgeçilmiş olup, davacı TMSF tarafından 6183 sayılı kanuna dayalı olarak düzenlenen ödeme emirleri de idari yargı kararlarıyla iptal edilmiştir.

Davacı tarafça bu davaya dayanak icra takibi ise 1 yıllık ek süreden de sonra 10.12.2015 tarihinde başlatılmış olup, davalıların kefaleti işbu takip tarihi öncesinde ortadan kalkmıştır. Bu nedenle mahkemece davalı kefiller aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 598. maddesinde öngörülen 10 yıllık kefalet süre sınırı hak düşürücü nitelikte olduğundan, hüküm tarihindeki AAÜT'nin 7/2 maddesi hükmüne uygun olarak haklarındaki dava reddedilen davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de yerindedir. Davalılar vekilince cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmesine ve davalı kefiller aleyhine açılan davanın reddine rağmen, mahkemece bu talep konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır.

Ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 138/1 maddesi hükmü gereği, fonun taraf olduğu dava ve icra takiplerinin fon aleyhine sonuçlanması halinde İİK'da yazılı tazminat ve cezaların fon hakkında uygulanması mümkün olmadığından, fon aleyhine bu kapsamda bulunan kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davalı kefillerin kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerekirken, bu hususta bir karar verilmemesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... Tekstil vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına; diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesine rağmen davalılar vekilinin kötü niyet tazminatı istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı kefiller vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, ilk derece mahkemesi hükmünün tekrarı ile "koşulları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirket bakımından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, 3-Diğer davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2018 tarih 2016/83 Esas 2018/583 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalılar ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın reddine, Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. Hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 302.269-TL asıl alacak, 10.537.789-TL işlemiş faiz olmak üzere 10.840.058-TL üzerinden, Tazmin olan teminat mektuplarından dolayı 33.216-TL asıl alacak, 885.021,87-TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takipten itibaren yıllık %220 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, fazla talebin reddine, 2.351.659,17-TL icra inkar tazminatının davalı ...

San. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, Davalılar vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin reddine" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 803.209,19-TL nispi karar ve ilam harcının davalı ... San. Tic. Ltd. Şti'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 78-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.078-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.077-TL'sinin davalı ... Tic. Ltd. Şti'den alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 182.782,96-TL vekalet ücretinin davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. alınarak davacıya verilmesine, Davanın şirket bakımından reddolunan kısmı üzerinden davalılar lehine taktir olunan 2.180-TL vekalet ücreti, gerçek kişi davalılar bakımından 2.180-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak belirtilen davalılara verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/86774 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4419 E. 2024/6541 K. · Onandı

Gerçek kişi kefaleti on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer

Gerekçe özeti

Gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu süre zamanaşımı süresi olmayıp sürenin dolmasıyla kefalet sona erdiğinden, süre 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce dolmuş ve 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesindeki ek süre de geçmişse kefile karşı takip yapılamaz. Fon'un taraf olduğu takip ve davalar Fon aleyhine sonuçlansa dahi 5411 sayılı Kanun'un 138/1 maddesi uyarınca Fon aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemez. İhya edilen şirket adına vekâlet görevi sona ermiş vekilce verilen ve icazet verilmeyen istinaf başvurusu yapılmamış sayılır.

Emsal değeri

Gerçek kişi kefaletinin on yıl geçmekle kendiliğinden sona ermesinin zamanaşımından farkı, Fon aleyhine kötü niyet tazminatı yasağı ve vekâlet görevi sona ermiş vekilin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönlerinden emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcıdır.

Kavramlar: müteselsil kefalet kefaletin kendiliğinden sona ermesi genel kredi sözleşmesi itirazın iptali alacağın temliki kötü niyet tazminatı şirketin ihyası vekâlet görevinin sona ermesi icazet

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/4419 E.  ,  2024/6541 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1239 Esas, 2023/835 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/83 E., 2018/583 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı kefiller vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Kentbank ile davalılardan Başkurt Tekstil .. Ltd. Şti. arasında imzalanan ve diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesine istinaden firmaya krediler kullandırıldığını, ödeme yapılmadığından 14.09.1999, 14.03.2000 ve 13.01.2004 tarihli ihtarnameler ile hesabın kat edildiğini, borç ödenmediğinden davalıların temerrüde düştüklerini, bu süreçte kredi alacağının Kentbank tarafından 28.12.2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile müvekkiline temlik edildiğini, alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul 36. İcra Dairesinin 2015/35535 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların alacak ve faize yönelik itirazları haksız olup takibe konulan alacağın genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre hesaplandığını, müvekkili tarafından alacak temlik alınmış olup 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 141 inci maddesi gereği zamanaşımı süresi 20 yıl olduğundan, davalıların zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını belirterek, davalıların takibe yönelik itirazlarının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, temlik eden Kentbank tarafından müvekkilleri hakkında İstanbul 6. İcra Dairesinin 2000/16835 ve 10. İcra Dairesinin 2000/150 E. sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin işlemden kalktığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının Kentbank ile akdettiği temlik sözleşmesi idari yargıda iptal edildiğinden davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) istinaden düzenlediği ödeme emirlerinin idare mahkemelerince iptal edildiğini, davacı takipte kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, gerçek kişi tarafından verilmiş olan kefaletin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, dava konusu kredi sözleşmesi 20.11.1997 tarihinde imzalanmış olduğuna göre 20.11.2007 tarihi itibariyle sözleşmeden kaynaklanan kefalet yükümlülüğünün kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı Kanun'un 5.maddesi kapsamında TBK'nın 598. maddesindeki 10 yıllık sürenin, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce dolduğu, 10 yıllık süre zamanaşımı süresi olmayıp, 10 yıllık sürenin geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, icra takibinin 10.12.2015 tarihinde başlatıldığı, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nin 598/3.

maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle dolduğu, bu nedenle gerçek kişi davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin gerektiği; davalı asıl borçlu şirket bakımından ise Kentbank bile davalı şirket arasında 20.11.1997 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, temerrüdün 22.03.2000 tarihinde oluştuğu, alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacının 302.269,00 TL asıl alacak, 10.537.789,00 TL işlemiş faiz, ayrıca tazmin olunan teminat mektuplarından dolayı 33.216,00 TL asıl alacak, 885.021,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ...

ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... Tekstil aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 302.269,00 TL asıl alacak, 10.537.789,00 TL işlemiş faiz, tazmin olan teminat mektuplarından dolayı 33.216,00 TL asıl alacak, 885.021,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takipten itibaren yıllık %220 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, fazla talebin reddine, 2.351.659,17 TL icra inkar tazminatının davalı ... Tekstil'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. gerekçesiyle karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı TMSF vekilince açılan dava sonucunda şirketin ihyasına karar verilerek kararın kesinleştiği, istinafa konu kararın ihya edilen şirkete ve tasfiye memuruna tebliğ edildiği, tasfiye memuruna gerekli ihtarı içeren davetiyenin tebliğine rağmen, vekalet görevi terkin nedeniyle sona ermiş olan vekil tarafından ibraz edilen istinaf başvurusuna icazet verilmediği, vekaletname verilmediği gibi istinaf dilekçesi de sunulmadığı, bu nedenle davalı ... Tekstil .. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek, davacı vekili ile davalı kefiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesine geçildiği, davalılar vekilince cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmesine ve davalı kefiller aleyhine açılan davanın reddine rağmen, mahkemece bu talep konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğu, ancak 5411 sayılı Kanun'un 138/1 maddesi hükmü gereği, fonun taraf olduğu dava ve icra takiplerinin fon aleyhine sonuçlanması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda yazılı tazminat ve cezaların fon hakkında uygulanması mümkün olmadığından, fon aleyhine bu kapsamda bulunan kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği, bu nedenle mahkemece davalı kefillerin kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...

Tekstil vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, davalı kefiller vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.