Haksız Rekabeti Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4406 E. 2022/6212 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
direnme kararı↗ hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ ortalama tüketici↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece dairemiz bozma ilamına direnilerek davalının, şirketleşmeden önce, 1999 yılında, “HAS KAHVE ve ÇAY EVİ'' işletme adıyla faaliyet gösterdiği, bu sırada davacının henüz marka tescil başvurusunun veya kullanımının olmadığı, davalının hükümsüzlüğe konu edilen markalarının başvurularından önce işletme adı ve ''tescilsiz marka'' kullanımı olduğu, davacı markaları tescil edilip kullanılırken, davalının da aynı kök işaret üzerinde hak kurarak kullandığı, davacının kendi marka başvuru tarihlerinden sonra markalarını koruma yönünde davalıya karşı bir girişimde bulunmadığı, davacı markalarının ortalama tüketicinin zihninde kalan kaba şekil görselinin dava konusu markalara benzemediği, İzmir'de faal olan davalının ''HAS KAHVE EVİ'' marka kullanımına karşı çok uzun süre sessiz kaldığı gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; 556. SKHK'na 8/1-b ve 42.maddelerine dayalı davalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece; tarafların markalarında yer alan "Has" ibaresinin nitelik belirten, ticarette yaygın olarak kullanılan ayırdediciliği zayıf bir ibare olduğu, davacının bu ibareyi yoğun bir kullanım ile asıl anlamından bağımsızlaştığını kanıtlayamadığı, davalı şirketin kurucusunun da marka başvuru tarihinden çok önce kayıtlı işletme adı olarak "Has Kahve Evi" işletme adını kullandığı, öncelik hakkının davacıya aidiyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, Dairemiz davanın, davalının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, bu durumda 556.s. KHK'nın 8/1-b ve 42. maddeleri koşularının oluşup oluşmadığının saptanması gerektiği, tescilsiz marka kullanım süresinin hükümsüzlük davasında redde mesnel alınamayacağı olsa olsa marka haklarına dayalı tecavüz davasında değerlendirilebileceğine işaret edilerek kararı bozmuştur.
Mahkemenin direnme kararına gerekçe gösterdiği ve Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun da bozmadan esinlenen yani bir karar olarak niteleyip bu yeni kararın temyizen Dairemizin incelemesi gerektiğine işaret ettiği mahkeme kararı, Dairemizin ilk bozma kararında zikredilen ve markaya tecavüz davasında dikkate alınabilecek hususla ilgili olduğu açıktır. Daha açık anlatım ile; hükümsüzlük davasında sonradan tescil edilen markanın, daha önce tescilsiz kullanım nedeniyle marka sahibi lehine hükümsüzlük davasının reddine gerekçe oluşturmaz. Tescilsiz kullanılan marka daha sonra tescil edilmiş olsa bile 556. s. KHK'nın 8/1-b ve 42. maddesinde öngörülen koşullar varsa hükümsüzlük kararı verilmesi gerekir. Tescilsiz kullanım, ancak kullanan aleyhine açılacak marka hakkına tecavüz davasında etki ve sonuç doğurur. Hükümsüzlük davası markaların tekliği ilkesini koruyan bir davadır.
O halde Dairemiz bozması kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1146 E. 2018/6542 K.
Ortak:hak düşürücü süre · marka hakkına tecavüz · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAncak, Dairemiz davanın, davalının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açıldığı, bu durumda 556.s.
Tescilsiz kullanım, ancak kullanan aleyhine açılacak «marka hakkına tecavüz» davasında etki ve sonuç doğurur.
Benzer bu karardaTescilden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılan dava da mahkemece anılan madde koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekir.
Bu bakımdan iş bu davanın konusunu oluşturmayan ve ancak «marka hakkına tecavüzle» ilgili uyuşmazlıklarda dikkate alınması gereken tescilsiz marka kullanım süresi itibariyle hükümsüzlük davasının reddine dair karar gerekçesi yerinde olmadığı gibi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esnaf · limited şirket · ticaret sicili · ayırt edicilik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaEvi" işletme adını 1999'dan beri kullandığı, buna ilişkin «esnaf» sicil «kaydı», vergi dairesi kaydı, «ticaret sicil» kayıtları bulunduğu, kayıtlı işletme adının sahibi olan gerçek kişinin sonradan kurduğu şirket adına marka elde ettiği, daha önce kullandığı işletme adını kesintisiz kullanımını şekil ile birleştirip markalaştırdığı, işletme adından kaynaklanan öncelik hakkını kurmuş olduğu «limited şirkete» devir ettiği, bu bakımdan davacının ileri sürdüğü öncelik ve üstünlük iddialarına dayalı hükümsüzlük taleplerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine kara …
Evi+Şekil" markalarında yer alan "..." sözcüğünün nitelik belirtiği, ticarette yaygın olarak kullanılan bir sözcük olduğu, «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu, bu sözcüğün davacı tarafından çok yoğun bir kullanımla asıl anlamından bağımsızlaştırıldığını gösterir hiçbir kanıt sunulmadığı, taraf markaları aras …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4406 E. , 2022/6212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 30.06.2016 gün ve 2015/19 E.-2016/100 K. sayılı hükmün Dairemiz'ce 22.10.2018 gün ve 2017/1146 E.-2018/6542 K. sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, HGK'nın 2019/11-458 Esas 2022/205 Karar sayı ve 24.02.2022 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülerek davacı tarafın temyiz itirazları incelenmek üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin uzun yıllardan bu yana “HAS” ve “HASCAFE" isimleri ile ilgili olarak markalarının tescilli olduğu alanlarda etkin faaliyet gösteren ve bölgesel anlamda tanınmış olan bir firma olduğunu, davacının TPE nezdinde tescilli 2006/42375 tescil numaralı "HASCAFE", 2006/37431 tescil numaralı "HAS", 2006/37430 tescil numaralı "HASCAFE", 2008/38472 tescil numaralı "HASCAFE 3 in 1" ve 2000/28463 tescil numaralı " Has ..." markalarına sahip olduğunu, davacının markalarında esas unsurun "HAS" ibaresi olduğunu, davalının davacı markalarının serisi olarak algılanmasına sebep olan "Has Kahve Evi+ Şekil markasını tescil ettirdiğini, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi oluştuğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davacının seri markalarının 2000 yılından bu yana TPMK'de tescil ettirilerek koruma altına alındığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 2010/47637 ve 2007/57613 numaralı "Has Kahve Evi+Şekil" markalarının hükümsüzlüğüne, sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının kullanımının davacı kullanımlarından daha eskiye dayandığını, markalar arasında iltibas benzerlik oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dairemiz bozma ilamına direnilerek davalının, şirketleşmeden önce, 1999 yılında, “HAS KAHVE ve ÇAY EVİ'' işletme adıyla faaliyet gösterdiği, bu sırada davacının henüz marka tescil başvurusunun veya kullanımının olmadığı, davalının hükümsüzlüğe konu edilen markalarının başvurularından önce işletme adı ve ''tescilsiz marka'' kullanımı olduğu, davacı markaları tescil edilip kullanılırken, davalının da aynı kök işaret üzerinde hak kurarak kullandığı, davacının kendi marka başvuru tarihlerinden sonra markalarını koruma yönünde davalıya karşı bir girişimde bulunmadığı, davacı markalarının ortalama tüketicinin zihninde kalan kaba şekil görselinin dava konusu markalara benzemediği, İzmir'de faal olan davalının ''HAS KAHVE EVİ'' marka kullanımına karşı çok uzun süre sessiz kaldığı gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; 556. SKHK'na 8/1-b ve 42.maddelerine dayalı davalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece; tarafların markalarında yer alan "Has" ibaresinin nitelik belirten, ticarette yaygın olarak kullanılan ayırdediciliği zayıf bir ibare olduğu, davacının bu ibareyi yoğun bir kullanım ile asıl anlamından bağımsızlaştığını kanıtlayamadığı, davalı şirketin kurucusunun da marka başvuru tarihinden çok önce kayıtlı işletme adı olarak "Has Kahve Evi" işletme adını kullandığı, öncelik hakkının davacıya aidiyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, Dairemiz davanın, davalının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, bu durumda 556.s. KHK'nın 8/1-b ve 42. maddeleri koşularının oluşup oluşmadığının saptanması gerektiği, tescilsiz marka kullanım süresinin hükümsüzlük davasında redde mesnel alınamayacağı olsa olsa marka haklarına dayalı tecavüz davasında değerlendirilebileceğine işaret edilerek kararı bozmuştur.
Mahkemenin direnme kararına gerekçe gösterdiği ve Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun da bozmadan esinlenen yani bir karar olarak niteleyip bu yeni kararın temyizen Dairemizin incelemesi gerektiğine işaret ettiği mahkeme kararı, Dairemizin ilk bozma kararında zikredilen ve markaya tecavüz davasında dikkate alınabilecek hususla ilgili olduğu açıktır. Daha açık anlatım ile; hükümsüzlük davasında sonradan tescil edilen markanın, daha önce tescilsiz kullanım nedeniyle marka sahibi lehine hükümsüzlük davasının reddine gerekçe oluşturmaz. Tescilsiz kullanılan marka daha sonra tescil edilmiş olsa bile 556. s. KHK'nın 8/1-b ve 42. maddesinde öngörülen koşullar varsa hükümsüzlük kararı verilmesi gerekir.
Tescilsiz kullanım, ancak kullanan aleyhine açılacak marka hakkına tecavüz davasında etki ve sonuç doğurur. Hükümsüzlük davası markaların tekliği ilkesini koruyan bir davadır.
O halde Dairemiz bozması kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.09.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/865473100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz