6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TBK öncesi imzalanan kefaletin genel işlem koşulları denetimine tabi olmaması ve tahsilde tekerrür kaydı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4163 E. 2022/8962 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

6098 sayılı TBK yürürlüğe girmeden önce imzalanan kefalet sözleşmesi, 818 sayılı BK'da bulunmayıp sonradan TBK ile getirilen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulamaz. Asıl borçludan haricen tahsil edilen tutar infazda dikkate alınmalı; asıl borçlunun iflası ve alacağın masaya kaydı hâlinde mükerrer tahsilatı önlemek için hükme tahsilde tekerrür kaydı konulmalıdır.

Ele alınan sorunlar

TBK yürürlüğünden önce imzalanan kefalet sözleşmesinin genel işlem koşulları denetimine ve şekil şartlarına tabi olup olmaması → ret

İddia: Davalı, kefaletnamenin TBK 583 vd. kefalet geçerlilik şekil ve şartlarını taşımadığını, ekinde bulunduğu ikmal anlaşmasındaki genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerin geçersizliğinden kefaletin de etkileneceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davaya dayanak kefalet sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce imzalandığından, 818 sayılı BK'da bulunmayan ve sonradan 6098 sayılı TBK ile düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulamaz; bu nedenle kefaletin şekil şartlarına aykırı ve genel işlem koşulları bakımından geçersiz olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi).

Haricen tahsil edilen tutarın infazda dikkate alınması ve iflas masası kaydı nedeniyle tahsilde tekerrür kaydı konulması → kabul

Gerekçe: Bilirkişi raporuyla tespit edilen ve davacı vekilince icra dosyasına bildirilen, takip ve dava tarihi sonrasında asıl borçludan haricen tahsil edilen tutarın infazda dikkate alınması yönünde hüküm kurulmamış olması hatalıdır; ayrıca asıl borçlu şirketin iflasına karar verildiği ve davacının alacağının iflas masasına kaydedildiği gözetildiğinde, mükerrer tahsilatın önlenmesi için hükme 'tahsilde tekerrür olmamak' kaydının konulması gerekir (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi).

Emsal değeri

TBK öncesi kefalette genel işlem koşulları denetiminin uygulanamaması ve tahsilde tekerrür kaydının konulması açısından emsaldir (Yargıtay'ca onanan BAM holding'i).

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulları müteselsil kefalet kanunların zaman bakımından uygulanması tahsilde tekerrür iflas masasına alacak kaydı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı TBK — 6098 sayılı TBK 583

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4163 E.  ,  2022/8962 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2016/737 E. - 2018/1053 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2019/465 E. - 2021/554 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi adli yardım talepli olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı şirket ile dava dışı ... Akaryakıt Tic. ve San A.Ş. arasında 11.11.2010 tarihli ikmal anlaşması akdedildiğini, söz konusu anlaşma uyarınca davacı şirketin her türlü akaryakıt ürünlerini mevzuata uygun şekilde ... Akaryakıt'a teslim etmeyi, ... Akaryakıt'ın ise temin edilen ürün bedellerini müvekkili şirket cari liste fiyatları üzerinden ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, diğer yandan ikmal anlaşması ile eki niteliğindeki protokol ve taahhütnamelerden doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmesi amacı ile davalı ...'dan 04.06.2012 tarihli kefaletnamenin alındığını, davalının söz konusu borçların 25.000.000 USD'sine kadar olan kısmı için müteselsil kefil olduğunu, borçlu şirketin söz konusu ürün bedellerinden kaynaklanan 9.485.099,01 TL tutarında cari hesap borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili için İstanbul 26.

İcra Müdürlüğü'nün 2013/12336 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı kefil ...'ın itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu kefaletnamenin, TBK'nın 583 ve devamı maddelerinde düzenlenen kefaletin geçerlilik şekil ve şartlarını taşımadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefaletnamenin dava dışı ... Akaryakıt Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin davacı şirketle imzaladığı 11.11.2010 tarihli îkmal anlaşmasının eki niteliğinde olduğunu, söz konusu ikmal anlaşmasında genel işlem koşulu niteliğinde pek çok hüküm bulunduğunu, 11.11.2010 tarihli ikmal anlaşmasında yer alan kayıtların geçersiz sayılması sonucu anlaşmanın tarafı olan şirkete kefil olduğu iddia edilen davalının durumunun da söz konusu geçersizlikten etkileneceğini belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı ... Akaryakıt Ticaret ve Sanayi A.Ş. arasında 11.11.2010 tarihli ikmal anlaşması imzalandığı, bu sözleşmeye ile davacının davalıya her türlü akaryakıt ürünlerini mevzuata uygun şekilde satmayı, davalının da satılan ürün bedellerini ödemeyi kabul ettiği, davacının, dava dışı borçlu şirket ile imzalanan ikmal anlaşması ve eki niteliğindeki protokol ve taahhütten kaynaklı borçlar için davalı ...'dan 04.06.2012 tarih 25.000.000,00 USD tutarlı kefalet aldığı, kefaletin kanunun aradığı şekil şartlarına uygun ve geçerli olduğu, davacının, dava dışı şirketten aralarındaki sözleşme ve protokol gereği cari hesap ilişkisinden kaynaklı takip tarihi itibariyle 9.814.374,77 TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul 26.

İcra Müdürlüğü'nün 2013/12336 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, taleple bağlı kalınarak takip talebindeki miktar ve koşullarla takibin devamına, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davaya dayanak kefalet sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce imzalandığından, söz konusu sözleşme, 818 sayılı BK'da bulunmayan ve sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'da düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulamayacağından davalı vekilinin kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına aykırı ve genel işlem koşulları bakımından geçersiz olduğu yönündeki istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve davacı vekilince de icra takip dosyasına bildirildiği üzere, takip ve dava tarihi sonrasında davacı tarafından asıl borçlu dava dışı şirketten haricen 249.802,49 TL tahsil edilmiş olmasına rağmen, bu tutarın icra müdürlüğünce infazda dikkate alınması yönünde hüküm kurulmamış olmasının hatalı olduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin 13.07.2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, davacı tarafından 12.174.924,74 TL için iflas masasına alacak kaydı istemi kabul edilerek alacağın sıra cetvelinin 4.

sırasına kaydına karar verildiğinden, mükerrer tahsilatın önlenmesi bakımından ilk derece mahkemesince "tahsilde tekerrür olmamak" kaydıyla hüküm kurulmamış olmasının da isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, davalının İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/12336 esas sayılı takibine yönelik itirazının iptaline, asıl borçlu müflis ... Akaryakıt Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin iflas tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü Bakırköy 1. İflas Müdürlüğü’nün 2015/48 iflas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla takibin takip talebindeki miktar ve koşullarla devamına, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takip ve dava tarihi sonrasında dava dışı borçlu şirketten haricen tahsil edilen 249.802,49 TL’nin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davalı vekili temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunmuş olup, dosya kapsamı ve talep dilekçesi içeriğinin incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK'nın 334. ve 336/3 maddeleri koşullarının oluştuğu anlaşıldığından adli yardım talebinin kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin adli yardım talebinin kabulü ile temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 647.927,11 TL temyiz ilam harcı ile 397,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davalıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul- Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/863574600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/465 E. 2021/554 K.

818 sayılı BK dönemindeki kefalet sözleşmesine TBK genel işlem koşulu denetimi uygulanamaz

Gerekçe özeti

6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce imzalanan kefalet sözleşmelerinin geçerliliği, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK hükümlerine göre değerlendirilir; bu kapsamda kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı belirli bir limitin gösterilmesi yeterlidir. Eski BK döneminde kurulmuş bu tür sözleşmeler, sonradan yürürlüğe giren TBK'nın genel işlem koşulları denetimine ilişkin hükümlerine tabi tutulamaz. Ayrıca, icra takibine ve davaya konu alacak bakımından, takip/dava tarihinden sonra asıl borçludan yapılan harici tahsilatların infazda dikkate alınması ve asıl borçlunun iflası halinde davacının iflas masasına yaptığı alacak kaydı nedeniyle mükerrer tahsilin önlenmesi amacıyla hükme 'tahsilde tekerrür olmamak kaydı' konulması gerekir.

Emsal değeri

818 sayılı BK döneminde kurulan kefalet sözleşmelerine, sonradan yürürlüğe giren TBK'nın genel işlem koşulları denetiminin uygulanamayacağı ve şekil şartının yazılılık ile limit gösterimiyle sınırlı olduğu yönündeki tespit, benzer tarihli kefalet sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklarda bölgesel emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: kefalet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu genel işlem koşulları müteselsil kefalet itirazın iptali icra inkar tazminatı tahsilde tekerrür olmamak kaydı iflas masasına alacak kaydı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/465

KARAR NO 2021/554

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/10/2018

NUMARASI 2016/737 Esas 2018/1053 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/04/2021

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket ile borçlu ... arasında 11.11.2010 tarihli ikmal anlaşması akdedildiğini, söz konusu anlaşma uyarınca müvekkili şirketin her türlü akaryakıt ürünlerini mevzuata uygun şekilde ... teslim etmeyi, ... ise temin edilen ürün bedellerini müvekkil şirket cari liste fiyatları üzerinden ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, diğer yandan ikmal anlaşması ile eki niteliğindeki protokol ve taahhütnamelerden doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmesi amacı ile ...'dan 04.06.2012 tarihli kefaletnamenin alındığını ve davalı-kefilin, söz konusu borçların 25.000.000-USD'sine kadar olan kısmı için müteselsil kefil olduğunu, bu bağlamda, borçlu şirketin söz konusu ürün bedellerinden kaynaklanan 9.485.099,01 TL tutarında cari hesap borcunu ödememesi ve ödeme taleplerine ilişkin ihtarların da sonuçsuz kalması karşısında, alacağın tahsili için İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığını, icra takibine kefil ...'ın kötü niyetli şekilde yetkiye, borca ve kefaletin geçerliliğine ilişkin itirazda bulunarak takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etse de, kefaletnamede İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığından, söz konusu yetki itirazının mesnetsiz ve kötü niyetli yapıldığını, davalının 6098 TBK'nun 581. maddesine istinaden kefaletnamenin öngörülen şartlan taşımadığını iddia ettiğini, ancak kefalet sözleşmesinin 818 sayılı BK'da aranan şekil şartları ile bağlı olduğunu, söz konusu kefaletnameye tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalete ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun, kefaletin geçerliliğinin, yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin mesul olacağı miktarın kefaletnamede yer alması gerektiğine bağladığını, keza 04.06.2012 tarihli kefaletnamede de davalı-kefilin sorumlu olacağı miktarın 25.000.000-USD olarak belirlendiğini ve kefaletnamenin yazılı şekilde akdedildiğini, sonuç olarak işbu uyuşmazlığa konu kefaletnamenin yürürlük kanunun aradığı tüm şekil şartlarını taşımakta olduğu ve bu hali ile geçerli olduğunu, davalı-kefil ikmal anlaşmasının tarafı olmadığı gibi kendisine gönderilen ödeme talebinin de 04.06.2012 tarihli kefaletnameye dayandığını, bu bağlamda davalının asıl borcun mevcudiyetine itiraz etme sıfatı bulunmadığı gibi aynı şekilde borcun fer'ilerine de itiraz hakkı bulunmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile asgari %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin adresinin Mersin olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde avalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiğini, dolayısıyla icra dairesi ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetki sözleşmesini düzenleyen kanun hükmüne göre yetki sözleşmesinin her iki tarafının da tacir sıfatını haiz olması gerektiğini, davacının iddia ettiği yetki sözleşmesi geçersiz olduğundan, bağlı olarak yetkili gösterilen İstanbul İcra Daireleri/Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, davacı şirket ile müvekkili arasında BK'nın aradığı amir ve geçerlilik şartı niteliğinde şekil şartlarına uygun geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından müvekkilinin kefil sıfatıyla borçlu olmadığını, müvekkilinin kefalet akdi ile bağlı ve sorumlu olacağı azami kefalet miktarının, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil kaydının kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile yazılmadığım, kefalet akdinin geçerlilik şekli ve şartlarının TBK'nın 583 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, dava konusu kefaletnamenin yukarıda belirtilen kanunun hükmüne göre şekli şartların dava konusu kefaletnamede yer almadığını, dolayısıyla söz konusu kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve bunun sonucunda da müvekkilinin davacı şirkete kefil sıfatıyla herhangi bir borcunun olamayacağını, dava konusu kefalet sözleşmesinde müvekkilinin eşinin yazılı rıza beyanının kanunun aradığı şartlarda alınmadığını, bu durumda kefalet sözleşmesinin geçersiz olacağını, davacının, dava dilekçesinde bu konudaki itirazlara karşı, 04.06.2012 tarihli kefaletnameye mer'i kanun hükümlerinin uygulanmayacağını iddia etmiş ise de, yasada kefalet akdinin geçerliliğine ilişkin düzenlenen sıkı şartların kamu düzenine ilişkin olduğunu, kamu düzenine ilişkin kurallara, ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın yürürlükteki kanun hükümlerine uygulanacağını, 6098 sayılı TBK'nun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, ...'ın kefaletname ile kefil olduğu iddia edilen ikmal sözleşmesi ve kefaletname tarihlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılmış olmasının, yeni Borçlar Kanunu'nun kefili koruyucu hükümlerinin bu kefaletnameye uygulanmasını engellemeyeceğini, davacı şirket tarafından çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanılmak üzere hazırlanan kefalete ilişkin matbu (standart) kayıtların, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel işlem şartlarına ilişkin düzenlemeleri açısından da geçersiz olduğunu, davaya konu kefaletname incelendiğinde, davacı şirketin niteliği itibariyle pek çok benzer müşterisi olması sebebiyle dava konusu kefalet akdine ilişkin yapılan sözleşmenin matbu olarak önceden hazırlanmış, sadece karşı tarafa isim ve imzası attırılmak suretiyle düzenlettirilmekte olduğunu, kefaletten doğan sorumluluk fer'i nitelikte olup, asıl borç ilişkisinin dayanağı olan genel sözleşmedeki genel kayıtların geçersizliği halinde, kefilin de sorumluluktan kurtulacağını, asıl borç geçersiz ise kefaletin de geçersiz olacağını, davaya konu kefaletnamenin dava dışı ...

davacı şirketle imzaladığı 11.11.2010 tarihli îkmal anlaşmasının eki niteliğinde olduğunu, söz konusu ikmal anlaşmasında genel işlem koşulu niteliğinde pek çok hükmün bulunduğunu, 11.11.2010 tarihli ikmal anlaşmasında yer alan kayıtların geçersiz sayılması sonucu anlaşmanın tarafı olan şirkete kefil olduğu iddia edilen müvekkilinin durumunun da söz konusu geçersizlikten etkileneceğini belirterek, davanın reddi ile takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı ile dava dışı ... arasında 11.11.2010 tarihli ikmal anlaşması imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacının davalıya her türlü benzin, motorin, kalyak, fuel oil, akaryakıt ürünlerini mevzuata uygun şekilde satmayı, davalının da satılan ürün bedellerini ödemeyi kabul ettiği, davacının, dava dışı borçlu ... ile imzalanan ikmal anlaşması ve eki niteliğindeki protokolü ve taahütten kaynaklı borçlar için ...'dan 04.06.2012 tarihli, 25.000.000,00 USD azami meblağlı kefalet aldığı, alınan kefaletin şekil şartlarına uygun ve geçerli olduğu, davacının, dava dışı borçlu ...Akaryakıt'a aralarında aralarında sözleşme ve protokol gereği sattığı petrol ürünlerinden dolayı, aralarındaki cari hesap uyarınca 9.485.099,01 TL alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacaktan dolayı asıl borçlu ve davalı kefil hakkında İstanbul ....

İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip yaptığı, bilirkişi incelemesinde davalı kefilin müteselsil kefil sıfatıyla davacıya takip tarihi itibariyle 9.814.374,77 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu kefalet sözleşmesi şekil şartlarına uyduğundan geçerli olduğu gerekçesiyle, davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulü ile davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda ikmal sözleşmesinin geçerli olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığını, zira ikmal sözleşmesi geçersiz olduğunda, feri nitelikteki kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağını, davacı ile müvekkili arasındaki kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olmadığını, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefaletin kendi el yazısıyla belirtilmesinin gerektiğini, oysa kefalet sözleşmesinde bu şartlara uyulmadığını, eş rızasının da gerekli anlatım ve sorumluluğunun izahı yapılmadan matbu nitelikteki rıza beyanı imzalatıldığını, davacı tarafından hazırlanan standart sözleşmenin genel işlem şartları açısından geçersiz olup, matbu nitelikteki sözleşmenin müzakere yapılmadan müvekkiline dikte edildiğini, kefalet sözleşmesinde sözleşme koşulları ayrı ayrı açıklanıp müvekkilince bu şekilde kabul edildiğine dair bir beyan bulunmadığını, kefaletten doğan sorumluluk fer'i nitelikte olup, asıl borç ilişkisinin dayanağı olan genel sözleşmedeki genel kayıtların geçersizliği halinde, kefilin de sorumluluktan kurtulması gerektiğini, asıl sözleşme geçersiz ise kefaletin de geçersiz olacağını, davaya konu kefaletnamenin dava dışı ...

davacı şirketle imzaladığı 11.11.2010 tarihli îkmal anlaşmasının eki niteliğinde olduğunu, söz konusu ikmal anlaşmasında yer alan kayıtların genel işlem koşulları yönünden geçersiz sayılması sonucunda, anlaşmanın tarafı şirkete kefil olduğu iddia edilen müvekkilinin durumunun da bu geçersizlikten etkileneceğini, söz konusu sözleşmede de genel işlem koşulu niteliğinde pek çok hükmün bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesi eki niteliğindeki kefalet sözleşmesi kapsamında bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı şirket ile ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 11.11.2010 tarihli ve 2 yıl süreli ikmal anlaşması imzalandığı, taraflar arasında imzalanan 10.10.2012 tarihli protokol ile ilk sözleşme süresinin aynı koşullarla iki yıl uzatıldığı, süre sonunda yine 23.06.2014 tarihli akaryakıt ikmal sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeler ile davacının davalıya her türlü akaryakıt ürünlerini mevzuata uygun şekilde satmayı, davalının da satılan ürün bedellerini sözleşmedeki koşullarla ödemeyi kabul ettiği, davacı ile davalı arasında imzalanan 04.06.2012 tarihli kefaletnamede ise davalının, davacı ile dava dışı borçlu ...

ile imzalanan ikmal anlaşması ve eki niteliğindeki tüm protokol ve taahhütnamelerden kaynaklanan ve taraflar arasında her türlü ticari ilişkiden doğmuş ve doğacak borç ve taahhütlerinden, 25.000.000-USD'ye kadar olmak üzere asıl borçlu ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil omayı kabul ve taahhüt ettiği, kefalet sözleşmesinde kefalet limiti gösterildiği gibi davalının eşinin rızasının da alınmış olduğu, Bakırköy 7. ATM'nin 2014/628 esas sayılı dosyasında dava dışı asıl borçlu ...

13. 07.2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği ve iflas tasfiye işlemlerinin Bakırköy .... İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden sürdürüldüğü, davacı tarafından 12.174.924,74 TL için iflas masasına yaptığı alacak kaydı istemi kabul edilerek alacağın sıra cetvelinin 4. sırasına kaydına karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere; davacının ticari defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu tutar 9.814.374,77 TL olup, dava dışı asıl borçlu şirketin ticari defterlerinde de davacıya 9.955.331,46 TL borç mevcut olmakla, davacı alacağının dava dışı borçlu şirket ticari kayıtları ile de doğrulandığı, davacı vekilince icra dosyasına sunulan 13.10.2015 tarihli dilekçe ile belirtildiği üzere, dava dışı asıl borçludan icra borcuna mahsuben haricen 249.802,49 TL tahsilat yapıldığı anlaşılmaktadır.Davaya dayanak kefalet sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce 04.06.2012 tarihinde imzalanmış olup, sözleşmenin geçerliliği bakımından o tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca ise, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. Somut olayda da kefalet sözleşmesi yazılı olarak düzenlenmiş olup kefalet limitinin de gösterilmesi nedeniyle, sözleşme geçerli ve bağlayıcı niteliktedir. Bu nedenle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı bulunan davalı, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. Davalı vekili, kefalet sözleşmesinin TBK'nın 20 ve devamı maddeleri gereği genel işlem koşulları kapsamında denetlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davaya dayanak kefalet sözleşmesi ise 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce imzalanmıştır. Bu nedenle söz konusu sözleşmenin, 818 sayılı BK'da bulunmayan ve sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'da düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması mümkün değildir. Bu itibarla davacı vekilinin kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına aykırı ve genel işlem koşulları bakımından geçersiz olduğu yönündeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve davacı vekilince de icra takip dosyasına bildirildiği üzere, takip ve dava tarihi sonrasında davacı tarafından asıl borçlu dava dışı şirketten haricen 249.802,49 TL alacak tahsil edilmiş olmasına rağmen, bu tutarın icra müdürlüğünce infazda dikkate alınması yönünde hüküm kurulmamış olması hatalı olmuştur.Öte yandan Bakırköy 7.

ATM'nin 2014/628 esas sayılı dosyasında dava dışı asıl borçlu ...

13. 07.2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği ve iflas tasfiye işlemlerinin Bakırköy .... İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden sürdürüldüğü, davacı tarafından 12.174.924,74 TL için iflas masasına yaptığı alacak kaydı istemi kabul edilerek alacağın sıra cetvelinin 4. sırasına kaydına karar verildiği anlaşılmasına göre, mükerrer tahsilatın önlenmesi bakımından "tahsilde tekerrür olmamak" bakımından hüküm kurulmamış olması da isabetsizdir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/737 Esas-2018/1053 Karar sayılı ve 18/10/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yönelik itirazının iptali ile, (asıl borçlu müflis ... iflas tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü Bakırköy .... İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla) takibin takip talebindeki miktar ve koşullarla devamına,Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'sine tekabül eden 1.897.019,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takip ve dava tarihi sonrasında borçlu dava dışı ..

haricen tahsil edilen 249.802,49TL ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 647.927,11-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 114.561,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 533.365,71-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan 114.589,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 494-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.494-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 160.050,99-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalının adli yardımdan yararlanması nedeniyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, İstinaf aşamasında davacı gider avansından karşılanan 32,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/04/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.