6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmede nakden ödendiği yazılı bedelde fazla/ayrı ödeme iddiasının ispatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3716 E. 2022/8281 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Sözleşmede bedelin 'nakden alındığı' ifadesi, o bedelin mutlaka elden ödendiği anlamına gelmez; aynı tarihli havale ödemesi bu nakit bedeli karşılayabilir. Havalenin sözleşmedeki nakit ödemeden ayrı bir ödeme olduğunu veya sözleşmeden sonra yapıldığını, dolayısıyla fazla ödeme bulunduğunu ispat yükü, fazla ödeme iddiasında bulunan davacıya aittir.

Ele alınan sorunlar

Havale ile yapılan ödemenin sözleşmede nakden alındığı belirtilen bedelden ayrı bir ödeme olup olmadığı → ret

İddia: Davacı, sözleşme anında 500.000 TL ödediğini, ayrıca havale ile de ödeme yaptığını, böylece fazla ödemede bulunduğunu ileri sürerek fazla ödediği tutarın tahsilini istemiştir.

Gerekçe: Sözleşmede bedelin 500.000 TL'sinin nakden alındığının yazılı olması, bu paranın elden ödendiği anlamına gelmez; aynı tarihte davacı tarafından 'makinelerin sipariş avansı' açıklamasıyla 490.000 TL havale yoluyla ödeme yapılmış, havale saati belli iken sözleşmenin düzenlendiği saat belli değildir. Havalenin sözleşmeden sonra yapıldığını veya bu ödemenin sözleşmedeki nakit ödemeden ayrı bir ödeme olduğunu ispat yükü davacıdadır; davacı iddiasını ispatlayamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Sözleşmedeki 'nakden alındı' ibaresinin elden ödeme anlamına gelmediği ve fazla/ayrı ödeme iddiasının ispat yükünün davacıda olduğu yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat yükü nakden ödeme ibaresinin yorumu sebepsiz zenginleşme / fazla ödeme iadesi havale

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3716 E.  ,  2022/8281 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21/11/2018 tarih ve 2015/430 E- 2018/1051 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 09/03/2021 tarih ve 2019/407 E- 2021/336 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili davalı ile müvekkili arasında imzalanan 28/01/2015 tarihli sözleşme ile sözleşmede sayılan makinelerin paylaşımının yapıldığını, müvekkilinin sözleşme anında 500.000.-TL ödeme yaptığını, paylaşımın eksik, eşitlik ilkesine ve sözleşmeye aykırı yapıldığını, müvekkiline kesilen faturanın 712.800.-TL olduğunu, müvekkili şirketin 497.200.-TL fazla ödeme yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000.-TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında 28/01/2015 tarihinde mülkiyeti müvekkiline ait olan toplam bedeli 1.950.000.-TL’lik 19 adet makinenin yarısına 975.000,00 TL karşılığında davacının ortak olmasının, ödemenin ise 500.000.-TL'sinin aynı gün nakit, bakiyesinin en geç 30/01/2015 tarihine kadar yapılmasının kararlaştırıldığını, davacının parasal ödemelerle ilgili mevzuattan kaynaklanan zorunluluk nedeni ile elden ödeme yerine banka havalesi ile makinelerin sipariş avansı açıklamasıyla 490.000.-TL tutarında ödeme yaptığını, sözleşmede 500.000.-TL tutarında bir ödemeden bahsedilmesine rağmen bu tutardan 10.000.-TL eksik ödeme yapılmasının sebebinin davacının banka havalesinden önce döviz bozdurması üzerine oluşan kur farkından dolayı davacının eline eksik para geçmesi olduğunu, 30/01/2015 tarihinde davacı tarafından "makinelerin sipariş bedeli" açıklaması ile 220.000.-TL tutarında ödeme gönderildiğini, böylece davacı tarafından müvekkiline toplamda 710.000.-TL ödeme yapıldığını, 28/01/2015 tarihli sözleşmede davacı tarafın müvekkiline 975.000.-TL ödeme yapması kararlaştırılmış olmasına rağmen davacının eksik ödemede bulunduğunu, davacının 712.800.-TL tutarındaki malları ihtirazi kayıtsız teslim aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporların ve tüm dosya kapsamına göre, ispat yükü davacı üzerinde olup davacının davasını ispata yönelik somut delil sunmadığı, davalıya neden fazla ödeme yaptığına ilişkin makul açıklama yapmadığı, sözleşme kapsamında yapılan ödemelerin ihtarnamede belirtilen iki banka aracılığı ile yapılan ödemelerle sınırlı olduğunun ikrar edildiği, 500.000.- TL gibi yüklü miktardaki meblağın elle taşınarak fiilen teslim edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmede 500.000.-TL'nin nakden ödendiğinden bahsedilmesinin bu paranın elden ödendiği anlamına gelmediği, sözleşmede bedelin 500.000.-TL'sinin nakit alındığı açıkça yazılı olup, aynı tarihte davacı tarafından davalıya "makinelerin sipariş avansı" açıklaması ile 490.000.-TL havale yoluyla ödeme yapıldığı, havale işleminin yapıldığı saat belli ise de sözleşmenin düzenlendiği saatin belli olmadığı, havalenin sözleşmeden sonra yapıldığını veya 500.000.-TL ödemenin havale ile yapılan ödemeden ayrı bir ödeme olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/859839200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/407 E. 2021/336 K.

Sözleşmede nakden ödendiği yazılı bedelin ispat yükü

Gerekçe özeti

Sözleşmede bir bedelin 'nakden ödendiği' yazılı olması, bu bedelin elden/nakit olarak ödendiği anlamına gelmez; nakden ödeme kavramı banka veya diğer finansal kurumlar aracılığıyla yapılan ödemeleri de kapsayan geniş bir kavramdır. Sözleşmedeki bu ifadenin, aynı döneme ait banka havalesiyle yapılan bir ödemeden ayrı, ilave bir ödeme olduğunu ileri süren taraf, bu ayrılığı (havale ile sözleşmenin sırası ve bağımsızlığı dahil) ispatla yükümlüdür; ispatlayamazsa iddiası kabul edilmez.

Emsal değeri

Sözleşmede 'nakden ödendi' ifadesinin elden ödeme ile eş tutulamayacağı ve bu ifadenin banka havalesi yoluyla yapılan ödemeden ayrı bir ödeme olduğunu ispat yükünün bu iddiayı ileri süren tarafa ait olduğu yönündeki değerlendirme, benzer sözleşme uyuşmazlıklarında ikna edici bir yorum teşkil etmektedir.

Kavramlar: nakden ödeme ispat yükü basiretli tacir ticari satım

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/407

KARAR NO 2021/336

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/11/2018

NUMARASI 2015/430 Esas 2018/1051 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/03/2021

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı; davalı ile aralarında düzenlenen 28.01.2015 tarihli sözleşme ile davalı ile birlikte satın alacakları makinaların paylaşımının yapıldığını, sözleşme ile davalıya 500.000-TL ödendiğini, daha sonra da banka havalesi ile 490.000-TL ve 220.000-TL yollanarak toplamda 1.210.000-TL ödeme yapıldığını, ayrıca davalı tarafından teslim edilen makinelerin dökümü ve satın alınan diğer makinaların listeyle gösterildiğini, temsilcisi olduğu şirkete modeli düşük makinelerin teslim edildiğini, paylaşımın eksik ve eşitlik ilkesine ve sözleşmeye aykırı yapıldığını, verilen makine sayısının eksik olduğunu, fazladan verilen paranın ihtiyaç doğrultusunda kullanıldığını, teslim edilen makineler için 718.800-TL olduğunu, bu durumda temsilcisi olduğu şirketin 497.200-TL fazla ödeme yaptığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla alacağın şimdilik 200.000TL’sinin, ticari faiziyle 05.03.2015 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, 28/01/2015 tarihinde, taraflar arasında mülkiyeti müvekkiline ait bulunan ve toplam bedeli 1.795.000-TL olan 19 adet makinenin yarısına, 975.000,00 TL karşılığında davacının ortak olmasının, ödemenin ise 500.000-TL'sinin aynı gün nakit, geriye kalan bakiyesinin ise en geç 30/01/2015 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığını, bunun üzerine tarafların mutabık kaldığı ölçüde 28/01/2015 tarihli yazılı sözleşme hazırlanarak taraflarca imza altına alındığını, fakat davacının şirketler arasındaki ticari ilişkilerde yapılacak parasal ödemeleri banka kanalı ile yapılmasına dair mevzuattan kaynaklanan zorunluluk nedeni ile elden ödeme yerine banka havalesi ile makinelerin sipariş avansı açıklamasıyla 490.000-TL tutarında ödeme yaptığını, anılan havaleden sonra ise sözleşme metninin taraflar arasında teati edildiğini, 28/01/2015 tarihli sözleşmede 500.000-TL tutarında bir ödemeden bahsedilmesine rağmen bu tutardan 10.000-TL eksik ödeme yapılmasının sebebinin davacının banka havalesinden önce döviz bozdurması üzerine oluşan kur farkından kaynaklı davacının eline eksik para geçmesinden mütevellit olduğunu, 30/01/2015 tarihinde davacı tarafından müvekilinin aynı banka hesap numarasına "makinelerin sipariş bedeli" açıklaması ile 220.000-TL tutarında ödeme gönderildiğini, böylece davacı tarafından müvekkiline toplamda 710.000-TL ödeme yapıldığını, 28/01/2015 tarihli sözleşmede davacı tarafın müvekkiline 975.000-TL ödeme yapması kararlaştırılmış olmasına rağmen davacının eksik ödemede bulunduğunu, davacının müvekkiline hangi nedenden dolayı fazla ödeme yaptığına dair bir gerekçe sunmadığını, ayrıca müvekkili şirketten 712.800-TL tutarındaki malları ihtirazi kayıtsız bir şekilde teslim aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının ödemekle yükümlü olduğu toplam tutarın 975.000-TL olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, buna karşılık davacının davalıya neden fazla ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir makul açıklamasının bulunmadığı, yine, davacı tarafından keşide edilen 09/02/2015 tarihli ihtarnamede elden 500.000-TL ödendiğinden hiç bahsedilmediği, sadece banka kanalıyla yapılan ödemelerden söz edildiği, 500,000-TL gibi yüklü miktardaki bir meblağın elle taşınarak fiilen teslim edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine bu miktardaki paranın banka yoluya havale edilmesinin basiretli davranma yükümlülüğünün gereği olduğu, ispat yükü üzerinden olan davacının davasını ispata yönelik somut delil sunmamış olduğu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan dava tarihi itibari ile iddia ettiği gibi fazla ödemeden kaynaklanın bir iade alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; mahkemece basiretli davranma yükümlülüğünün sadece müvekkili bakımından değerlendirildiğini, müvekkili gibi tacir olan davalının 500.000-TL'yi elden teslim aldığı sözleşmeyi imzalamasını basiretli davranma yükümlülüğü bakımından değerlendirmediğini, davalı firmaya ait banka hesaplarının incelenerek 500.000-TL para girişinin olup olmadığının araştırılmasını talep etmelerine rağmen mahkemece bu hususun araştırılmadığını, müvekkilinin ihtarnamede başka ödeme yapmadığını açıkça beyan etmemesine rağmen ödemelerin sadece banka yoluyla yapıldığının ikrar edildiği çıkarımında bulunulmasının yerinde olmadığını, hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübe ile çözüme kavuşturulabilecek bir konuda bilirkişi incelemesi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, parayı nakden almadığını ispatlaması gereken kişinin davalı olduğu halde, müvekkilinin niçin fazladan ödeme yaptığının ispatlanması gerektiği yönünde hukuki dayanaktan yoksun raporlar tanzim edildiğini ve mahkemece bu yönde hüküm kurulduğunu, sözleşmede peşin olarak ödendiği yazılı olan satış bedelinin tamamının ödenmediğine dair ispat yükü üzerinde olan davalının bu iddialarını yazılı belge ile ispat edemediğini, mahkemece davalının sözleşmede yazılı tutardan fazla ödeme yapılmasının kararlaştırıldığının yazılı bir delil sunulmadığı gerekçesiyle kabul edilmediğini, buna karşılık sözleşmede yazılı olduğu halde 500.000-TL'nin elden verildiğine kanaat getirilmediğini gerekçe göstererek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasında 28/01/2018 tarihli sözleşme akdedilmiş olup, bu sözleşme ile özellikleri belirtilen 19 adet ve toplam 1.950.000-TL değerindeki makinelerin yarısına davacının 975.000-TL bedelle ortak olması, davacının dilerse 9,5 makineyi alarak ortaklıktan ayrılması, dilerse makinelerin hepsinin birlikte satılarak payını alması kararlaştırılmış, bedelin 500.000-TL kısmının davacıdan nakden alındığı beyan edilmiş ve her iki tarafça imza altına alınmıştır.Davacı tarafından, makinelerin bedeli olarak davalıya 28/01/2015 tarihinde 490.000-TL, 30/01/2015 tarihinde 220.000-TL olmak üzere toplam 710.000-TL tutarında banka havalesi yapılmış, davalı tarafından ise davacıya sözleşme kapsamında 712.800-TL değerinde makine teslim edilmiş olup, bu hususlarda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacı, sözleşmede davalıya nakden verildiği yazılı olan 500.000-TL'nin, havale yoluyla yaptığı 710.000-TL ödemenin dışında, elden avans olarak teslim ettiğini, böylelikle toplam ödemesinin 1.210.000-TL olduğunu iddia etmiş, teslim edilen makinelerin değeri olan 712.800-TL'yi düşerek 497.200-TL alacaklı olduğunu iddia etmiştir.

Davalı ise sözleşme ile aynı tarihte yapılan 490.000-TL'nin sözleşmede nakden verildiği belirtilen 500.000-TL ile ilgili olduğu, sözleşmenin banka havalesi yapılmasından sonra kaleme alındığını, kendilerine toplamda 710.000-TL ödeme yapıldığını, fakat kendileri tarafından davacıya 712.800-TL değerine makine teslim edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmede nakden ödendiği yazılı olan 500.000-TL'nin banka havalesi ile yapılan toplam 710.000-TL içerisinde yer alıp almadığı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; nakden ödeme, ödemenin doğrudan nakit olarak veya banka, PTT veya diğer finansal kurumlar aracılığı ile yapılmış olmasını ifade eder.

Nakden ödeme, nakit olarak elden yapılan ödemeleri de içinde alan, fakat bundan daha geniş bir anlama sahiptir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmede 500.000-TL'nin nakden ödendiğinden bahsedilmesi bu paranın elden ödendiği anlamına gelmemektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, bedelin 500.000-TL'sinin nakit alındığı açıkça yazılı olup, aynı tarihte davacı tarafından davalıya "makinelerin sipariş avansı" açıklaması ile 490.000-TL havale yoluyla ödeme yapılmıştır. Havale işleminin yapıldığı saat belli ise de sözleşmenin düzenlendiği saat bakımından ve yine Havale işleminin mi yoksa sözleşmenin mi önce yapıldığı hususunda, dosyada bir açıklık bulunmamaktadır. Dosyada böyle bir açıklık bulunmadığından havalenin sözleşmeden sonra yapıldığını veya 500.000-TL ödemenin havale ile yapılan ödemeden ayrı bir ödeme olduğunu ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu kabul etmek gerekir.

Dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmadığından ve davacı iddiasını ispatlayamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 36-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/03/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.