6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tapuya şerh koşuluna bağlı sözleşmenin yürürlüğe girmemesi ve cezai şart talebi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4404 E. 2022/8283 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yürürlüğü, kira sözleşmesinin tapuya şerhi koşuluna bağlanan alt kira ve bayilik sözleşmeleri, şerh gerçekleşmediğinden (üstelik davalı taşınmaz maliki olmadığı için şerhi sağlaması mümkün değilken) yürürlüğe girmez; yürürlüğe girmeyen bayilik sözleşmesine dayalı kâr kaybı ve cezai şart talep edilemez, taraf ancak sözleşmenin karşı tarafın kusuruyla yürürlüğe girmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebilir.

Ele alınan sorunlar

Tapuya şerh koşuluna bağlanan sözleşmenin yürürlüğe girip girmediği ve cezai şart/kâr kaybı talebi → ret

İddia: Davacı, davalının kira sözleşmesini tapuya şerh ettirmediğini ve bayilik anlaşması kapsamında ürün tedarik etmediğini ileri sürerek bayilik sözleşmesindeki cezai şartı ve uğradığı kâr kaybını talep etmiştir.

Gerekçe: Hem alt kira hem bayilik sözleşmesinin yürürlüğü, kira sözleşmesinin tapuya şerh olgusuna bağlanmış olup, taşınmaz davalının mülkiyetinde bulunmadığından davalının şerhi sağlaması mümkün değildir ve kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmemiştir; bu nedenle taraflar hiçbir edimini yerine getirmemiş, taşınmaz sözleşmeden sonra üçüncü kişiye satılmış, davacı da bir yatırım/bedel iddiası ileri sürmeden ve ifayı talep etmeden uzun süre sessiz kalmıştır. Şirketler arasında organik bağ iddiası, ticaret sicil kayıtlarına göre hisse devirleriyle payların tamamen üçüncü kişilere geçmesi karşısında yerinde görülmemiştir. Bayilik sözleşmesi yürürlüğe girmediğinden davacı bu sözleşmeye dayalı kâr kaybı ve cezai şart talep edemez; davacı ancak sözleşmelerin davalının kusuruyla yürürlüğe girmediğini ileri sürerek varsa uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Kira sözleşmesinde ise kararlaştırılmış bir cezai şart ve buna dayalı istek de bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Tapuya şerh koşuluna bağlanan sözleşmenin şerh gerçekleşmediğinde yürürlüğe girmeyeceği ve yürürlüğe girmeyen bayilik sözleşmesine dayalı cezai şart/kâr kaybı istenemeyeceği yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geciktirici koşul (tapuya şerh) sözleşmenin yürürlüğe girmemesi cezai şart kâr kaybı organik bağ alt kira sözleşmesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4404 E.  ,  2022/8283 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.02.2018 tarih ve 2014/1241 E- 2018/122 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/183 E- 2021/224 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının kiracısı bulunduğu taşınmazın 14.07.2011 tarihinde müvekkiline alt kiracı olarak 5 yıl süre ile kiralandığını, bu sözleşmenin davalı şirket ile dava dışı Merlog ... Ltd. Şti. ile arasında düzenlenen asıl kira sözleşmesine uygun yapıldığını, davalının kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlamadığı gibi bayilik anlaşması kapsamında davacı şirketten ürün tedarik etmediğini, bu konuda davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye rağmen edimini yerine getirmediğini, davalının ihtara noter marifeti ile verdiği cevapta davaya konu sözleşmenin ifa kabiliyetinin olmadığını ileri sürdüğünü, davalının kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesini ihlal ettiğini, davalının bayilik sözleşmesinin 18.

maddesinde belirlenen cezai şartı ve davacının uğradığı zararı ödemesi gerektiğini ileri sürerek, 200.000-USD cezai şart, şimdilik 10.000-USD kâr kaybı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı Merlog ... Ltd. Şti’nin dava konusu sözleşmenin imzasından sonra taşınmazı sattığını, alıcının eski malik ve kendilerinin taşınmazı akaryakıt istasyonu olarak kullanacaklarını bildirdiğini, bu hususun davacıya bildirildiğini, taşınmazın satışı ile birlikte kira kontratının infisahı ve bayilik sözleşmesinin yürütülmesi imkanını da ortadan kalktığını, davacı tarafından ayni ya da nakdi yardım, intifa bedeli ödenmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 14.07.2011 tarihli alt kira sözleşmesinin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl süre ile devam edeceği, asıl kira sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde alt kira sözleşmesinin devam edeceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin 12 maddesinde sürenin satış yerinin kurulu bulunduğu taşınmazın BP’ye kiralanmasına ilişkin olarak asıl kiracı ile BP arasında akdedilen kira sözleşmesinin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl olacağının düzenlendiği, taşınmazın davalının mülkiyetinde olmayıp dava dışı Merlog firmasından kiralandığı, davacı vekili davalı şirket ile dava dışı Merlog firması arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürmüş ise de, ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde her iki şirketin ortakları arasında önceleri benzerlik mevcut iken Merlog firmasının hissedarlarının 06.02.2012 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile paylarını şirket dışı kişilere devrettiği, bu devirler ile birlikte şirket paylarının tamamen üçüncü şahıslara geçtiği anlaşılmakla davalı vekilinin organik bağa ilişkin istinaf nedeninin yerinde görülmediği, her iki sözleşmenin yürürlüğü kira sözleşmesinin tapuya şerh olgusuna bağlandığından kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmediği, bu sebeple davacı dahil tarafların hiç bir edimini yerine getirmediği, taşınmazın malik tarafından sözleşmenin imzasından sonra 16.12.2011 tarihinde 3.

şahsa satıldığı, bu süre içinde davacının edimin ifasını istemediği, mahkemece celp edilen tapu kaydından asıl kiracı davalı ile malik arasındaki kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğinin anlaşıldığı, davalı taşınmaz maliki olmadığından kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlamasının da mümkün bulunmadığı, kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmediği, davacının da davalıya bir yatırım yaptığı, bedel ödediği yolunda bir iddia ileri sürmediği, 09.10.2013 tarihli ihtara kadar sessiz kaldığı, kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesinin yürürlüğünü davalıdan talep etmediği, ihtar tarihi itibariyle de taşınmazın 3.şahsın mülkiyet ve işletmesinde bulunduğu, bayilik ve kira sözleşmesi yürürlüğe girmediğinden davacının bayilik sözleşmesine dayalı bir talepte bulunamayacağı, ancak sözleşmelerin davalının kusuruyla yürürlüğe girmediğini ileri sürerek varsa uğradığı zararının giderilmesini isteyebileceği, yürürlüğe girmeyen sözleşme nedeniyle kâr kaybı ve bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istenemeyeceğinden davanın bu sebeple reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, kira sözleşmesinde bir cezai şart kararlaştırılıp buna dayalı bir istek de bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/859836400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/183 E. 2021/224 K.

Yürürlüğe girmeyen bayilik sözleşmesinde cezai şart ve kar kaybı talep edilemez

Gerekçe özeti

Bir kira sözleşmesi ile ona bağlı bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmesi, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi şartına bağlanmışsa ve bu şerh gerçekleşmemişse, sözleşmeler yürürlüğe girmemiş sayılır; taraflardan hiçbiri edimini yerine getirmemiş ve karşı taraftan ifa talep etmemişse, yürürlüğe girmeyen sözleşmeye dayalı cezai şart ve kar kaybı talep edilemez. Sözleşmenin yürürlüğe girmemesinin karşı tarafın kusurundan kaynaklandığı ileri sürülüyorsa bu husus delille ispatlanmalıdır; ispatlanamazsa talep reddedilir. Ayrıca, taşınmazın mülkiyetini kaybeden asıl kiracının, tapuya şerh şartını yerine getirmesi mümkün değildir ve bu durumda kusur atfedilemez. Şirketler arası organik bağ iddiası, ilgili dönemde şirket paylarının üçüncü şahıslara devredildiğinin sicil kayıtlarıyla sabit olması halinde yerinde görülmez.

Emsal değeri

Kira sözleşmesinin ve ona bağlı bayilik sözleşmesinin yürürlüğünün tapuya şerh şartına bağlanması ve bu şartın gerçekleşmemesi halinde sözleşmenin hiç yürürlüğe girmediği, dolayısıyla bu sözleşmeye dayalı cezai şart ve kar kaybı taleplerinin ileri sürülemeyeceği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: alt kira sözleşmesi bayilik sözleşmesi cezai şart kar kaybı tapuya şerh bileşik sözleşme organik bağ kusur

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/183

KARAR NO 2021/224

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/02/2018

NUMARASI 2014/1241Esas - 2018/122 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden )

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/02/2021

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının kiracısı bulunduğu Gebze Şekerpınar'da bulunan taşınmazın 14.07.2011 tarihinde davacı şirkete alt kiracı olarak 5 yıl süre ile kiralandığını,işbu sözleşmenin davalı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti ile arasında düzenlenen ve Gebze ...Noterliğinde tasdik edilen ve davalının alt kira sözleşmesi tesis etmesine ilişkin asıl kira sözleşmesine uygun olarak yapıldığını,işbu sözleşme gereğince davalı şirketin kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlamadığı gibi, bayilik anlaşması kapsamında davacı şirketten ürün tedarik etmediğini , bu konuda davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye rağmen yerine getirilmediğini,davalının ihtara noter marifeti ile verdiği cevapta davaya konu sözleşmenin ifa kabiliyetinin olmadığını ileri sürdüğünü ,davalının kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesini ihlal ettiğini belirterek davalı şirketin Bayiilik sözleşmesinin 18.

Maddesinde belirlenen cezai şartı ve davacının uğradığı zararı ödemesi gerektiğini belirterek 200.000-usd cezai şart, bayilik anlaşması gereğince sözleşme bitim tarihi 14.07.2016 tarihine kadar kar kaybı olarak şimdilik 10.000-usd kar kaybı alacağının davalıdan temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında düzenlenen 14.07.2011 tarihli sözleşmenin inkar edilmediği, taşınmazın mülkiyetinin dava dışı firma ...'a ait olduğu,sözleşmede kira bedellerinin ödenmemesinden davacının da sorumlu olduğu,sözleşmenin 3.2 maddesin de BP nin akaryakıt ve izinlerin alınması ,satış ve servis faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi" ve 3.5 maddesinde tarafların 5 yıl süre ile mecurda akaryakıt istasyonu faaliyetinin yapılması amacı ile imzalandığı"dava dışı firma ile imza edilen sözleşmeye davacının da taraf olduğu, sözleşmedeki hükümlerden doğrudan etkileneceği,dava dışı firmanın sözleşmenin imzasından sonra taşınmazı sattığını,alıcı tarafından eski malik ve kendilerine bildirimde bulunarak taşınmazı akaryakıt istasyonu olarak kullanacaklarını bildirdiğini,bu hususun davacıya bildirildiğini,bu hususun e-mail yazışmaları ile de belli olduğunu, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin geçerli olması için taraflar arasındaki bayiilik sözleşmesinin birincil şartı olduğunu,taşınmazın satışı ile birlikte kira kontratının infisahı ve bayilik sözleşmesinin yürütülmesi imkanını da ortadan kaldırdığını,davacının ihtar tarihinin sözleşmeden 2 yıl sonra, dava tarihinin de bu tarihten 1 yıl sonra olduğunu , ayrıca davacının bayilik sözleşmesi için gerekli olan ruhsat ve EPDK lisansı için gerekli belgeleri de kendilerine vermediğini , davacı tarafından ayni yada nakdi yardım, intifa bedeli ödemediğini, bayilik sözleşmesi ve kira sözleşmesinin münfesih olduğunu,cezai şart ve mahrum kalınan kar bedelini talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ

Mahkemece,taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesi var isede , kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediği gibi,lisans için müracaat da bulunmadığı, davalıya peşin kira bedeli olarak bir ödeme yapılmadığı, uyuşmazlığın meydana geldiği tarih itibarı ile 818 Sayılı Borçlar kanunu 254.maddesi gereğince satışla , kira sözleşmesinin sona ereceği alt kiracının kira ilişkisinin asıl kiracıya bağlı olarak devam edeceğinden ,dava dışı firma ile davalı arasındaki asıl kira son bulduğundan alt kiracının da sözleşmesinin sona ereceğini, davalının taşınmazın devrinde kusurunun bulunmadığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesinin arasında içsel bağlılık bulunduğu , davacının talepleri konusunda davalının sorumluluğu bulunmayacağından davanın reddine karar verilmişir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili,mahkemenin dayanak yaptığı bilirkişi raporunda ıslak imza bulunmadığını ve yok hükmünde olduğunu, 818 Sayılı BK nun 254 maddesine göre yeni malikin kira döneminin sonuna kadar sözleşmeye katlanması gerektiği yönündeki hükmün mahkemece hatalı yorumlandığını,davacının alt kiracı olduğunu, davalı ile dava dışı malik arasındaki sözleşmenin 05.01.2001 tarihinde, alt kira sözleşmesinin davalı ile 14.07.2011 tarihinde imzalandığını,BK.254 maddesi gereğince kira sözleşmesinin ortadan kalkmadığını,kiraya verilen taşınmaz olduğu durumda üçüncü kişi malikin kira sözleşmesine uymakla yükümlü olduğunu ,davalının bu konudaki beyanının hukuka aykırı olduğunu,ayrıca taşınmazın satılması nedeni ile sözleşmenin sona erdiği kabul edilse bile , eski malik ve davalı şirket arasındaki organik bağın mevcut olması nedeni ile davalının kusurlu olduğunu,kira sözleşmesinin sona ermesinin davalının bayilik sözleşmesindeki yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını,davalının eylemsizliği nedeni ile fiili satışa başlanamadığını,eldeki davanın bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şarta ilişkin olduğunu , mahkemece kira ve bayilik sözleşmesinin bileşik sözleşme olduğu ve kira sözleşmesinin sona ermesinde davalının kusursuz olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava ;taraflar arasında imzalanan 14.07.2011 tarihli bayiilik sözleşmesine dayalı cezai şart ve kar kaybı istemlerine ilişkindir. Davacı bayilik sözleşmesinin 18. maddesi ile belirlenen 200.000 -USD cezai şart ile anlaşmanın bitim tarihine kadar davacının kar kaybı alacağından 10.000 -USD nin davalıdan tahsili talep edilmiştir.Davanın tarafları arasında 14.07.2011 tarihli kira sözleşmesi imzalanmış ,kira sözleşmesinin asıl kiracı davalı ve malik arasında imzalanan sözleşme dahilinde davacıya "alt kiracı" olarak kiralanmasına ilişkin olduğu ,alt kira sözleşmesinin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl süre ile devam edeceği,asıl kira sözleşmesinin herhangibir nedenle sona ermesi halinde alt kira sözleşmesinin devam edeceği kararlaştırılmıştır.

Bayilik sözleşmesinin 12,anlaşmanın süresi başlıklı madde de ise , satış yerinin kurulu bulunduğu taşınmazın BP ye kiralanmasına ilişkin olarak asıl kiracı ile BP arasında akdedilen kira sözleşmesinin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bayilik sözleşmesinin 18.maddesi ; bayiinin bu sözleşme ve eklerini süresinden önce feshetmesi ve fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde bayiinin 200.000-usd cezai şart ödeyeceği ,bayiinin cezai şart tutarını ,BP nin fesih nedeniyle uğradığı zarardan mahsubunu isteyemeyeecği düzenlenmiştir. Taşınmazın davalının mülkiyetinde bulunmadığı ,... firmasından kiralandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili davalı ile ... şirketi arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürmektedir.Dosyaya getirtilen sicil kayıtlarının incelenmesinde her iki şirketin ortakları arasında önceleri benzerlik mevcut iken , ...'un paydaşları 6 şubat 2012 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile paylarını şirket dışı kişilere devretmişler ,bu devirler ile birlikte şirket payları tamamen üçüncü şahıslara geçtiği anlaşılmakla, davalı vekilinin organik bağa ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamaktadır.

Her iki sözleşmenin yürürlüğü kira sözleşmesinin tapuya şerhi olgusuna bağlandığından , kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmemiş ,bu sebeble davacı dahil taraflar hiç bir edimini yerine getirmemiştir.Taşınmaz malik tarafından sözleşmenin imzasından sonra 16.12.2011 tarihinde 3.şahsa satılmış bu süre içinde davacı edimin ifasını istememiştir. Mahkemece getirtilen tapu kaydından , asıl kiracı davalı ile malik arasındaki kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmediği anlaşılmaktadır.Davalı taşınmaz maliki olmadığından kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlaması da mümkün bulunmamaktadır.Zarara istemine dayanak olarak gösterilen ; kira sözleşmesi tapuya şerh edilmediğinden yürürlüğe girmemiş,davacı da davalıya bir yatırım yaptığı ,bedel ödediği yolunda bir iddia ileri sürmemiş, 9.10.2013 tarihli ihtara kadar sessiz kalmış, kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesinin yürürlüğünü davalıdan talep etmemiştir.Davacı 9.10.2013 tarihli ihtar ile ;

geçen süreçte muhatabın kira sözleşmesinin tapuya şerhini sağlamadığı ,bayilik sözleşmesi gereği ürün de tedarik etmeyerek kira sözleşmesini ve bayilik anlaşmasını ihlal ettiğini ileri sürerek ihtarın tebliğini izleyen 3 gün içerisinde kira sözleşmesinin tapuya şerhinin sağlanması ve ardından bayilik sözleşmesi kapsamında ürün tedarikine başlanması ,aksi halde sözleşmenin feshi için yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiş ise de ,ihtar tarihi itibariyle de taşınmaz 3.şahsın mülkiyet ve işletmesinde bulunmaktadır.Davalı akaryakıt istasyonunun devredilmesinden davacının haberdar olduğunu ,sözleşmelerin yürürlüğünün sağlanamaması nedeniyle gerekli olan evrakları da göndermediğini,sözleşmenin imzalanarak kendilerine dönülmediğini, bayilik lisans ve ruhsatının alınamadığını savunmuş,davacı sözleşmelerin yürürlüğe girmemesinin davalının kusurundan kaynaklandığını ileri sürmüş ise de bu yolda herhangibir delil göstermemiştir.Bayilik ve kira sözleşmesi yürürlüğe girmediğinden davacı bayilik sözleşmesine dayalı bir talepte bulunamaz.Ancak sözleşmelerin davalının kusuruyla yürürlüğe girmediğini ileri sürerek varsa uğradığı zararının giderilmesini isteyebilir.Yürürlüğe girmeyen sözleşme nedeniyle kar kaybı ve bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istenemeyeceğinden davanın bu sebeble reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Kira sözleşmesinde bir cezai şart kararlaştırılıp buna dayalı bir istek de bulunulmadığından davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından,peşin yatırılan 35,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/02/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.