6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararlarının iptalinde ispat yükü ve genel kurulun takdir alanı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6366 E. 2022/7752 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Genel kurul kararlarının iptalinde ispat yükü iptal isteyen davacıdadır: bilanço tasdik kararı ancak bilançonun gerçeğe aykırılığı tespit edildiğinde iptal edilebilir; müdür seçimi ve elverişlilik/kârlılık değerlendirmesi genel kurulun takdir alanında olup, somut zarar veya objektif iyiniyete/kanuna aykırılık ispatlanmadıkça yeterli nisapla alınan karar iptal edilemez. Şube açılışı TTK 621 anlamında önemli karar değildir.

Ele alınan sorunlar

Bilanço/mali tabloların tasdikine ilişkin kararın iptali → ret

İddia: Davacı, sunulan bilançonun, faaliyet raporunun ve gelir-gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, ibra oylamasına müdürün katılamayacağını ileri sürerek kararın iptalini istemiştir.

Gerekçe: Bilançonun tasdikine ilişkin karar, ancak bilançonun gerçeğe aykırı olması halinde iptal edilebilir; şirketin mali durumu pozitif olmamakla birlikte bilanço ve mali tabloların gerçeğe aykırı olduğu yönünde bir tespit yapılmadığından iptal koşulu oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Şirket müdürünün yeniden seçilmesine ilişkin kararın iptali → ret

İddia: Davacı, mevcut müdürün yeniden seçilmesinin şirkete zarar vereceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirket müdürünün seçimi genel kurulun takdirinde olup, seçimin ne şekilde zarar vereceği açıklanmadığından ve seçilmesine engel bulunmadığından, kararın objektif iyiniyet kurallarına ve kanuna aykırılığı ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Şube açılmasına ilişkin kararın iptali → ret

İddia: Davacı, şirket borca batık iken şube açılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şube açılışına ilişkin karar TTK'nın 621. maddesi uyarınca önemli kararlardan olmayıp, kararın alınmasında şirketin kârlılık durumunun elverişli olup olmadığı hususu genel kurulun takdirindedir; yeterli nisapla alınan kararın iptali için gösterilen sebepler yerinde görülmemiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Genel kurul kararlarının iptalinde ispat yükü ve genel kurulun takdir alanının sınırları; bilanço tasdik kararının iptal koşulu ve şube açılışının TTK 621 kapsamı dışında olması yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali bilançonun gerçeğe aykırılığı genel kurulun takdir yetkisi objektif iyiniyet kuralları TTK 621 önemli kararlar toplantı ve karar nisabı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 621

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6366 E.  ,  2022/7752 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 23/06/2021 tarih ve 2021/295 E.- 2021/957 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 300 hissesinin sahibi ve %25 hissedarı olduğunu, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 15/03/2016 tarihinde gerçekleştiğini ve müvekkilinin toplantıya katıldığını, yapılan toplantıda alınan (1) nolu karar ile bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibra edilmesine karar verildiğini ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantıda sunulan bilançonun, 2015 yılına ait faaliyet raporunun ve işletme gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca bilanço ve kâr zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrasının aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da geldiğinden kararın iptalinin gerektiğini, zira şirket müdürünün kendisinin ibrasına ilişkin oylamaya katılmasının ve kendi lehinde oy kullanmasının mümkün olmadığını, toplantıda kar payı dağıtılmamasına ilişkin olarak (2) nolu karar alındığını ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira karın örtülü olarak yurtdışına kaçırılmakta olduğunu, (3) nolu karar ile şirket müdürü Leslie Ann Riley’in yeniden şirket müdürü seçilmesine karar verildiğini, şirket müdürü olmasının şirketin zararına olduğunun daha önce açıklandığını, yine davalı şirketin borca batık olduğu ortada iken (4) nolu karar ile İzmir ilinde şube açılmasına karar verildiğini ileri sürerek 15/03/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan (1),(2),(3) ve (4) nolu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 15/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi gereğince alınan kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararın kanun, ana sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptaline, diğer kararlara yönelik iptal isteğinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak, bilançonun tasdikine ilişkin 1 numaralı kararın bilançonun gerçeğe aykırı olması halinde iptal edilebileceği, davalı şirketin mali durumu pozitif olmamakla birlikte bilançoların ve mali tabloların gerçeğe aykırı olduğu hususunda bir tespit yapılmadığı, 3 nolu karar ile şirket müdürü seçilen gerçek kişi davalının seçilmesinin şirkete zarar vereceği iddia edilmekte ise de şirket müdürünün seçiminin genel kurulun takdirinde olup, şirket müdürünün seçiminin ne şekilde zarar vereceği açıklanmadığı ve seçilmesine engel bulunmadığı, kararın objektif iyi niyet kurallarına ve kanuna aykırılığı ispatlanamadığı, şube açılışına ilişkin 4 numaralı karar TTK’nın 621.

maddesi uyarınca önemli kararlardan olmayıp, kararın alınmasında şirketin karlılık durumunun elverişli bulunup bulunmadığı hususlarının genel kurulun takdirinde olduğu, yeterli nisap ile alınan kararın iptali için gösterilen sebeplerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesi'nce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858448500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/295 E. 2021/957 K.

Genel kurul kararı iptali davasında muhalefet şerhi ve nisap incelemesi

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali davasında bilançonun tasdikine ilişkin karar ancak bilançonun gerçeğe aykırı olduğu ispatlandığında iptal edilebilir; şirketin mali durumunun olumsuz olması tek başına yeterli değildir. Şirket müdürünün seçimi ve şube açılışı gibi kararlar genel kurulun takdirinde olan hususlar olup, bu kararların şirkete zarar vereceği veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğu somut olarak ispatlanmadıkça iptali gerekmez.

Emsal değeri

Bilançonun tasdikine ilişkin genel kurul kararının iptali için bilançonun gerçeğe aykırı olduğunun ispatlanması gerektiği; şirket müdürü seçimi ve şube açılışı gibi kararların genel kurulun takdirinde olduğu ve bu kararların zarar vereceğinin somut olarak açıklanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı nisap bilanço tasdiki şirket müdürü seçimi objektif iyiniyet kuralları pasif husumet bozma ilamına uyma

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/295

KARAR NO 2021/957

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/03/2018

NUMARASI 2016/555 Esas 2018/296 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/06/2021

Dairemizce verilen hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 300 hissesinin sahibi ve %25 hissedarı olduğunu, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 15.03.2016 tarihinde gerçekleştiğini ve müvekkilinin toplantıya katıldığını, yapılan toplantıda alınan 1 nolu karar ile bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibra edilmesine karar verildiğini, ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantıda sunulan bilançonun 2015 yılına ait faaliyet raporunun ve işletme gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrasının aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da geldiğinden kararın iptalinin gerektiğini, zira şirket müdürünün kendisinin ibrasına ilişkin oylamaya katılmasının ve kendi lehinde oy kullanmasının mümkün olmadığını, toplantıda kar payı dağıtılmamasına ilişkin de 2 nolu karar ile karar verildiğini, ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira karın örtülü olarak yurtdışına kaçırılmakta olduğunu, 3 nolu karar ile şirket müdürü ...

yeniden şirket müdürü seçilmesine karar verildiğini, ancak kendisinin şirket müdürü olmasının şirketin zararına olduğunun daha önce açıklandığını, yine davalı şirketin borca batık olduğu ortada iken 4 nolu karar ile İzmir ilinde şube açılmasına karar verildiğini ileri sürerek 15.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 1,2,3 ve 4 nolu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacının genel kurul toplantısında muhalefetini usulüne uygun olarak tutanağa geçirmediğini, davacının karar alındıktan sonra muhalefet şerhini her bir karara özgü ayrı ayrı ve açıkça belirtmesi gerektiğini, yaşanan ihtilaflar sonucu davacının Şubat ayında şirketi terkettiğini, o günden sonra da şirkete uğramadığını, hatta Nisan ayında hisselerini devretmek istediğini, ancak kendisine teklif edilen fiyattan memnun olmadığını, ibra kararının usulüne uygun olmadığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, zira davalı ... sadece kendi adına hareket etmediğini, aynı zamanda % 68,75 hissesine sahip olduğu ... Limited adına da imza attığını, dolayısıyla müvekkilinin imzası geçersiz olsa dahi büyük hissedarın nisabının karar almak için yeterli olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI VE SÜREÇ

Yargılama sonucunda, toplantı ve karar nisaplarına aykırılık saptanmadığı, davacının iptalini istediği 1 nolu karar bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin olup, bilançonun tica defter kayıtlarına uygun düzenlenmediğine, şirketin gerçek durumunun gösterilmesine engel teşkil edecek şekilde düzenlendiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, kararın pay durumuna göre kanun ve ana sözleşmeye uygun nisapla alındığı, bu kararın iptalini gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı, yine davacının iptalini istediği istediği 3 nolu kararın şirket müdürü atanmasına ve 4 nolu kararın ek iş yeri açılmasına ilişkin olup, bu kararların da iptalini gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı, 2 nolu kararın kar payı dağıtımına ilişkin bulunduğu, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfı nazar edemeyeceği, diğer yandan şirket ana sözleşmesinin 10.

maddesinde yer alan her yıl kar dağıtımının yapılması gerektiğinin hüküm altına alındığı, buna rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden kar payı dağıtmama yönünde alınan kararının kanun, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 15/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi gereğince alınan kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın iptaline, diğer kararlara yönelik iptal isteğinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;

1- 1 nolu karar ile bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile onanmasına karar verildiğini, ancak, toplantıda sunulan bilançonun 2015 yılına ait faaliyet raporunun ve işletme gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, Bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrasının aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da geldiğinden kararın iptalinin gerektiğini, zira şirket müdürünün kendisinin ibrasına ilişkin oylamaya katılmasının ve kendi lehinde oy kullanmasının mümkün olmadığını, Leslie Ann Riley kendi hakkındaki ibraya katılmamış olsa idi müvekkilinin kullandığı olumsuz oy ile ibranın hukuken mümkün olmayacağını, 3 nolu kararın şirket müdürü seçimine ilişkin olup, şirket müdürü olmasının şirketin zararına olduğunun daha önce açıklandığını,Yine davalı şirketin borca batık olduğu ortada iken 4 nolu karar ile İzmir ilinde şube açılmasına karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2018/1679 Esas-2019/1538 karar sayılı ve 05/12/2019 tarihli hüküm ile, 1,2,3,4 nolu kararların davacının olumsuz oyuna karşın oy çokluğu ile alındığı, oylama sonrası davacı tarafça olumsuz oy kullanılan her bir maddeye ilişkin olarak usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığı ve bu maddeler ile alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, şirket yöneticisinin şirkette 15 paya sahip ... Ltd. ...ve dolayısıyla onun temsilcisi ... olduğu, dolayısıyla ... Ltd. Şti.’nin oylamaya katılmadığı düşünülse dahi, davacının 300 payına karşılık ... Limited’in 885 payı ile karar nisabının sağlandığı, bununla birlikte genel kurul kararının iptali istemli bu dava şirkete karşı açılabilecek olup, davalı şirket müdürü olan davalı ...

husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne; kararın HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına; davalı .... Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesine ilişkin olarak kararın iptaline, 1,3 ve 4 nolu gündem maddelerine ilişkin kararlara yönelik davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.H.D.’nin 18/11/2020 tarihli 2020/537 esas-2020/5167 karar sayılı ilamı ile; 6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetileceği, somut olayda davalı şirketin 15.03.2016 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davacıya vekaleten toplantıya katılan ...

alınan tüm kararlara karşı olumsuz oy verdiği; her gündem maddesine karşı olumsuz oy kullandıktan sonra söz alarak “oylamaya ilişkin usuli ve hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz” dediği, bilahare gündem maddelerinin oylanmasından sonra tekrar söz alarak “...oylamaya ilişkin usul ve esas yönden her türlü haklarımızı saklı tutuyoruz...yasadan doğan tüm haklarımız saklıdır…” dedikten sonra toplantı tutanağını imzaladığı, davacı her bir gündem maddesinin oylanmasından sonra muhalif kaldığını belirttiğinden ayrıca toplantı sonunda da yeniden muhalefet şerhi yazması gerekmediği, bu durumda mahkemece usulüne uygun muhalefet şerhi bulunduğu kabul edilerek 1,3 ve 4 nolu kararlar bakımından da uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. İptali talep edilen 1,3,4 nolu kararlara ilişkin olarak bozmaya uyulduğundan usulüne uygun muhalefet şerhi bulunduğu ve dava şartının sağlandığı kabul edilmiştir. Anılan kararların yeterli nisap ile alındığı da anlaşılmaktadır.Bozma ilamına konu hükümde aleyhine verilen kararın gerçek kişi davalı yönünden istinaf edilmediği anlaşılmakla , gerçek kişi davalının davada taraf sıfatının olduğunun kabulü gerektiğinden hükmün bu kısmının kesinleştiği,kesinleşen kısım bakımından verilen kaldırma kararının sonuç doğurmayacağı gözetilerek bozmaya uyularak verilen bu hükümde hatadan dönülmüştür. 1 nolu karar bilançonun tasdikine ilişkin olup ;

bilançonun tasdikine ilişkin bu karar ancak bilançonun gerçeğe aykırı olması halinde iptali mümkündür.Davalı şirketin mali durumu pozitif olmamakla birlikte bilançoların ve mali tabloların gerçeğe aykırı olduğu hususunda bir tesbit yapılmamıştır. 3 nolu karar ise şirket müdürünün seçimine ilişkin olup , davacı şirket müdürü seçilen gerçek kişi davalının seçilmesinin şirkete zarar vereceğini iddia etmektedir. Şirket müdürünün seçimi tamamen genel kurulun takdirinde olup,şirket müdürünün seçiminin ne şekilde zarar vereceği açıklanmadığı ve seçilmesine engel bulunmadığı ,kararın objektif iyiniyet kurallarına ve kanuna aykırılığı ispatlanamadığından bu karara yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.4 nolu karar şube açılışına ilişkin olup , TTK nun 621.maddesi uyarınca önemli kararlardan olmayan kararın alınmasında şirketin karlılık durumunun elverişli bulunup bulunmadığı hususları genel kurulun takdirinde olup ,yeterli nisap ile alınan kararın iptali için gösterilen sebebler yerinde olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.Anlatılanlara göre, davacı vekilinin davanın reddine ilişkin kısımlarına yönelik istinaf sebebleri yerinde olmadığından başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Davalılar vekili lehine takdir olunan 4.080-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK.'nun 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.

23/06/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.