Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4764 E. 2022/7700 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemi↗ haksız fiil sorumluluğu↗ i̇i̇k 265↗ hile↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ muacceliyet↗ tmsf↗ haksız fiil↗ iflas↗ sulh↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulü ile 265.764,00 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne, faiz isteminin reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı Türkiye İmar […]A.Ş’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak İmar Bankası Off-Shore Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı süreleri, “Müruru zaman” başlığı altında; “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblâğ tediyesine müteallik dâva, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittıla tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur. Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sâkıt olsa bile o alacağı vermekten imtina edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve haksız fiil sorumlusunun kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar. Her ne kadar kanun “zarar ve failine ıttıla” demişse de “fail” sözcüğünden “sorumlu kişi” anlaşılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek de, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartları öğrenmiş olması demektir. Tazminat hesabına yarayacak bütün ayrıntıların bilinmesi gerekmez (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993,s.717-718). Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının hile ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının bankacılık işlemi yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde iflas kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esas, 2021/1759 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7262 E. 2022/9127 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve 41. maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · mevduat hesabı · rehin · hakem kararı · ikrar · eş rızası
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararlan ile saptanan) teşvik ve çabalan sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41 ve 55, maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336, maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Zamanaşımı süresi konusunda ayrık hüküm bulunsa da «zamanaşımını» durduran, kesen sebepler, zamanaşımı «sürelerinin hesabına» ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/300 E. 2023/250 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaUyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır; Dava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'da düzenlenen ve 41 inci maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128 inci maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · borcun üstlenilmesi · mevduat hesabı · eş rızası · zamanaşımı def'i · dolandırıcılık
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarih ve 2020/108 sayılı yazısı ile Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Kanun'un 41 ve 55 inci maddeleri ile 6762 sayılı Kanun'un 321 ve 336 ncı maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasının c bendi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Mahkemece 14.09.2012 tarihli ve 2011/323 Esas, 2012/140 Karar sayılı karar ile davanın TMSF yönünden kabulüne karar verilmiş ve bu kararı davalı banka vekili, «borcu üstlenen» TMSF vekili ve davacılar vekili temyiz etmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 12.06.2014 tarihli ve 2014/2275 Esas, 2014/11280 Karar sayılı kararı ile TMSF'nin «borcu üstlenmesinin» davalı bankayı sorumluluktan kurtarmayacağına işaret edilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece temyize konu 22.09.2020 tarihli ve 2019/580 Esas, 2020/352 Karar sayılı karar ile davanın kabulü ile davacıların yatırdığı paranın faizi ile birlikte davalı ...Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF' den tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2213 E. 2023/254 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'da düzenlenen ve 41 inci maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
818 sayılı Kanun’un 128 inci maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · zamanaşımı defi · direnme kararı · mevduat hesabı · iyiniyet · rehin
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarih ve 2020/108 sayılı yazısı ile Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları ve yöneticileri aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı ve aktarma işleminin yapıldığı Türk bankaları ve yöneticileri aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının ve yöneticilerinin 818 sayılı Kanun'un 41 inci ve 55 inci maddeleri ile 6762 sayılı Kanun'un 321 inci ve 336 ncı maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı definin» reddedilmesi gerektiğine karar verildiği; ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 08.12.2016 tarih, 2016/104 E. ve 2016/1022 K. sayılı kararı ile davacının hesapta tek başına işlem yapma yetkisi olduğu gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili ve davalı TMSF vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Davalı TMSF vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «zamanaşımına» uğradığını, davacının kendi iradesi ile parasının off shore hesabına aktarıldığını, davacının müterafik kusurunun ve «iyiniyetinin» tartışılmadığını, hükmedilen faiz türünün hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5525 E. 2022/7534 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve 41. maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · mevduat hesabı · rehin · hakem kararı · ikrar · eş rızası
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren Off-Shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak Off-Shore Bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu Off-Shore Bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41 ve 55, maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336, maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda Off-Shore Bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın Off-Shore Bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın Off-Shore Bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile neticeten mudilerin off-shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off-shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Zamanaşımı süresi konusunda ayrık hüküm bulunsa da «zamanaşımını» durduran, kesen sebepler, zamanaşımı «sürelerinin hesabına» ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6229 E. 2022/8896 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve 41. maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · mevduat hesabı · rehin · hakem kararı · ikrar · eş rızası
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41 ve 55, maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336, maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Zamanaşımı süresi konusunda ayrık hüküm bulunsa da «zamanaşımını» durduran, kesen sebepler, zamanaşımı «sürelerinin hesabına» ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5836 E. 2022/8677 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve 41. maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · mevduat hesabı · rehin · hakem kararı · ikrar · eş rızası
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41 ve 55, maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336. maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Zamanaşımı süresi konusunda ayrık hüküm bulunsa da «zamanaşımını» durduran, kesen sebepler, zamanaşımı «sürelerinin hesabına» ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6053 E. 2022/8897 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve 41. maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · mevduat hesabı · rehin · hakem kararı · ikrar · eş rızası
Benzer bu karardaDairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41 ve 55, maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336, maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Zamanaşımı süresi konusunda ayrık hüküm bulunsa da «zamanaşımını» durduran, kesen sebepler, zamanaşımı «sürelerinin hesabına» ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7455 E. 2022/9130 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · muacceliyet · haksız fiil · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaHaksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
… diğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının «hile» ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının «bankacılık işlemi» yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde «iflas» kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık «zamanaşımı» süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esa …
Benzer bu karardaDava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve 41. maddesinde ifadesini bulan «haksız fiil sorumluluğu», kural olarak zarar verenin kusurlu olmasına bağlıdır.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve «haksız fiil sorumlusunun» kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar.
Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre «zamanaşımı» süresi, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:süre hesabı · zamanaşımının kesilmesi · zamanaşımı başlangıcı · vekile tebliğ · mevduat hesabı · feri müdahil · rehin · hakem kararı
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile, 9.000,00 TL'nin 09/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir Kararı, davalı banka vekili ve «feri müdahil» ... vekili temyiz etmiştir. (1) Dosyanın incelenmesinde gerekçeli kararın fer’i müdahil ... «vekiline tebliğ» edilmediği görülmüştür.
Dairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin «görev alanı» itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin «rızası» veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü «dolandırıcılık» teşkil ettiği ceza mahkemesi kararlan ile saptanan) teşvik ve çabalan sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının «mevduat hesabı» açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41 ve 55, maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336, maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda «zamanaşımıyla» ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle «zamanaşımı def»’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak «son» zamanlarda bu tür davalarda «zamanaşımının başlangıcı» konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda «içtihadın birleştirilmesi» talep edilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Zamanaşımı süresi konusunda ayrık hüküm bulunsa da «zamanaşımını» durduran, kesen sebepler, zamanaşımı «sürelerinin hesabına» ilişkin konularda kanunun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır (Kılıçoğlu, Ahmet Mithat: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4764 E. , 2022/7700 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.10.2019 gün ve 2018/680 - 2019/1061 sayılı kararı onayan Daire'nin 25.02.2021 gün ve 2020/1897 - 2021/1759 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 364.000,00 TL'sini 05.01.2001 tarihinde Türkiye İmar […]A.Ş. Aydın Şubesi'ne yatırdığını, daha sonra bu hesaptaki 200.000,00 TL'nin banka müdürü ve personelinin yönlendirmesi ile 24.03.2003 tarihinde Off-shore hesabına yatırıldığını, müvekkiline bu hesap açılırken İmar Bankası Off Shore Limited'in İmar Bankasından ayrı başka bir banka olduğu, bu hesaba yatırılan paraların devlet güvencesi altında olmadığı gibi hususlarda bilgi verilmediğini, tam tersi yönlendirmelerde bulunulduğunu, daha sonra davalı bankanın bankacılık işlemi yapma yetkisi kaldırılarak TMSF'ye devredildiğini, müvekkiline ait paranın Off Shore hesabına gitmeyip Türkiye İmar Bankası A.Ş.'de kaldığını, TMSF'nin resmi sitesinde davalı bankanın iflasına karar verildiği ve iflas sürecinin devam ettiğinin ilan edildiğini, davadan önce davalı bankaya ihtarname gönderilip talepte bulunulmasına rağmen olumsuz yanıt verildiğini ileri sürerek, 265.764,00 TL'nin vade sonu 26/08/2003 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Müflis Türkiye İmar […]A.Ş iflas idaresi vekili, davanın husumet yönünden ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulü ile 265.764,00 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne, faiz isteminin reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı Türkiye İmar […]A.Ş’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak İmar Bankası Off-Shore Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı süreleri, “Müruru zaman” başlığı altında; “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblâğ tediyesine müteallik dâva, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittıla tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur. Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sâkıt olsa bile o alacağı vermekten imtina edebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve haksız fiil sorumlusunun kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar. Her ne kadar kanun “zarar ve failine ıttıla” demişse de “fail” sözcüğünden “sorumlu kişi” anlaşılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek de, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartları öğrenmiş olması demektir. Tazminat hesabına yarayacak bütün ayrıntıların bilinmesi gerekmez (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993,s.717-718). Borçlar Kanunu’nun 128.
maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 05.06.2012 tarihinde açıldığı, davacının hile ile iradesinin yanıltıldığını ileri sürmüş ise de, 03.07.2003 tarihinde davalının bankacılık işlemi yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'ye intikal ettiği, 08.06.2005 tarihinde iflas kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın 2012 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esas, 2021/1759 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 25.02.2021 tarih 2020/1897 Esas, 2021/1759 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, İmar Off Shore Bankasında açılan hesapta bulunan paranın faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline yönelik kayıt kabul talebine ilişkindir.
Türkiye'de 1994 yılında yaşanan ekonomik krizi müteakiben özel kamu bankası ayrımı yapılmaksızın belirli bir tutara kadar tüm mevduatlara hazine garantisi verilmişti. Buna rağmen bir takım mudilerin tasarruflarını hazine garantili yerli bankalarda değerlendirmek yerine fahiş faize tamah ederek mevduat sigortası kapsamında olmayan Off Shore bankalara yönlendirdikleri görülmüştür.
Somut vakıada da, işlem bizatihi davacının imzalı onayıyla gerçekleştiğinden davacı ancak Türk Borçlar Kanununda sıralanan irade fesadına dayanabilir ki, dosya içeriğinde bu tür bir delil ve bulguya rastlanmamıştır.
Büyük kazanç elde etme hayaliyle tasarruflarını yurt dışındaki kıyı bankalarına yönlendirirken basiretli bir müşteri gibi davranıp, riziko gerçekleştiğinde ise “aracı bankanın yanlış yönlendirmesi nedeniyle” zarara uğradığını iddia etmek tipik bir çelişkili davranış yasağının ihlali olup, hukuken korunması mümkün değildir.
Burada meselenin daha iyi idrak edilmesi için bir an ters bir varsayımda bulunacak olursak; davalı banka, davacının talimatına rağmen mevduatını Off Shore bankası yerine kendi uhdesinde tutsaydı ve bu arada Off Shore bankası da batmayıp yerli bankalara nazaran daha yüksek oranda faiz tahakkuk ettirseydi, davacının talimatına rağmen mevduatı ilgili yere aktarmayan bankadan aradaki faiz kazancını istemesi mümkün müydü, sorusuna verilecek olumlu cevap, mevcut halde neden aracı bankaya başvuramayacağının da haklı sebebini oluşturacaktır.
Milli bankalara nazaran orantısız biçimde faiz kazancı vaadinde bulunan Off Shore bankalara bizzat kendi imzalarıyla mevduatlarını yönlendiren mudilerin büyük risk üstlendikleri ve tabiri caizse bir nevi kumar oynadıklarının kabulü gerekir. Tahminler tutmayıp zarar gerçekleştiğinde talimatını yerine getirmekten öte fonksiyonu bulunmayan bankalardan paranın faiziyle birlikte tahsili cihetine gidilmesi, zamanında sigorta primi ödemek suretiyle hazine garantili düşük faiz tercihinde bulunan aynı bankanın kendi halindeki diğer mudilerin dolaylı da olsa mağduriyetine yol açacağı kaçınılmazdır.
Açıklanan gerekçelerle yerel mahkeme kararının esastan bozulması gerektiği düşüncesiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.
KARŞI OY
Olaya uygulanacak 818 S. eBK'nın 60. maddesi uyarınca 1 yıllık kısa zamanaşımı süresi fiili, faili ve zararı öğrenme tarihinden başlayacak olup dava 10 yıllık uzun zamanaşım süresi içerisinde açıldığına ve davacının fiili, faili ve zararı daha önce öğrendiği ispat edilemediği halde, somut veri olmaksızın varsayımsal olarak davacının zararı daha önce öğrendiği gibi soyut bir gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararının zamanaşımı yönünden bozulmasını doğru bulmadığımdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858411600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz