İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6793 E. 2022/8738 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 583↗ kefalet tarihi↗ adli tıp kurumu raporu↗ kefalet limiti↗ şekil şartı↗ kefalet sözleşmesi↗ sözleşmeden doğan dava↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece dairemiz bozma ilamına direnilerek, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına ve 25.11.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre, genel kredi sözleşmesinin kefalet ile ilgili 21. sayfasındaki “26.04.2013” şeklindeki kefalet tarihi, “400.000.-TL” şeklindeki kefalet tutarı ve kefilin adı-soyadı ile adresi bölümlerindeki yazıların davalının eli ürünü olmadıklarının tespit edildiği, her ne kadar kefalet sözleşmesinde kefalet tarihi ve kefalet tutarı ile ilgili kısımları kefilin kendi el yazısı ile yazması Kanun’un aradığı şekil şartı ise de, takip ve dava konusu borcun kredi sözleşmesindeki 300.000.-TL’lik limitin çok altında olduğu, davalı kendi el yazısı ile sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu kabul ettiği, sözleşmenin başlangıcında tarih ve limit bulunduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı ile yöneticisi olan davalının şekil şartına sığınarak kefalet sözleşmesinin hükümsüzlüğünü dile getirmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olacağı, davalının şekil şartlarına yönelik savunmasına itibar edilmeyerek davalının kefaletinin hukuken geçerli olduğunun kabulü gerektiği, icra takibine konu borç ve fer’ileri yönünden rakam olarak davalı tarafın bir itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla kefil-davalı aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kefaletin şartları, kefalet sözleşmesinden doğan borç, yan borç olduğu için geçerli asli bir borcun varlığını gerektirir (TBK m 582/1). Ayrıca kefil kefalet ehliyetine sahip olmalıdır. Bunların yanında kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin kendi el yazısıyla yazılmasına bağlıdır (TBK 583/1). Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davalının imzası bulunan genel kredi sözleşmesindeki, tarih ve azami kefalet limitine ilişkin yazıların davalı eli ürünü olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu alınmıştır. Bu durum karşısında yukarıda belirtilen kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmediği anlaşılmakta, böylece dava konusu 26.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olduğu kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6793 E. , 2022/8738 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 14.03.2016 gün ve 2014/1210 E.- 2016/206 K. sayılı hükmün (kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nce 11.04.2017 gün ve 2016/9549 E. -2017/2962 K. sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, HGK'nın 2020/(19)-11-356 Esas-2022/1160 Karar sayı ve 27.09.2022 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülerek davalı tarafın işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup,incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı Gevrakihan Makina Ltd. Şti. arasındaki genel kredi sözleşmesini davalı ...’nun müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve davalı kefil ile dava dışı diğer kefil ... aleyhine Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2014/6279 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından itirazda bulunulması nedeniyle davalı hakkındaki icra takibinin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 08.01.2015 havale tarihli beyan dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 583 ve devamı maddeleri gereğince kredi sözleşmesine kefalet ile ilgili şekil şartlarının eksik olması nedeniyle müvekkilinin kefaletinin kesin hükümsüz olduğunu, zira kefalet sözleşmesindeki tarihin, kefalet miktarının, kefalet türünün belirtildiği kısımların müvekkilinin eli ürünü olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dairemiz bozma ilamına direnilerek, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına ve 25.11.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre, genel kredi sözleşmesinin kefalet ile ilgili 21. sayfasındaki “26.04.2013” şeklindeki kefalet tarihi, “400.000.-TL” şeklindeki kefalet tutarı ve kefilin adı-soyadı ile adresi bölümlerindeki yazıların davalının eli ürünü olmadıklarının tespit edildiği, her ne kadar kefalet sözleşmesinde kefalet tarihi ve kefalet tutarı ile ilgili kısımları kefilin kendi el yazısı ile yazması Kanun’un aradığı şekil şartı ise de, takip ve dava konusu borcun kredi sözleşmesindeki 300.000.-TL’lik limitin çok altında olduğu, davalı kendi el yazısı ile sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu kabul ettiği, sözleşmenin başlangıcında tarih ve limit bulunduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı ile yöneticisi olan davalının şekil şartına sığınarak kefalet sözleşmesinin hükümsüzlüğünü dile getirmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olacağı, davalının şekil şartlarına yönelik savunmasına itibar edilmeyerek davalının kefaletinin hukuken geçerli olduğunun kabulü gerektiği, icra takibine konu borç ve fer’ileri yönünden rakam olarak davalı tarafın bir itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla kefil-davalı aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kefaletin şartları, kefalet sözleşmesinden doğan borç, yan borç olduğu için geçerli asli bir borcun varlığını gerektirir (TBK m 582/1). Ayrıca kefil kefalet ehliyetine sahip olmalıdır. Bunların yanında kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin kendi el yazısıyla yazılmasına bağlıdır (TBK 583/1). Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davalının imzası bulunan genel kredi sözleşmesindeki, tarih ve azami kefalet limitine ilişkin yazıların davalı eli ürünü olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu alınmıştır. Bu durum karşısında yukarıda belirtilen kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmediği anlaşılmakta, böylece dava konusu 26.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olduğu kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı taraf lehine BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/856992100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz