6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cezai şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2767 E. 2022/7249 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 112 tbk 179/2 müspet zarar zararın ispatı emredici hüküm cezai şart satım sözleşmesi ifa tbk 99 fesih dosya masrafı hmk 353(1)b-2 teslim

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353 · TBK — TBK 112TBK 125TBK 179

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya teslim edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da TBK'nın 112. maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğu, davacının sonuç olarak TBK'nın 125/2 maddesi uyarınca ifa yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı taraf davalıdan cezai şart talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu masraflar nedeniyle 10.000,00 Euro tazminat talebinin de bu yöndeki zararlarını ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. TBK 179 ve devamı maddelerinde cezai şart ve uygulanma koşulları düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler emredici nitelikte olmayıp taraflar kanundaki koşullara aykırı düzenleme yapabilirler. Bu bağlamda somut olaya bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde cezai şart ve fesih hüküm altına alınmış olup bu maddeye göre menfi, müspet zarar ile birlikte cezai şartın istenebileceği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında sözleşme hükümleri değerlendirilip cezai şartın niteliği belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5336 E. 2024/2488 K.

    Ortak: · Cezai şart

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/2767 E.  ,  2022/7249 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2019 tarih ve 2015/254 E. - 2019/244 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.12.2020 tarih ve 2019/2363 E. - 2020/1623 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında “İzolasyon Malzemesi Alım Sözleşmesi” olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan bedel edimini süresinde ve eksiksiz olarak ödemiş olmasına rağmen davalının sözleşme uyarınca en geç 08.06.2013 tarihine kadar teslim etmesi gereken emtianın büyük kısmını teslim etmediğini, teslim etmiş olduklarının da açık ve gizli ayıplı şekilde teslim edildiğinden müvekkili tarafından kabul edilmediğini, müvekkilinin, davalının bu sözleşme ile yüklendiği edimleri hiç ve ayıplı olarak teslim etmiş olduğu hususunu sürekli ve yazılı olarak e-posta yoluyla davalıya ilettiğini, gerekli itirazlarda bulunduğunu, davalının bunların bir kısmını açıkça kabul ettiğini, davalıya önce 02.07.2014 tarihinde tebliğ olunan bir ihtarla teslim konusunda son 7 günlük süre verildiğini, davalının verilen bu süre içinde de eksik malzemeyi teslim etmediğini ve temerrüte düştüğünü, takiben kendisine 22.12.2014 tarihinde teslim olunan ihtarla ayıplı mallar bedelini 3 gün içinde iade etmesinin istendiğini, davalının bu konuda da verilen süre içinde fazla bedeli iade etmemekle temerrütte düştüğünü, Antalya 4.

Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/2 D. İş sayılı dosyası üzerinden davalı tarafından teslim edildiği ileri sürülen malzemelerin nitelikleri ve teslim edilen ve edilmeyen malzeme miktarı ile ayıplı, kusurlu ve gerçek markalı olmayan ürünlerin miktar ve parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından davalıya ayıplı ve sözleşmeye aykırı malzemeler için yapılan 31.000,00 Euro fazla ödemenin temerrüt tarihi olan 25.12.2014 tarihinden itibaren bir yıllık Euro döviz hesabına bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan istirdadını, sözleşmeler uyarınca 40.000,00 Euro cezai şart ile uğranılan 10.000,00 Euro maddi zarar toplamı 50.000,00 Euro’nun dava tarihinden itibaren bir yıllık Euro döviz hesabına bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin akdedilen sözleşmeler gereği üzerine düşen tüm yükümlülüklerini sözleşmeye ve mevduata uygun olarak tamamladığını ve proforma faturada bulunan malları exwork teslim için hazır hale getirdiğini, bir adet ürün haricinde tüm ürünlerin tesliminin davacıya gerçekleştirdiğini, sözleşmenin 2-3. maddesi uyarınca öngörülen sertifikalı ürün satma yükümlülüğünün tümüne uyulduğunu, yapılan ürün satışlarının tümüyle ilgili olarak da klas kuruluşunun kabul edeceği ürünler olduğunu, davacı tarafın tedarik edilen tüm ürünleri kabul etmiş olmasına rağmen huzurdaki davada ileri sürdüğü iddiaları ile ürünleri ayıplı olarak gösterdiğini, oysaki müvekkili şirketçe tedariki yapılan ürünlere ilişkin olarak sözleşmeye uygun sertifikaları aldığını ve davacı tarafa teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya teslim edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da TBK'nın 112. maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğu, davacının sonuç olarak TBK'nın 125/2 maddesi uyarınca ifa yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı taraf davalıdan cezai şart talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu masraflar nedeniyle 10.000,00 Euro tazminat talebinin de bu yöndeki zararlarını ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. TBK 179 ve devamı maddelerinde cezai şart ve uygulanma koşulları düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler emredici nitelikte olmayıp taraflar kanundaki koşullara aykırı düzenleme yapabilirler. Bu bağlamda somut olaya bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde cezai şart ve fesih hüküm altına alınmış olup bu maddeye göre menfi, müspet zarar ile birlikte cezai şartın istenebileceği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında sözleşme hükümleri değerlendirilip cezai şartın niteliği belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/856689500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.