Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2767 E. 2022/7249 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 112↗ tbk 179/2↗ müspet zarar↗ zararın ispatı↗ emredici hüküm↗ cezai şart↗ satım sözleşmesi↗ ifa↗ tbk 99↗ fesih↗ dosya masrafı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya teslim edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da TBK'nın 112. maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğu, davacının sonuç olarak TBK'nın 125/2 maddesi uyarınca ifa yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı taraf davalıdan cezai şart talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu masraflar nedeniyle 10.000,00 Euro tazminat talebinin de bu yöndeki zararlarını ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. TBK 179 ve devamı maddelerinde cezai şart ve uygulanma koşulları düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler emredici nitelikte olmayıp taraflar kanundaki koşullara aykırı düzenleme yapabilirler. Bu bağlamda somut olaya bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde cezai şart ve fesih hüküm altına alınmış olup bu maddeye göre menfi, müspet zarar ile birlikte cezai şartın istenebileceği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında sözleşme hükümleri değerlendirilip cezai şartın niteliği belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5336 E. 2024/2488 K.
Ortak:müspet zarar · zararın ispatı · emredici hüküm · cezai şart · satım sözleşmesi · ifa · fesih · dosya masrafı · Cezai şart
İncelediğiniz kararda… lanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya «teslim» edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da TBK'nın 112. maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğu, davacının sonuç olarak TBK'nın 125/2 maddesi uyarınca «ifa» yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı taraf davalıdan «cezai şart» talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu «masraflar» nedeniyle 10.000,00 Euro tazminat talebinin de bu yöndeki «zararlarını ispat» edemediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu bağlamda somut olaya bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde «cezai şart» ve «fesih» hüküm altına alınmış olup bu maddeye göre menfi, «müspet zarar» ile birlikte cezai şartın istenebileceği anlaşılmaktadır.
2- Dava, alım «satım sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… 9 tarihli ve 2015/254 E., 2019/244 K. sayılı kararıyla taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya «teslim» edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 112 nci maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 euro olduğu, davacının sonuç olarak 6098 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «ifa» yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı yan davalıdan «cezai şart» talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu «masraflar» nedeniyle 10.000,00 euro tazminat talebinin ise bu yöndeki «zararı ispat» edemediğinden reddinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 31.000,00 euronun «temerrüt tarihi» olan 25.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu bağlamda somut olaya bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde «cezai şart» ve «fesih» hüküm altına alınmış olup bu maddeye göre menfi, «müspet zarar» ile birlikte cezai şartın istenebileceği anlaşılmaktadır.
… len kararı ile bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya «teslim» edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olup, bir kısmının da 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler teslim edildiği, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, gerek tespit dosyasında aldırılan bilirkişi raporu, gerekse keşfen düzenlenen bilirkişi raporunda belirttiği üzere ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 euro olduğu anlaşılmakla, davacının sonuç olarak «müspet zarar» kapsamında bu tutarı ve 1.600,00 euro «cezai şart» alacağını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, yine davacının 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi uyarınca orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu «masraflar» nedeniyle 10.000 euro tazminat talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, 31.000,00 euronun «temerrüt tarihi» olan 25.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.600,00 euro cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kan …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · bedel iadesi · temerrüt tarihi · sözleşmeden doğan dava · mevduat hesabı · kazanılmış hak · istirdat · temerrüt
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında “İzolasyon Malzemesi Alım Sözleşmesi” olduğunu, müvekkilinin «sözleşmeden doğan» bedel edimini süresinde ve eksiksiz olarak ödemiş olmasına rağmen davalının sözleşme uyarınca en geç 08.06.2013 tarihine kadar «teslim» etmesi gereken emtianın büyük kısmını teslim etmediğini, teslim etmiş olduklarının da açık ve gizli ayıplı şekilde teslim edildiğinden müvekkili tarafından kabul edilmediğini, müvekkilinin, davalının bu sözleşme ile yüklendiği edimleri hiç ve ayıplı olarak teslim etmiş olduğu hususunu sürekli ve yazılı olarak e-posta yoluyla davalıya ilettiğini, gerekli itirazlarda bulunduğunu, davalının bunların bir kısmını açıkça kabul ettiğini, davalıya önce 02.07.2014 tarihinde tebliğ olunan bir ihtarla teslim konusunda «son» 7 günlük süre verildiğini, davalının verilen bu süre içinde de eksik malzemeyi teslim etmediğini ve «temerrüte» düştüğünü, takiben kendisine 22.12.2014 tarihinde teslim olunan ihtarla ayıplı mallar bedelini 3 gün içinde iade etmesinin istendiğini, davalının bu konuda da verilen süre içinde fazla «bedeli iade» etmemekle temerrüde düştüğünü, Antalya 4.
İş sayılı dosyası üzerinden davalı tarafından «teslim» edildiği ileri sürülen malzemelerin nitelikleri ve teslim edilen ve edilmeyen malzeme miktarı ile ayıplı, kusurlu ve gerçek markalı olmayan ürünlerin miktar ve parasal tutarının 31.000,00 euro olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından davalıya ayıplı ve sözleşmeye aykırı malzemeler için yapılan 31.000,00 euro fazla ödemenin «temerrüt tarihi» olan 25.12.2014 tarihinden itibaren bir yıllık euro döviz hesabına bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan «istirdadını», sözleşmeler uyarınca 40.000,00 euro «cezai şart» ile uğranılan 10.000,00 euro maddi zarar toplamı 50.000,00 euronun dava tarihinden itibaren bir yıllık euro döviz hesabına bankalarca uygulanan en yüksek faiz oran …
… 9 tarihli ve 2015/254 E., 2019/244 K. sayılı kararıyla taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya «teslim» edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 112 nci maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 euro olduğu, davacının sonuç olarak 6098 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «ifa» yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı yan davalıdan «cezai şart» talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu «masraflar» nedeniyle 10.000,00 euro tazminat talebinin ise bu yöndeki «zararı ispat» edemediğinden reddinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 31.000,00 euronun «temerrüt tarihi» olan 25.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiştir.
… len kararı ile bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya «teslim» edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olup, bir kısmının da 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler teslim edildiği, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, gerek tespit dosyasında aldırılan bilirkişi raporu, gerekse keşfen düzenlenen bilirkişi raporunda belirttiği üzere ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 euro olduğu anlaşılmakla, davacının sonuç olarak «müspet zarar» kapsamında bu tutarı ve 1.600,00 euro «cezai şart» alacağını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, yine davacının 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi uyarınca orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu «masraflar» nedeniyle 10.000 euro tazminat talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, 31.000,00 euronun «temerrüt tarihi» olan 25.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.600,00 euro cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kan …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2767 E. , 2022/7249 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2019 tarih ve 2015/254 E. - 2019/244 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.12.2020 tarih ve 2019/2363 E. - 2020/1623 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında “İzolasyon Malzemesi Alım Sözleşmesi” olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan bedel edimini süresinde ve eksiksiz olarak ödemiş olmasına rağmen davalının sözleşme uyarınca en geç 08.06.2013 tarihine kadar teslim etmesi gereken emtianın büyük kısmını teslim etmediğini, teslim etmiş olduklarının da açık ve gizli ayıplı şekilde teslim edildiğinden müvekkili tarafından kabul edilmediğini, müvekkilinin, davalının bu sözleşme ile yüklendiği edimleri hiç ve ayıplı olarak teslim etmiş olduğu hususunu sürekli ve yazılı olarak e-posta yoluyla davalıya ilettiğini, gerekli itirazlarda bulunduğunu, davalının bunların bir kısmını açıkça kabul ettiğini, davalıya önce 02.07.2014 tarihinde tebliğ olunan bir ihtarla teslim konusunda son 7 günlük süre verildiğini, davalının verilen bu süre içinde de eksik malzemeyi teslim etmediğini ve temerrüte düştüğünü, takiben kendisine 22.12.2014 tarihinde teslim olunan ihtarla ayıplı mallar bedelini 3 gün içinde iade etmesinin istendiğini, davalının bu konuda da verilen süre içinde fazla bedeli iade etmemekle temerrütte düştüğünü, Antalya 4.
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/2 D. İş sayılı dosyası üzerinden davalı tarafından teslim edildiği ileri sürülen malzemelerin nitelikleri ve teslim edilen ve edilmeyen malzeme miktarı ile ayıplı, kusurlu ve gerçek markalı olmayan ürünlerin miktar ve parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından davalıya ayıplı ve sözleşmeye aykırı malzemeler için yapılan 31.000,00 Euro fazla ödemenin temerrüt tarihi olan 25.12.2014 tarihinden itibaren bir yıllık Euro döviz hesabına bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan istirdadını, sözleşmeler uyarınca 40.000,00 Euro cezai şart ile uğranılan 10.000,00 Euro maddi zarar toplamı 50.000,00 Euro’nun dava tarihinden itibaren bir yıllık Euro döviz hesabına bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin akdedilen sözleşmeler gereği üzerine düşen tüm yükümlülüklerini sözleşmeye ve mevduata uygun olarak tamamladığını ve proforma faturada bulunan malları exwork teslim için hazır hale getirdiğini, bir adet ürün haricinde tüm ürünlerin tesliminin davacıya gerçekleştirdiğini, sözleşmenin 2-3. maddesi uyarınca öngörülen sertifikalı ürün satma yükümlülüğünün tümüne uyulduğunu, yapılan ürün satışlarının tümüyle ilgili olarak da klas kuruluşunun kabul edeceği ürünler olduğunu, davacı tarafın tedarik edilen tüm ürünleri kabul etmiş olmasına rağmen huzurdaki davada ileri sürdüğü iddiaları ile ürünleri ayıplı olarak gösterdiğini, oysaki müvekkili şirketçe tedariki yapılan ürünlere ilişkin olarak sözleşmeye uygun sertifikaları aldığını ve davacı tarafa teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya teslim edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olduğu, bir kısmının da TBK'nın 112. maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler olduğu, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 Euro olduğu, davacının sonuç olarak TBK'nın 125/2 maddesi uyarınca ifa yerine geçen olumlu zarar kapsamında bu tutarı davalıdan talep etmekte haklı olduğu, bunun dışında davacı taraf davalıdan cezai şart talep etmekte ise de, kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart niteliğinde oluşu sebebiyle davacının hem cezai şartı hem de ifa yerine geçen zararı birlikte talep edemeyeceği ve tercihini de ifa yerine geçen zarardan yana kullandığı, orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu masraflar nedeniyle 10.000,00 Euro tazminat talebinin de bu yöndeki zararlarını ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. TBK 179 ve devamı maddelerinde cezai şart ve uygulanma koşulları düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler emredici nitelikte olmayıp taraflar kanundaki koşullara aykırı düzenleme yapabilirler. Bu bağlamda somut olaya bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde cezai şart ve fesih hüküm altına alınmış olup bu maddeye göre menfi, müspet zarar ile birlikte cezai şartın istenebileceği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında sözleşme hükümleri değerlendirilip cezai şartın niteliği belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/856689500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz