TTK 531 haklı sebeple fesih davasında alternatif çözüm: ortaklıktan çıkma
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1419 E. 2025/1567 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıdüzelterek yeniden esas hakkında hükümKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Ortaklıktan Çıkma ve Ayrılma Akçesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Anonim şirkette TTK 531 uyarınca haklı sebeple fesih davasında, feshin son çare (ultima ratio) niteliği gereği, ortaklığın çekilmez hal alması, ortaklar arası derin husumet ve çoğunluk gücünün azınlık aleyhine sistematik kötüye kullanılması gibi haklı sebepler saptandığında; şirket ekonomik varlığını sürdürüyorsa mahkeme, şirketin feshi yerine davacı ortakların gerçek pay değeri karşılığında ortaklıktan çıkarılmasına karar verebilir. Bu değerlemede şirketin aktifini oluşturan taşınmaz, marka gibi maddi/gayrimaddi malvarlığı unsurları güncel duruma göre hesaplanır; genel kurulun şirketin fiilen faaliyetini durdurmaya yönelik sonraki kararları, tüzel kişilik devam ettiği sürece bu alternatif çözümün uygulanmasına engel oluşturmaz. Dava dilekçesinde talep edilmeyen faiz, ıslah yoluyla istenebilir; ayrılma akçesine ticari iş niteliği nedeniyle avans faizi uygulanır. Ortaklıktan çıkarma ve ayrılma akçesine hükmedilen fesih davaları maktu harca tabidir; nispi harca hükmedilmesi bozma/kaldırma sebebidir.
Ele alınan sorunlar
Davacı Tülay ...'ın dava açmak için yeterli hisseye sahip olup olmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, davacı Tülay ...'ın fesih ve tasfiye davası açmak için TTK 531 kapsamında gerekli asgari hisse oranına sahip olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK'nın 531. maddesi uyarınca anonim şirkette haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az 1/10'una sahip pay sahibi şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Davacıların sermaye payı toplamının bu 1/10 pay sınırını geçtiği anlaşıldığından, davalı vekilinin Tülay ...'ın davayı açmak üzere yeterli hisseye sahip olmadığı iddiası yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
TTK 531 uyarınca haklı sebebin oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, davanın ortaklıktan çıkma/fesih için haklı sebebin oluşmadığını, ortaklar arasındaki kişisel nedenlerin ve başka yollarla giderilebilecek hususların haklılık değerlendirmesinde esas alınamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dairenin önceki kaldırma kararında da belirtildiği üzere; davalı şirketin uzun yıllardır kâr dağıtmayıp zararda olduğu, bir taşınmaz satışı nedeniyle kâr elde edildiği, diğer ortaklarca kurulan şirketlerle yoğun ticari ilişki bulunduğu, aile şirketi olması nedeniyle taraflar arasındaki husumetin zamanla derinleştiği ve ceza davası boyutuna ulaştığı, ortaklığın sürdürülebilirliğinin kalmadığı, davacıların şirket işleyişi dışında tutularak menfaat elde edemedikleri, dava dışı ortakların kurduğu şirketlere özellikle zarar döneminde yoğun satışlar yapıldığı, genel kurula polis müdahalesi olduğu, önce ıskat ardından sermaye artırımı yoluyla fesih davasından kurtulmaya çalışıldığı, azınlık hissedarı davacılar aleyhine çoğunluk gücünün sistematik olarak kötüye kullanılması sayılabilecek işlemler yapıldığı; davacıların hukuka aykırı işlemler için sürekli dava açması gerektiği yönündeki savunmanın yerinde olmadığı; ortaklığın devamının çekilmez hal aldığının kabulü gerektiği ve davacıların haklı sebebin gerçekleşmesinde ağır veya eşit kusurlu sayılamayacakları gözetildiğinde TTK'nın 531. maddesindeki haklı sebebin davacılar yönünden oluştuğu açıktır. Dolayısıyla haklı sebebin oluşmadığına dair itirazlar yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Feshin son çare olması ve genel kurulun aldığı tasfiye niteliğindeki kararların şirketin fesih yerine ortaklıktan çıkma çözümüne engel olup olmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, 30/06/2025 tarihli genel kurulda alınan, şirkete ait taşınmazın kat karşılığı/hasılat paylaşımı yoluyla müteahhide verilmesi ve makine-ekipmanın satılması kararlarının şirketin tasfiyesi sonucunu doğuracak nitelikte olduğunu, bu nedenle fesih yerine ortaklıktan çıkma çözümünün uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanması esas olup, TTK'nın 531. madde düzenlemesinde ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Şirketlerin sermaye olarak kayba uğramadığı sürece kâr elde etmek üzere gerektiğinde farklı iştigal sahalarında faaliyet göstermesine engel bulunmadığından ve şirketin tüzel kişiliği devam ettiğinden, genel kurulun taşınmazın değerlendirilmesi ve makine-ekipmanın satışına ilişkin kararlarının şirketin fesih yerine ortaklıktan çıkma çözümüne engel oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ayrılma akçesinin hesaplanmasında dayanılan bilirkişi raporundaki değerleme unsurlarına yönelik itirazlar (taşınmaz, makine-teçhizat, marka, aktif-pasif) → ret
İddia: Davalı vekili; bilirkişilerin taşınmazı ve makine-teçhizatı yerinde incelemeden, gerçek piyasa değerleri yerine afaki değerlerle rapor hazırladığını, ürünlerin ömrünü tamamladığını, şirketin gayrifaal olmasının değerlemede esas alınmadığını, emsal taşınmazların uygun olmadığını, markanın ekonomik değeri bulunmadığını, pasiflerin güncel tutarlarının esas alınmadığını, stokların gerçekte bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin aktifinde önemli yeri olan fabrika arsası ve binasının değeri emsal satış ilanları, çevredeki emsal taşınmazların durumu, çevresel faktörler ve piyasa koşulları nazara alınarak belirlenmiş olup, davalı tarafça bilirkişilerin değerlemeye dayanak aldığı unsurlara ilişkin somut bir itiraz ileri sürülmemiştir. Aynı şekilde makine, teçhizat ve ekipmanlardan hangilerinin ekonomik ömrünü tamamladığı veya değerinin hatalı hesaplandığı hususunda somut bir itiraz bulunmamaktadır. Fabrika binasının ve markanın ekonomik değeri olmayacağı belirtilmiş ise de, şirketin rayiç değer tespitinde aktifini oluşturan maddi ve gayrimaddi malvarlığının halihazırdaki durumuna göre değerlendirilmesi zorunlu olduğundan, taşınmaz değerine bina değerinin ve markanın değerinin de ilave edilmesi yerindedir. Şirketin pasifindeki unsurlar da güncel duruma göre değerlendirilmiş olup bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme bu yönden yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çıkma payı ödenen hisselerin mülkiyeti ve şirket sermayesinin akıbetinin hükümde gösterilmemiş olması → ret
İddia: Davalı vekili, hükümde çıkma payı ödenen hisselerin mülkiyetinin şirkete mi yoksa diğer ortaklara mı ait olacağının ve ayrılma akçesi ödendikten sonra şirket sermayesinin ne olacağının gösterilmediğini, hükmün bu yönüyle eksik olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirket tarafından iktisap edilecek hisselerle ilgili herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, TTK'nın 379 ve 382/1. maddeleri kapsamında şirketin kendi hisselerini iktisap yasağına aykırı bir yön de bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Islah yoluyla faiz talebinin iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olup olmadığı ve faiz türü → ret
İddia: Davalı vekili, dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden ıslah yoluyla faiz talep edilemeyeceğini, faize hükmedilecekse yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davanın başlangıcında faiz talep etmeyen davacının ıslah ile faiz talep etmesine engel bulunmadığı; kaldı ki davanın niteliği gereği ayrılma akçesine mahkemece şirketin devamlılığının sağlanması için alternatif çözüm yolu olarak hükmedilebileceği, mahkemenin takdirine bağlı olan bu durum nedeniyle faiz hususunda iddianın genişletilmesi yasağının uygulanamayacağı; alacak talebinin ticari iş niteliğindeki şirketler hukukuna dayalı olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinin doğru olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Adli yardım talebinin istinaf harcı yönünden konusunun bulunup bulunmadığı → ret
Gerekçe: Niteliği gereği maktu harca tabi davada istinaf başvurusu için maktu harç yatırılması yeterli olup maktu istinaf harcının yatırıldığı anlaşıldığından, davalının adli yardım başvurusunun konusu bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İlk derece mahkemesince maktu harca tabi davada nispi harca ve buna bağlı nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygunluğu → kabul
Gerekçe: Dava şirketin feshi istemine ilişkin olup mahkemenin takdiri ile uygun çözüm olarak davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiğinden, davanın maktu harca tabi olduğu gözetilmeden davalı şirket aleyhine nispi harca hükmedilmesi ve buna bağlı olarak nispi vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır. Bu hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmaksızın kararın kaldırılıp aynı esas sonuçla, ancak maktu harç esasına göre yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, TTK 531 kapsamında haklı sebeple fesih davasında feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde ortaklıktan çıkma alternatifinin uygulanma koşulları, bu çözümün genel kurulun sonraki tasfiye niteliğindeki kararlarından etkilenmeyeceği, ayrılma akçesine ıslah yoluyla faiz talep edilebileceği ve bu tür davaların maktu harca tabi olduğu yönlerinden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- TTK 531 uyarınca haklı sebeple fesih davası açabilmek için davacı pay sahibinin sermayenin en az 1/10'una sahip olması şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih↗ TTK 531↗ ortaklıktan çıkma↗ ayrılma akçesi↗ alternatif çözüm yolu↗ çoğunluk gücünün kötüye kullanılması↗ ıslah ile iddianın genişletilmesi yasağı↗ avans faizi↗ maktu harç↗ hisse iktisap yasağı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/1419
KARAR NO 2025/1567
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/07/2025
NUMARASI 2023/1108 Esas - 2025/615 Karar
DAVA
Anonim Şirketin Feshi
DAVA TARİHİ 25/03/2016
İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/10/2025
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacılar vekili; müvekkili Mustafa ...'ın sermayesi 2.500.000-TL olan davalı şirketin 495.000-TL nispetinde ortağı ve eski YK üyesi olduğunu, diğer müvekkili Tülay ...'ın ise 5.000-TL nispetinde ortağı olduğunu, müvekkili Mustafa ...'ın şirkete ait fabrikada üretimden sorumlu olarak yıllarca görev yaptığını, müvekkilinin yönetim kurulunda bulunsa da şirketin sevk ve idaresinde aktif rol oynamadığını, şirketin 2008'den bu yana sürekli zarar ettiğini, bunu araştırmak istediğinde ticari defterlerin gösterilmediğini, özel denetçi atanması için Bakırköy 1.
ATM nin 2015/221 Esas sayılı davayı açtığını, kararın icraya konulmasına rağmen defterlerin gösterilmediğini, inceleme hakkının bilgi alma hakkı olarak kullandırılmaya çalışıldığını, müvekkiline bir gün önce haber verilen 02.03.2015 tarihli genel kurulda müvekkili Mustafa Korkmaz'ın yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, ancak şirket dışında başka geliri olmayan diğer hissedarların gayrimenkul satın aldıklarını, davalı şirketin hakim hissedarları ve yönetim kurulu üyeleri tarafından aynı konuda iştigal eden farklı şirketlerin kurulduğunu, bu şirketlere kaynak aktarımı yapıldığını, davalı şirketle aynı adreste 11.06.2004 tarihinde kurulan ... Alüminyum San. ve Tic. AŞ'nin ve 18.11.2005 tarihinde kurulan ...
Ürünleri San ve Tic. Ltd. Şti'nin de faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin hakim hissedarından Mehmet ... ile diğer hissedarların ... Alüminyum'da hissedar olduğunu, ...'de ise hissedarın Murat ...'ın olduğunu, kazanç transferi yapılan diğer şirketin 25.01.2005 tarihinde kurulan ... Tekstil Gıda Turizm Metal San.ve Tic. İthalat İhracat Ltd. Şti olduğunu, yine davalı şirket hissedarı Ayşegül ... ile eşinin hissedar olduğunu, müvekkillerinin kazanç transferi yapılan diğer şirketlerin hissedarı ve yöneticisi olmadığını, 02.03.2016 tarihli genel kurulda özel denetçi atanması ve yönetim kurulu üyelerinin azli taleplerinin reddedildiğini, 2008 yılında sermaye arttırımına gidildiğini, şirket kârlarının dağıtılmamasına karar verildiğini, 2008 yılından sonra şirket kazançlarının diğer şirketlere transfer edildiğini, şirkete ait Tekirdağ 329 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın YK başkanı Ayşegül ...
ile YK üyesi Murat ... tarafından genel kuruldan yetki alınmadan ve yönetim kurulu kararı da bulunmadan düşük bedelle satıldığını, müvekkillerine bu satıştan haber verilmediğini, şirketin zarara uğratılması nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını, bu hususta Çerkezköy C.Başsavcılığı'nın 2016/2516 sayılı sor. dosyasının derdest olduğunu, şirketin hakim hissedarların dürüstlük kuralına riayet etmediklerini, şirket zararına bir çok usulsüz işlem yaptıklarını belirterek davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, aksi takdirde müvekkillerinin şirketten çıkarılmalarına ve hisselerine karşılık gelen gerçek değerden ayrılma akçelerinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacılar vekili 12/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile şirketin feshine, aksi takdirde müvekkillerinin davalı şirketten çıkarılmalarına, müvekkillerinin hisselerine karşılık gelen gerçek değer üzerinden ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı Mustafa ...'ın yönetimde aktif rol almadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, uzun yıllar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, kararlarda müzakeresi ve imzasının bulunduğunu, Bakırköy 1. ATM nin 2015/221 sayılı dosyada davacıya davalı şirketin ticari defter, kayıt ve yazışmaları hakkında bilgi alma ve inceleme hakkı tanındığını, davacının İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi'nin ... Esaslı mahkeme ilamında yer almayan hususların yazılması nedeniyle icra emrinin iptaline karar verildiğini, davacının ticari defterlerin sunulmadığı ve mağdur edildiği iddiasının doğru olmadığını, şirketin sürekli zarar ettiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, dönem dönem kar kadar zarar da edilebileceğini, bunun fesih için haklı sebep olmadığını, örtülü kazanç transferi ile zarar uğratıldığı iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, şirket gayrimenkulünün araştırma yapılarak olabilecek en iyi fiyata satıldığını, davacıların sermaye arttırım borcunu ödemeleri nedeniyle ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiğini, haklı fesih sebeplerinin olmadığını belirterek davanın reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacıların paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece 28/01/2021 tarihli kararla (2016/298 E. 2021/94 K.); şirketin feshi ya da haklı sebeple çıkmak için nedenlerin oluşmadığı, kar payının dağıtılmadığı veya bilgi alma hakkının engellendiği, şirket organlarının toplanamadığı yönündeki iddiaların haklı fesih sebebi olmadığı, TTK 124/2 maddesi uyarınca sermaye şirketi olan anonim şirketlerde kişisel sebeplerin ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmasının gerektiği, davacıların kazanç aktardığı iddia edilen şirketlerle sadece ticari ilişkisinin olduğu, kazanç aktarıldığı iddiasının ispatlanamadığı, şirketin bir dönem zarar etmesini haklı fesih sebebi olmayacağı, şirkete ait taşınmazın değerinin altında satılmasının başlı başına şirketin feshi sebebi olmayacağı, gerekirse sorumluluk davası açılabileceği, davacı Mustafa ...'ın son döneme kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığı ve iddia edilen bir çok olayın bu dönemde gerçekleştiği, yönetim kurulu üyeliğinden azli sonrası bunları ileri sürmesinin iyiniyetli olmadığı, davacıların ileri sürdüğü sebeplerin hiçbirinin feshi gerektirecek ağırlıkta haklı sebep teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü kişisel nedenlerin şirketin feshini gerektirmediği gibi alternatif çözüm yoluna da gidilemediği, şirketin sermaye şirketi olması nedeniyle hissedarlar arasında husumet bulunsa da şirketin faaliyetinin devamı için çoğunluğun iradesinin yeterli olduğu, davacının açtığı davaların büyük çoğunluğu genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne ilişkin olup bunun kanundan kaynaklanan hak ve yetkinin kullanılmasına yönelik olduğu, alternatif çözüm için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 12/10/2023 tarihli (2021/662 E.
2023/1547 K.) kararıyla; davalı şirketin çok uzun yıllardır kar dağıtmayıp zararda olduğu, dava dilekçesinde ileri sürülen 22.04.2015 tarihinde yapılan gayrimenkul satışının yapılması nedeniyle kar elde ettiği, davalı şirketin, diğer ortaklarca kurulan şirketlerle yoğun ticaretinin bulunduğu, aile şirketi olması nedeniyle taraflar arasında varlığı kabul edilen husumetin zamanla derinleştiği, ortaklığın sürdürebilirliğinin kalmadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacılar yönünden haklı sebeplerin olduğu, ancak haklı sebebi yaratan durumun giderilmesi için mahkeme kabulünün aksine davacıların sürekli haklarını korumak için dava açmalarının beklenemeyeceği, somut durumda ortaklar arasındaki husumetin ceza davası boyutuna geldiği, davacıların şirket işleyişi dışında tutulduğu, davacıların ortak iseler de bir menfaat elde edemedikleri, dava dışı ortakların kurduğu şirketlere özellikle şirketin zarara uğradığı dönemde yoğun satışların olduğu, genel kurul toplantısına polisin müdahale ettiği, önce ıskat arkasından sermaye artırımı yapılarak fesih davasından kurtulmaya çalışıldığı, davacıların azınlık hissesine sahip olup hakim ortak ve onun tarafında yer alan diğer ortaklarca davacılar yönünden sistematik olarak çoğunluk gücünün kötüye kullanılması sayılabilecek işlemler yapıldığı, davacıların hukuka aykırı işlemler için sürekli dava açması gerektiği yolundaki gerekçenin yerinde olmadığı, ortaklığın devamının çekilmez hal aldığının kabulü gerektiği, davacıların haklı sebebin gerçekleşmesinde ağır veya eşit kusurlu sayılamayacakları gözetildiğinde, davacılar yönünden TTK'nın 531.
maddesindeki haklı sebebin oluştuğu, ancak şirket faal olup tasfiyesi yerine alternatif çözüm yollarından davacıların paylarının gerçek değerinin ödenmesi karşılığı şirketten çıkarılmalarına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile karara en yakın tarih itibari ile çıkma payının hesaplanması gerektiğinden bu doğrultuda inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece; davalı şirketin haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğu anlaşılmakla birlikte TTK'nın 531.
maddesi uyarınca feshin son çare olup anılan madde hükmüne göre mahkemenin kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, 99.272.518,72-TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı Mustafa ...'a, 1.002.752,71-TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı Tülay ...'a ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; davanın ortaklıktan çıkması için haklı sebep oluşmadığını, başka bir dava ve talep konusu olabilecek ve başka hukuki yollarla giderilmesi olanaklı hususların haklılık değerlendirilmesinde esas alınmasının mümkün olmadığını, şirketlerin çoğunluk hissesine bağlı bir yapılanma olduğunu, davacıların bu durumu bilerek şirkete ortak olduğunu, bu nedenle çoğunluğun hak ve menfaatlerine üstünlük tanınması gerektiğini, ortaklar arasındaki kişisel nedenlerin şirketin feshini gerektirmediğini, mahkemenin şirketin feshi yerine ortaktan çıkmaya karar verilmesinin de yerinde olmadığını, şirketin faaliyetinin sona ermiş olmasının geçici bir durum olmadığını, yasanın öngördüğü fesih seçeneğinin değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, son bir yıllık ticari kayıtların ve sigortalı çalışanların araştırılması halinde bu durumun tespit edilebileceğini, 30.06.2025 tarihli genel kurulunda alınan ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen kararlar uyarınca şirkete ait ve faaliyet gösterdiği gayrimenkulün şirketin üretime yönelik faaliyetlerinin tamamen durdurulması ve yeniden amacı doğrultusunda faaliyete geçmesinin mümkün olmaması hususu nazara alınarak, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı suretiyle bir müteahhite verilmesine dair karar alındığını, yine şirkete ait makine, ekipman ve taçhizatların da satılmasına karar verildiğini, bu kararların şirketin tasfiyesini gerektiren kararların alınmasını gerektirecek nitelikte olduğunu, bu nedenle şirketin feshi yerine karara en yakın tarihteki çıkma payına hükmedilmesinin müvekkili şirkete uygulanması mümkün olmayan bir yol olduğunu, tüm çalışanlar tarafından şirkete dava açılmış olması karşısında şirketin faaliyetine devam edip edemeyeceğine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, mahkemenin doğrudan çıkma kararı vermesinin hatalı olduğunu,bilirkişiler tarafından makine ve teçhizat yerinde incelenmeden rapor hazırlandığını, fiyatların belirlenmesinde gerçek piyasa değerleri yerine afaki değerlerin yazıldığını, listede yer alan bir çok ürünün ömrünü tamamladığını, şirketin gayrifaal olması nedeniyle işletmenin faaliyetinin bulunmadığının esas alınması suretiyle değerleme yapılması gerektiğini, bilirkişiler tarafından gayrimenkul için de yerinde fiilen inceleme yapılması ve gayrimenkulün fiili durumu ve yasal durumunun incelenmesi suretiyle, piyasadaki gerçek değerinin belirlenmesi gerektiğini, bilirkişilerin raporda emsal olarak belirtikleri taşınmazların nerede olduğu ve mevcut durumu bilinmediği gibi müvekkili şirkete ait taşınmaza emsal olmasının da mümkün olmadığını, şirkete ait gayrimenkulün bulunduğu yer, fiilen uygulama yapılması halinde satılabilir inşaat alanı vs.gibi değeri etkileyen faktörlerin değerlendirilmediğini, şirketin fiilen durduğunu, bilirkişilerin gayrimenkul üzerinde bulunan yapılar için tayin ettiği değerin gerçeklikten uzak olduğunu, yapılacak proje için üzerinde bulunan yapıların korunmayarak yıkılmasının söz konusu olduğunu, davalı şirketin fiilen faaliyetini sona erdirmesi sebebiyle şirketin sahibi gözüktüğü markanın ekonomik bir değeri bulunmadığını, pasiflerin güncel tutarlarının esas alınmamasının da doğru olmadığını, YK üyeleri hakkında SGK tarafından başlatılan takibin SGK kesintisi olarak gösterilen pasiflerden daha fazla olduğunu, raporda şirketin aktifinde gösterilen stokların gerçekte bulunmadığını, gayrifaal şirketin stokunun bulunmasının mümkün olmadığını, bilirkişiler tarafından stokların yerinde incelenmediğini, yıllara sari olacak şekilde ve üretim sebebiyle oluşan stok kayıplarının dikkate alınmadığını, ayrıca çıkma payına faiz yürütüleceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, şayet faize hükmedilecek ise yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davacıların dava dilekçesinde faiz talebi olmamasına karşın mahkemenin avans faizine hükmetmesinin HMK'nın taleple bağlılık hükümlerine aykırı olduğunu, mahkemece nispi harç tamamlanmadan maktu harçla karar verildiğini, davacı Tülay Korkmaz'ın fesih ve tasfiye davası açmak üzere yeterli hisseye sahip olmadığını, hüküm kesinleştiğinde davacılara ait ayrılma akçesinin ödenmesinden sonra şirket sermayesinin ne olacağının hükümde gösterilmediğini, şirket sermayesinde azaltıma gidilip gidilmeyeceği, çıkma payı ödenen hisselerin şirkete mi diğer ortaklara mı ait olacağı hususunda bir açıklık bulunmadığını, ortaklıktan çıkma için şartların oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, TTK 531. maddesi uyarınca haklı nedenle anonim şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalı tarafça yargılama harçları nedeniyle adli yardım başvurusunda bulunulmuş ise de niteliği gereği maktu harca tabi davada istinaf başvurusu için maktu harç yatırılması yeterli olduğu ve maktu istinaf harcının yatırıldığı anlaşılmakla davalının adli yardım başvurusunun konusu bulunmadığından davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerin incelenmesine geçilmiştir. Mahkemece; ortaklığın devamının çekilmez hal aldığı, davacıların haklı sebebin gerçekleşmesinde ağır veya eşit kusurlu sayılamayacağı, davacılar yönünden TTK'nın 531. maddesindeki haklı sebebin oluştuğu, ancak menfaatler dengesi açısından davacıların ortaklıktan payının gerçek değeri karşılığı çıkarılmasının olduğu gerekçesiyle davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, 99.272.518,72-TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı Mustafa ...'a,1.002.752,71-TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacı Tülay ...'a ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı istinaf kanunyoluna davalı vekili tarafından müracaat edilmiştir. TTK'nın 531. maddesi uyarınca anonim şirkette haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az 1/10 una sahip pay sahibi, şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Eldeki davada mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacıların sermaye payı toplamının 1/10 pay sınırını geçtiği anlaşılmakla davalı vekilinin davacılardan Tülay ...'ın davayı açmak üzere yeterli hisseye sahip olmadığı iddiası yerinde görülmemiştir.TTK'nın 531. maddesi kapsamında haklı sebebin gerçekleşmediği ileri sürülmüş ise de Dairemizin önceki kararında da belirtildiği üzere; davalı şirketin uzun yıllardır kar dağıtmayıp zararda olduğu, 22.04.2015 tarihinde yapılan gayrimenkul satışının yapılması nedeniyle kar elde ettiği, davalı şirketin, diğer ortaklarca kurulan şirketlerle yoğun ticaretinin bulunduğu, aile şirketi olması nedeniyle taraflar arasında varlığı kabul edilen husumetin zamanla derinleştiği, ortaklığın sürdürebilirliğinin kalmadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacılar yönünden haklı sebeplerin olduğu, ancak haklı sebebi yaratan durumun giderilmesi için davacıların sürekli haklarını korumak için dava açmalarının beklenemeyeceği, somut durumda ortaklar arasındaki husumetin ceza davası boyutuna geldiği, davacıların şirket işleyişi dışında tutulduğu, davacıların ortak iseler de bir menfaat elde edemedikleri, dava dışı ortakların kurduğu şirketlere özellikle şirketin zarara uğradığı dönemde yoğun satışların olduğu, genel kurul toplantısına polisin müdahale ettiği, önce ıskat arkasından sermaye artırımı yapılarak fesih davasından kurtulmaya çalışıldığı, davacıların azınlık hissesine sahip olup hakim ortak ve onun tarafında yer alan diğer ortaklarca davacılar yönünden sistematik olarak çoğunluk gücünün kötüye kullanılması sayılabilecek işlemler yapıldığı, davacıların hukuka aykırı işlemler için sürekli dava açması gerektiği yönündeki savunmanın yerinde olmadığı, ortaklığın devamının çekilmez hal aldığının kabulü gerektiği, davacıların haklı sebebin gerçekleşmesinde ağır veya eşit kusurlu sayılamayacakları gözetildiğinde, davacılar yönünden TTK'nın 531 maddesindeki haklı sebebin oluştuğu açıktır.
Dolayısıyla haklı sebebin oluşmadığına dair itirazlar yerinde değildir.30/06/2025 tarihli genel kurul toplantısında; şirketin faaliyet gösterdiği gayrimenkulün, şirketin üretime yönelik faaliyetlerinin durdurduğundan ve yeniden faaliyete geçmesinin mümkün olmadığından bahisle kat karşılığı inşaat sözleşmesi veya hasılat paylaşımı ile müteahhide verilmesine, şirketin makine ekipman ve teçhizatların satılmasına dair karar alındığı, bu kararın şirketin tasfiyesi sonucunu doğuracak nitelikte olduğu, bu nedenle şirketin feshi yerine ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi kararının somut olaya uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup;
TTK'nın 531. madde düzenlemesinde ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Şirketlerin sermaye olarak kayba uğramadığı sürece kâr elde etmek üzere gerektiğinde farklı iştigal sahalarında faaliyet göstermesine engel bulunmadığı, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Şirketin aktifinde önemli yeri olan şirkete ait fabrikanın bulunduğu arsa ve binanın değeri, emsal satış ilanları ile çevrede bulunan emsal nitelikte olan taşınmazların olumlu ya da olumsuz durumları, çevresel faktörler ve piyasa koşulları da nazara alınmak suretiyle belirlenmiş, davalı tarafça bilirkişilerin değerlemeye dayanak aldığı unsurlara ilişkin somut bir itiraz ileri sürülmemiştir.
Aynı şekilde makine, teçhizat ve ekipmanlardan hangilerinin ekonomik ömrünü tamamladığı veya değerinin hatalı hesaplandığı hususunda somut bir itiraz bulunmamaktadır. Fabrika binasının ve şirketin markasının ekonomik değeri olmayacağı belirtilmiş ise de şirketin rayiç değer tespitinde şirketin aktifini oluşturan maddi ve gayrimaddi malvarlığının halihazırdaki durumuna göre değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bu nedenle şirkete ait taşınmazın değeri hesaplanırken bina değerinin de dikkate alınması, ayrıca gayrimaddi malvarlığı unsurlarından şirkete ait markanın değerinin de ilave edilmesi yerindedir. Aynı şekilde şirketin pasifinde yer alan unsurların güncel duruma göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede şirketin aktif ve pasifi güncel duruma göre belirlenmiş olup davalı tarafça ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça, çıkma payı ödenen hisselerin mülkiyetinin şirkete mi yoksa diğer ortaklara mı ait olduğunun kararda belirtilmediği, ayrılma akçesinin ödenmesinden sonra şirket sermayesinin ne olacağının gösterilmediği, hükmün eksik olduğu diğer bir istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de şirket tarafından iktisap edilecek hisselerle ilgili herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi TTK'nın 379 ve 382/1 maddesi kapsamında şirketin kendi hisselerini iktisap yasağına aykırı bir yön de bulunmamaktadır. Her ne kadar dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden ıslah yolu ile faiz talep edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de davanın başlangıcında faiz talep etmeyen davacının ıslah ile faiz talep etmesine engel bulunmadığı (Yarg.
15. HD'nin 28/06/2016 tarih, 2016/1046-3719 sayılı; Yarg.
3. HD'nin 04/03/2021 tarih, 2020/8977 E. 2021/2307 K. sayılı içtihadı), kaldı ki davanın niteliği gereği ayrılma akçesine mahkemece şirketin devamlılığının sağlanması için alternatif çözüm yolu olarak hükmedilebileceği, mahkemenin takdirine bağlı olan bu durum nedeniyle faiz hususunda iddianın genişletilmesi yasağının uygulanamayacağı; alacak talebinin ticari iş niteliğindeki şirketi hukukuna dayalı olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinin doğru olduğu anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Ancak dava, şirketin feshi istemine ilişkin olup, mahkemenin takdiri ile uygun çözüm olarak davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiğinden, davanın maktu harca tabi olduğu gözetilmeden davalı şirket aleyhine nispi harca hükmedilmesi, buna bağlı olarak nispi vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır (Yargıtay 11.
HD'nin 2024/203 E. 2024/9339 K.; 2022/2452 E. 2023/6066 K. Sayılı içtihatları). Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf dilekçesinde gösterdiği nedenlerle sınırlı olarak yapılan incelemede, harca ilişkin re'sen tespit edilen nedenden ötürü davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kabulüne, şirketin feshi koşulları oluştuğundan alternatif çözüm olarak davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte 99.272.518,72-TL çıkma payı alacağının davacı Mustafa ...'a, 1.002.752,71-TL çıkma payı alacağının davacı Tülay ...'a ödenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2025 Tarih 2023/1108 Esas - 2025/615 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
1- Davalı şirketin haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğu anlaşılmakla birlikte; TTK 'nun 531. Maddesi uyarınca feshin son çare olup anılan madde hükmüne göre kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği göz önüne alınarak, davanın kabulü ile; davacıların, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 125029-0 sicil numarasında kayıtlı ... ... Alüminyum San AŞ ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine,2-99.272.518,72-TL çıkma payı alacağının 03/07/2025 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı Mustafa ...'a verilmesine,3-1.002.752,71-TL çıkma payı alacağının 03/07/2025 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı Tülay ...'a verilmesine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından yatırılan 29,20-TL nin mahsubu ile kalan 586,20-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 58,40-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacılar tarafından sarf edilen 45.500-TL bilirkişi ücreti, 2.986,88-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 47.986,88-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davacılar vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davalı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacılar tarafından sarf edilen 30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/855 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi