6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TMSF kayyım işlemlerinin iptali davasında yargı yolu sorunu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2159 E. 2023/1620 K. · · İlk derece: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Davacının nitelemesi: Yargı Yolu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

6758 sayılı Kanun kapsamında TMSF'ye ve ilişkili Bakana verilen yetkiler çerçevesinde, kayyım atanan şirketlerin varlıklarının/hisselerinin satışına ilişkin Fon Kurulu kararı, kamu gücü kullanılarak tek taraflı olarak alınmış idari bir karar niteliğindedir; bu nitelikteki karar ve buna bağlı satış işlemlerinin iptali istemine ilişkin uyuşmazlıkların çözümü idari yargının görev alanına girer, adli yargıda açılan bu tür davalar yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davanın tabi olduğu yargı yolu - adli yargı mı idari yargı mı → ret

İddia: Davacı vekili, CMK m.133/3 uyarınca kayyımın işlemlerine karşı görevli mahkemeye TMK ve TTK hükümlerine göre başvurulabileceğini, davaya konu kayyım işlemlerinin TTK'da düzenlenen işlemlere ilişkin olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu konuda kararının bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin dayandığı İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay kararına aykırı ve başka bir hususa ilişkin olduğunu, ağır ceza mahkemesinin de asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna hükmettiğini ve bu kararın kesinleştiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: 6758 sayılı Kanun'un 19/3. maddesine göre kendisine kayyım atanan şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespiti halinde şirketin veya varlıklarının satılmasına TMSF'nin ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir; 19/9 ve 19/10. fıkralarına göre genel kurul yetkileri TTK hükümlerine tabi olunmaksızın Bakan tarafından kullanılabilir ve bu yetkiler TMSF Başkanına veya Fon Kuruluna devredilebilir. Kanun'un 20/1. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile Fona verilen yetkiler, bu Kanun kapsamındaki kayyımlık görevi ile satış/tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanır. Yetki Devri Yönergesi'nin 5. maddesinin (c) ve (ç) bentleri ile şirket veya varlıkların satılmasına karar verme yetkisi ve TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanma yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir. Dava konusu Ticari ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı da bu mevzuat kapsamında yayımlanmıştır. İdari işlem, idarenin hukuk aleminde değişiklik/yenilik doğuran açıklamasıdır ve idari makamca verilmiş olması ile idare hukuku alanındaki idari faaliyete ilişkin olması gerekir; idari makamların kamu gücü kullanımı, bireylerin iradesinden bağımsız, tek yanlı olarak hukuki sonuç yaratabilecek işlemler yapabilme yetkisi tanır, bu nedenle kamu gücü kullanımından doğan uyuşmazlıklar idari yargı yerinde görülür. Bankacılık Kanunu m.111 uyarınca TMSF kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluştur. TMSF Fon Kurulu'nun taşınmazların/varlıkların satışına ilişkin izin kararı ve buna bağlı işlemler, 6758 sayılı Kanunla verilen görevin ifası amacıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı alınmış idari bir karardır; bu nedenle bu karar ve işlemlere ilişkin uyuşmazlığın çözümü idari yargının görev alanındadır. HMK'nın 114/1. maddesinde yargı yolunun caiz olması dava şartları arasında sayıldığından, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TMSF'nin 6758 sayılı Kanun kapsamında kayyım olarak atandığı şirketlerin varlık/hisse satışına ilişkin Fon Kurulu kararlarının idari işlem niteliğinde olduğu ve bu kararlara karşı açılan iptal davalarının idari yargının görev alanına girdiği yönündeki tespit açısından emsal niteliktedir; kararda ayrıca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun aynı yöndeki kararına atıf yapılmıştır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Yargı yolunun caiz olması - TMSF'nin kayyım olarak yürüttüğü görev kapsamında kamu gücü kullanılarak aldığı Fon Kurulu kararı ve buna bağlı satış işlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda, bu işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan adli yargıda yargı yolu caiz değildir; bu durumda dava, HMK m.114/1-b ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yolu dava şartı idari işlem kayyım TMSF Fon Kurulu kararı ticari ve iktisadi bütünlük kamu gücü kullanımı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2159

KARAR NO 2023/1620

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/03/2022

NUMARASI 2022/8 Esas - 2022/232 Karar

DAVA

TMSF (Kayyım) İşleminin İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/10/2023

Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/08/2016' da müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/93584 Soruşturma sayılı dosya üzerinden "Malvarlığı Değerlerine El Konulmasına" dair karar verildiğini, söz konusu kararın aynı gün İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3986 Değişik İş sayılı kararı ile onandığını, ardından 02/12/2016'da İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafindan 2016/7525 D. İş sayılı kararla başvurucunun 18/08/2016 tarihli karar ile el konulan tüm malvarlığı değerleri yönünden davalı TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, müvekkilinin malvarlığı değerlerine el konulması ve kayyım atanması kararlarının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hissedarı olduğu ...

Ticaret A.Ş.'ye (... A.Ş.) kayyım olarak atanan davalı TMSF ve "Kayyım Sıfatıyla Tasarruf yetkisini Haiz" yöneticiler olan diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından ... A.Ş.'nin satışı hakkında alınan Fon Kurulu Kararı, İhale Şartnamesi ve satış işlemlerinin denetlenerek, öncelikle “yoklukla malul bu devir işlemlerinin” dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalıların söz konusu işlemlerinin hukuka aykırı olduklarının tespiti ile alınan Fon Kurulu kararının iptalini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davaya konu taleplerin kamu kurumu olan müvekkili kurumun görev alanına giren hususlar olduğunun açık olduğunu, bu taleplerin adli yargıda görülemeyeceğini, davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu; davacının hissedarı olduğu ... A.Ş.'nin satışına ilişkin olarak 21/12/2021 tarih ve 31696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ilanın dayanağı olan TMSF Fon Kurulu kararının ve satışa ilişkin şartnamenin yürütmesinin durdurulması ile iptali talebiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nde 2022/14 E. sayılı dosyasıyla davacının Kurum aleyhine dava açtığını, o davada ayrıca işlem tesis eden yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının talep edildiğini, belirtilen davanın derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını;

TMSF'nin kayyım atandığı şirketler ve mal varlıkları hakkında ticari iktisadi bütünlük oluşturma ve satış kararı alma yetkisi bulunduğunu, ... hisseleri ticari ve iktisadi bütünlüğünün 19/01/2022 tarihinde yapılacak olan ihalesinin 23/02/2022 tarihine ertelendiğini, ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulması ve satış kararlarının hukuka uygun olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddialarının haksız, mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, mülkiyet hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını belirterek, öncelikle davanın usulden reddine. Onun kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, yargı kararları ve ilgili KHK ile yasal mevzuat kapsamında TMSF'nin ve kayyım olan müvekkilin dava konusu kararlar bakımından yetki ve görevleri doğrultusunda hukuka uygun şekilde hareket ettiğini, dava konusu işlemlere dair davacının mevcut aşamada dava ehliyeti bulunmadığını, TMSF tarafından kayyım olarak atanan müvekkilinin dava konusu talep ve iddiaların bireysel anlamda muhatabı olmayacağından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacı hakkında devam eden kovuşturma kapsamında alınan kararlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın aktif husumet bulunmaması ve müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığından usulden reddine, bunun kabul edilmemesi durumunda esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, somut olayda ceza mahkemesi kararıyla yönetimine el konularak davacının hissedarı olduğu dava konusu şirkete kayyım olarak atanan davalı TMSF'nin kamu kurumu olduğu, diğer davalıların da TMSF adına kayyım olarak hareket ettiği, dava konusu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin kararın idari işlem niteliğinde olması, TMSF'nin kayyım olarak atandıktan sonra aldığı ticari ve iktisadi bütünlük kararı ile bu karar gereğince davacının şahsi mal varlığının satılmasına ilişkin davalı TMSF ve kayyım olan diğer davalılar tarafından alınan kararın iptali talebi yönünden inceleme yapma yetki ve görevinin idare mahkemelerine ait olduğu ve dava şartı olan yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmadığından HMK m.115/2 gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.133/3'e göre kayyımın işlemlerine karşı görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabileceğinin düzenlendiğini, işbu davanın da TTK hükümlerine göre ticari bir dava olarak düzenlendiğini, davaya konu kayyım işlemlerinin açık bir şekilde TTK'da düzenlenen işlemlere ilişkin olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin de bu konuda kararının bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin kararına dayanak olarak gösterilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay kararına aykırı ve başka bir hususa ilişkin olduğunu, ağır ceza mahkemesince de asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna hükmettiğini ve söz konusu kararın da kanun yolundan geçerek kesinleştiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının ortağı olduğu dava dışı şirkete kayyım olarak atanmış olan TMSF'nin ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisini haiz yöneticiler tarafından dava dışı şirketin satışına ilişkin olarak alınan Fon Kurulu Kararı, ihale şartnamesi ve satış işlemlerinin denetlenmesi, bu işlemlerin durdurulması, hukuka aykırı olduklarının tespiti ile iptalleri istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinin netice talep kısmında; TMSF'nin ve diğer davacıların dava dışı şirket hisselerinin satış ve devrine yönelik olarak tesisi edilen tüm karar, iş ve işlemlerinin denetlenmesi; hukuka aykırılıkların daha iyi anlaşılabilmesi için TMSF ve diğer davacılardan, dava dışı şirketlerle ilgili bir kısım işlem ve tasarruflarla ilgili belirtilen hususların sorulması;

davalılar tarafından gerçekleştirilen karar, iş ve işlemlerin hukuken yoklukla malul olduklarına ve hukuka açıkça aykırı olduklarının tespiti ile iptallerine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, yukarıdaki gerekçe ile davanın yargı yolu ve görev yönünden reddine karar verilmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık, davanın tabi olduğu yargı yolu noktasındadır. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun m.19/3'te, kendisine kayyım atanan şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF'nin gözetiminde, TMSF'nin ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya CMK'nın 128 inci maddesinin 10.

fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF'nin ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği düzenlenmiştir.Anılan Kanun m.19/9'da, TMSF'nin kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkilerinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın TMSF'nin ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabileceği, 10. fıkrada ise, TMSF'nin ilişkili olduğu Bakanın, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen TMSF Başkanına veya Fon Kuruluna devredebileceği kabul edilmiştir. Kanun'un 20/1. maddesinde de, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun ile ...na verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir.

Başbakanlık tarafından onaylanan 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19. maddesi kapsamında hazırlanan Yetki Devri Yönergesi’nin “Devredilen Yetkiler” başlıklı 5’inci maddesinin (c) ve (ç) bentleri ile “şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi” ve "gerektiğinde TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanabilme yetkisi" Fon Kuruluna devredilmiştir. 31696 sayılı ve 21/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış TMSF “... Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” Satış Komisyonu Başkanlığı tarafından yapılmış Ticari ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı'nda "...’nun (“Fon”) şahsi malvarlığına/hissesine kayyım olarak atandığı gerçek kişiler ile Fon’un kayyım olarak atandığı şirketlerin, ...

Ticaret A.Ş., ... Ticaret AŞ ve ... AŞ’de bulunan hisselerinden Fon Kurulu Kararı ile oluşturulan ve satışına karar verilen ... Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 19 ve 20’nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134’üncü maddesi ve ... Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde (“Şartname”) belirtilen kayıt ve şartlarla satışa" çıkarılmıştır.

İdari işlem; idarenin, hukuk âleminde değişiklik, yenilik doğuran idare açıklaması olup, bir tasarruf veya kararın idari işlem sayılabilmesi için, idari makamca verilmiş olması ve idarenin, idare hukuku alanında gördüğü idari faaliyete ilişkin olması gerekmektedir. İdari makamların, idari faaliyetin görülmesi sırasında kullandıkları kamu gücü ise, söz konusu makamlara, bireyler ile girdikleri ilişkilerde, onların iradesinden bağımsız bir şekilde, hatta karşıt iradelerine rağmen, tek yanlı olarak hukuki sonuçlar ve etkiler yaratabilecek işlemler yapabilme yetki ve yeteneği tanıdığından, kamu gücünün kullanılmasından doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. Bankacılık Kanununun 111.

maddesinde, TMSF'nin kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluş olduğu kabul edilmiştir. TMSF Fon Kurulu'nun taşınmazların satışına izin kararı ve buna bağlı işlemler, kamusal mahiyette 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevin ifası amacıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı olarak alınmış idari bir karardır. Buna göre, 6758 sayılı Kanundan kaynaklanan ve davaya konu idari karar-işlemlere ilişkin uyuşmazlığın çözümü de idari yargının görev alanında bulunmaktadır (Aynı yönde bkz. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2022/1237 E., 2022/2728 K. sayılı ve 05/10/2022 tarihli ilamı). Bilindiği gibi HMK'nın 114/1. maddesinde, yargı yolunun caiz olması ve yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır.

Mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.23/10/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/85062 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6504 E. 2024/7488 K. · Onandı

Kayyım TMSF'nin satış kararında yargı yolu idari yargıdır

Gerekçe özeti

Ceza mahkemesi kararıyla yönetimine el konulan şirkete kayyım olarak atanan TMSF bir kamu kurumu olup, kayyım sıfatıyla aldığı ticari ve iktisadi bütünlük kararı ile buna dayalı satış kararı idari işlem niteliğindedir; bu işlemlerin denetlenmesi ve iptali istemlerinde yetki ve görev idare mahkemelerine aittir. Adli yargıda açılan dava, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Emsal değeri

Kayyım olarak atanan TMSF'nin ticari ve iktisadi bütünlük ile satışa ilişkin kararlarının idari işlem sayılıp idari yargıda denetleneceği, adli yargıda açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından usulden reddedileceği yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: TMSF kayyım Fon Kurulu kararı ticari ve iktisadi bütünlük idari işlem yargı yolu dava şartı usulden ret

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/6504 E.  ,  2024/7488 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2159 Esas, 2023/1620 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/8 E., 2022/232 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;18.08.2016 tarihinde müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/93584 soruşturma sayılı dosya üzerinden malvarlığı değerlerine el konulmasına dair karar verildiğini, ardından İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafindan 2016/7525 D. İş sayılı kararla el konulan tüm malvarlığı değerleri yönünden davalı TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, müvekkilinin malvarlığı değerlerine el konulması ve kayyım atanması kararlarının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hissedarı olduğu ... Gaz Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye kayyım olarak atanan davalı TMSF ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisini haiz yöneticiler olan diğer davalılar tarafından ... Gaz A.Ş.'nin satışı hakkında alınan Fon Kurulu Kararı, İhale Şartnamesi ve satış işlemlerinin denetlenerek, davalıların söz konusu işlemlerinin hukuka aykırı olduklarının tespiti ile alınan Fon Kurulu kararının iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalılar TMSF, ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin adli yargıda görülemeyeceğini, davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, davacının hissedarı olduğu ... Gaz A.Ş.'nin satışına ilişkin olarak 21.12.2021 tarihli TMSF Fon Kurulu kararının ve satışa ilişkin şartnamenin iptali talebiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nde 2022/14 E. sayılı dosyasıyla davacının Kurum aleyhine dava açtığını, belirtilen davanın derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, TMSF'nin kayyım atandığı şirketler ve mal varlıkları hakkında ticari iktisadi bütünlük oluşturma ve satış kararı alma yetkisi bulunduğunu, davacı iddialarının haksız, mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, mülkiyet hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu kararlar bakımından yetki ve görevleri doğrultusunda hukuka uygun şekilde hareket ettiğini, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, TMSF tarafından kayyım olarak atanan müvekkilinin dava konusu talep ve iddiaların bireysel anlamda muhatabı olamayacağını, davacı hakkında devam eden kovuşturma kapsamında alınan kararlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, somut olayda ceza mahkemesi kararıyla yönetimine el konularak davacının hissedarı olduğu dava konusu şirkete kayyım olarak atanan davalı TMSF'nin kamu kurumu olduğu, diğer davalıların da TMSF adına kayyım olarak hareket ettiği, dava konusu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin kararın idari işlem niteliğinde olduğu, TMSF'nin kayyım olarak atandıktan sonra aldığı ticari ve iktisadi bütünlük kararı ile bu karar gereğince davacının şahsi mal varlığının satılmasına ilişkin davalı TMSF ve kayyım olan diğer davalılar tarafından alınan kararın iptali talebi yönünden inceleme yapma yetki ve görevinin idare mahkemelerine ait olduğu ve dava şartı olan yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince yargı yolu caiz olmadığından aynı Kanun'un 115 nci maddesinin ikinci fıkras gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının ortağı olduğu dava dışı şirkete kayyım olarak atanmış olan TMSF'nin ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisini haiz yöneticiler tarafından dava dışı şirketin satışına ilişkin olarak alınan Fon Kurulu Kararı, ihale şartnamesi ve satış işlemlerinin denetlenmesi, bu işlemlerin durdurulması, hukuka aykırı olduklarının tespiti ile iptalleri istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6100 sayılı Kanun'un 114, 115 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.